Evde sinema keyfi

Philips, bu kez ortalama boyuttaki bir ev sinema sistemini ne kadar fazla teknolojiyle doldurabileceğini gerçekten gösteriyor. Motorlu metal yassı hoparlör başlıkları sayesinde ‘ses dalgalanması’ etkisi oluşturan MCD 728, odadaki ses alanını genişleterek surround ses kalitesini derinlemesine yaşatıyor.

Ayrıca DVD ve DivX formatındaki filmleri HDMI ses ve görüntü kalitesiyle oynatarak, salonunuzda gerçek sinema keyfi yaşamanızı sağlıyor. Tabii Philips’in tüm yetenekleri bu kadarla da sınırlı kalmıyor: Progressive scan (progresif tarama) özelliğine sahip MCD 28, çok daha net ve kaliteli bir seyir keyfi yaşayabilmeniz için görüntünün dikey çözünürlüğünü iki katına çıkarıyor. Böylece şimdiye kadar sinemaya ödediğiniz para da cebinize kalmış oluyor.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Aksesuar vezgecilmez

aks0019 Aksesuar vezgecilmezEv dekorasyonunun vazgeçilmez tamamlayıcıları olan aksesuarlar, her zaman gözde unsurlar olarak önemlerini koruyor. Önemli olan, onları belli bir amaca yönelik olarak doğru ve işlevsel kullanmak. Bunun yanı sıra evde var olan ve artık kullanmadığınız çeşitli objeleri, tarzlarını değiştirerek, boyayarak ve farklı amaçlara yönelik olarak kullanabilir, böylece yeni ve farklı aksesuarlar yaratabilirsiniz. “aksesuarları evimde nasıl daha işlevsel kullanırım” diyorsanız, bu yazı tam size göre…

Boş kalan köşeleri, tercihen içinde canlı bitkilerin olduğu bir saksıyla, çeşitli boyutlardaki çerçevelerle ya da tarzınıza uygun bir sandaye ile doldurabilirsiniz. Bu durumda seçeceğiniz aksesuarın ebatlarının mekanla uyumlu olmasına dikkat edin.

Ne miktarda ve nasıl aksesuarlar kullanacağınız, yaratmak istediğiniz tarz ve atmosfere bağlıdır. Bu yüzden öncelikle ne tür bir dekorasyondan hoşlandığınıza karar vermelisiniz. Örneğin modern bir dekorasyondan hoşlanıyorsanız, sade ve yalın aksesuarlar seçmelisiniz.
Eğer kendinizi etnik, otantik ya da egzotik gibi herhangi bir tarzla sınırlandırmak istemiyorsanız, aksesuar seçerken sizin için değerli olan objeleri tercih etmelisiniz.
Öncelikle aksesuar kullanmak istediğiniz odayı dikkatlice inceleyip neler yapmak istediğinize karar verin. Bir parça renklilik ve canlılık katmak, ölü noktaları kapatmak ya da görsel bir ağırlık katmak istediğinizde, işe büyük obje ve aksesuarları yerleştirmekle başlayın. Ardından gerekli gördüğünüz yerlere küçük aksesuarlar koyun.
Renkli ve havai şeylerden hoşlanıyorsanız, hareketsiz bulduğunuz yerlere küçük aksesuarlar koyabilirsiniz.
Kanepeniz ne tarz olursa olsun; üzerine koyacağınız birkaç yastık veya bir şal onu çok daha zarif gösterecektir. aksesuarları sadece satın almak durumunda değilsiniz. Örneğin eski ahşap bir masanın ayakları, mükemmel şamdanlar yapmak için idealdir.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Bu Yaz Klasik French Trend

french Bu Yaz Klasik French Trend

Gün içerisinde en çok kullandığımız ve dolayısıyla en çok yıpranan organlarımızdır ellerimiz. Bu yüzden onlara gereken özeni göstermeliyiz.
Öncelikle ellerimiz için;
Fazla sıcak ve fazla soğuk sudan kaçınmalıyız.
Islattıktan sonra çok iyi kurulamalıyız ve el kremi ya da losyon sürmeliyiz.
Ev işlerinde pamuklu eldiven, suyla yapılacak işlerde de lastik eldiven giymeliyiz. Bunlar belli başlı bakım önerileri hepimiz az çok biliyoruz. Tabi güzel ellerin şartıda bakımlı tırnaklar. Bu yazın trendi klasik french. Bende sık sık french tercih edenlerdenim. Hem doğallığı bozmuyor hem de tırnaklar bakımlı ve temiz gözüküyor.
Frenchinizi evde kendiniz de kolaylıkla yapabilirsiniz. Ben bunun için french setlerinden almıştım daha önce ve sıklıkla kendim yapıyorum.
*Tırnaklarınızı temizledikten sonra ellerinize yumuşatıcı bir krem uygulayın. Ben bunun için vazelini tercih ediyorum.
*Tırnaklarınızı kısa ve küt olacak şekilde törpüleyin.
*Tırnaklarınızı kuvvetlendirmek ve ojenizin ömrünü uzatmak için bir kat kuvvetlendirici sürün.
*Tırnağınızın uç kısmına bir kat mat beyaz oje sürün. Bunun kolayca yapılabilmesi için french setlerinde yapışkanlı kağıtlar var onlarla yapılabiliyor ama ben nedense daha çok zorlandım icon smile Bu Yaz Klasik French Trend (Eğer bulaşan yerler varsa pamuklu çubuğu asetonla biraz ıslatıp taşırdığınız kısımları temizleyebilirsiniz)
*Sürdüğünüz mat beyaz ojenin kuruduğundan emin olduktan sonra, tırnağınızın tümüne, zevkinize göre açık naturel bir renk sürün. Ben naturel beyaz ya da şeftali rengini tercih ediyorum. Ya da bir renk tercih etmeden direkt olarak parlatıcı uygulayabilirsiniz.
Vee bunları yaptıktan sonra da kurumaya bırakın. İşte bu kadarrr icon smile Bu Yaz Klasik French Trend

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Duvar Kağıdı Moda Mıdır?

duvarkagidiuygulama Duvar Kağıdı Moda Mıdır?

Duvar kağıdının modayla ilgisi, renk, desen ve farklı tasarım uygulamalarında zamanla gelişen estetik duygulara hitap etmesidir.
Duvar Kağıdı Niçin Tercih Edilmedir?
Duvar dekorasyonunda zengin desen ve renk seçimine sahiptir.
Ev ve işyerlerinizin dekorasyonunda en ekonomik seçenektir.
Ses ve ısı yalıtımı özelliği vardır.
Örtücü özelliği sayesinde duvarda oluşan çatlakları gizler.
Uygulaması kolay ve zahmetsizdir.
Uygulamada çevreyi kirletmez.
Hazır üretilmiş bir malzeme olması nedeniyle kimyasal hiçbir salgısı yoktur.
Yapıştırmada kullanılan tutkal ile aynı özelliktedir.
Kullanım süreci uzundur. Tozu alınarak ve silinerek bu süre daha da uzatılabilir.
Duvarı basit darbelerden koruyarak hoş görünmeyen zedelenmeleri engeller.
Kurallarına göre uygun zemine uygulanmış kaliteli bir duvar kağıdının rahatlığını ve hoş görünümünü bir başka malzemeyle kıyaslamak mümkün değildir.
Duvar Kağıdı Hakkında Olumsuz Görüşler
70′li yılların sonlarında ülkemizde kullanımı yayılan duvar kağıtlarının 90′lı yıllara gelmeden hızı kesilmiş, kullanımı minimuma inmiştir. Genelde yerli üreticilerin piyasaya sürdüğü ve çok kişinin bilmediği duvar kağıdı için modası geçti demek bazı üretim malzemelerinin sadece bir kesime hitap edebileceğini düşünmektir. o günlerde kullanımın azalmasının altında yatan neden bu tür söylemler değildir. Asıl nedenleri ise şöyle sıralayabiliriz:
Yapıştırmaya hazır olmayan zeminler ve zemin hazırlamada bilinçsiz uygulamalar.
Pürüzlü zeminlere uygun üretim ve zorunlu üst üste bindirerek yapıştırma sonucunda ek yerlerinin belli olması.
Abartılı dayanma süreleri üzerinden yanlış bilgilendirmeler.
Yanlış silme veya hiç silmeden kullanma.
Tecrübesizce uygulamalar sonucu kısa sürede kabarmalar.
Kabaran kısımların tamirinin yapılmaması ve bu kısımlara böceklerin yuvalanması yüzünden ortaya çıkan duvar kağıdı böcek yapar söylentisi.
Farklı nedenlerle kısa sürede genel görünümün bozulması ve bundan dolayı kullanacak olanlar için duvar kağıdının kötü örnek olması.
Kabarma korkusuyla duvar kağıdı tutkalının içine ağaç tutkalı benzeri yapıştırıcılar karıştırıp sökülmesini zorlaştırmak ya da sökmeye çalışırken sağlam zeminleri bozmak.
Duvar kağıdı ustası ile ilgili konuları satıcıların belirlemesi.
Ustaların iş bulamama kaygısıyla, müşteriyi yanlış yönlendiren satıcılar ve taşeron firmalar karşısında sessiz kalmaları.
Unutmayın
Duvar kağıdı uygulandıktan sonra uzun süre kullanılacak bir üründür. Satıcıların, ustaların ve kullanıcıların bu konuda titiz davranması gerekir. Geçmişte yaşanmış olaylar günümüz için aydınlatıcı olmalıdır. Bilinçli tüketiciler ne kadar çoğalırsa, dürüst esnaf sayısı ve bu konudaki ustalıkları, bilgileri ve becerileri o oranda artacaktır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Rutubet Nasil Onlenir?

Rutubet ozellikle kis aylarindan cok karsilasilan bir sorundur. Rutubetin en buyuk sebebi duverlarin hava almamasindan kaynaklanmaktadir.

Bugun sizlerle rutubet nedir ve rutubet nasil onlenir sorularinin cevablarini paylasmaya calisacagiz.

Rutubet Nedir?
Ev veya binalarin daha cok kuzeye bakan cephelerinde ısı transferi nedeniyle duvar ya da tavanda su bırakması olayi rutubettir. Olusan rutubet önlenmedigi takdirde birikinti küf ve mantar oluşturur.

Rutubet Nasıl Önlenir?

• Rutubetli olan bölgede boya dökülmeleri oluşmuşsa öncelikle bu bölgeyi spatulayla kazıyın. Ardından 1,5 cm kalınlığındaki strafora yapıştırma harcı sürerek duvara yapıştırın.

• Yapıştırdığınız straforun üzerini kapatmak için mala yardımıyla sıva harcı sürün.

• Sıva harcını sürdükten sonra straforun duvardan düşmemesi için üzerine malayla sıva filesini yapıştırın.

• Son kat sıva harcı kuruduktan sonra uygulama hatalarını azaltmak için sıva harcı sürülen yeri zımparalayın ve işlem yaptığınız yere yüzeyin emiciliğini azaltmak için astar sürün.

• Astar uygulamasını yaptıktan sonra rulo fırçayla duvarı boyayın. Kuruduktan sonra ikinci katını sürün.

Etiketler: , , , , , , ,

AĞRI TEDAVİSİ


AĞRI TEDAVİSİ KLİNİĞİNE NE ZAMAN ve NEDEN BAŞVURULMALIDIR?
BEL, BACAK, KALÇA, SIRT ve BOYUN AĞRILARI İÇİN NELER YAPILABİLİR?
BEL VEYA BOYUN CERRAHİSİ SONRASINDA GEÇMEYEN YA DA ŞİDDETLENEN AĞRILAR İÇİN NELER YAPILABİLİR?
KANSER AĞRILARI İÇİN NELER YAPILABİLİR ?
ZONA ve ZONA SONRASI GEÇMEYEN AĞRILARDA NELER YAPILABİLİR?
KIRIKLARDAN VEYA KAZALARDAN SONRA OLUŞAN ve GEÇMEYEN KOL, EL ve AYAK AĞRILARI İÇİN NELER YAPILABİLİR?


AĞRI TEDAVİSİ KLİNİĞİNE NE ZAMAN VE NEDEN BAŞVURULMALIDIR?
Yıllar boyunca hastalara, ağrıları ile birlikte yaşamaları gerektiği söylenmiştir. Ancak, Ağrı Tedavisi Bilim Dalı’nın (Algoloji), özellikle son 20 yıl içerisinde kaydettiği gelişmeler sayesinde, günümüzde hiçbir hasta ağrıları ile yaşamaya mecbur değildir. Ağrılar genel olarak; kas, eklem, kemik, sinir gibi vücut dokularının veya diğer organların, ani veya uzun süreli (kronik) zarar görmesiyle oluşur. Kronik ağrılar, zarar gören dokuların iyileşmesinden sonra da devam eden ağrılardır. Uzun süre ağrı çeken kişilerde; ev ve iş hayatının olumsuz yönde etkilenmesi, genel durumlarının bozulması, giderek artan sıkıntı hali, hareketsizlik ve kilo alma, isteksizlik sık olarak rastlanan şikayetlerdir.


BEL, BACAK, KALÇA, SIRT VE BOYUN AĞRILARI İÇİN NELER YAPILABİLİR ?
Toplumun %80’i, hayatlarının bir döneminde; bel, sırt veya boyun bölgesinden kaynaklanan şiddetli ağrılardan yakınırlar. Başlangıçta ilaç tedavileri veya egzersizlerle hafifleyebilen bu ağrılar, daha sonra giderek şiddetlenebilirler. Yetersiz ve uygunsuz tedaviler nedeniyle, ağrılar, uzun süreli ve kalıcı hale gelebilir.
Bel ve boyun ağrılarının kaynakları; omurgayı (iskeletimizi) oluşturan kemikler, eklemler, bağlar, omurga kemikleri arasındaki yastıklar (diskler), kaslar, omurgadan çıkan sinir kökleri olabilir. Özellikle sinirlerin üzerinde baskı olduğunda, kola veya bacağa yayılan ağrılar hissedilebilir. Bu yapılardaki sıkışmalar ve zorlanmalar sonucunda; bel kayması, bel – boyun fıtıkları, omurilik kanalında daralma, ağrılı bel eklemi hastalıkları gibi birçok ağrılı durum ve rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu rahatsızlıklarda özellikle erken dönemde müdehale etmek önemlidir.
Sık olarak uygulanan tedavilerden biri de epidural enjeksiyonlardır. Amerika Birleşik Devletlerinde, yılda 2 milyondan fazla hastaya, bel ağrıları için epidural ilaç enjeksiyonları uygulanmaktadır.
Ağrının bulunduğu bölgeye yapılan bu enjeksiyon yöntemi sayesinde:
Ödem (şişlikler) ve baskı nedeniyle ağrı üreten sinirlerin bulunduğu alana ilaç yerleştirilmekte,
Tedavi edici ilacın, dolaylı olarak değil, doğrudan sinir sıkışmasının olduğu yere ulaşması sağlanmakta,
Sinir kökleri üzerindeki ödeme bağlı sıkışmalar kaybolmakta veya azalmakta,
Sinir sıkışmasına yanıt olarak oluşan ağrılı kas kasılmaları iyileşmektedir.
Omurgadaki eklemlerden kaynaklanan bel ve boyun ağrılarında da (Faset Eklem Hastalığı), eklem içine yapılan enjeksiyonlar sayesinde, iyileşme sağlanabilmektedir.
Uzun süren ve tekrarlayan bel – boyun – sırt ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Kliniklerine başvurulması halinde:
Erken müdehale sonucu tedavi şansı artacak ve vücüdu güçlendirici egzersizlere hemen başlanabilecek,
Şikayetlerin tekrarlama olasılığı, diğer tedavilere kıyasla çok daha az olacak,
Tekrarlayan şikayetlere bağlı işgücü kayıpları ve masraflar ortadan kalkabilecektir (bel ağrısının, işgücü kaybı olarak A.B.D. ekonomisine verdiği zarar, yılda 60 milyar doların üzerindedir).


BEL VEYA BOYUN CERRAHİSİ SONRASINDA GEÇMEYEN YA DA ŞİDDETLENEN AĞRILAR İÇİN NELER YAPILABİLİR ?
Ağrı Tedavi Kliniklerinde takip edilen önemli hasta gruplarından biri de, bel veya boyun fıtığı veya kaymaları nedeniyle ameliyat olan, ancak bu ameliyatlardan sonra şiddetli ağrılar çeken hastalardır.
Bu hastalarda; geçirilen ameliyatın doğal bir sonucu olarak, sinir kökleri çevresinde yapışıklıklar ve iyileşme sırasında oluşan dokulara bağlı sıkışıklıklar olur. Bunun sonucunda da, sinir kökü üzerinde sıkışma, baskı ve şiddetli ağrılar ortaya çıkabilir.
Yapışıklık olan bölgeye yönelik çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Bunlardan biri de, özel enjeksiyon yöntemleri ile, ameliyatsız olarak, yapışıklıkların açılması ve sinir köklerinin rahatlatılmasıdır. Kateter denilen çok ince tüpler yardımıyla yapışıklık olan bölgeye ulaşılır ve ilaç enjeksiyonları ile tedavi uygulanır.


KANSER AĞRILARI İÇİN NELER YAPILABİLİR ?
Ağrı, kanserli hastalarda en sık karşılaşılan sorundur. Ucuz ve etkili ağrı tedavisi yöntemlerinin varlığına rağmen, kanser ağrılarının tedavisi ülkemizde yetersiz durumdadır. Kanserli hastaların, %90’ında ağrı vardır ve hastalığın seyrine olumsuz etki edeceği gösterildiğinden, ağrı kesici tedaviye hemen başlanmalıdır. Sıklıkla, kuvvetli ağrı kesicilerle, hastaların çoğunda, etkin ağrı tedavisi sağlanabilir.
İlaçların yetersiz kaldığı durumlarda ise, çeşitli enjeksiyonlarla sinirlerin uyuşturulması veya cilt altına yerleştirilen ince tüpler gibi yöntemlerle, çok şiddetli kanser ağrıları bile ortadan kaldırılabilir.


ZONA VE ZONA SONRASI GEÇMEYEN AĞRILARDA NELER YAPILABİLİR ?
Su çiçeği hastalığına neden olan virüsün oluşturduğu, vücudun tek tarafındaki ağrılı döküntülerle seyreden hastalığa Zona adı verilir. Bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda (stres, şiddetli grip ve diğer hastalıklar, ameliyatlar veya kanser), vücutta bulunan virüs faaliyete geçer ve Zona hastalığı oluşur.
Yüz, boyun, kol, göğüs veya karın bölgesinde, tek taraflı, kırmızı döküntüler ve şiddetli ağrı ile seyreder. Ağrılarlar genellikle 3 hafta kadar sürer ve hastalık sonlanır. Döküntüler başladığında, Zona’ya yönelik kremler ve tedaviler uygulanır. Ancak bu tedavi yeterli olmayabilir. Bu aşamada, Zona virüsünün yayıldığı sinirlerin çevresine, ilaç enjeksiyonu uygulanmalıdır. Sinir kökünden yayılan ağrının baskılanması sayesinde, hastanın ağrısı geçer ve yalnız krem ile tedavi edilenlere göre hastalık çok daha hızlı iyileşir.
Bazı hastalarda, özellikle de ileri yaşlarda Zona geçirenlerde, hastalık sonlandığı halde şiddetli ağrılar kesilmez. Bu duruma Zona Sonrası Nevralji (Post Herpetik Nevralji) denir. Ellili yaşlardan sonra sık olarak görülür. Gençlerde de görülebilir. Tedavisi güçtür. Bu nedenle Zona geçirirken önlem almak gerekmektedir. Zona ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. Altmışbeş yaşın üzerindeki nüfusun, intihar nedenleri arasında, tedavi edilmemiş Zona ağrısı ilk sıralardadır.
Vücuttaki diğer nevrit ve nevraljilerde de (sinir dokusu ağrıları ve sinir ucu iltihapları) ağrı tedavisi olanakları vardır. Özellikle sık olan türü, yüzün tek tarafında çok şiddetli ağrılarla seyreden Trigeminal Nevralji’dir. Böyle durumlarda, özel ağrı ilaçları ve enjeksiyon teknikleri ile tedavi sağlanabilmektedir.


KIRIKLARDAN VEYA KAZALARDAN SONRA OLUŞAN VE GEÇMEYEN KOL, EL VE AYAK AĞRILARI İÇİN NELER YAPILABİLİR ?
Kırıklardan sonra ortaya çıkan; el, kol veya ayaklarda çok şiddetli yanma, ağrılar ve şişmelerle seyredebilen şikayetlerde (Sudek Atrofisi, Refleks Sempatik Distrofi), erken dönemde, ağrı tedavisine başlanması gerekir. İlaç tedavileri ve Sempatik Sinir Blokajı ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Bu aşamadan sonra hastalar, el veya ayaklarına yönelik fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarını yaptırabilir hale gelmektedirler.
Ağrı Tedavisi girişimleri, kliniğimizde, C-kollu skopi cihazı ile görüntüleyerek ve ağrısız olarak yapılmakta, girişimsel uygulamaların emniyeti ve başarı oranı arttırılmaktadır.
Benzer birçok ağrılı durumun tedavisi, günümüzde olanaklı hale gelmiştir.
Özellikle toplumun büyük bir kısmını etkileyen bel ve boyun ağrılarının tedavisinde, Ağrı Tedavisi Klinikleri sayesinde, büyük ilerlemeler sağlanmıştır.
Ağrı Tedavisi Klinikleri, modern tıbbın önemli bilim dallarından biridir.
Ülkemizde de, bu alanda olumlu adımlar atılmıştır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Perdenin psikolojik etkileri

Perdeler perdeler! Rengarenk uçuşan tüllerle sessizce dans ederken hep bizimledir. Perde seçimi ilk bakışta dekorasyonun tamamlayıcı unsuru olarak gözükür. Oysaki kişilerin hayatının büyük bölümlerini ve en güzel anlarını yaşadıkları evlerinin belirgin unsurudur. Perdesiz mekanları düşünemeyiz!

Çıplaklık, ortalıkta, gözlenebilir, habersiz, boş hissi uyandırır. Mademki olmazsa olmazlar arasındadır o zaman özenimiz daha da artar. Evlerimizi ve yaşadığımız diğer mekanları giydirirken perdeye sıra geldiğinde şöyle bir duraklar düşünürüz. Perdemiz süsleyici özellikten öte geçmelidir. Bizim dışarıyla kopmamızı sağlamalı ve dışarıya bakılan pencerede bir sahne önü gibi hayal edilmelidir. Öyle ya! İstediğimizde perdemizi açıp kenarlarda zarifçe toplayıp ince tül arkasında dışarıya bakarken, sokağımızı, karın lapa lapa yağışını ardından açan güneşi, gökyüzünün maviliğini seyrederken kurduğumuz hayallerle ayrı bir keyif almaz mıyız? Bazende sımsıkı kapattığımız perdeler ile yarattığımız gizli dünyada kendimizle veya sevdiklerimizle sınırsız özgürlükleri yaşamanın tadını çıkartırız.

Perdeler sadece estetikle kalmaz dış dünya ile geçişi sağlayan çok kolay ancak bir o kadarda önemli unsurdur. Yeri gelir bir sinema perdesidir kıpkırmızı kadifeden, oynayacak filmi merak ettirir. Yeri gelir tiyatro sahnesinin iki bileşik kanadıdır. Gong sesi ile yana açılır. Oyun onunla başlar onun kapanması ile biter. Bazen saray salonlarını süsler, renkli ipekler ile tarih kokarak günümüze ulaşır. Bazen ince ince işlenmiş sevdalı öykülerle süslü gelin çeyizi olur asılır. Bazen değişmesi gerekir ev değişikliği ile, bazende eskir! Perdeler evlerin ruhunu yansıtır. Nerede kullanılırsa kullanılsın kapanan perdelerin her zaman açılacağı anlar vardır. Önemli olan doğru zamanda açılıp görmemiz ve hissetmemiz gereken anlarda bizimle olmasıdır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,