Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır.

Anne Sütünü Artırmak İçin

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Sütün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, bebek doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirilmelidir. İlk günden başlayarak bebeğin anne sütü dışında bir besin ya da içecek almaması sağlanmalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Anne bebeği kabullenip, kendisini psikolojik olarak emzirmeye hazırlamalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebek, doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Sık emzirmek bol süt gelmesini sağlamaktadır, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önlemektedir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emzirmeden önce ya da sonra hazır mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Dolayısıyla annenin sütünün azalmasına da neden olur. Bu tür ek gıdalara, bebeğin 5. ya da 6. ayından sonra başlamak gerekir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebeğe anne sütünden başka sıvı içecek verilecekse, biberon kullanılmamalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Geceleri emmek isteyen bebek anne tarafından emzirmelidir. Hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemlidir. Geceleri emzirmek yerine hazır mama kullanmak annenin sütünün verimini azaltmaktadır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de çok dikkat etmelidir. Emziren anne en az 2 su bardağı süt veya yoğurt tüketmeli, hergün tüm besin gruplarından (meyve, sebze, et, tahıllı yiyecekler) düzenli olarak yemelidir. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir. Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emziren anneler sigara içmemelidir. Çay ve kahve gibi besleyici değeri olmayan ve uyarıcı içecekler almamalı veya az tüketmelidir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebek yalnız meme ucunu emmediği için, memenin çevresindeki koyu bölgeyi de ağzına alabilirse başarı ile emzirme devam edebilir. Meme başında çatlak olmaması için her emzirmeden sonra meme başına 1-2 damla anne sütü sürülmelidir. Emzirmeden sonra anne sade ve temiz su ile meme başını temizlemelidir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emzirme döneminde annelerin sütü arttırmak için aşırı beslenme sonucu fazla kilo almamaya dikkat etmeleri gerekmektedir. Kadınların çoğunun vücutları süt üretme konusunda çok iyidir ve bu yüzden iki kişi için yemeye gerek yoktur. Emzikli kadının süt verdiği sürece sadece günlük 500-600 kalorilik ek enerji alması gerekir.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Annenin emzirdiği süre içerisinde protein, vitamin ve mineral ihtiyacı da artmıştır. Emziren annelerin vitamin ve demir takviyesine ihtiyacı vardır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emziren annelerin sıvı ihtiyacı da artmıştır ve günlük en az iki litre sıvı tüketimi şarttır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Memelerden birinin daha az emzirilmesi o tarafın süt üretimini giderek azaltır ve durdurur. Bebek bir memedeki sütü tamamen bitirinceye kadar emmelidir. Şayet hala aç ise diğer meme verilmelidir. Bir sonraki emzirmeye son emzirilen memeden başlanmalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir. Annenin yorgunluk ve stresleri süt salgılama refleksini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle, doğumdan hemen sonra annenin her türlü rahatlığı sağlanmalıdır.

nokta turuncu Anne sütünü artırmak için ne yapmalıdır. Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Aksesuar vezgecilmez

aks0019 Aksesuar vezgecilmezEv dekorasyonunun vazgeçilmez tamamlayıcıları olan aksesuarlar, her zaman gözde unsurlar olarak önemlerini koruyor. Önemli olan, onları belli bir amaca yönelik olarak doğru ve işlevsel kullanmak. Bunun yanı sıra evde var olan ve artık kullanmadığınız çeşitli objeleri, tarzlarını değiştirerek, boyayarak ve farklı amaçlara yönelik olarak kullanabilir, böylece yeni ve farklı aksesuarlar yaratabilirsiniz. “aksesuarları evimde nasıl daha işlevsel kullanırım” diyorsanız, bu yazı tam size göre…

Boş kalan köşeleri, tercihen içinde canlı bitkilerin olduğu bir saksıyla, çeşitli boyutlardaki çerçevelerle ya da tarzınıza uygun bir sandaye ile doldurabilirsiniz. Bu durumda seçeceğiniz aksesuarın ebatlarının mekanla uyumlu olmasına dikkat edin.

Ne miktarda ve nasıl aksesuarlar kullanacağınız, yaratmak istediğiniz tarz ve atmosfere bağlıdır. Bu yüzden öncelikle ne tür bir dekorasyondan hoşlandığınıza karar vermelisiniz. Örneğin modern bir dekorasyondan hoşlanıyorsanız, sade ve yalın aksesuarlar seçmelisiniz.
Eğer kendinizi etnik, otantik ya da egzotik gibi herhangi bir tarzla sınırlandırmak istemiyorsanız, aksesuar seçerken sizin için değerli olan objeleri tercih etmelisiniz.
Öncelikle aksesuar kullanmak istediğiniz odayı dikkatlice inceleyip neler yapmak istediğinize karar verin. Bir parça renklilik ve canlılık katmak, ölü noktaları kapatmak ya da görsel bir ağırlık katmak istediğinizde, işe büyük obje ve aksesuarları yerleştirmekle başlayın. Ardından gerekli gördüğünüz yerlere küçük aksesuarlar koyun.
Renkli ve havai şeylerden hoşlanıyorsanız, hareketsiz bulduğunuz yerlere küçük aksesuarlar koyabilirsiniz.
Kanepeniz ne tarz olursa olsun; üzerine koyacağınız birkaç yastık veya bir şal onu çok daha zarif gösterecektir. aksesuarları sadece satın almak durumunda değilsiniz. Örneğin eski ahşap bir masanın ayakları, mükemmel şamdanlar yapmak için idealdir.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Sorularla Rahim Ağzı Kanseri Aşısı

Her yıl ikiyüzkırkbin bayanın ölümesine yol açan rahim ağzı kanserini önleyen onaylandı. Bu yeni aşı, rahim ağzı kanserini, HPV tip 6, 11, 16 ve 18’in neden olduğu kanser öncesi düşük dereceli lezyonları ve genital siğilleri önleyebiliyor.

Bayanı öldürücü rahim ağzı kanserinden koruyan ve 9-26 yaş grubundaki bayanlarda kullanılacak olan rahim ağzı kanseri aşısı ve kansere neden olan HPV virüsü hakkında merak ettiğiniz soruları Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı – A.B.D. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Traş yanıtladı.

HPV virüsü nedir?
HPV (Human Papilloma Virus) cinsel ilişkiler ile geçen bir virüstür. Rahim ağzı kanseri ve kanser öncesi değişikliklerin yüzde seksenine bu virüs neden olmaktadır. Son yıllarda önemi daha çok anlaşılan virüsünün ABD’de yapılan bazı çalışmalarda, bayanların yüzde altmışında ve yüzde yetmişinde mevcut olduğu görüldüğü ve son zamanlardaki en büyük önemi rahim ağzı, vajina ve vulva kanserinde etken olmasının keşfedilmesiyle ortaya çıktı. İnsanların bağışıklık sistemi bu tür enfeksiyonları 1 ya da 2 yıl içinde temizliyor, ancak daha dirençli HPV türleri rahim ağzı kanseri veya genital bölgede başka kanserlere yol açabiliyor.

Nasıl bulaşıyor?
Cinsel olarak aktif kadınların yüzde 50’den fazlasında HPV’nin bir ya da daha çok tipine ait enfeksiyon izlerine rastlandı. Bu enfeksiyonların çoğu da klinik belirti vermiyor. Bulaşma şekli, çoğu zaman cinsel ya da çok yakın tensel temas olabiliyor. Kolaylaştırıcı faktörler olarak bölgenin nemliliği ve dokuda harabiyet sayılabilir. Ayrıca, gebelik, AIDS, kortizon tedavisi gibi kişinin bağışıklık sisteminin çok iyi çalışmadığı durumlarda hastalık hızla ve çok yaygın olarak seyredebiliyor.

HPV virüsü bu kadar tehlikeli mi?
Tüm dünyada kadınlar arasında kanserden kaynaklanan ölümlerin ikinci en yaygın nedeni olan rahim ağzı kanseri, her yıl yaklaşık yarım milyon teşhis ve 240 bin ölümle sonuçlanıyor. Ayrıca, düşük dereceli riske sahip belirli HPV tipleri, genital siğillere ve anormal Pap sonuçlarına yol açabiliyor. Her yıl dünya çapında yaklaşık otuziki milyon genital siğil vakası ortaya çıkıyor. ABD’de, her yıl yaklaşık 15 bin kadın, rahim ağzı kanserine yakalanırken, bunlardan yaklaşık altıbini ölüyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu problem çok daha büyük, çünkü kadınlar kansere yol açan ajanların gelişimini hastalığa yakalanmadan kontrol ettirmiyorlar ve bu da her yıl binlerce bayanınnın ölümesine yol açabiliyor.

HPV virüs türlerinin hepsi kansere yol açıyor mu?
HPV’nin bazı türleri kansere yol açarken, diğerleriyse cinsel hastalıklara yol açıyor.

Yeni piyasaya çıkan HPV aşısı koruma amaçlı mı?
Genel olarak koruma amaçlı bir aşı olup, HPV 6, 11, 16, 18 tiplerine maruz kalmamış kadınlarda, rahim ağzı kanserine karşı yüzde 100 koruma sağlar.

Aşıyı herkes olabilecek mi?Şu an 9 – 26 yaş grubundaki kadınlar, aşının uygulanabileceği grubu oluşturuyor. İlerleyen dönemlerde ise 26 yaş üstü kadınlar için ve erkekler için de aşının kullanılması planlanıyor.

HPV’si olan her kadına aşı önerilecek mi?
Öncelikle, aşının HPV ile temas öncesi uygulanması öneriliyor. Öte yandan çalışmalarda aşının içinde bulunan dört HPV tipinden herhangi bir tanesine maruz kalmış kişilerde aşılama sonrası aşının içinde bulunan diğer tiplere karşı koruma sağladığı gözlenmiş.

Kanserden kaçınmak için gençlere ne önenirsiniz?
Rahim ağızı kanserinin ortadan kaldırılması için bir kadının yaşamı boyunca üç ayrı yaklaşımın benimsenmesi gerekir. İlki, ergenler için davranışsal eğitimdir (diğer müdahalelerin yanı sıra cinsel ilişkiden kaçınma). İkincisi, aşılanmadır. Üçüncüsü ise rahim ağızı kanserinin erken teşhisi ve önlenmesinde gerekli ve değerli bir araç olmaya devam edecek olan Pap taramasıdır.

Aşının etkili olması için kaç kere yapılması gerekiyor?
9 – 26 yaş arasındaki bayanlara 0 – 2. ve 6. aylarda 3 doz olarak uygulanıyor.

Aşı uygulandıktan ne kadar süre sonra etkisini gösteriyor?
Aşının uygulanması ile HPV’ye karşı oluşan antikor düzeyleri ölçülür.
Uzun süreli takip çalışmalarında da aşı alan gruptaki HPV enfeksiyonları ile plasebo alan gruptaki HPV enfeksiyonları kıyaslanır ve böylelikle klinik etkinlik ortaya çıkar. Şu an eldeki verilere göre, aşı 5 yıl boyunca etkili düzeyde antikor yanıtı oluşturuyor. Çalışmalar koruyuculuk süresi üzerinde halen devam ediyor ve ilk veriler 5 yıldan daha uzun süreli korumayı vaat ediyor.

Aşı hangi HPV tiplerine karşı koruma sağlıyor?
Aşı HPV 6, 11, 16, 18 tiplerini içeriyorr. HPV 16 ve 18 dünya üzerindeki rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’den fazlasına neden olurken, HPV 6 ve 11 ise dünya üzerindeki genital siğillerin yüzde 90’nından fazlasında sorumlu tutuluyor.

Türkiye’de rahim ağzı kanseri görülme sıklığı nedir?
Dünya çapında toplanan GLOBOCAN verilerine göre ülkemiz, rahim ağzı kanser sıklığı 100 bin’de 9,3’den düşük olan ülkeler grubunda yer alıyor. T.C. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi verilere göre bir lokal çalışmada, rahim ağzı kanseri sıklığının yaklaşık 100 bin’de 5 olduğu tahmin ediliyor. Dünya çapında konuya bakacak olursak, yılda yaklaşık 500 bin kadına rahim ağzı kanseri teşhisi konulup, yine yaklaşık 250 bin kadın bu kanser nedeni ile hayatını kaybediyor. Kabaca bir hesapla her 2 dakikada bir kadın, bu hastalıktan yaşamını yitiriyor.

Yeni MSD aşısını ne zaman yaptırabileceğiz?
MSD aşısı, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından 9 Haziran 2006 tarihinde onaylandı. Yeni MSD aşısı için yapılan başvurular halen beş kıtada, ülkelerin ruhsatlandırma kurumlarında değerlendirme aşamasında. Ruhsat başvurusu yapan ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.
Ragim Ağzı Kanseri

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Güzel ve Bakımlı Olmanın Detayları

eklenmem   c lt resm  Güzel ve Bakımlı Olmanın Detayları

Ne demişler: ‘‘Çirkin kadın yoktur. Bakımsız kadın vardır.’’ Gerçekten de öyle. Kendine bakmasını bilen, derli toplu kadınlar her zaman, her yerde baştacı ediliyor. Aşırı makyaj yapan, ağır parfümler süren, frapan giyinen, takıp takıştıran kadınlar değil sözünü ettiğimiz. Kendine değer veren, saygı duyan, bunu giyimiyle, davranışlarıyla bir bütün halinde sergileyen kadınlar… Bu arada yakışıklı erkekler bile tahtlarını, bakımlı olan erkeklere bıraktı. Bizden söylemesi. İşte size küçük öneriler…
Güzel ve bakımlı olmanın detayları
Her sabah evden çıkmadan önce mutlaka duş alın.
Haftada bir kez saçınıza kuaförünüzde bakım yaptırın. Her yerde kolaylıkla bulabileceğiniz ürünlerle kendiniz de evinizde yapabilirsiniz.
Çantanızda mutlaka bir el kremi bulundurun. Çatlamış eller ve dudaklar kötü bir görüntü yaratır.
Deodorantınızı yanınızdan ayırmayın. Temiz vücuda sıkılacak deodorant hem güzel kokmanızı, hem de kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Ne kadar aceleniz olursa olsun ütüsüz, kırışık giysilerle dışarı çıkmayın.
Saçlarınıza fön çektirmek için zamanınız yoksa, saçlarınızı toplayın. Böylece sürekli uğraşmaktan kurtulursunuz.
Bakımlı görünmek için dolaplar dolusu giysiye ihtiyacınız yok. Sadece kıyafetlerinizin birbirleriyle uyumlu olmasına dikkat edin. Tabii kişiliğinizi yansıtan giysilerden de vazgeçmeyin.
Fazla kilo almaktan kaçının. Güzel de giyinseniz, bakımlı da olsanız, fazla kilo tarzınızı yansıtmanıza imkan vermez.
Asla kaçık çorap giymeyin. İnce çorap giymek zorunda kaldığınız günlerde mutlaka bir yedeğini çantanızda taşıyın.
Yarısı çıkmış ojelerle dolaşmamayı alışkanlık haline getirin. Tırnaklarınız uzun olmasa bile elleriniz manikürlü olsun.
Gündüz makyajı için hafif bir ruj ve göz kalemi yeterli olacaktır. Dolayısıyla gece ve gündüz makyajlarını birbirinden ayırın.
Kuaföre gidemiyorsanız, saçlarınıza kendiniz şekil verebilirsiniz.
Örneğin, birçok yerde bulabileceğiniz değişik saç fırçaları, fön makinaları ve biraz sprey yardımıyla saçlarınızı kuruturken de istediğiniz biçime sokabilirsiniz.
Bakımlı ve çekici görünmenin kurallarının en başında tabii ki fazla kilo almamak gelir. Diyetisyenlere göre az ama sık yemek, kilo almamanın ilk şartı. Bu kurala uyduktan sonra kendinizde hergün belirli bir incelme göreceksiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Gözlerinizi renklendirin

Mavi gözlüler

Gözlerinizin doğal güzelliğini ortaya çıkarmak için, çizelgede mavinin karşısında olan, yani turuncu ailesinden bir ton seçin. “The Color Answer Book” kitabının yazarı Leatrice Eiseman “Toprak renklerinden oluşan turuncular grubu, çikolata kahvesi ve bejlerin yanı sıra, mandalina rengi gibi daha canlı tonları da içerir” diyor. Modeldeki efekti elde etmek istiyorsanız, kahverengi kalemle gözlerinizin alt ve üst kenarlarını çizerek, göz şeklini belirginleştirin. Far için mercan tonlarını tercih edin. Farı göz kapaklarınıza birkaç kat uygulayın ve derinlik vermek için, özellikle göz çizgisinde farı daha belirgin olarak sürün. Gözlerinizi parlak kılmak istiyorsanız, patlıcana çalan kahverengiyi tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda füme de mavi gözleri buğulu gösterir.

Yeşil gözlüler

“Gözleriniz yeşilse, bakışlarınızı keskinleştirmek için, çizelgede yeşilin karşısında olan, kırmızı paletinden bir renk seçebilirsiniz. Pembeler ve sıcak lavanta tonları gözlerinize en iyi giden renklerdir” diyor Kate Hudson’ın makyözü Paul Starr. Kırmızı ailesinden renk seçerken, gözlerinizden daha canlı renklerden kaçının, yoksa gözlerinizi ön plana çıkarmak yerine, tam tersine onların soluk kalmasına neden olacaksınız. Starr’dan bir öneri daha: “Siyah likit kalem kullanırsanız, uçuk tondaki farla son derece seksi bir kontrast elde edersiniz.” Ayrıca açık sarıya çalan bakır tonlarını çok ince bir şekilde kullanırsanız ilgi çekici bir makyaj sağlayabilirsiniz.

Kahverengi gözlüler

Kahverengi gözlerinizin sıradan olduğunu asla düşünmeyin. Yapmanız gereken tek şey, mavi renk kullanarak, onları ön plana çıkarmak. Kahverenginin kontrastı olan mavi, gözlerinizi son derece çekici gösterecek. “Zengin bir kobalt, parlak bir gök mavisi veya uçuk bir bebek mavisi kullanabilirsiniz.” diyor Janet Jackson ve Jennifer Anniston’un makyözü BJ Gillian. Işıltılı bir mavi tercih ediyorsanız, daha dramatik bir efekt için, gözünüzün alt tarafını koyu bir mavi kalemle çizerek, kalemin üzerine açık renkteki farı sürün. Ancak daha doğal bir bakış elde etmek istiyorsanız, haki ve kahverengi tonlar da kullanabilirsiniz.
Gri-mavi gözler

Göz kapaklarında asker yeşili far kullanılabilir. Asker yeşili bu renk gözleri daha çok öne çıkarır, çok doğal durur.

Mavi-yeşil gözler

Gece mavisi bu göz rengini daha çok vurgular. Yalnız gece mavisini transparan şeklinde kullanmayı tercih edin, yani abartıya kaçmayın, hafif sürmeye dikkat edin.

Gri gözler

Jean mavisi gri gözleri ön plana çıkarır. Ama bu göz rengi için inci beyazı ya da opal rengi de son zamanlarda çok fazla tercih ediliyor.

Gri-yeşil gözler

Gül kurusu gri ve yeşil karışımı gözler için idealdir ama gözün üstünü de siyah bir eye liner ile belirginleştirin. Ayrıca gümüş ya da azur renklerini ayrı ayrı ya da kombine ederek kullanmak da çok beğeniliyor.

Ela gözler

Kahverengi tonları bu göz rengini belirginleştirir. Yalnız kahverengi tonlarını göz kapağı ve kaş kenarına doğru farklı tonlarda kullanmak daha doğru olur.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Selülit Tedavisi 1: Mezoterapi

Selülit Tedavisi: Mezoterapi
Ilk defa 1952 de Fransiz doktor PISTOR tarafindan tanimlanmistir. Mezoterapi; agri veya
hastaliklari, vücutta bulunduklari yere lokal olarak uygulanan mikro enjeksiyonlar yoluyla
kontrol altina alan ya da tedavi eden bir tibbi uygulamadir. Latince “meso=orta” ve
“terapi=tedavi” kelimelerinden meydana gelmis olup “orta deri tedavisi” anlamindadir.
Agiz yoluyla ya da kas veya damar içine yapilan enjeksiyonlar yoluyla alinan ilaçlarin aldiginiz
miktarlarinin tümü ilgili hedef organa kadar ulasamamaktadir.Çünkü ilaçlarin emilimi sirasinda
bir kismi emilmeden parçalanarak atilir. Bu yüzden alinan ilacin etkisi sinirli kalmaktadir. Ayrica
sistemik yolla alinan ilaçlar kan yoluyla tüm vücuda yayilabildigi için hastalikla ilgisi olmayan
ancak o ilaçtan etkilenebilen diger organ ya da dokularimizi da etkileyecektir ve istenmeyen
yan etkiler olusabilecektir.

Mezoterapi ise sadece sorunlu bölgeye küçük miktarlarda yapilan
mikroenjeksiyonlarla , hiç bir istenmeyen yan etkiye neden olmaksizin problemi çözecektir.
Mezoterapi, çok ince ve kisa igne uçlari ( 4 – 6mmlik 29 – 30g igneler ) kullanilmak suretiyle
uygulanan bir yöntemdir. Hissedilen agri ignelerin boyutlariyla paralel olarak oldukça azdir.
Bununla birlikte uygulama sahasi dezenfekte edildikten sonra lokal anestezik spreyler araciligi
ile uyusturularak tüm hissin kaybolmasi da saglanabilir. Mezoterapide ilaçlarin buradan emilimi
çok az oldugu için sistemik dolasima ilaç geçisi de yok denecek kadar azdir. Yapilan enjeksiyon
sayisi; hastaya, hastaliga ve enjeksiyonun yapilacagi bölgenin anotomisine bagli olarak
degisiklik göstermektedir.

Mezoterapi, selülitin her üç aşamasında da en etkili tedavi yöntemidir.

Venöz ve lenfatik dolaşımı düzelterek, dokuda oluşan ödemi önlemekle kalmaz, yağları
parçalayıp, ayrıştırarak oluşan nodülleri de küçültüp, zamanla kaybolmalarını sağlar.Ayrıca
bozulan bağ dokusunu yeniden yapılandırarak selülitik görüntüyü düzeltir.

Enjekte edilen karışım genellikle dolaşımı düzenleyici, yağ parçalayıcı ve bağ dokusunu
yapılandırıcı ilaçlardan oluşur. Bu karışım tedavi edilecek bölgede deri içine 2-3 mm. derinliğe
pek çok noktaya mikrodoz enjeksiyon şeklinde dağıtılır. Böylece tedavi edilecek bölgede cilt
dokusu ilaç ile adeta sulanır.

Selülitin yağ birikimindeki anormallikle ilgili bir sorun olması nedeniyle, mezoterapi
enjeksiyonları tüm metabolizmanın düzene sokulması için tasarlanmış olup, tedavi programına
uygun bir şekilde özenle yapılmalıdır. Bu yaklaşımla yapılan uygulamalar, kilo kaybını artırır
ve tümüyle vücut sağlığında pozitif bir değişim etkisini de beraberinde getirirler.

Seans sayısı selülitin evresine ve kişinin durumuna göre değişmekle birlikte genellikle haftada
bir yapılan 10-12 seanslık bir dizi tedavi yeterli olmaktadır. Nüksleri önlemek açısından rapellerin
büyük önemi vardır.

Mezoterapi

Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılan mezoterapi teknik olarak, dolaşım
düzenleyici, yağ eritici ve yağ taşıyıcı ilaçlarla belirli vitaminlerin bir karışım halinde cilt
altına, mezoderme çok ince iğnelerle verilmesidir.Sellülitli alanda kan akımının ve lenfatik
dolaşımın düzenlenmesiyle, yağ depozitleri çözülür, yağ hücreleri yağlarını yakmaya başlar
ve sertleşmiş bağ dokusu düzelir.

Günümüzde Karboksiterapi ile birlikte selülitin en geçerli tedavisi olarak kabul edilen
Mezoterapi; Bölgesel kan akımını ve lenf akımını arttırır, Enjekte edilen ilaç kokteyli sayesinde,
orta derinin üzerine hapsolmuş ve vücut tarafından kullanılamayan yağ hücreleri, serbestleşip
dolaşıma katılır, Portakal kabuğu görüntüsünden sorumlu olan fibröz sert bağların kopmasına
neden olur,Lenfatik drenajı arttırır.

Seans sayısı hastanın yağlanma şekli ve selülit tipine göre farklılık gösterse de ortalama
6-12 seans uygulanan Mezoterapi tedavisiyle 1 aylık sürede yaklaşık 1-2 beden incelme hedeflenir.
Eğer hasta diyet ile bunu korursa sonuçlar kalıcıdır. Mezoterapi, karın, bel, kol ve bacaktaki
bölgesel yağlanmaların giderilmesinde liposuctiona alternatif bir tedavidir. Diyetinize dikkat
eder ve egzersiz yaparsanız, tekrarlama ihtimalini azaltırsınız.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , ,

Dünyadan güzellik sırları

Dünyadan güzellik sırları

Dünyanın her köşesinden kadınların kullandığı doğal güzellik sırları…

Her kadın güzeldir ve her kadının kendine özgü bir cildi vardır. Bu güzelliği korumanın yöntemleri dünyanın her yerinde aynı değildir. İşte dünyanın farklı yerlerindeki farklı formüller.
İtalya
Ninelerinin ve annelerinin eskiden sıkça uyguladığı ve kullandığı hintyağı cilt bakımı, şu aralarda İtalya’da yine popüler. Hintyağı özellikle saçları güçlendirmede ve cildi beslemede çok etkilidir.

Çin
Bir-çay kaşığı biberiye yağı, bir fincan yeşil çayla karıştırılır. Bir süre beklenir ve en son saçlar durulanır. Saçlara doğal bir parlaklık verir. Güzellik kremlerinin bazılarının bileşiminde de bulunan ile yıkanan saçlar gürleşip güzelleşir. Ayrıca şampuanla yıkanmaktan yıpranan saçları canlandırır.

Bir bez torbaya konulan biberiye yaprak ve taze sürgünleri banyo musluğunun altına asılarak üzerine sıcak su akıtılıp böylece doldurulan küvette banyo yapıldığında cildi derinden temizler, teni kayganlaştırır ve güzelleştirir.

Çin beyaz çayı ise gençleştirici gizemi taşır! Gıda, sağlık ve kozmetikte yeni yeni popüler olmaya başlamıştır. Yaşlanma, kırışıklık ve sarkmalara karşı kullanılmaktadır. Cildi kuvvetlendirici, yeni cilt hücre yetişmeyi destekleyicidir. Çevre ve günlük cilt yıpranmalara karşı cildi koruyucudur. Pürüzsüz ve yumuşak bir deri oluşumunda etkin rol oynar.

Yunanistan
Yunan gençleri, vücutlarını bebe yağı ile ovarak ölü deriyi kumsala bırakırlar. Ve denizde durulanırlar.

Polonya
Balı, bir güzellik ürünü olarak cildi yumuşatmak ve parlatmak için kullanırlar. Bal cildin yorgun ve yıpranmış görüntüsünü alır ve geriye ışıl ışıl bir cilt bırakır.

Brezilya
Brezilyalı kadınların güzellik sırlarıysa Brezilya’nın mükemmel plajlarında saklıdır. Çünkü dünyada en güzel kadınların güneşlendiği yer olarak nam salmış bu plajlarda, kadınlar avuç dolu kumlarla vücutlarını ovarlar ve bol bol güneşlenirler. Kumlar, selüliti gidermekte ya da sülülite karşı cilteki kan dolaşmını hızlandırmakta. Pürüzsüz bir cilte sahip olmak açısından faydası olan bu “kumla ovma”dan esinlenmiş olmalı ki, son zamanlarda, İngiltere’de bazı ticari firmalar tarafından kumların bu özelliğinden faydalanılarak kozmetik ürünleri piyasaya sürülmüş.

Hindistan
Hindistan’da, her gece yoğurt ve bademden yapılan maskın yapılması zorunludur. On adet badem ezilir ve sonra yoğurtla karıştırılarak cilde sürülür. 25 dakika bekledikten sonra cilt temizlenir.

Avustralya
Avustralya kızları, yalınayak yürümek ve ayak parmağını açan sandallet giymeyi severler. Ayaklarının pürüzsüz olması için avakado ile ovarlar. Avakodo kuru ciltlere yumuşaklık kazandırır.

İspanya
İspanya’da gençler zaman zaman göz kapaklarını dinlendirmek için patatesten yararlanırlar. Çok ince dilimler halinde kestikleri patatesi, 10 dakika boyunca gözlerde tutarlar.

Jamaika
Karayip Adalarında, soyulmuş muz kabuklarını cilt bakımlarına uygularlar. Güneş yanıklarına karşıda iyi gelen muz kabuklarında, bazı proteinler sayesinde cilde yumuşaklık ve dirilik kazandırmaktadır.

Rusya
Soğuk bir iklime sahip Rusya’da, gençler ciltlerini soğuktan korumak için kaliteli paltolar ve kotlar giymekteler. Ve özelikle sarımsak yağıyla ciltlerini sıklıkla ovarlar. Sarımsak antibiyotik, antiseptik özellikleri ile akneye karşı savaşırken antioksidan özelliği ile de cildi korur ve onarır. Ayrıca sarımsak suyu uçuğa iyi gelmektedir.

Japonya
Japonya’da cilt bakımında kamelya yağı sıklıkla kullanılır. Beyaz kamelya ve fındık yağı cildi nemlendirmek, bes¬lemek, yumuşaklık vermek için kullanırlar. Doğum sonrası oluşan cilt kırışıklıklarını gidermekte ve saçları gürleştirmekte kullanırlar.

Türkiye
Türkiye’de, yeni yeni popüler olan kefir artık doğal güzellikte de kullanılmakta. Bir bakteri kültürü olan kefir, özelikle içerdiği etkin maddeleriyle cilde de faydalı olmaktadır.

İskandinavya
İskandinav kadınları, güzel ciltlerini korumak için saf memba sularından isitifade ederler. Her gün en azından 1.5 litre buz gibi memba madensuyuyla, yüzlerine 15-20 kere yıkarlar. Bu ciltlerine canlılık verir. Pahalı losyonlara ihtiyaç duymadan, buz gibi bu memba sularıyla da ciltlerini diri tutabilmekteler.

Etiketler: , , , , , , , , , ,