Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır.

Anne Sütünü Artırmak İçin

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Sütün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirilmelidir. İlk günden başlayarak bebeğin anne sütü dışında bir besin ya da içecek almaması sağlanmalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Anne bebeği kabullenip, kendisini psikolojik olarak emzirmeye hazırlamalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebek, doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Sık emzirmek bol süt gelmesini sağlamaktadır, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önlemektedir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emzirmeden önce ya da sonra hazır mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Dolayısıyla annenin sütünün azalmasına da neden olur. Bu tür ek gıdalara, bebeğin 5. ya da 6. ayından sonra başlamak gerekir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebeğe anne sütünden başka sıvı içecek verilecekse, biberon kullanılmamalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Geceleri emmek isteyen bebek anne tarafından emzirmelidir. Hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemlidir. Geceleri emzirmek yerine hazır mama kullanmak annenin sütünün verimini azaltmaktadır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de çok dikkat etmelidir. Emziren anne en az 2 su bardağı süt veya yoğurt tüketmeli, hergün tüm besin gruplarından (meyve, sebze, et, tahıllı yiyecekler) düzenli olarak yemelidir. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir. Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emziren anneler sigara içmemelidir. Çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan ve uyarıcı içecekler almamalı veya az tüketmelidir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebek yalnız meme ucunu emmediği için, memenin çevresindeki koyu bölgeyi de ağzına alabilirse başarı ile emzirme devam edebilir. Meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme başına 1-2 damla anne sütü sürülmelidir. Emzirmeden sonra anne sade ve temiz su ile meme başını temizlemelidir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emzirme döneminde annelerin sütü arttırmak için aşırı beslenme sonucu fazla kilo almamaya dikkat etmeleri gerekmektedir. Kadınların çoğunun vücutları süt üretme konusunda çok iyidir ve bu yüzden iki kişi için yemeye gerek yoktur. Emzikli kadının süt verdiği sürece sadece günlük 500-600 kalorilik ek enerji alması gerekir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Annenin emzirdiği süre içerisinde protein, vitamin ve mineral ihtiyacı da artmıştır. Emziren annelerin vitamin ve demir takviyesine ihtiyacı vardır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emziren annelerin sıvı ihtiyacı da artmıştır ve günlük en az iki litre sıvı tüketimi şarttır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Memelerden birinin daha az emzirilmesi o tarafın süt üretimini giderek azaltır ve durdurur. Bebek bir memedeki sütü tamamen bitirinceye kadar emmelidir. Şayet hala aç ise diğer meme verilmelidir. Bir sonraki emzirmeye son emzirilen memeden başlanmalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir. Annenin yorgunluk ve stresleri süt salgılama refleksini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle, doğumdan hemen sonra annenin her türlü rahatlığı sağlanmalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

DR MEHMET ÖZDEN DOMATES YEMEK İÇİN 5 ÖNEMLİ SEBEP

Dünyaca Ünlü Kalp Profesörü, Dr Mehmet Öz, domatesin faydalarından ve bu besini tüketmek için, çok önemli 5 sebepten bahsetti. Tabiki, bahsettiğimiz domates, organik olan domates. İşte,Mehmet Öz’e göre, 5önemli sebep;

Organik domatesler, bazı kimyasallardan arınarak yetiştirildiği için, daha fazla flavonoit içerir.
KAN BASINCINI DÜŞÜRÜR : Yemeklerin yanında ve beslenmenizde, mutlaka domatesi bulundurun. Çünkü, kan basıncını ve tansiyonu düşürmeye yardımcıdır. Özellikle,yüksek tansiyon hastalarının tüketmesi gereken bir besin.
GRİBİ ÖNLER : Dr Mehmet Öz, Likopen ve beta karoten gibi, sebze ve meyvelerden elde edilen koruyucu pigment değerleri düşük olan insanların, günlük domates tüketmesi öneriyor. Bakteri ve virüslerle savaşmaya yardımcı olan karoten bileşikleri, beslenmede çok önemli bir yere sahiptir. Günlük domates ihtiyacınızı bir bardak domates suyu ile giderebilirsiniz. Soğuk algınlığı ve gribe karşı vücudunuz çok daha dirençli olacaktır.
CİLDİ KORUR : Kabuğu incecik bu meyve, cilde güneş koruyucu krem etkisi sağlıyor. Yapılan bir araştırmada, güneş yanıklarından şikayetçi ve güneşe karşı hassas cilde sahip olan bir grubun günlük beslenmelerine domates eklendi. Akdeniz’de yaygın olan bu tarz bir beslenme düzeni uygulayanların ciltlerinin, 10 hafta sonunda güneşin UV ışınlarına karşı daha güçlü bir hal aldığı belirlendi.
KOLESTEROL SEVİYESİNİ KONTROL EDER : Günde 1 domates yemek, kalp sorunlarına karşı, savaşta en güçlü dostunuz olabilir. Günlük domates yemeye başladıktan sonraki 4 hafta içerisinde HDL kolesterol seviyesi yüzde 15 artıyor, bununla beraber LDL kolesterol seviyesi düşüyor.
YAŞLANMAYI ÖNLER : Domates, serbest radikalleri önleyici likopen ve beta karoten içerir. Bazı hücrelerde, serbest radikaller DNA’ya yüzde 42’ye varan hasarlar verir. Domatesleri, her zaman az miktarda zeytinyağı ile birlikte tükettiğinizde, yaşlanmaya karşı vücudunuz daha güçlü bir hale gelir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

ÇOCUKLARI İÇİN PEKMEZİN ÖNEMİ

Beslenme alışkanlıkları, çocukluk çağından başlamalı. İlk önce, anne sütü ve ek gıdalara geçtiği zamanda, beyini ve vücudu besleyecek besinler, bebeğiniz için son derece önemlidir.

Yapılan araştırmalara göre, anne sütü kadar değerli ve bir o kadar da besleyici olan pekmez, mutlaka çocuğunuzun beslenme menüsünde bulunması gereken bir besin.
Üstelik, anne sütütnün az olduğu durumlarda, pekmez adeta kurtarıcı görev görüyor. Hekim kontrolünde verilen pekmez, bebeklerin kalp ve beyin gelişimi için çok yararlı. Ama mutlaka pekmez, hekim kontrolünde verilmeli. Pekmezin içeriğinde bulunan, organik asitler, mineral maddeler ve vitaminler bulunan sağlıklı yaşam için önemli bir besin kaynağı oluşturuyor. 100 gram pekmezde bulunan kalori miktarı, 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195 gram ete eşdeğerde.
Bebeklik çağında beynin son derece hzılı geliştiğinde, fazlaca enerjiye ihtiyaç duyar. Pekmez içerdiği, doğal glikozdan dolayı, bu enerji ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak bir besindir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

CİNSEL GÜÇSÜZLÜK-ŞİFALI BİTKİLER


Badem
, ilaç olarak cinsel güçsüzlüğe karşı kullanılır. Böyle durumlarda bir ay süreyle yemeklerden sonra yirmi adet tatlı badem yemek gerekir.

Enginar cinsel gücü arttırır, vücudu kuvvetlendirir.

Fındık, iktidarsızlığa iyi gelir.

Havuç, cinsel güçsüzlükten şikayet edenlere sıkça önerilen bir bitkidir.

İncir cinsel isteği arttırır. Bol miktarda yenilen incir iktidarsızlığa iyi gelir.

Karabiber iktidarsızlık ve cinsel hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Kereviz iktidarsızlığa iyi gelir.

Maydanoz erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteğ arttırır.

Salep kolay sindirilen ve cinsel gücü arttırıcı etkisi olan bir besindir.

Tere‘nin cinsel istek arttırıcı etkisi vardır.

Vanilya erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteksizliği yok eder.

Yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü arttırır.

Yulaf cinsel iktidarsızlık şikayetlerine etkilidir. Kış sabahları kaynatılıp lapa şeklinde yenebilir. İçine kuru yemiş ve bal katılarak besin değeri artırılır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Mantarın yararları – faydaları

 Mantarın yararları    faydaları
Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer, mantarın insan vücudu için çok önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek, mantarda bulunan bileşiklerin ‘Sarcoma-180′ adı verilen tümörlerin gelişmesini yüzde 80 oranında durdurduğunu söyledi.

Protein miktarı yüksek, içeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantarın, diyet için de ideal bir besin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, “Yağ ve karbonhidrat miktarı düşük olduğu için kalp ve damar hastalıklarında tavsiye edilebilir. 100 gram mantarda bulunan protein oranı, aynı miktardaki sütteki protein ile eşdeğerdir. Ayrıca 100 gram mantardan alınan 2-5 gram protein, vücutta depolanmadan günlük olarak harcanırken, 100 gram hayvani gıdadan alınan 3-8 gram protein vücutta depolanarak damar çeperinde birikir ve kalp-damar hastalıklarının sebeplerinden biri olabilir” şeklinde konuştu.

PAÜ Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Kudret Gezer, aynı zamanda sakinleştirici özelliği olan mantarın içeriğindeki folik asitin kansızlığa da iyi geldiğini kaydederek, “Şeker hastalarının, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olanların mantarı tüketmelerinde yarar var” dedi.

Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi (PAÜMMER) laboratuarında misel üretim çalışmaları, mikroskobik yapı çalışmaları, havalandırma, nemlendirme ve ısıtma sistemlerinden oluşan kontrol sistemleri uygulanması ve araştırılmasının yapıldığını belirten Gezer, merkezdeki uzmanların, Türkiye’de de yenilebilir ve yenilemeyen 2 bin 500 mantar çeşidinin bulunduğu dikkate alındığında, merkezin çalışma esasının Türkiye’deki mantar çalışmalarının eksikliğini gidermesi açısından önemli olduğunu söyledi. Merkez olarak yaptıkları çalışmalarda Honaz ilçesinde 122, Başkarcı beldesinde de 100′den fazla mantar çeşidine rastladıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Gezer, Buldan, Babadağ ve Denizli dışında Afyonkarahisar ve Uşak’ta da çalışmalar yürüttüklerini belirti. Türkiye’de mantar tüketiminin son yıllarda arttığını, bunun nedeninin de, insanların zehirli mantar konusunda bilinçlenmeye başlaması olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, vücuda birçok yararı olan mantarın üretiminin ve tüketiminin artırılması amaçlı projeler geliştirdiklerini kaydetti. Merkezin halen devam etmekte olan 2′si TÜBİTAK, 2′si üretime yönelik sanayi projesi, 2′si de BAP olmak üzere toplam 6 projesi bulunduğunu kaydeden Gezer, halkın güvenle mantar tüketebilmesi için kapalı ambalajlarda, Sağlık Bakanlığı onaylı mantar satışının yapılabileceğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer kültür mantarının zehirli olmadığını insanların rahatlıkla tüketebileceklerini belirterek, mantar satın alırken dikkat edilmesi gereken özellikleri şöyle belirtti:

”Taze görünümlü, sıkı dokulu, temiz ve tombul, parlak rengini ve canlılığını yitirmemiş olmalıdır. Belirli oranda nem içermeli ancak küf kokusu barındırmamalıdır. Pörsümüş, üzerinde yumuşak dokular oluşmuş mantarlar alınmamalıdır. Açık krem rengi ve beyaza yakın olan mantarlar satın alınmalıdır. Mantar ağzı hafifçe kapatılmış, kahverengi karton veya bez torbalar ile cam kaplarda buzdolabında saklanmalıdır.”

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Lida ve Dondurma

“Fındık da fındık” diyenler ile “ille de fıstık” yiyenlere bir sözümüz var. Hani kuruyemişten söz edilirken, fındık, fıstık hep bir biri ardına söylenir sanırız bunun manası var.

Bu durumu lida hapı açısından incelediğinizde bu iki kuruyemişin birbiri ardınca anılmalarının sadece ses benzeşmelerinden ibaret olmayıp birbirlerini içerik olarak ne kadar iyi tamamladığını görüyoruz. Çünkü fındık ve fıstık sanki birbirini tamamlayan iki ayrı ama tek olması gereken bir besin gibidir.

Fıstık B, ve B6 vitaminine sahipken, fındıkta yüksek A vitamini var. Fıstıkta yüksek protein ve az yağ mevcutken fındık tam bunun tersi. Fındıkta daha yüksek E vitamini varken, fıstık çinko açısından zengindir. Kalsiyum fındıkta fazlayken, potasyum fıstıkta daha fazla gibi saydıkça gidiyor.

Görüldüğü gibi fındık ve fıstık birbirini çok güzel tamamlayan iki besin. En doğrusu ne yalnız fıstık, ne yalnız fındık; biraz fındık biraz fıstık.

Yaz aylarının en gözde tatlısı dondurma olsa gerek. Gerçekten de dondurma yalnızca tatlı ihtiyacını karşılamıyor, aynı zamanda da İnsanı yazın kavurucu sıcağından bir nebze olsun kurtarıp serinletiyor.

Gerçi artık yaz kış fark etmiyor, dondurma sanayi öyle gelişti ki, marketlerde bile özel raflarında 12 ay satışa sunuluyor. Özellikle zayıflama diyeti uygulayanların dondurma yemesi biraz düşündürücü.

Oysa insan zayıflama diyeti uyguluyor diye de cehennem azabına girmesinin bir anlamı yok. Elbette ki lida kullanıcıları da dondurma yiyebilirler. Ancak, burada yenecek dondurmanın miktarı ve yeme aralığı çok önemlidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yaşlanmayı geciktiren öneriler

Yaşlanmayı geciktiren öneriler

Dr. Nicholas Perricone’un 20 yıllık bilimsel araştırmalarına dayanan “Perricone’un Reçetesi” adlı kitabında, yüz ve vücut güzelliği için önerdiği 28 günlük program yeralıyor.

İstanbul
AA

24 Ağustos 2003 — Dünyaca ünlü “anti-aging” uzmanı Dr. Nicholas Perricone, kırışık önleyici yiyeceklerin, kiraz, vişne, greyfurt, armut, erik, şeftali ve portakal olduğunu belirtiyor. Karbonhidratların yalnızca tahıl, hazır olmayan yulaf, mercimek ve baklagillerlerden alınmasını öneriyor. Doymuş yağlardan uzak durulmasını ve doymamış yağlara yönelinmesini tavsiye ediyor.

Dr. Nicholas Perricone’un yaşam boyu kırışıksız bir yolculuğu başlatmak, beslenmede doğru seçimleri yapmak için 20 yıllık bilimsel araştırmalarına dayanan “Perricone’un Reçetesi” adlı yeni kitabı çıktı. “Kırışıklık Kürü” adlı ilk kitabı ABD’de 3 ayda 800 bin satış rekoruna ulaşan ve 14 dile çevrilen dünyaca ünlü “anti-aging” uzmanının, Prestij Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı “Perricone’un Reçetesi”nde, yüz ve vücut güzelliği için önerdiği 28 günlük program yer alıyor. İnsanların seçimleriyle 80’lere kadar sağlıklı ve aktif kalmayı, 70’inden sonra yeni bir kariyere başlamayı, zihinsel fonksiyonların 60-70’li yaşlarda en üst sınırda olmasını sağlayabileceklerini anlatan Dr. Perricone, beslenmenin yaşlanmaya karşı en güçlü silah olduğunu vurguluyor.
Dr. Perricone, vücudun istikrarlı şekilde yüksek kaliteli proteine ve doğru yağlara ihtiyaç duyduğunu, ihtiyaç duymadığı tek besin türünün ise şeker, pirinç, makarna ve patates gibi yiyeceklerde yer alan yüksek glisemik karbonhidrat olduğunu belirterek, bunların cildin en büyük düşmanı olduğunu vurguluyor. Dr. Perricone, kırışık önleyici diyette karbonhidratların yalnızca tahıl, hazır olmayan yulaf, mercimek ve baklagillerlerden alınmasını öneriyor.

“YAĞDAN KORKMAYIN”
Yüksek kaliteli protein yememenin, hücrelerin bozulmasına ve vücudun onları onarmada yetersiz kalmasına yol açtığına işaret eden Dr. Perricone, yağla ilgili şu görüşlere yer veriyor: “Çoğumuz yanlış şekilde yağın bizi şişmanlattığını düşünerek yağ yemekten çekiniriz. Kültürümüzde dal budak sarmış yağ korkusu ve nefreti tehlikelidir. Temel yağ asitleri, hücrelerin fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi için önemlidir. Vücudumuz iyi yağlanmış bir makinaya ihtiyaç duyar.”
Dr. Perricone, doymuş yağlardan uzak durulmasını ve doymamış yağlara yönelinmesini tavsiye ediyor.

KIRIŞIK ÖNLEYİCİ YİYECEKLER
Taze ve dondurulmuş yiyeceklerin tercih edilmesini, konservelerden ve kurutulmuş meyvelerden kaçınılmasını öneren Dr. Perricone, kırışık önleyici yiyeceklerin, kiraz, vişne, greyfurt, armut, erik, şeftali ve portakal olduğunu belirtiyor. Yeterli protein almayan vücudun “hızlandırılmış yaşlanma moduna” girdiğini belirten Dr. Perricone, kasların, organların, kemiklerin, kıkırdak, cilt ve bizi hastalıklardan koruyan antikorların hepsinin proteinden yapıldığını vurguluyor.
Dr. Perricone, bu nedenle özellikle yüksek kaliteli protein barındıran bütün balıkların tüketilmesini öneriyor.

KAÇINILMASI GEREKENLER
Dr. Perricone, sigara ve alkolden uzak durulmasını, günde en az 8-10 bardak su içilmesini ve yeterli uyku alınmasını da tavsiye ediyor. “Yüz cildini yaşlandıran yaşlanma süresi değil, cilde davranış şeklimizdir“ diyen Dr. Perricone, zamana bağlı olan içsel yaşlanmanın yanı sıra, güneşe maruz kalma, sigara içme, çevresel toksinler, aşırı alkol tüketimi, stres, sert sabunlar ve deterjanlar, uykusuzluk, yanlış kozmetikler ve özellikle A, C ve E vitaminleri ile folik asit yönünden yoksul, yağ ve tuz açısından zengin bir diyetin yaşlanma sürecine destek veren dış etkenler olduğunu kaydediyor.
Dr. Perricone, genç görünmek için sofra şekeri, bal, pekmez, çikolata, mısır, makarna, pilav ve ekmek gibi yiyeceklerden uzak durulmasını öneriyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,