LİMON İLE CİLT BAKIMI VE LİMONUN CİLDİMİZE FAYDALARI

Limon eskiden beri cilt bakımında bilerek veya bilemeyerek, kullanılır. Ben çocukken hatırlarım, çevremdeki kadınların çoğu, limonu salatalar veya yemeklere sıktıktan sonra, kalan posalı kısmını ellerine ve yüzlerine süreler, hatta bunun ciltlerini yumuşattığını güzelleştirdiğini söylerlerdi. Bilerek veya bilmeyerek ciltlerine iyilik yapıyorlarmış. Bunu şimdilerde anlayabiliyorum. Sizlere limon ile yapılabilecek bir peeling tarifi vermek istiyorum. Çünkü, Limonun içerdiği asitler cilde aynı zamanda peeling görevi yapabilir. Dirsek, diz ve tabanlarda oluşan sert derileri size şimdi verecek olduğumuz limon reçetesi ile yumuşatarak, pürüzsüz görünmesini sağlayabilirsiniz.
LİMON PEELİNGİ :
Bir çorba kaşığı limon suyu ile iki çorba kaşığı balı kısık ateşte hafifçe ısıtın. Ocaktan alındıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin. Hazırlanan karışım soğuduktan sonra kuruyan ve çatlayan cildin üstüne sürün. 20 dakika beklettikten sonra peeling yaptığınız bölgeyi su ile temizleyin. Son olarak temizlediğiniz bu bölgeyi limon kabuklarıyla ovalıyın. Bu işlem sonunda deriniz taptaze ve pürüzsüz olacaktır.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , ,

Düşük Hapı & Düşük İğnesi Nedir?

“Gebeliği sonlandırılmak için kürtaj dışında bir yöntem yok mu?”
“Düşük hapı ya da iğnesi yok mu”

Sorunun cevabı EVET, düşük hapı var. Ancak bu hap ülkemizin de dahil olduğu pekçok ülkede satışta değil. Aslına bakalırsa hap uzun zamandır Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde, ve 2000 yılının sonlarından beri Amerika Birleşik Devletlerinde kullanılmasına rağmen güvenilirliği ve kullanım kolayılığı hala daha tartışmalı.

TARİHÇE

Gebeliği erken dönemlerde sonlandırıp düşüğe neden olduğu için düşük hapı olarak adlandırılan bu ilaç yaygın olarak RU486 olarak bilinmektedir. İlk kez Fransa’da Dr. Etienne-Emile Baulieu tarafından 1980 yılında geliştirilmiştir. RU486 adı etken maddeyi üreten ilaç firması olan Roussel-Uclaf’ın ilk harflerinden gelirken 486 ise madde ile ilgili seri numarasıdır. RU486 adı artık pek kullanılmamakta bunun yerine ilacın etken maddesinin adı olan mifepriston tercih edilmektedir.

Fransa ve Çin ilacın en fazla kullanıldığı ülkelerdir. Bunlar dışında 20′ye yakın ülkede kullanımı serbesttir. Ancak bu ilaç eczanelerden kolaylıkla temin edilebilecek bir ilaç değildir. Hemen her ülkede satışı ve kullanımında sınırlandırmalar bulunur ve sadece yetkili doktorlar tarafından verilir. Bazı ülkelerde kontrolü sağlayabilmek için her hapın üzerinde bir numara bulunur ve bu sayede hangi hapı hangi doktor ya da kliniğin satın aldığı bilinebilir.

Amerika Birleşik Devletleri mifepristonun kullanımına uzun yıllar onay vermemiştir. Bu kararda kürtaj karşıtı grupların çalışmaları büyük ölçüde etkili olmuştur. Hatta bu gruplar ilacı üreten firmanın 2. Dünya Savaşı’nda Hitler Almanya’sına ölüm gazlarını satan firmanın bir kolu olduğunu ve sadece bu nedenle bile kullanımına izin verilmemesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Kürtaj karşıtı grupların çalışmalarına rağmen yapılan uzun süreli klinik araştırmaların yanısıra kadın hakları savunucu grupların lobileri sonucu ülkenin ilaç ve gıda denetimi yapan ve bunların kullanılıp kullanılamayacağına karar veren en yetkili kuruluşu olan FDA (Food and Drug Administration) Eylül 2000′de ilacın ABD sınırları içinde belirli kurallar dahilinde kullanılmasına onay vermiştir.

Mifepriston ile ilgili düzinelerce bilimsel araştırma yapılmış olmasına karşın ilacın etkinliği ve güvenilirliği konusunda bilimsel arenada hala daha tartışmalar devam etmektedir.

DÜŞÜK HAPI NASIL ETKİ EDER?

Hamileliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi yumurtalıklardan salgılanan progesteron adı verilen hormona bağlıdır. Bu hormonun yokluğunda embryonun yerleştiği endometrium tabakası dökülür ve kanamayla atılır ve gebelik düşükle sonuçlanır. Mifepriston vücutta bulunan progesteronu bloke ederek etki gösteren sentetik bir anti-progesterondur. Mifepriston kullanıldığında sonuçta bir düşük olayı meydana gelir.

Tek başına kullanıldığında her zaman düşük gerçekleşmiyebilir. Tıpkı missed abortusta olduğu gibi bebek içeride ölür ancak rahim dışına atılamıyabilir. Bu durumda düşük hapının amacına ulaşabilmesi için rahim kasıcı başka ilaçlar ile birlikte kullanılması gerekir. Bu amaçla en sık, gerçekte bir ülser ilacı olan ancak ikinci etki olarak içerdiği prostoglandin nedeni ile rahim kasılmalarını başlatan başka bir ilaç kullanılır.

ETKİNLİĞİ NE KADAR?

Mifepriston tek başına kullanıldığında başarı şansı yani gebeliğin bir düşükle sonuçlanması olasılığı %60 civarındadır. Rahim kasılmalarını başlatan ilaçla birlikte kullanıldığında ise bu oran %92′ye çıkmaktadır. Ancak bu oranlar sadece 7 haftalığa kadar olan gebelikler için geçerlidir. Yapılan çalışmalar iki ilacın birarada kullanıldığı durumlarda 9. haftaya kadar kullanılabileceğini göstermektedir. Ancak bu haftalara ulaşıldığında kandaki progesteron seviyesi ilacın bloke edebileceğinden daha fazla olduğu için başarı şansı azalır.

NASIL KULLANILIYOR?

Mifepriston kullanımı korunmasız bir ilişki sonrası alınan haplar şeklinde uygulanan acil doğum kontrolü değildir. Ayrıca düşük hapı ile istenmeyen bir gebeliği sonlandırmak,ağrı kesici alıp başğarısını dindirmek kadar kolay bir işlem de değildir. Aslında ilacın kadınlar ve doktorlar arasında yaygın olarak tercih edilmemesinin temel nedeni de zahmetli olması ve işlemin uzun sürmesidir. İstenmeyen gebeliğin ilaç yardımı ile sonlandırılması 14 gün kadar sürebilir ve en az 3 kere doktor ziyareti yapılması gerekir. İşlemin 3 temel aşaması vardır.

İlk aşama kürtaj olmak isteyen kadının tam bir muayenesidir. Tıbbi özgeçmişinin irdelenmesi ve ilacın kullanımına engel bir durumun olamadığı anlaşıldıktan sonra jinekolojik muayene ve inceleme yapılarak dış gebelik olmadığı ve bebeğin 7 haftadan büyük olmadığı saptanır. Daha sonra kişiye uygulama şekli, olası yan etkileri konusunda bilgi verilir, işlemi ve potansiyel yan etkilerini anladığına, işlemin yapılmasına izin verdiğine ve gelmesi gereken günlerde kontrollere geleceğine dair yazılı bir form imzalatılır. Daha sonra hastaya 3 adet mifepriston hapı verilir. Kişi bu hapları doktorun gözetimi altında hemen yuttuktan sonra beklemeye başlır. Kişinin hapları alıp başka birisine vermemesi için doktorun gözü önünde yutması gerekir. Hastaların yaklaşık yarısında 24 saat içinde kanama başlar ve %3-6′sı ilk 48 saat içinde düşük yapar.

Kişi 48 saat sonra yeniden doktorunun yanına gider ve düşük olup olmadığı veya bebeğin hala daha canlı olup olmadığı incelenir. Eğer gebelik ürünü tamamen atılmadıysa düşüğün tamamlanması için gerekli olan prostoglandin hapı verilir. Rahim kasılmalarının neden olduğu ağrıların şiddetini azaltmak için ağrıkesiciler reçete edilebilir.Hasta daha sonra 4-6 saat kadar doktorun yanında bekler. Hastaların %90′ından fazlası bu süre içinde düşüğü gerçekleştirir. Dört altı saat içinde düşük olmayanlar ise evine gönderilir ve evde düşük yapması beklenir. Hastaya acil durumlarda ne yapması gerektiği konusunda bilgi verilir.

Yaklaşık 14 gün sonra hasta kontrole çağılırır. Bu kontrolde, düşüğün olup olmadığı, eğer olduysa içeride parça bulunup bulunmadığı, enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonların varlığı araştırılır. Eğer hala devam ediyorsa olası konjenital anomali riski nedeni ile gebeliğin kürtaj ile sonlandırılması önerilir. Komplikasyon varlığında uygun şekilde tedavi edilir.

YAN ETKİLER VE KOMPLİKASYONLAR

Yapılan çalışmalarda hastaların %99′unda aşağıdaki yan etkilerden biri ya da birden fazlasına rastlandığı gösterilmiştir.

Yan etki Görülme oranı %

  • Karın ağrısı ve kramp 97
  • Bulantı 67
  • Başağrısı 32
  • Kusma 34
  • İshal 23
  • Başdönmesi 12
  • Halsizlik 9
  • Bel ağrısı 9
  • Kanama 7
  • Ateş 4
  • Viral enfeksiyon 4

Olguların büyük bir kısmında birden fazla yan etki görülmekte olup bu yan etkilerin %23′ü şiddetli olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalardan bazılarının yan etkilerin tedavisi için hastaneye yatırılması gerekmiştir. Tıpkı kendiliğinden oluşan düşüklerde olduğu gibi mifepriston kullanımı ile gerçekleşen düşük de ağrılı bir olaydır.

Mifepriston kullanımına bağlı ölüm olguları bildirilmekle birlikte kontraendike olmayan hastalarda kullanıldığında yönteme bağlı ölüm oranı 200.000′de birdir. Bu oran kürtaj ile karşılaştırılabilecek düzeydedir. Ölümlerin ana nedeni aşırı miktarda kanama ve içeride parça kalması nedeni ile olan enfeksiyonlardır.

Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasına göre RU486 kullanımı sonrası tam olmayan düşük gerçekleşmesi durumunda %30 olguda pelvik enfeksiyon ortaya çıkmaktadır. Bunun temel nedenlerinden birisi de ilacın bağışılık sistemini baskılayıcı özelliğidir.

Hastaların %9′unda kanama 30 günden uzun sürmektedir. %7 hastadada kanamayı kesmek için tıbbi tedavi uygulanması gerekirken daha az olguda kan nakli gerekli olmaktadır. Yaklaşık %8 hastada kan hemoglobin değeri %20 oranında düşmektedir.

Öte yandan düşüğü tamamlamak üzere verilen prostoglandin hapının üretici firması ilaç prospektusünde bu ilacin düşük yapmak için kullanılmaması gerektiğini belirten bir ibare bulundurmaktadır. Firma 23 Ağustos 2003 tarihinde tüm sağlık çalışanlarına gönderdiği bir mektupta söyle demektedir: “İlacın hamile kadınlarda üretim amacı dışında kullanımına bağlı olarak anne ve bebek ölümleri, cerrahi onarım gerektiren rahim delinmeleri ve yırtılmaları, histerektomi (rahimin alınması), salpingo-ooferektomi (tüp ve yumurtalıkların alınması), amniyon sıvı embolisi, aşırı vajinal kanama, içeride parça kalması, şok ve kasık ağrısı da dahil olmak üzere ciddi yan etkiler görülebilir. Firma ilacın ülser tedavisi dışında hamile kadınlarda düşük yaptırmak amacıyla kullanımını şiddetle onaylamamaktadır.”

KİMLER KULLANAMAZ?

Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) aşağıdaki durumların varlığında RU-486′nın kullanımını kesinlikle sakıncalı bulmaktadır:

7 haftadan büyük gebelikler
Sprial varlığı
Dış gebelik varlığı
Böbrek üstü bezi ile ilgili patolojilerin varlığı
Kanı sulandıran ilaçların kullanımı
Kanama sorunu olması
Steroid kullanımı
İlaç kullanımını takiben 2. ve 3. aşamalarda kontrole gelme olanağının olmaması
Acil müdahale edilebilecek olanakların olmaması
Kullanılan ilaçlara karşı bilinen bir alerji olması

Öte yandan aşağıdaki durumların varlığında da risklerin yüksek olması nedeni ile mifepriston kullanılması önerilmez.

  • 18 yaşından küçük olmak
  • 35 yaşından büyük olmak
  • Sigara içiyor olmak
  • Astım hastalığı
  • Glokom hastalığı
  • Kalp kapakçık hastalığı
  • Tansiyon düşüklüğü
  • Orak hücreli anemi
  • Karaciğer, akciğer ve böbrek hastalığı
  • Damar tıkanıklığı
  • Şeker hastalığı
  • Kalp hastalığı
  • Yüksek tansiyon
  • Anemi
  • Pelvik iltihabi hastalık varlığı

MİFEPRİSTON İLE DÜŞÜK GÜVENLİ MİDİR?

Tüm bu olası yan etkilerine ve pekçok kadında kullanımının sakıncalı olmasına rağmen uygun kişilerde ve kurallarına uygun şekilde kullanılığında mifepriston ile istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması güvenli bir yöntem olarak kabul edilmektedir.

UZUN DÖNEM ETKİLERİ NELERDİR?

1982 yılından beri yapılan klinik çalışmalarda mifepristona ait uzun dönemde olumsuz sayılabilecek bir etki saptanamamıştır. Ancak süre son derece kısa bir süredir ve uzun dönemde kesin olarak zararsızdır diyebilmek için daha fazla çalışmaya ve veriye gerek vardır.

DÜŞÜK HAPININ AVANTAJLARI NELERDİR?

  • Cerrahi bir işlem gerektirmez
  • Genel anesteziye ait riskleri taşımaz.
  • Kürtaja ait komplikasyon risklerini taşımaz
  • Gelişmekte olan ülkelerde uygun şartlarada yapılmayan kürtajlara bağlı ölüm ve komplikasyon riskini azaltır

DÜŞÜK HAPININ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

Her kadın için uygun bir yöntem değildir. Gerçekte pek çok kadın bu ilacın kullanımı açısından kontraendikasyon grubuna girer

İstenmeyen etkiler daha fazladır

Normalde 10-15 dakika süren kürtaja göre genelde çok uzun zaman alır (yaklaşık 14 gün).

Hastanın belirli aralıklarla doktora gitmesini gerektirir.

Nispeten yeni bir yöntem olduğu için uzun dönem etkileri tam açık değildir.

Hastaların yaklaşık %10′unda başarısız olduğu için yine bir kürtaj gerekir.

İçeride parça kalma olasılığı kürtaja göre daha fazladır.

DÜŞÜK HAPI YAYGIN OLARAK KULLANILIYOR MU?

Düşük hapı olarak tanımlanan mifepriston kullanıma girdiği zamanlarda doğum kontrol hapından beri yapılan en önemli buluş olarak lanse edilmişti ve klasik kürtaja son vereceği öngörülmüştü. Oysa aradan geçen 20 yıla yakın sürede bu öngörü gerçekleşemedi. Avrupada 600.000, Çin’de 2.000.000′dan fazla kadın istemedikleri hamileliklerini bu yöntemle sonlandırmalarına karşın hala daha kürtaj eski önemini koruyor. Amerika Birleşik Devletlerinde ilacın kulllanıma girmesinin birinci yıldönümünde yapılan bir araştırmada jinekologların kürtaj isteyen hastaların sadece %6-12′sine bu yöntemi teklif ettikleri, kadınların ise sadece %3.5-4′ünün kendilerine önerilen yönteme onay verdiği ortaya çıktı.

Doktorların hapa sıcak bakmamalarının başta gelen nedeni hala daha yöntemin güvenilirliği hakkında duydukları endişe. Öte yandan sigorta sisteminin doktor hatalarında verdiği yüksek cezalardan duyulan korku da işin bir başka yönü. Düşüğün kürtaja göre çok daha uzun sürmesi ve daha yakın ve sık takip gerektirmesi de jinekologların mifepristona sempati duymamalarının bir diğer nedeni. Tedavi sırasında görülen az sayıda ölüm vakası nedeni ile üreten firmaların doktorlara gönderdiği ilaçların güvenli olduğu ancak çok dikkatli kullanılması gerektiği şeklindeki uyarı mektupları da jineklogların endişelerini arttıran bir başka faktör.

Kadınlar açısından bakıldında ise zaten psiklojik yönden travma yaratabilen gebeliği sonlandırma işleminin çok uzun ve zahmetli olması yöntemin bu kadar düşük oranda tercih edilmesinde en önemli etken. Bir başka önemli etken de tedavinin maliyeti. Kürtajın ortalama 300-400 dolara mal olduğu A.B.D.’de pekçok klinik ve doktor hap ile kürtaj için yaklaşık 100 dolarlık ek fatura çıkartıyor. Bazı merkezler ise kürtaj ile düşük hapı tedavisi arasında 2 kata ulaşan fiyat politikaları uyguluyor. Bu farkın nedeni daha fazla takip gerektirmesi ve malpraktis nedeni tazminat ödeme riskinin kürtaja göre daha yüksek oluşu.

ÜLKEMİZDE DURUM?

Türkiye’de şu anda mifepriston satışta değil. Üretici firmanın Türkiye’de de bu ilacı pazarlamak üzere Sağlık Bakanlığına ruhsat başvurusu yapıp yapmadığı konusunda ise bir bilgim yok. Kısacası bugün için ülkemizde istemedikleri bir hamileliği sonlandırmak isteyen kadınlar için tek yöntem kürtaj. Ülkemizde kürtaj son adet tarihinden itibaren 10. haftaya kadar serbest. Bu haftadan sonra ise ancak bebekte bir anomali saptandığında ya da hamileliğin devamının anne adayının hayatını tehlikeye soktuğu durumarda birden fazla doktorun kararı ile yapılabiliyor.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

PEKMEZ VE PEKMEZ ÇEŞİTLERİNİN FAYDALARI

Aslında, eskiden beri çok bilinen ama, son dönemlerde kıymeti daha çok anlaşılan bir besin. Çok iyi bir anti oksidan olan pekmez, aynı zamanda iyi bir kan yapıcı. Pekmezzin daha etkili olabilimesi için, sabah aç kanına bir çay bardağı ılık suyun içine, 2 Tatlı kaşığı pekmez koyup, üzerine limon sıkarak içerseniz, demir emilimini artıracağından çok faydalıdır. Pek çok çeşiti olan pekmezin çeşitlerini tanıyalım.

HURMA PEKMEZİ : Uzun süren açlıktan kaynaklanan halsizliklere karşı çok faydalı olana hurma kadar, pekmezi de oldukçafaydalı.
*Sporcular için bir enerji deposudur.
*Hurma; kalp ve damar hastalıkları riskini oldukça azaltıcı bir etkiye sahiptir.
*Zihni ve bedeni gelişmei sağlar.
*Öksürüğü keser.
*Boğaz ağrısını giderir.
*Bronşit ve soğuk algınlıklarına karşı oldukça etkilidir.
*Kansere karşı koruyucu etkisi vardır.
ÜZÜM PEKMEZİ :En çok bilinen pekmez türüdür. Faydaları,
• Vücuttaki kanı arttırır
• Enerji verir
• İştah açar
• Hamilelikte ve bebek gelişiminde çok faydalıdır
• Mideyi, bağırsakları, böbrekleri kuvvetlendirir
• Damar sertliğine iyi gelir
• Kan dolaşımını rahatlatır
DUT PEKMEZİ: Kansızlık için, kullanılabilirlik açısından 2.sıradadır. Faydaları ;
• Kan eksikliği bulunan hastalarda çok büyük faydalar sağlar.
• Mide hastalıklarında özellikle, ülser hastalığına iyi gelir.
• Astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır.
• Soğuğa karşı vücut direncini arttırıcı özelliğe sahiptir.
• Sporcular için bir enerji deposudur.
• Bebeklerin büyümesinde ve gelişmesine yardımcı olur.
• Çocukların zeka gelişimine yardımcı olur.
• Gargara halinde ağız ve boğaz hastalıklarında etkilidir.
• Çocuklarda sıklıkla rastlanan pamukçukta da yaygın olarak kullanılır
KEÇİ BOYNUZU (HARNUP) PEKMEZİ : Kansızlık için en makbul olan pekmez türüdür. Ama tadı çok ağır olduğundan yemesi biraz zordur. Gaydaları ;
• Kolestrolü düşürür ve tansiyonu dengeler
• Kalbi takviye eder
• Cinsel gücü ve sperm sayısını artırıcı özelliği kesinlik kazanmıştır.
• Vücudu güçlendirip dinamize eder
• Kansızlığa birebirdir
• Dişleri besler Kemikleri güçlendirir
• Bağırsakları çalıştırır
• Çocuklar ve hamile bayanlar için faydalıdır
• Potasyum, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, bakır, çinko içerir
• Akciğer rahatsızlıklarında da kullanılır.
ANDIZ PEKMEZİ : Andız ağacının meyvesinden elde edilir. Faydaları ; Bronşit, öksürük, sarılık, kaşıntı, egzama, mide bulantısı, akciğer, karaciğere faydalı bir pekmezdir. Bütün pekmez cinslerinde olduğu gibi kan yapıcıdır ve enerji verir.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Ruhu inceltmeyen diyet

Yaz geldi de geçiyor bile. Ama siz yaz başından beri yaptığınız diyetlerden hala bir sonuç alamadınız. Sakın yılmayın! Son bir defa daha denemeye ne dersiniz? Bu zamana kadar yaptığınız diyetlerdeki hataların hiçbirini bu son diyetinizde yapmamaya çalışın. En önemlisi yaptığınız diyetin metabolizmanızı olumsuz etkilemesine ve ruhunuzu incitmemesine özen göstermeyi unutmayın. İşte size yardımcı olacak birkaç küçük öneri…

Ruhu İncitmeyen Diyet Beslenme alışkanlığını edinirken öğün atlamamak, arada atıştırmak gerek. Bunu yapıyorsunuz diyelim. Fakat akşam 18:00 sonrası yemek yemeyin diyorlar. Bu konuda uzmanların açıklaması daha farklı. Uzmanlara göre; yemekleri belli saatlere fiks etmek insanları rahatsız eder. Yanlıştır. Önemli olan akşam yemeğini yedikten sonra yatmamak. Çünkü uyku süreci metabolizmanın en yavaş hareket ettiği dönemdir. Yatmadan iki saat önce akşam yemeğini yiyiyorsanız yani sindiriminiz belli aşamaya geldikten sonra yatıyorsanız hiçbir problem yoktur.

Yemek aralarına gelince; öğlen ve akşam yemek arasının en az dört saat olması gerekmektedir. Çünkü bir sindirim bitmeden ikinci bir yüklemeyi yapmak vücudunuza sağlıksızlık getirir. Ara öğünlerin yorucu değil geçiş öğünleri olmasına özen göstermeliyiz. Diyetin genel olarak hastayı rahatsız etmeden ve ruhunu incitmeden verilmiş olması gerekir.

Uzmanların üzerinde durdukları bir diğer önemli konu ise “tek gıda rejimleri”. Bu rejimlere başlamadan önce hastanın bütün klinik bulgularının bilinmesi gerekiyor. Açlık kan şekeri, kolesterol, protein dengesi, tiroid problemi gibi…

Şimdi sizlere iki diyet listesi sunacağız. İlk Hafta ve Karpuz Diyeti. Bu diyetleri bir hafta boyunca düzenli uyguladığınız takdirde 4 kg’ya kadar vermeniz mümkün. Ancak karpuz diyetinin şeker hastaları tarafından yapılmaması gerekiyor.

İlk Hafta Diyeti
Bu diyet ödem veya toksik maddelerin atılmasına yardımcı olmaktadır. Diyet süresinde ve sonrasında gıdaların yanı sıra su tüketimine de dikkat etmek gerekir.

Sabah
1 dilim Uno light kepekli form ekmek
1 kibrit kutusu beyaz peynir
1 domates, 1 salatalık, 1 sivri biber (isteğinize bağlı)
Sınırsız çay, kahve (şekersiz veya tatlandırıcılı)
Marketlerde Doğa’nın standlarından temin edebileceğiniz Photoslim ve Phytholax çaylarından birer poşeti bir fincana koyup günde iki kez sabah ve akşam yemeklerinden sonra için.

Ara (Saat 11:00 gibi)
1 adet kepekli grisini (küçük küçük parçalara bölünüp çok yavaş yeniyor)

Öğlen
1 kg. Ispanak veya kabak veya semizotunu 4-5 adet domates ile rendeleyin, dilediğiniz kadar tuz koyun., bir çay kaşığı sıvı yağ ile birlikte pişirin. 200 gr. diyet yoğurt ile birlikte bir yemek tabağı ölçüsünde yiyin. Eğer doymazsanız ikinci bir tabağı yeme hakkınız var.

Ara (Saat 17:00 gibi)
1 adet kepekli grisini

Akşam
1 – ½ marulu salata kabınıza doğradıktan sonra belirtilen seçeneklerden her birini bir hafta boyunca kullanabilirsiniz. Verilen seçenekleri salatanıza karıştırarak tüketeceksiniz.

1* 100 gr. ızgara veya haşlanmış tavuk
2* 100 gr. diyet ton balığı
3* 3-4 köfte
4* 100 gr. yağsız ızgara biftek
5* 100 gr. yaklaşık 7-8 adet tavuk şiş
6* 1 yoğurt kasesi haşlanmış nohut veya kuru fasulye veya barbunya
7* 1 kase mantar

Eğer yediklerinizle doymazsanız, bir tabak daha içine birşey koymadan salatanızdan yiyebilirsiniz. Salatanızın içine tüm yeşillikleri katabilirsiniz. Salatalık, tere, roka, derotu, maydanoz gibi… Ama lütfen havuç, domates ve mısır koymayın.

Ara
1 adet orta boy elma

Karpuz Diyeti
Sabah
1. ve 3. gün:
1 dilim kepekli ekmek
1 kibrit kutusu beyaz peynir
Domates-salatalık-sivri biber-maydanoz

2. ve 4. gün:
1 dilim kepekli ekmek
1 adet haşlanmış yumurta
Domates-salatalık-sivri biber-maydanoz

5. ve 7. gün:
1 dilim kepekli ekmek
5 adet zeytin
Domates-salatalık-sivri biber-maydanoz

6. gün:
1 kase diyet yoğurt
½ şeftali

Ara
1 bardak limonata

Öğlen
1. ve 3. gün:
1 yemek tabağı yayla çorba
1 adet kepekli grisini

2. ve 4. gün:
100 gr. ızgara/haşlanmış tavuk
Yeşil salata

5. ve 7. gün:
1 yemek tabağı az yağlı taze fasulye
Cacık (200 gr diyet yoğurt + 1 salatalık)

6. gün:
1 yemek tabağı haşlanmış kepekli makarna
200 gr. diyet yoğurt + domates sos

Ara
1 adet diyet ürün (4 adet kepekli bisküvi)

Akşam
Her akşam:
1 dilim karpuz (2 parmak kalınlığında)
2 parça light peynir
1 dilim kepek ekmeği

Bunlara ek olarak günlere göre yanında aşağıdaki gıdalar tüketilecek:

1. ve 3. gün:
1 çay bardağı diyet süt

2. ve 4. gün:
1 çay bardağı diyet yoğurt

5. ve 7. gün:
½ diyet peynir

6. gün:
½ dilim karpuz

Akşam yemeğinden iki saat sonra 2 adet kuru kayısı ve 2 adet fındık tüketilecek.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

23 milimetrelik LCD TV

ele0460 23 milimetrelik LCD TV23 milimetre kalınlığında TV olur mu demeyin. Piyasaya sürdüğü ince LCD televizyonlarla ses getiren Sharp, IFA’da tanıttığı daha ince ve daha büyük ekranlı ürünleriyle teknolojisini bir adım öteye taşıdı.

Bu yılın Mart ayından beri Japonya’da satışta olan 34 mm kalınlıktaki X serisinin daha da geliştirilerek Avrupa’ya uyarlanan modeli olan XS1, 23 mm’lik kalınlığı (en ince yerinde) ve 37, 42, 46 inç ekran seçenekleriyle Ekim ayında piyasada olacak.

LCD’lerin inceltmek için TV tuner ünitesini televizyon kasasının içinden çıkartarak harici bir kutu olarak sunan Sharp, 1.000.000:1 kontrast oranıyla göz kamaştıran ve ortamda bulunan ışığa göre ekran parlaklığını otomatik olarak ayarlayarak enerji tasarrufu da yapabilen ürünlerinin satış fiyatı hakkında ise herhangi bir bilgi vermedi.

Etiketler: , , , , , , ,

Walt Disney ‘li duvarlar

dek0333 Walt Disney li duvarlarHaznedar Tekstil Ev Tekstili sektöründeki uzun yılların birkimini olan üretim ve ihracat tecrübesini bu kez, ithalat alanına taşımış olup, dünyaca ünlü Avrupa markalarının ithal perdelik ve mefruşat, ithal duvar kağıdı ve stickerlarını Türkiye piyasasına dagıtmaktadır.

İthal perdelik ve mefruşat alanında 1807 yılından beri üretim yapan 200 yıllık ACKER firmasının Türkiye Distribütörlüğü dışında, TOP POINT, ANGELY, PUUR, John&Henri’s, SCALA, RAYMAKERS, PASAYA ve SARAYO firmalarını Türkiye ev tekstili piyasasına sunmaktadır.

Ayrıca günümüzün tekrar yükselen trendi olan Duvar Kağıdı ve Dekoratif Duvar Sticker’ı konusunda, WALT DISNEY lisanslı tüm karakterlerin çocuk ve bebek motiflerinden oluşan KIDS@HOME ve BABIES@HOME Duvar Kağıtları, ayrıca NATIONAL GEOGRAFIC, ELLE DÉCOR, RAFFI, HOTEL, MOLS, FIONA markalarınında bu alandaki Duvar Kağıdı ve Dekoratif Duvar Sticker’larının Türkiye Distribütörlüğünü yapmaktadır.

Etiketler: , , , ,

Duvarlarda cam tekstili Proart

Serhan Yılmaz: “Doğal cam malzeme eritilerek çeşitli prosesler sonucu cam ipliği haline getirilir. Daha sonra bu iplikler dokuma makinelerinde farklı dizaynlarda dokunur ve stabilite sağlamak amacıyla yüzeyi emprenye maddesiyle işleme sokulur. Üretimi tamamlanan ürün, kullanım için gerekli boyutlarda kesilerek ambalajlanır. % 100 doğal malzemeden imal edilen ürün rulolar halindedir.”

Avusturya’da 1968’den beri ISO 9001 standartlarına uygun olarak, cam tekstili duvar kaplamaları üreten HGT GmbH’in yıllık üretim kapasitesi 15.000.000 m2’dir. Doğal cam malzeme eritilerek çeşitli prosesler sonucu cam ipliği haline getirilir. Daha sonra bu iplikler dokuma makinelerinde farklı dizaynlarda dokunur ve stabilite sağlamak amacıyla yüzeyi emprenye maddesiyle işleme sokulur.

Üretimi tamamlanan ürün, kullanım için gerekli boyutlarda kesilerek ambalajlanır. % 100 doğal malzemeden imal edilen ürün rulolar halindedir. Özel üretim dışında 100 cm. eninde ve 50 m. boyunda üretilmektedir. Ağırlığı desenine ve kullanılan cam ipliğine bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Yaklaşık ağırlığı 100 gr/m2 ile 240 gr/m2 arasında değişmektedir.

Güvenlik
Yüksek yangın geciktirme özelliğine sahip ürün, yanma esnasında zehirli duman ve gaz yaymamaktadır. Bu özellikleri Alman DIN 4102 B1 İsveç SS 024823-NT fire 004 ve Avusturya Q1-TR1 normlarına göre test edilerek onaylanmıştır. Özellikle hastane ortamında, yangın esnasında hastaların zehirlenerek zarar görmemesi için ideal bir malzemedir. Yeni bina ve yenilemelerde kullanılabilen malzeme beton, sıva, seramik, mermer, metal ve cam yüzeylerde güvenle uygulanabilir.

Özellikleri
Duvarın nefes almasına ve optimal buhar difüzyonuna olanak sağlayan bir yapıya sahiptir. Rutubete karşı dirençlidir, kabarma yapmaz. Zehirli madde içermez. Bakteri ve mantar üremesini engeller. bünyesinde kir ve toz, bakteri ve mantar barındırmaz. Hijyeniktir ve çevre dostudur, uygulaması kolaydır, ek yerlerini belli etmez. Desene bağlı olarak beş ile on kere boyamaya izin verir ve desen bozulması olmaz. Bakım ve temizliği kolay ve maliyeti düşüktür.

Binaların değerini arttırmaktadır. Cam ipliği özelliğinden dolayı yırtılmaya, genleşmeye, boyut değişimine izin vermez, ısı değişiminden etkilenmez.

Sürtünmeye ve eskimeye karşı dayanıklıdır, duvar yüzeyini korur. Yüzeydeki eski çatlakları kapatır, yeni oluşan çatlakları yüzüye yansıtmaz, birleşim noktaları ve çatlaklarda köprü vazifesi görür. Yüzeylerde yer alan küçük yüzey bozukluklarını ve pürüzleri örter. Asit, baz, dezenfektanlar, kimyasal ürünler ve haşerelere karşı dirençlidir.

45 farklı desen seçeneği vardır. Estetik ve dekoratif bir görüntüye sahiptir. Çeşitli mimari tasarımlara olanak verir. Farklı boyalarla boyanabildiği gibi farklı boyama tekniklerine de olanak verir, renk seçeneği sınırsızdır. Yanmayı geciktirici özelliği ve zehirli gaz çıkarmaması sağlık kuruluşları ve toplu mekanlarda uygulanmasını sağlamaktadır.

Yüzey çatlakları ve oyukları doldurulur, pürüzler giderilerek yüzey düzgün hale getirilir. Yüzeye bağlı olarak emiciliği azaltmak veya yapıştırmayı kuvvetlendirmek için gerekli durumlarda özel astar sürülmelidir.

Uygulamaya hazır hale gelen yüzeye yapıştırıcı sürülür. Yapıştırılacak yüzey boyutlarından yaklaşık 10 cm. daha büyük parçalar kesilir. Rulonun dış yüzü duvara gelecek şekilde, düşeyliği kontrol edilerek ve ek yerlerinde desenlerin karşılıklı gelmesi sağlanarak duvara yapıştırılır. Spatül veya özel plastik mala yardımıyla, yüzeye düzgün olarak ve tam yapışması sağlanır. Tavan ve tabandan artık parçalar kesilir. Yüzey tam olarak kuruduktan sonra iki kat boya (tavsiye edilen latex esaslı boyadır) ile boyanır.

Normal kullanım alanlarında, ıslak hacimlerde veya antistatik olması gereken mahallerde kullanılması gereken boya farklıdır. Hastane, otel, ev, ofis, mağaza, havaalanları, müzeler, lokanta, alışveriş merkezleri, gıda üretim tesisleri ve diğer bina iç yüzeylerinde kullanıldığı gibi, mutfak dolabı veya kapı kaplaması olarak sağlık ve dekoratif amaçlı da kullanılmaktadır.

Yüzeye uygulanacak boya doğru seçildiği taktirde; saunalar, hidroterapi odaları ve röntgen odalarında da sağlıklı bir şekilde uygulanabilir.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , ,