Sağlıklı Beslenme ve Obezite İlişkisi

Sağlıklı beslenme çoğumuza yabancı bir terim. Kulak aşinalığımız olsa da, sağlıklı beslenen kişi sayısı yok denecek kadar az. Fast-food ve hazır (işlenmiş) gıdaların çokluğu, hayatımızın her alanına girmiş olmaları bunun en büyük sebebi. Başta Amerika olmak üzere dünyanın birçok bölgesindeki en büyük sağlık problemlerinden biri olan obezitenin temel sebepleri, düzensiz beslenme, tüketilen besinler konusunda yeterli hassasiyeti gösterememe, fast-food düşkünlüğü ve hazır gıdalardan vazgeçilmemesi olarak belirtilebilir…

Daha birkaç yıl öncesine kadar dünyanın hiçbir bölgesinde risk oluşturmayan obezite, son 10 yılda o kadar gelişti ve büyüdü ki artık önü alınamayan ve dünya tarihindeki birkaç büyük salgından sonraki en büyük hastalık oldu.

Diğer salgınlar ile obeziteyi birbirinden ayıran özellik ise, salgınların insan iradesi dışında yayılması, fakat obezitenin genellikle insan eliyle ilerlemesidir. Yani besinler konusunda yeterli hassasiyet gösterilmeyip beslenme düzenli olmadığı taktirde obezite ihtimali her zaman olacaktır…

Etiketler: , , , , , , , ,

ÇOCUKLARI İÇİN PEKMEZİN ÖNEMİ

Beslenme alışkanlıkları, çocukluk çağından başlamalı. İlk önce, anne sütü ve ek gıdalara geçtiği zamanda, beyini ve vücudu besleyecek besinler, bebeğiniz için son derece önemlidir.

Yapılan araştırmalara göre, anne sütü kadar değerli ve bir o kadar da besleyici olan pekmez, mutlaka çocuğunuzun beslenme menüsünde bulunması gereken bir besin.
Üstelik, anne sütütnün az olduğu durumlarda, pekmez adeta kurtarıcı görev görüyor. Hekim kontrolünde verilen pekmez, bebeklerin kalp ve beyin gelişimi için çok yararlı. Ama mutlaka pekmez, hekim kontrolünde verilmeli. Pekmezin içeriğinde bulunan, organik asitler, mineral maddeler ve vitaminler bulunan sağlıklı yaşam için önemli bir besin kaynağı oluşturuyor. 100 gram pekmezde bulunan kalori miktarı, 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195 gram ete eşdeğerde.
Bebeklik çağında beynin son derece hzılı geliştiğinde, fazlaca enerjiye ihtiyaç duyar. Pekmez içerdiği, doğal glikozdan dolayı, bu enerji ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak bir besindir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

ŞİŞKİNLİĞİ ÖNLEMENİN DOĞAL YOLLARI

Şişkinlik, vücudun su tutması, sindirilemeyen besinler, sindirim sisteminin düzenli çalışmaması gibi sebeplerle meydana gelebilir. Şişkinliği engellemenin yolu ise, beslenmenizi düzenlemek ve bazı kurallara dikkat etmekten geçiyor. Şişkinliği engellenin yolları ;

* Buğday ve türevi besinler şişkinliğe neden olur. Onun yerine, Pirinç ve yulaf gibi daha iyi tolere edilen besinlere yönelin. Mısırlı kahvaltı gevrekleri yerine kepekli olanları tercih edin ya da kahvaltıda meyveli yoğurt yiyin.
* Sebze ve meyve sindirim sisteminin iyi çalışmasını sağladığından, bol bol meyve – sebze yiyerek ve bol sıvı içerek kabızlığı önleyin. Ayrıca ihtiyaç hissettiğinizde tuvalete gidin. Direnmek sindirim sisteminizi tıkayabilir.
* Probiyotik besinleri tüketmeyi deneyin. Bunlar, sindirim sisteminizdeki iyi ve kötü bakteri dengesini düzeltmenize yârdim edebilir. Bu denge bozukluğunda sisteminiz yavaşlar ve bu da bağırsaklarınızda gaz birikmesine yol açabilir. Probiyotikleri, besin tamamlayıcısı olarak eczanelerden alabileceğiniz gibi, her gün doğal yoğurt yiyerek ya da yoğurtlu bir içecek içerek de vücudunuza alabilirsiniz.
* Potasyum içeren meyveleri tüketmeye gayret edin. Elma, armut ve kayısı iyi potasyum kaynaklarıdır ve potasyum, bedeninizin sıvı dengesini düzeltmeye yârdim eder. Bu meyvelerde, bağırsak hareketlerinizi düzenleyen, pektin adli çözünebilir lifler bol miktarda bulunur. Kiraz ve turunçgiller de şişkinlik yapmayan meyvelerdendir.
* Ananas şişkinliği yenmenin en iyi yollarından biridir. Ananasta bulunan mucize enzim brom elin, sindirimi kolaylaştırır, gazı azaltır ve midenizi rahatlatır. Ama anansın taze olanı daha makbuldur. Satılan kınserveler tazesi kadar etkili değildir.Taze ananas, konservesinden iyidir, konserve ananasta çok daha az brom elin bulunur.
* Papaya da şişkinliği geçirmede etkili bir meyvadir. İçerdiği papainadli enzim, özellikle ağır, etli yemeklerden sonra sindirime iyi gelir .

Etiketler: , , , , , , , , , ,

İnsanı mutlu eden besinler

İçinde Endorphin bulunan besinlerin insanı mutlu ettiğini biliyor muydunuz?
Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.

Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.

Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.

Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.

Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu “seratonin” anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği “penilatilmanın” insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan “flavonoid” adlı madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor.

Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.

Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum 115mg fosfor* 100mg sodyum *160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika’da kişi başına 25 kg., Türkiye’de kişi başına 6 külah tüketiliyor.

Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Tırnakları tanıyalım

Tırnakları tanıyalım

Tırnaklar “keratin” denen ve koruyucu bir protein olan maddeden oluşur. Ana işlevleri parmak uçlarını darbelerden korumak ve küçük nesneleri almayı sağlamaktır.

Tırnakların sağlığı iki ana faktöre bağlıdır: sağlıklı bir metabolizma ve tırnak sağlığını tehdit edici dış etkenlerden korunmak için alınan önlemler.

Sağlıklı tırnaklar sert ama esnek, düzgün yüzeyli ve koyu pembe renkli olur. Tırnak sağlığını korumak için tırnak etrafındaki etlerin düzenli bakımı yapılarak tırnak yüzeyine koruyucu ve kuvvetlendirici uygulanmalıdır. Tırnak sağlığı için el ve ayak tırnaklarına haftada bir evde bakım uygulamalı; 4-6 haftada bir de profesyonel bilgisi olan kişiler tarafından manikür ve pedikür yaptırılmalıdır.

Neler yapmalı?

Muhteşem tırnaklara sahip olmak zordur. Tam hepsini aynı boyda uzattığınız anda, bir tanesi nedensizce kırılarak tüm hevesinizi de kırar! Aslında bu durumun pek çok nedeni vardır.

Tırnaklarımızı sürekli bir alet gibi kullanır, dayanmaları güç olan durumlarda da onları zorlarız. Aşağıdaki listeden yapmanız gerekip de yapmadıklarınızı saptayarak güçlü, dayanıklı ve sağlıklı tırnaklara kavuşmanın yollarını öğrenebilirsiniz:

Güneş, klor ve sert temizlik deterjanları tırnaklarınızı hassaslaştırarak zedeler. Sokakta güneş korumalı bir krem kullanmayı, iş yaparken ise eldiven kullanmayı alışkanlık haline getirin. El ve tırnaklarınızı mutlaka kaliteli bir krem ile nemlendirin.

Tırnaklarınızın yan taraflarını törpülemekten kaçının. Böylece daha az kırılgan olmasını sağlarsınız.
Günde birkaç kez tırnaklarınızı bir fırçayla yanlara doğru fırçalayın. Hareketlenen kan dolaşımı sayesinde tırnaklarınız daha çabuk uzayacaktır.

Demir, kalsiyum, B vitamini ve potasyum açısından zengin olan besinler, vücudunuzun geri kalanı için olduğu gibi tırnaklarınız için de faydalıdır.

Tırnaklarınız zayıf, kırılgan ve katlara ayrılıyorsa, nedeni yeterince su içmemeniz olabilir. Mutlaka bol ve yeterli su tüketin.

Alkol içeren losyonlar kullanmamaya özen gösterin.

Her bir parmağınıza kökünden ucuna doğru masaj uygulayın. Rahatlayacaksınız!

Günde altı adet badem yediğiniz taktirde tırnaklarınızdaki değişimi fark edeceksiniz. Bademde, tırnakların ihtiyaç duyduğu yağ asitleri vardır.

Neler zararlı?

Aslında hiç düşünmeden yaptığınız birçok küçük davranış tırnaklarınızın sağlık ve estetiğini kötü etkileyebilir. İşte dikkat etmeniz gereken birkaç öneri:

Plastik eldiven kullanmadan bulaşık yıkamayın.

Oje sürmeden önce tırnaklarınızı yağdan arındırın.

Ojeniz bozulmaya yüz tuttuğunda gerisini de dişleriniz veya tırnaklarınızla kendiniz mi kazıyorsunuz? Tırnaklarınıza çok büyük zarar veriyor olabilirsiniz. Yapmayın!

Tırnaklarınızı fazla uzatmayın. Hem görüntü olarak hoş olmaz, hem de kırılmaya çok daha meyilli olurlar.

Tırnaklarınızı birer “alet” olarak kullanmayın. Zayıflarlar!

Bozulmuş, ucu silinmiş ojeyle sakın dolaşmayın. Fark edilir!

Tırnak etlerinizi nemlendirmiyor musunuz? Nemlendirme alışkanlığı kazanırsanız çok daha sağlıklı ellere sahip olabilirsiniz.

Çok ağır yükler taşımayın. Ağırlık nedeniyle kan ellerinize hücum ederek damarlarda birikip, damarların zamanla genişlemesine neden olur. Bu da yaşlandığınızda hoş olmayan görüntülere sebep olacaktır.

Kimse tırnaklarındaki kabarık çizgileri sevmez ama onları törpüyle yok etmek tırnağa zarar verebilir. Bunun yerine, ojeden önce bir kat koruma sürün. Çizgilerin yok olduğunu göreceksiniz.

Tırnak sorunları

Tırnaklarınız yumuşak veya kırılgan mı? Belki kötü bir alışkanlık sonucu tırnaklarınızı sürekli kemiriyorsunuz. Belki de tırnaklarınız sararıyor. Sorunların tümü için çözüm yolları var…

Kırılgan tırnaklar

Saç gibi, tırnaklar da genel sağlık durumunun yansımasıdır. Sık kırılan tırnaklar, çoğunlukla vücuttaki bir eksikliğin (genellikle yağ) göstergesidir. Tırnaklarınız susuz kalmış da olabilir.
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye gayret edin ve bir ay boyunca besleyici bir merhem kullanın. Böylelikle tırnaklarınız eski kuvvetine kavuşacaktır.

Yumuşak tırnaklar

Tırnaklarınız kırılgan ve hassas ise onları kuvvetlendirmek gerekir. Kendileri için gerekli olan vitamin ve kalsiyumu iyi alamamış olma olasılığı da vardır. Sağlık ve kuvvetlerini geri kazandırmak için haftada iki kere kalsiyum içerikli besleyici uygulayın.

Sararan tırnaklar

Dişlerde olduğu gibi, tırnak rengi de kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu arada bazı etmenler sarı pigmentlerin öne çıkmasına neden olur: nikotin, kötü ojeler, kötü asetonlar. Dolayısıyla tırnakların beyazlaşması sarılık yapmayan ürünler kullanılarak sağlanabilir.

Parmak uçlarınız ve tırnaklarınız nikotinden sararmışsa…
- Bir limonu ikiye bölerek 10 dakika boyunca sararmış bölgelere sürüp bekletin.
- Daha sonra oksijenli suyla ıslatılmış bir pamukla ovuşturarak temizleyin.
Tırnak yeme

Her şeyden önce bu kötü alışkanlığın kaynağını araştırın. Stresli misiniz? Ya da sıkıntılı? Kendinizle barışın. İç huzurunuzu bulmaya çalışın. Sonra da önerilerimize bir göz atın…

- Tırnaklarınızın kırılganlığını gidermek için bir sertleştirici kullanın; böylece kolay ezilebilmelerini engellemiş olursunuz.
- Yanınızda mutlaka bir tırnak törpüsü bulundurun. Tırnaklarınızda sizi rahatsız eden bir şey olursa, dişlerinizden önce törpüye baş vurun!
- Her gün, belli bir süreyi tırnak bakımına ayırın. Tırnaklarınıza masaj yapın, nemlendirin, oje sürün. Verdiğiniz emek karşılığında yeme dürtünüzün önüne geçebileceksiniz.
- Tırnaklarınızı mutlaka ojeli olarak tutun. Ojeli tırnaklarınızı bozmak istemeyeceksiniz. Kısa tırnaklarda bile kırmızı ojenin güzel durduğunu unutmayın!
- İyi ve pahalı bir oje satın alırsanız belki de böylece onları yeme dürtünüzden vazgeçebilirsiniz. Ya da bir süre takma tırnak kullanın. Pahalı ama oldukça etkili bir yöntemdir.
- Tırnak yemekten vazgeçemiyorsanız eczanelerde de bulabileceğiniz bir küçük şişe “acı oje” edinin. Farkında olmadan tırnaklarınızı yemenize bu şekilde mani olabilirsiniz.
- Ellerinizi bir şeylerle meşgul ederseniz tırnak yeme konusunun aklınıza daha az takıldığını fark edeceksiniz. Hiç işiniz yoksa, bir stres topu kullanın.
- Tırnak yemekten vazgeçme aşamasında özenle uzatılmış bir tırnağın kırılması kadar moral bozucu bir şey yoktur! İşte size bir ip ucu: tırnaklarınız kırılgansa uçlarına çiğ sarımsak sürün. Kokusuna katlandığınız sürece en fazla bir hafta içinde tırnaklarınızın kuvvetlendiğini göreceksiniz.

Şeytan tırnakları

Şeytan tırnakları bir kenarıyla hala tırnak dibine bağlı olan deri parçalarıdır. Bunun genel nedeni kurumuş olan tırnak dibi derisidir. Küçük olmalarına karşın yabana atılmayacak kadar acı verirler.

Ancak bunlardan da kurtulmanın yolu vardır:

Tırnak diplerinizi dişlemekten vazgeçin. Bu alışkanlık da en az tırnak yemek kadar zararlıdır.

Tırnak etrafındaki deriyi nemli tutmak için bir yağ veya krem kullanın. Tırnak etrafındaki cildin kuruması da şeytan tırnaklarının oluşmasına sebep olur.

Şeytan tırnağı olduğunu fark ettiğiniz an, makasla kesin.

Yatmadan önce tırnaklarınızın etrafına besleyici bir krem sürün. Kreminizin olmadığı durumlarda bir dudak besleyicisi bile sürebilirsiniz. Siz uyurken tırnaklarınız ve onları çevreleyen cilt beslenecek, şeytan tırnağı riskini de azaltacaktır.

E vitamini yağı da şeytan tırnaklarına karşı iyi bir çözümdür.

Faydalı öneriler

Her şeyden önce tırnaklarınızı ağzınızdan uzak tutun. Tırnaklarınızda oluşabilecek problemleri dişlerinizle halletmekten vazgeçmek sorunun yarısını çözecektir.

- Aseton kullanımınızı azaltmaya çalışın. Örneğin haftada bir kereden fazla aseton kullanmayın.

- Bulunduğunuz ortamların nemlilik veya kuruluk oranlarına göre el ve tırnaklarınızın nemlendirilmesine özen gösterin. Krem sürerken tırnaklarınıza hafifçe masaj yapın.

- Haftada 1-2 gün oje sürmeyerek havalanmalarını sağlayın. Eğer sürekli olarak takma tırnak kullanıyorsanız, ara sıra tırnaklarınızı serbest bırakın. Sürekli takma tırnak kullananlarda enfeksiyon riski de yüksektir.

- Tırnaklarınız zayıfsa törpüleme işlemini en aza indirin ve metal törpülerden kaçının.

- Doğru ve yeterli beslenin. Metabolizmanızın sağlığı oranında güzel tırnaklara sahip olacaksınız.

İlginç bilgiler

Güzel tırnaklar denildiğinde akla gelen ilk şeylerden biri oje olsa gerek. Ojeler hakkında pek bilinmeyen birkaç hoş bilgiyi sizin için derledik:

Yeşil veya sarı cilt tonunuz varsa açık renkte ve şeftali tonlarında; pembe cilt tonunuz varsa açık pembe renkte ojeler seçerek küçük tırnak defolarını kapatabilirsiniz.

Ming Hanedanlığı zamanında ojeler balmumu, yumurta akı, jelatin, sebze boyaları ve Arap sakızı karışımıyla yapılırdı. Bugün kullandığımız ojeler ise otomotiv sektörü sayesinde piyasada, çünkü günümüz ojesi araba boyalarının rafine edilmiş bir versiyonu!

Bugün bildiğimiz anlamda oje, yaklaşık 5000 yıl önce Çinliler tarafından kullanılmaya başlamıştı. O zamanlarda tercih edilen renkler siyah ve kırmızıydı.

Eski Mısırlılar tırnaklarını boyamak için parmaklarını turuncu kınaya batırırlardı.

Tırnakların sadece ucu bozulduğu için yeniden oje sürmek zorunda kaldığımız birçok sıkıcı zaman vardır. Bu duruma mani olmak için 1 veya 2 kalın kat süreceğinize, birkaç ince kat oje sürmeyi tercih edin.

Ojenizi sürdükten sonra iyice kurumasını bekleyip elinize krem sürerek masaj yapın. Cildiniz kremi eminceye kadar dairesel hareketlerle masajı sürdürün. Unutmayın ki eller devamlı meydandadır ve bu yüzden sürekli bir bakım ister.

Doğru saklandığı sürece ojelerin raf ömrü 1 seneden fazladır.

Ojenizin içinde baloncuklar oluşuyorsa bunun nedeni klimalı ortamlar, fanlar veya hava akımlarıdır. Oje sürerken bu problemlerin olmadığı mekanları tercih edin.

1 yorum

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Ahmet marankiden kısırlık için şifalı bitkiler

İnfertilite (kısırlık) korunmaksızın düzenli ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik oluşmaması olarak tanımlanmaktadır.Kısırlık en büyük üzüntü kaynağıdır ve tedavisi için ileri teknoloji gerektiren yöntemler kullanmayı gerektirir.

Teknolojiye başvurmadan önce gebelik şansının yaşam tarzınızdaki ya da diğer değişikliklerle artırılıp artırılmayacağını anlamak için buna neden olan herşeyi ortadan kaldırmak isteyebilirsiniz. Bu süre zarfında da doğal alternatifleri değerlendirmekte fayda var.

Kısırlık tedavisi için önerilen şifalı bitkiler:

Ahududu (Rubus idaeus) : Kadınlarda hamilelik sırasında ortaya çıkan rahim iltihapları için ahududu yapraklarından yapılan çay önerilir. Hayvan yetiştiricileri ahududu yapraklarını,üretkenliklerini arttırmak için erkek hayvanların yemlerine karıştırırlar.

Herbalist Kathi Keville kısır erkeklerin ahududu yapraklarından yapacakları çayı demleyip içmelerini öneriyor.

Zencefil (Zingiber officinale) : Yapılan bir araştırma zencefilin sperm sayısını ve hareketliliğini büyük ölçüde artırdığını göstermiştir.

Karnabahar ve B6 vitamini içeren besinler: Mikro gıda takviyelerini savunanlar,kısırlık için genellikle karnabahar önermektedirler. Bu vitamin en çok Karnabahar, su teresi, ıspanak, muz, bamya, soğan, brokoli, kabak, karalahana, yer lahanası,bürüksel lahanası,bezelye ve turpda bulunur.

Ayçiçeği ve Arginin içeren diğer bitkiler : Sperm sayısı düşük erkeklere doğal şifacılar tarafından genellikle arginin takviyesi önerilir. Arginin Ayçiçeğinde yeterli oranda bulunur.

Günde 4 gram arginin almak için 50 gram kadar ayçiçeği tüketmek yeterlidir.Bu hayati besini yüksek oranlarda içeren diğer besinler ise sırasıyla ; keçiboynuzu, ak ceviz, acı bakla, yer fıstığı, susam, soya fasulyesi, su teresi, çemen, hardal, badem, bakla ve mercimektir.

Ispanak ve çinko içeren diğer bitkiler: Bazı araştırma sonuçları, çinko eksikliğinin erkeklerde üretkenliği ve sperm kalitesini düşürebileceğini göstermiştir.

Çinko bakımından zengin kaynaklar arasında ıspanak, maydanoz, bürüksel lahanası, salatalık, taze fasulye,hindiba, börülce, kuru erik, ve kuşkonmazı sayabiliriz.

Bu bitkilerden bulabildiklerinizi büyük bir tencerede kaynatırsanız çinko bakımından zengin bir çorba elde edebilirsiniz.

Bu sitenin Sayın Ahmet Maranki’nin resmi sitesi değildir. Herhangi bir organik bağı yoktur.

Ahmet Maranki’nin Resmi web sitesi www.maranki.com ‘dur.

Ahmet Maranki’ye Sorularınız için info@maranki.com ‘a iletebilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,