Bebeklerde şaşılık

sasilik Bebeklerde şaşılık

Şaşılık, gözlerin birlikte uyum içerisinde bakamaması ve farklı yönlere doğru dönmüş olmasıdır. Bir göz düzgün bakarken diğer göz içe, dışa, yukarı veya aşağı doğru kaymış olabilir. Şaşı olan hastalar, bazen başlarını sağa veya sola eğmek gibi değişik baş pozisyonlarında her iki gözleri ile düzgün bakabilirler. Bazen şaşılık kendini böyle baş pozisyonundaki anormalliklerle gösterebilir. Şaşılıktaki gözün kayma hali sürekli olabilir, zaman zaman olabilir, daha çok çocuk yorulduğunda, uykulu ya da hasta iken belirginleşebilir. Bazen sağ bazen sol göz kayma gösterebilir. Kayan göz bazen düzelebilir, düzgün olan göz de bazen kayma gösterebilir.

Şaşılık bebeklerde oldukça sık görülen bir problemdir, Bebeklerin yaklaşık %4′ünde görülebilir. Şaşılık, yaşamın daha sonraki yıllarında da açığa çıkabilir. Kadınlarda ve erkeklerde benzer oranlarda açığa çıkar. Bazen ailevi olabilir ancak çoğu zaman şaşılığı olan hastaların ailelerinde şaşılığı olanlara rastlanmaz.

Kayma, sürekli veya gelip geçici şekilde olabilir. Sürekli olarak tek gözde olabilir veya dönüşümlü olarak iki göz kayabilir.

Çocukların %4′ünde gözlenir. İleri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Kız ve erkeklerde eşit oranla rastlanır. Kalıtımsal olabilir.

Çocuklar yeni doğduğunda ve okul öncesi çağlarında çocuk doktoru ve göz doktorları tarafından olası göz sorunları açısından muayene edilmelidir. Özellikle, ailede şaşılık veya görme tembelliği hikâyesi varsa, bu muayene çok daha önem kazanır.Bebeklerde çoğunlukla kayıyormuş gibi görünen göz (yalancı şaşılık) ile gerçek şaşılık arasında ayırım yapabilmek zordur.Yalancı içe şaşılık, basık burun kökü olan ve göz kapaklarının iç kısmında deri kalıntıları (epikantal kalıntılar) olan çocuklarda veya iki göz arası mesafenin dar ve gözlerin derinde olduğu durumlarda, yana bakış pozisyonlarında gözlerin içe kaydığından şüphelenilen durumdur. Çocuk büyüdükçe burun büyür, deri kıvrımları geriler ve normal görünüm kazanır. İki göz arasındaki mesafenin fazla olması veya gözlerin öne çıkık olması da yalancı şaşılık sebebidir.En sık rastlanan şaşılık tipleri İçe ve dışa kayma’dır. İÇE KAYMA Bebeklerde ve çocuklarda en sık gözlenen şaşılık tipidir. Doğumdan sonraki altı aya kadar çıkan şekline infantil tip denir ve ameliyatının bir yaşına kadar yapılması önerilir. İçe kaymalar genellikle hipermetropiyle birlikte görülür. Hipermetroplar uzaktaki cisimleri iyi görebilmek için uyum yaparlar. Uyum gözleri içe çeker. Hipermetropinin gözlükle tam düzeltilmesi sonucu, şaşılık tam düzeltilebilir. Bu akomodatif tip içe şaşılıktır. Bu tip şaşılıkta çocuk büyüdükçe hipermetropik gözlük numarası azaltılarak, şaşılık kontrol edilir ve ameliyata gerek duyulmaz. Bazı durumlarda ise hipermetropinin tam düzeltilmesine rağmen bir miktar belirgin şaşılık kalabilir. Bu kısmı nonakomodatif tiptir. şaşılığın gözlükle düzeltilemeyen kısmı ameliyatla düzeltilebilir.Bazı çocuklarda yakına bakınca içeri kayma çok artar. Bu durumda bifokal gözlük, prizmalar, bazı göz damlaları ve bazen cerrahi, tam düzeltmeyi sağlayabilir. Hipermetropiye ve akomodasyona bağlı olmayan tipteki içe şaşılıklarda tedavi yalnızca cerrahidir. İçe şaşılıkla ameliyat gereksinimi varsa, cerrahi en kısa sürede planlanır. İçe şaşılığın temel cerrahi prensibi, gözü içeri çeken kasın göze yapışma yerinden geriletilerek zayıflatılması ve gözü dışa çeken kasın kısaltılarak kuvvetlendirilmesi şeklindedir. DIŞA KAYMA Ara sıra ortaya çıkan ve devamlı olan tipleri vardır. Ara sıra dışa kayma görünen şekli iki tiptir. Yakına bakarken normal, çift taraflı görmenin olduğu, uzağa bakarken ise gözlerden birinin dışarı kaydığı tipe diverjans fazlalığı denir. Konverjans yetmezliği denilen diğer tipinde ise uzağa bakış normal iken, yakına bakışta gözler dışarıya kayar. Bu tip şaşılıklarda öncelikle miyopi ve astigmatizma tam düzeltilir. Ortoptik (göz kaslarını çalıştırıcı) tedavi ve prizmalardan yararlanılır. Son çare cerrahidir. Hem yakına hem de uzağa bakarken görülen devamlı dışa kaymalarda da aynı tedavi yöntemleri geçerlidir. Dışa kaymada cerrahi içe şaşılıkların tam tersine olarak, gözü dışa çeken kasın yapışma yerinin geriletilerek zayıflatılması ve içe çeken kasın kısaltılarak kuvvetlendirilmesi prensibine dayanır. ŞAŞILIK AMELİYATI Genellikle genel anestezi altında yapılır. Bazı erişkinlerde lokal anestezi de uygun olabilir. Ameliyat sadece göz küresini saran dokunun kaldırılması ve gözü hareket ettiren kaslara ulaşılması ile başlar. Sonra bir ya da iki gözde kaslara gerekli kuvvetlendirme ve zayıflama işlemleri uygulanır. Ameliyat sonrası iyileşme hızlıdır. Birkaç gün içinde normal yaşama dönülür. Ameliyat sonrası gözlük veya prizma gerekebilir. Her insanın ve her gözün kendisine göre iyileşme cevabı değişmekle birlikte, kayma ameliyat sonrasında az veya aşırı düzelmişse tekrar ameliyat yapılabilir.

Şaşılıkta, erken ameliyat çok önemlidir. Çünkü bebeklerde gözlerin kayması düzeldikten sonra normal görme ve çift gözle derinlik hissi rahat gelişir. Çocuk büyüdükçe görmeye derinlik hissinin tam gelişmesi mümkün olmasa da, şaşılık ortadan kaldırılınca çevre (perifer) görmede artma olabilir. Şaşılık cerrahisi, gözleri normal paralel konumlarına getirmek için yapılır. Şaşılık ameliyatı hiçbir şekilde gözlük kullanımı ve görme tembelliği tedavisinin alternatifi değildir. Ameliyat öncesinde kullanılan gözlük ve uygulanan görme tembelliği tedavisine, ameliyat sonrasında da aynı şekilde devam edilir.

Etiketler: , , , , , ,

Kısa yoldan güzellik…

Kısa yoldan güzellik…
Yoğun ve meşgul bir kadınsanız size bazı kolaylıklar bulduk: Makyaj rutininize kolaylık, daha genç görünmek için hileler ve daha birçoğu. Okuyun. Hoşunuza gidecek!

Eski rujunuzla vedalaşın

Ruj renginizi senelerdir değiştirmediniz mi?
Aman sakın ruj cenderesine sıkışıp kalmayın!
Bundan kurtulmanın en basit yolu farklı tonlar denemek ve “kendinizi” yeni bir renkte aramak.
Alışık olduğunuz rengin farklı bir tonunu deneyin.
Bu minik değişikliğin size kazandıracağı sürpriz: Gözlerinizde bulacağınız yeni bir ışıltı.

Elmacık kemikleri yaratın

Yanaklarınızı belirginleştirmenin doğal bir yolu var: Cildinizden birkaç ton koyu (bronz gibi) bir allık seçin. Elmacık kemiğinin hemen altından başlayarak saç dibine doğru soluklaşmak şartıyla sürün, üstüne altın tonlu bir pudra kullanın. Yüksek noktalar ışığı yakalar, daha alt bölgeler ise bunun tersini yapar. Sonuç: Daha belirgin elmacık kemikleri!

Fondötene dikkat

İşin sırrı fondöten sürmeden önce burun etrafına ince bir kat göz jeli sürmektir. Jel kurudukça makyajın tutunması için daha pürüzsüz bir yüzey oluşmasına neden olur. Fondöteninizin stick şeklinde olması da daha yararlı olur çünkü krem olanlara kıyasla daha sert ve dolayısıyla kuruyup çatlamaya karşı daha uygundurlar.

Ağrısız ağda yapın

Kafein sizi ağrıya daha dayanıksız yapar. O yüzden kahve alışkanlığınızdan kurtulun. Ayrıca, Retin A veya glycolic acid içeren bir ürün kullanıyor musunuz? Bu maddelerin ikisi de cilt hücrelerinin ayrılmasına neden oluyor, bu da ağdanın cilt tabakasını tümden çekmesine neden olabilir. Ağdadan 1 hafta önce kullanımlarını durdurun. Son olarak daha fazla tahrişe neden olacağı için bez kullanılarak yapılan ağdadan uzak durun.

Etiketler: , , , , , , , , ,

ÇOCUKLARDA HİPERTANSİYON

ÇOCUKLARDA HİPERTANSİYON
Çocuklarda Hipertansiyon

Çocuklarda hipertansiyon, yenidoğan da dahil olmak üzere her yaşta görülebilir.
Hipertansiyon 2 gruba ayrılabilir:Esansiyel veya primer hipertansiyon dediğimiz herhangi bir neden bulamadığımız grup ki, bu tip hipertansiyon daha çok erişkinlerde görülür. Diğer grup ise sekonder hipertansiyon dediğimiz gruptur ki burada tansiyon, böbrek veya kalp hastalığı gibi vücutta mevcut olan başka bir hastalık sonucu oluşur. Erişkinlerde esansiyel hipertansiyon dediğimiz nedeni bilinmeyen hipertansiyon çok daha sık olarak görülürken çocuklarda özellikle 6 yaşın altındaki çocuklarda esansiyel hipertansiyon hemen hemen hiç görülmez. Esansiyel hipertansiyon çocuklarda genellikle 10 yaşından sonra  görülmeye başlar. Çocuklarda tespit edilen hipertansiyonun hemen daima bir nedeni vardır, bu nedenle hipertansiyon tespit edilen çocuklar detaylı bir şekilde araştırılmalıdır, nedeni bulup ortadan kaldırmadan çocuklardaki hipertansiyonu tedavi etmek mümkün değildir.
Çocuklardaki hipertansiyonun %90’nında 2 önemli neden vardır. Bunlardan biri böbrek hastalığı diğeri ise aort koarktasyonu dediğimiz doğumsal bir kalp hastalığıdır. Hipertansiyona neden olan böbrek hastalıkları, doğuştan gelen böbrek bozuklulukları veya böbrek atar damarındaki darlık olabileceği gibi sonradan oluşan  akut veya kronik böbrek iltihapları olabilir. Aort koarktasyonunda hipertansiyon, kalpten çıkan bütün vücuda temiz kanı götüren aort damarı dediğimiz ana atar damarın genellikle sol kol damarını verdikten sonraki kısmındaki darlığa bağlı olarak gelişir. Böbrek üstü bezinin fazla çalışması, bazı tümörler ve bazı ilaçlar(kortizon, bazı öksürük ilaçları ve burun damlaları gibi) çocuklarda daha az rastladığımız hipertansiyon nedenleridir.
Esansiyel hipertansiyon 6 yaşın altındaki çocuklarda hemen hemen hiç görülmez, 10 yaşından sonra görülmeye başlar. Çocuklarda esansiyel hipertansiyonun oluşumundaki en önemli neden ailevi yatkınlığın yanı sıra sağlıksız beslenme ve azalmış fizik aktivite sonucu oluşan fazla kilolar ve obesite dediğimiz şişmanlıktır. Son yıllarda yapılan araştırmalar esansiyel hipertansiyon oranının özellikle adölesan yaştaki çocuklarda giderek arttığını göstermektedir. Obesitenin yanısıra sigara alışkanlığının da bu yaş grubunda giderek artması erişkinlerde olduğu gibi esansiyel hipertansiyon  oranının artmasının diğer önemli bir nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzde genç erişkinlerde ve erişkinlerde görülen hipertansiyon, şeker hastalığı, hiperlipidemi( kan yağlarının yükselmesi) ve kalp- damar hastalıklarının köklerinin erken çocukluk çağlarına uzandığı  ve oluşumunda bebeklikten başlayan sağlıksız beslenme ve aktivite azlığı nedeniyle gelişen obesitenin önemli rol oynadığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Obesitenin yanı sıra sigara içimi bu hastalıkların hızla ilerleyerek çok daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Erken çocukluk dönemlerinden hatta bebeklikten başlayan sağlıklı beslenme, fizik aktivite ve spor; sigaranın içilmediği  bir yaşam tarzının  ailenin tüm bireylerinin de katıldığı bir yaşam tarzı olarak benimsenip uygulanması bu hastalıkların oluşumunu önemli ölçüde azaltacaktır.
Tansiyon yüksekliği hafifse genellikle hiçbir belirti olmaz, muayenelerde tansiyon ölçümü sırasında tesadüfen ortaya çıkar. Tansiyon yüksekliği fazla baş ağrısı, baş dömesi, bulantı –kusma, burun kanaması, huzursuzluk, veya kişilik bozukluğu  sıklıkla rastlanan belirtilerdir. Nadiren beyin kanaması, felçler, kalp ve böbrek yetersizliği, görme bozuklukları veya körlük ilk belirtiler olabilir. Bazen tansiyon yüksek bile olsa belirti vermeyebilir. Tedavi edilmeyen yüksek tansiyon beyin, kalp,  göz gibi bazı organlarda kalıcı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle belirli aralıklarla çocukların tansiyonlarının ölçülmesi, tanının erken konulup tedavinin erken başlanması kalıcı hasarların önlenmesi açısından son derece önemlidir.
Çocuklarda hipertansiyon değişik nedenlere bağlı olduğu için tedaviler de  nedene göre farklılık gösterir.
Çocuklarda esansiyel hipertansiyonda tansiyon çok yüksek değildir. Bu çocuklar genellikle şişman az hareket eden çocuklardır. Kilo verdirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sigara içiyorsa sigaranın kesimesi ve tuzun azaltılması ile tansiyon genellikle kontrol altına alınır. Bütün bunlara rağmen tansiyon düşmüyorsa tansiyon düşürücü ilaçlar kullanılır.
Sekonder hipertansiyonda nedene yönelik  tedaviler uygulanır. Nefrite yani böbreğin kronik veya akut enfeksiyonlarına  bağlı ise su ve tuz kısıtlamasının yanısıra tansiyon düşürücü ilaçlar kullanılır. Enfeksiyon varsa uygun antibiyotik tedavisi uygulanır. İlaçlara rağmen tansiyon kontrol altına alınamıyorsa ve tek taraflı ise o böbrek ameliyatla alınır. Böbrek damarındaki darlığa bağlı ise daralmış damar balonla veya ameliyatla açılarak tansiyon düşürülür. Aort koarktasyonunda daralmış damar balonla veya ameliyatla genişletilerek tansiyon kontrol altına alınır ve tamamen tedavi edilmiş olur.
Çocuklarda hipertansiyonun görülme sıklığı % 1 civarındadır. 
Hipertansiyon çocuklarda yenidoğandan itibaren görülebilir. Her yaş grubunda farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Esansiyel hipertansiyon genellikle 10 yaşından sonra görülmeye başlar. 6 yaştan önce hemen hemen hiç görülmez. Sekonder hipertansiyon  çocuklarda her yaş grubunda  görülebilir.
Özellikle sekonder hipertansiyonu olan çocuklar hipertansif kriz dediğimiz ataklarla tansiyonun çok yükselmesine bağlı komaya girebilirler. Bu durumda hastaneye getirilirken veya acil tedaviye rağmen kaybedilebilirler.
Hipertansiyon tespit edilen çocuklarda hemen daima bir neden vardır ve bu neden bazen basit bir muayene ve tahlille anlaşılabilir. Bazen uzun süren tekrarlayan zahmetli tetkikler gerekebilir. Bu tahliller küçük ve hasta bir çocuğu şüphesiz etkileyecektir. Ailenin de bu tetkikler konusunda sabırlı olması gerekir. Bazılarında neden bulunduktan sonra kısa sürede tamamen  iyileşme sağlanabilir. Ama bazılarında uzun süren tekrarlayan tedavilere ihtiyaç gerekebilir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

ZİVZİK NARINDAN GELEN ŞİFA VE NAR İLE YAPILACAK KÜRLER

Narı hepimiz biliyoruz. Ama, bütün çeşitlerinden haberdar değiliz sanırım. Zivzik narı adında bir nar çeşiti olan meyve pek çok derde deva olan bir meyveymiş. Özellikle kış mvsiminde, enfeksiyon hastalıklarından korunmak için, bol bol nar tüketilmesi öneriliyor. Narın şifasından faydalanmak için bir kaç kür önerimiz var.

DİŞ ETİ İLTİHAPLARI İÇİN : Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp, bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip, diş etlerine sürüldüğünde, diş eti tahrişine iyi gelir.
DOLAMA,TIRNAK İLTİHABI VE İLTİHAPLI YARALAR İÇİN : Nar çekirdeği, balla karıştırılarak, merhem halinde tatbik edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanılır.
SAFRA VE KABIZLIK İÇİN : Narın etli kısımları sıkılıp içilirse, sfrayı söker, kabızlığı giderir.
ZİVZİK NARININ DİĞER FAYDALARI :
* Nar burun poliplerine faydalıdır.
* Kan yapıcı, enerji verici özelliği vardır.
* Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere faydalıdır, öksürüğe iyi gelir.
* Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır, diğer narlardan daha fazla idrar söktürür, ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini söndürür, kabızlığı giderir, mide ağzındaki ağrılara iyi gelir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Göz Bakımı 2

Göz Bakımı

Gözler yüzün en dikkat çekici bölgelerinden biridir. Teninize ve saçınıza uygun bir göz makyajı ile çok etkileyici görünebilirsiniz.
Eğer açık tenli ve sarışınsanız, şanslısınız çünkü hemen her renk far kullanabilirsiniz. Karamel, kahve, gri ve krem rengi özellikle yakışacaktır. Önce açık bir rengi (yumuşak bir gri, kemik yada kehverengimsi bir pembe) kirpiklerin dibinden göz kapağının bitimine kadar sürün. Göz kapağının üstüne ise kahverengi, bronz gibi daha koyu renkler kullanın.
En koyu tonu da derinlik katması için göz kapağının bitiş çizgisine sürün.
Esmerler rahatlıkla koyu tonlar kullanabilirler. Koyu renk farı kirpiklerin dibine kadar, yanlara dogru hafif uzatarak sürün.
Kızıllar ise karamel, gri, lila veya siyah gibi renkleri kullanabilirler.
Bu renklerle sariışınlarinkine benzer makyaj yapabilirsiniz ancak göz ile burun arasındaki bölgeye fazla koyu renkler sürmekten kaçının.
Eyeliner yada göz kalemini hem üste hem alta yada sadece üste sürebilirsiniz ama mutlaka sürdükten sonra yumuşatmalısınız.

Bunu ıslak pamukla, pamuklu çubukla yada bazı göz kalemlerinin arkalarında bulunan silgilerle yapabilirsiniz.
Açık renkli farlar kullandıysanız yada günlük hafif bir makyaj istiyorsanız göz kalemini mümkün olduğunca ince sürün, ayrıca kahverengi göz kalemi kullanmak daha doğal görünmenizi sağlayabilir.
Gözün altına da kalem çekmek yerine, kirpiklerin dibine azıcık koyu renk bir far sürmeyi deneyebilirsiniz.
Rimel sürerken de bazı şeylere dikkat etmelisiniz. Kurumuş bir rimel (3 aydan sonra kurumaya başlar) istenilen etkiyi göstermez.
Rimel sürmeden önce kirpikleriniz tarakla yada kirpik kıvırıcısıyla düzelterek, karışmalırını yada birbirlerine yapışmalarını engelleyebilirsiniz.
Biraz ışıltılı ve farklı bir görünüm için siyah veya kahverengi sürdüğünüz rimelin üstüne sadece uçlarına mor yada lacivert sürmeyi deneyebilirsiniz.
Kirpiklerinizin daha uzun ve gür görünmelerini istiyorsanız, rimelden önce biraz pudra sürüp, kuruduktan sonra da ikinci katı sürmek istediğiniz etkiyi yaratacaktır.

Gözlerin formunu değiştirmek için…
1.Gözleriniz çok yakınsa: Kaşların birbirine çok yakın olması makyaj tekniği ile giderilebilir. Önce burnun üst kısmındaki kaşları alıp bunların yerine açık far sürün. Koyu renk farı gözkapağının oynar yerine ortasından kenara doğru rengini açarak sürün. Açık renk farıysa gözlerin iç kısmına uygulayın. Burna yakın kısma asla koyu renk far sürmeyin!

2.Gözleriniz çıkıksa:Koyu renk farı gözkapağınızın hareketli kısmına sürün. Koyu renk bir eye- liner’ı gözkapağın sınırından dışa doğru çekin.

3.Gözleriniz çok uzaksa:Gözleriniz arasındaki mesafe çok uzaksa koyu renk farı gözkapağının hareketli yerine ortadan başlayıp kaşın altına ve burna doğru sürün. Gözkapağını eye liner ile belirleyin.

4.Gözleriniz içe gömükse:Küçük, gözkapakları belirsiz ve ince gözleri belirginleştirmek de mümkün. Kaşlarınızın altından, dış kısımlarına doğru olan bölümleri orta koyulukta bir farla boyayın. Gözkapaklarının üzerine daha açık bir far sürün.

Sayfayı arkadaşınıza gönderin..

İnterneti daha iyi dolaşmak için Google Araç Çubuğuyla birlikte Firefox’u da alın

zirve100.com

www.GuLSehri.com Erkekler Kadınlar 17 ziyaretci sitemizde

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

5 Dakikada Gençleşin

Özellikle son 2-3 yıldır yüz gençleştirme ameliyatlarının yan etkilerinden çekinen ancak buna karşın daha genç bir yüze sahip olmak isteyenler için en az girişim gerektiren yöntemlerin ön plana çıktığını belirten Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fazıl Apaydın, “Bu yöntemler arasında en popüler olan öğle tatilinde dahi yapılabilen botoxtur” dedi.

Botox’un genellikle kaşlar arası, alın ve göz siniri kışıklıklarının giderilmesinde uygulandığını açıklayan Prof. Dr. Apaydın “botox yapıldıktan sonra etkisi 4-6 ay sürmektedir, daha sonra yeniden yapılabilmektedir. Uygulama genellikle 400-600 ytl arasında değişen fiyatlarda yapılmaktadır. Hanımların kullandıkları yüz gençleştirme kremlerine verdikleri paralar göz önüne alındığına bu yöntem çok daha etkili olmaktadır” dedi.

Botox uygulamasının yüze buz tatbikinden sonra 5 dakika içinde yapıldığını belirten Prof. Dr. Apaydın “botox yapıldıktan 15 gün sonra hastalar doktor kontrolünden geçirilmekte ve sonuçlar bereberce değerlendirilmektedir” diye konuştu.

Etiketler: , ,

Bunları Herkes Bilmeli!

*Eğer tüzünüzde yara varsa yüz bakımı yapmayın,enfeksiyonu yapabilirsiniz.
*Alpha ve beta hydroxy asitleriiçeren ürünler ölü hücreleri cildin yüzeyinden def ederler ve cildi güneşe karşı daha hassas hale getirirler.Bu yüzden her zaman SPF oranı yüksek olan bir güneş kremi kullanın.
*Cildinizi fazla ovalamayın.Bir çeşit arındırıcıya bağlı kalın.bu kimyasal bir peel veya mekanik bir ovalama ürünü olabilir.Cilde sadece haftada bir yoğun uygulama yapın.
*Cilt temizliğinde kaynar su kullanmayın.
*Sivilcelerinizi sıkmamaya çalışın.Gerçekten yapmanız gerekiyorsa ,bir kağıt peçete kullanın ve sivilcenin özüne ulaştığınızdan emin olun.Açılan yarayı iyileştirmek için yaraya azıcık tea-tree yağı sürün.
*Yüksek aktiviteli ürünleri cildinize uygulamadan önce bileğinizde test edin.Alpha ve beta hydroxy asitleri içeren ürünler hassas ciltleri tahriş edebilir.
*Gece dışarı çıkarken yüz bakımı uygulamayın.Yüz bakımı fazlasıyla renkgetirebilir ve yüz bakımından sonra en az 12 saat boyunca cildinizeimakyajdan uzak tutmak en iyisidir.
*Özellikle burnunuzun etrafında siyah noktalarınız varsa T-bölgesine (alın,burun ve çene) killi bir maske uygulayın ve kurumayı bırakın.Maskeyi ılık suyla çıkarın ve bir arındırıcı kullanarak maskenin yüzeye çıkardığı kirleri temizleyin.

Etiketler: , , , , ,