Giyim malzemelerinin bakımı

Kullandığınız her giysinin bakımı için dikkat etmeniz gereken farklı noktalar olacaktır. Çoğunlukla giysilerinizi otomatik çamaşır makinalarında yıkayabilirsiniz; fakat dikkat etmeniz gereken normal deterjan kullanmamak olmalıdır. Bunun yerine daha yumuşak temizlik maddesi olan yün şampuanı ya da tercihen bu tür giysilerinizi rahatlıkla yıkamanız için üretilmiş özel şampuanları tercih etmelisiniz. Genel olarak doğa sporlarında kullandığınız giysiler sentetik bazlı giysiler olduklarından 30 derece suda ve makinanızın hassas/yünlü çamaşır ayarında yıkamalısınız. En doğru bakımı uygulamak için ise, giysilerinizi yıkamadan önce mutlaka yıkama talimatlarını okumanız ve üretici firmanın önerdiği şekilde yıkamanız.

şimdi farklı giysiler için nelere dikkat etmeniz gerektiğine değinelim:

İç Giysiler
Bu tür giysiler tamamen sentetik bazlıdırlar ve sıcak su yerine 30 derece suda veya üreticinin önerdiği ılıklıkta su ile yıkanmalıdır. Sentetik kumaşların erime sıcaklıkları düşük olduğundan iç giysilerinizi asla ütülemeyiniz. Otomotik makinalarda yıkayabileceğiniz bu giysiler için yumuşak temizlik malzemeleri -sabun tozu, yün şampuanı- kullanmayı tercih edin ve normal yumuşatıcı kullanın. Bu tip giysileri tercihen oda sıcaklığında asarak kurutabilirsiniz.

Ara Katman Giysiler-Polarlar
Polar türü giysiler de yine sentetik yapıdadırlar bu yüzden deterjan kullanılmamalıdır. Sıcak su kullanmamaya, 30 derece suda ve makinanızın hassas/yünlü çamaşır ayarında yıkamaya dikkat etmelisiniz. Polarlarınızı asla ütülemeyiniz. Sıcak ütü polarınızın yanmasına neden olacaktır. Genel olarak da polarınızı gerek şehir içinde gerek doğada yanıcı maddelerden uzak tutmalısınız. Sigara külü gibi gündelik yaşamda çok dikkat etmediğimiz maddeler de polar türü kumaşları kolay bir şekilde yakabilir. Malzemenize en doğru bakımı uygulamak için en sağlıklısı, kullanma talimatını okuyarak bakımı hakkında detaylı bilgi sahibi olmanızdır.

Gore-Tex membranlı / Nefes Alabilen Giyim Malzemeleri
İster iki katlı ister üç katlı yapıda olsunlar, Gore-Tex membranlı ya da nefes alabilen türü kumaşlardan üretilen malzemeler de otomatik makinalarda rahatlıkla yıkanabilirler. Fakat kullanılan ısıya (30 derece) ve özellikle normal deterjan ve yumuşatıcı kullanmamaya özen gösterilmelidir. Uzun süre ve sık kullandığınız ceketinizin kirlendiğini ve zamanla performansının düştüğünü hissedersiniz. Yıkayarak, ceketinizin performansını düşüren kirden kurtulabilirsiniz. Gore-Tex membranlı ürünlerinizi yıkamanız için üreticiler özellikle bu amaca yönelik, ceketinizin dış kumaşının su kayganlığını artıran özel şampuanlar tavsiye etmektedirler. Bu şampuanlarla belli zamanlarda ceketlerinizi diğer malzemelerden ayrı olarak yıkamalısınız. Bunun yanında malzemelerinizi, toz sabun gibi yumuşak temizleyiciler ile de hassas çamaşır ayarında yıkayabilirsiniz.
Diğer giysilerin aksine Gore-Tex membranlı malzemelerinizi yıkadıktan sonra su kaydırıcılığını geri kazandırmak için buharlı bir ütünün kısık ayarında ütüleyebilirsiniz. Giysileriniz için en doğru bakımı kullanma kılavuzunu okuyup üreticilerin tavsiyelerini uygulayarak
yapabilirsiniz.

Dolgu Malzemeli Mont ve Yelekler (Kaz Tüyü Ceketler)
Bu tür malzemelerinizin bakımı için en doğru bilgiyi üretici etiketinden edinebilirsiniz. Genel olarak, dolgu malzemesinin cinsine göre farklı şekillerde malzemenizi yıkayabilirsiniz. Çamaşır makinasında yıkanabilirliğini yıkama talimatından kontrol etmelisiniz. Kaz tüyü ve sentetik dolgu malzemeli mont ve yelekler, genellikle çamaşır makinasında hassas çamaşır ayarında yıkanabilirler. Malzemeniz çamaşır makinasında yıkanamıyor ise ya da elde yıkamayı tercih ediyorsanız banyo küvetinde bol su ile yıkayabilirsiniz.Yıkarken normal deterjan ve yumuşatıcı kullanmamalısınız. Onlar yerine özel kaz tüyü malzemeler için
kullanılan kaz tüyü şampuanları ile temizlemelisiniz. Küvette yıkanılan malzemeleriniz için 3-4 kez bol su ile şampuanın aktığından emin olana kadar durulamalısınız. Yıkandığı zaman tüy malzemeler oldukça ağırlaşacağından taşırken dikkatli olmalısınız. Yıkadıktan sonra havadar bir yere malzemenizi serip aralıklarla çevirerek doğal bir şekilde kurutmalısınız. Bu tür
malzemelerinizi de asla ütülemeyiniz ve bakımı için kullanma / bakım talimatları ve üreticinin önerilerine uyunuz.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

MANTAR ENFEKSİYONU ve ÇEŞİTLİ VAJİNİTLER

VAJİNİTLER
Vajinitler yani vajinanın enfeksiyonları mantar, parazit veya bakteri enfeksiyonlarına bağlı olarak meydana gelirler. Bazı durumlarda bu etkenlerin ikisi veya tümü birden beraberce enfeksiyon yaratırlar.

Mantar Enfeksiyonu :
Kadınların yaklaşık %75′i hayatlarında en az bir kez, önemli bir kısmı ise senede iki veya daha fazla vajinal mantar enfeksiyonu atağı geçirirler. Gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, uzun süren antibiyotik kullanımı ve tedavi edilmemiş şeker hastalığı mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenlerdir.
Candida Albicans veya Torulopsis Glabrata adı verilen iki mantar türünün neden olduğu bu vajinit türünün en sık görülen bulgusu vulva ve vajinada yoğun kaşıntıyla birlikte peynir kesiği şeklinde, beyaz renkli, kokusuz akıntıdır. Bazen akıntı çok yoğun olabilir. Dış genital bölgede enfeksiyonun kendisine ve kaşıntıya bağlı olarak kızarıklık ve ödem oluşmuş olabilir. Bazı durumlarda kaşınmanın yarattığı tahriş idrar yaparken yanmaya neden olabilir. İleri durumlarda vajinal mantar enfeksiyonları ilişki esnasında ağrıya da neden olabilmektedirler.
Bu şikayetlerle başvuran bir kadında tanı koymak kolaydır. Gerektiği durumlarda vajinal salgı örneklerinde mantarı görmek veya kültürde mantarı üretmek gerekebilir.
Bazı durumlarda hiçbir şikayeti olmayan bir kadının genel jinekolojik muayenesinde veya alınan papsmear örneğinde mantar saptanabilmektedir. Böyle bir durumda doktorların bir kısmı mutlak tedavi önermekte, bir kısmı ise şikayet yaratmayan mantarlara ilaçla müdahale etmenin gerekli olmadığı görüşünü taşımaktadırlar. Hangi yaklaşımın doğru olduğu net olarak bilinmemekle birlikte mantarların vajinada hiçbir belirti yaratmadan yıllarca yaşayabildiği bilinmektedir. Dahası, şikayet yaratmayan bu mantar hücrelerini genital sistemden atmaya çalışmak kadını sonraki yaşamında mantar enfeksiyonundan muaf tutmamaktadır. Mantar enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak kabul edilmez.
Mantar enfeksiyonunun tedavisinde günümüzde çok sayıda ilaç seçeneği bulunmaktadır. Hafif enfeksiyonlarda vajinaya fitil uygulaması, vulvaya krem uygulaması şeklinde tedavi önerilmekte, daha ağır enfeksiyonlarda veya fitil kullanamayanlarda ise tek dozlu ilaçlarla tedavi çoğu durumda başarılı olmaktadır.
Tekrarlayıcı enfeksiyon durumunda öncelikle mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenler göz önünde bulundurulmakta ve tek doz tedavi yerine uzun süreli tedaviler tercih edilmektedir.
Mantar enfeksiyonu geçiren kadınlarda eş tedavisinin gerekli olup olmadığı tartışmalı olmakla birlikte, mantar enfeksiyonunun esasen kadın genital sisteminin bölgesel bağışıklığının geçici olarak azalmasına bağlı larak oluştuğu gerçeği göz önünde bulundurularak bu tedavinin gereksiz olduğu düşünülmektedir. Bu konuda doktorların yaklaşımları farklı olabilir.
Tedaviye cevap en erken 2. günde alınabildiğinden şiddetli kaşıntı nedeniyle günlük yaşamı olumsuz etkilenmiş kadınlarda bölgesel kaşınma belirtisini ortadan kaldırmak için ek ilaçlar kullanmak gerekebilir.

Kronik mantar enfeksiyonları :
Bazı kadınlarda alt genital bölgede inatçı kaşıntılar meydana gelmiş ve bu kaşıntılar defalarca mantar enfeksiyonu tanısıyla tedavi edilmeye çalışılmış olabilir. Kronik mantar enfeksiyonu gerçekte çok ender görülen bir durumdur. İleri incelemelerde bu kadınların çoğunda dış genital bölgede gerçekte bir allerjik reaksiyon veya ciltte enfeksiyona bağlı olmayan bir dermatit durumu söz konusudur. Böyle bir durumda mantar ilaçlarıyla belirtilerin geçirilmesi mümkün olamamaktadır.
Trikomonas enfeksiyonu :
Trichomonas Vaginalis kuyruklarıyla hareket eden ve vajinal ortamda kolaylıkla üreyerek vajinit yapabilen bu mikroskopik parazitin cinsel yolla bulaştığı düşünülmektedir. Henüz yeterince kanıtlanmamış olmasına karşın ortak kullanılan tuvaletlerden, havlulardan ve iç çamaşırlardan, havuzdan da bulaştığı düşünülmektedir.
Trikomonas vajinitinin en sık görülen belirtileri sarı, köpüklü, kötü kokulu bol vajinal akıntı ve sıklıkla vulvada (genital bölgenin dış kısmında) kaşıntıdır.
Trikomonas vajiniti sıklıkla Gardnerella vajiniti ile birlikte bulunur.
Tedavide fitil veya tablet şeklindeki ilaçlardan faydalanılır.
Trikomonas enfeksiyonu sıklıkla belirti vermeyen bir enfeksiyon türüdür. Mantarın aksine hiçbir şikayeti olmayan bir kadının muayenesinde tesadüfen saptandığında da mutlaka tedavi edilmesi önerilir. Bunun nedeni bu enfeksiyonun cinsel ilişkide kolaylıkla diğer tarafa bulaşabilmesidir. Trikomonas enfeksiyonunun gebelik döneminde suların erken gelmesine ve erken doğum tehdidine neden olduğu da düşünülmektedir.
Trikomonas vajiniti cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yer aldığından kadının eşinin de tedavi edilmesi önemlidir. Trikomonas enfeksiyonu taşıyan bir erkek çoğunlukla hiçbir hastalık belirtisi göstermez ve tek bir ilişkide bile enfeksiyonu eşine kolaylıkla bulaştırabilir
Enfeksiyondan korunmada cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma önlemlerine uyulması çok önemlidir. Ortak kullanıma açık tuvaletlerde dikkatli olmak, iç çamaşır ve havlu gibi özel eşyaları başkalarıyla paylaşmamak ve temiz olduğundan emin olunmayan havuzlara girmemek uyulması gereken diğer kurallardır. Gardnerella vajiniti (Bakteriyel vaginosis) :
Bu vajinit türü vajinanın normal florasının doğal bileşeni olan ve vajinayı enfeksiyonlara karşı koruyan laktobasil bakterilerinin sayıca azalması ve yerini başta Gardnerella Vaginalis olmak üzere diğer bazı bakterilerin almasıyla oluşur.
“flora” vücudun mukozalarında (barsak, ağız, burun, vajina) ortama zarar vermeden ve hatta bazı önemli işlevleri yerine getirmek için bulunan bakterilerin oluşturduğu topluluktur.
Gardnerella vajinada laktobasiller sayıca normal olduğu sürece çoğalma gücüne sahip değildir.
Vajinanın doğal bakteriyel ortamını oluşturan laktobasillerin sayıca azalmasına neden olan etkenler tam olarak bilinmemekle birlikte sık cinsel ilişki, vajinanın içinin yıkanması gibi etkenlerin önemli rolü olduğu düşünülmektedir.
Gardnerella vajiniti vajinitler arasında en sık görülendir ve direkt cinsel yolla bulaştığı düşünülmemektedir.
Bu vajinit türünün en sık görülen belirtisi sarı-gri renkli akıntı ve özellikle cinsel ilişkiden sonra belirginleşen kötü kokudur. Bu koku çoğu durumda balık kokusuna benzer.
Gardnerella vajiniti gerek genital hijyeni bozması nedeniyle gerekse pelvik enfeksiyon riskini artırması, gebelik döneminde erken doğum tehdidi, suların erken gelmesi, doğum sonrası enfeksiyon oluşumu gibi sorunlara neden olabilmesi mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Tedavi için fitil ve tablet şeklinde ilaçlar kullanılmaktadır.
Enfeksiyona bağlı olmayan vajinit (atrofik vajinit) :
Vajinanın doğal ortamını oluşturan laktobasil adlı bakteriler östrojen hormonunun vajinaya etkisiyle “ayakta dururlar”. Yine östrojen hormonu vajina dokusunun sağlamlığını da sağlar. Östrojen herhangi bir nedenle azaldığında vajina dokusunun incelmesi (atrofi) ve laktobasillerin azalması tek başına akıntı nedeni olabilir. Vajinanın incelmesi ilişkide ağrı ve kanamaya da neden olabilir. Ek olarak laktobasillerin azalmasıyla vajinada oluşan enfeksiyon akıntı şikayetinin artmasına neden olabilir.
Kadında östrojen azalmasının en sık görülen nedeni menopozdur ve bu konu başka bir bölümde ele alınmıştır.

Etiketler: , , , , , , , ,

RAHİM AĞZI KANSERİ

Rahimağzı kanseri önceleri gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere tüm dünyada sıklık açısından ön sıralarda yer alan bir kanser türü iken, papsmear tarama testi, kolposkopi tanı testi gibi yöntemlerin geliştirilmesi sayesinde henüz kanser aşamasına gelmeden önce yakalanabilen ve etkili bir şekilde tedavi edilebilen bir kanser türü haline gelmiş ve bu da bu kanser türünden ölümlerin belirgin bir şekilde azalmasıyla sonuçlanmıştır.
Rahimağzı kanseri özellikle papsmear tarama testinin yaygın olarak kullanılamadığı ülkelerde halen önemini korumaktadır. Genellikle 40 yaş ve sonrasının bir hastalığı olarak kabul edilmesine karşın her yaşta ortaya çıkabilmektedir.

Kimlerde daha sık görülür?
Uzun yıllar rahimağzı kanserinin cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu düşünülmüştür. Bunun altında yatan neden, 19. yüzyılda bir araştırmacının rahibelerde bu hastalığın ortaya çıkmadığını gözlemlemesidir. 20. yüzyılın ortalarında yapılan bir çalışmada hastalığın hayat kadınlarında görülme sıklığının daha fazla olduğunun saptanması bu eoriye daha da bağlanılmasına neden olmuştur.
Hastalık gerçekten de tek eşli yaşam sürdürme alışkanlığı olan ve eşi de tek eşli yaşam süren kadınlarda daha az görülmekte ve bu açıdan cinsel yolla bulaşan bir hastalık gibi davranmaktadır.
Genel olarak söylemek gerekirse bu kanser türü, CIN yani kanser öncüsü lezyon ortaya çıkma açısından risk altında olan kişilerde daha fazla görülmektedir, zaten bu da beklenen bir durumdur.
Özetle burada da tekrarlamak gerekirse, erken yaşta (20 yaşından önce) başlayan cinsel yaşam, çok eşli yaşam tarzı veya eşin çok eşli bir yaşam tarzını benimsemiş olması, HPV ile enfeksiyon ve sigara kulamı hastalığın gelişimi açısından en önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.
Eşi sünnetsiz olan kadınlarda hastalığın daha az görüldüğü zaman zaman öne sürülse de bu öneri tam olarak kanıtlanabilmiş değildir.

Ne Gibi Belirtiler Verir?
Rahimağzı kanseri en ileri aşamalara kadar “basit” bir akıntı dışında hiçbir belirti vermeyebilir ve bu durumlarda bazen tesadüfen yapılan bir papsmear incelemesiyle ortaya çıkarılabilir.
Bazı durumlarda bu kanser türü belli bir süredir CIN yani kanser öncüsü lezyon nedeniyle izlenmekte olan bir kadında saptanabilir.
Papsmearda sorun saptanması veya başka bir nedenle kolposkopi incelemesine tabi tutulan bir kadından alınan biyopside kanser saptanması ise hastalığın diğer bir ortaya çıkış şeklidir.
Yukarıda anlatılan durumlar nispeten az görülen durumlardır ve rahimağzı kanseri sıklıkla düzensiz kanamalar veya ilişki esnasında ortaya çıkan kanamalar şeklinde belirti verir.
Canlılığını kaybetmiş kanser dokularının “çürümesi” neticesinde oldukça kötü kokulu bir akıntı ortaya çıkabilir.
İlerlemiş kanser olgularında ise durdurulması oldukça zor kanamalar ortaya çıkabilir.
İleri evre kanser olgularında tümör kitlesinin böbrekle mesane arasında yer alan idrar borusuna baskı yapması neticesinde böbrekler işlevlerini yitirebilir.

Hastalığın Evreleri
Hastalığın ameliyatla tedavi edilmeye uygun olan erken bir evresi ve ameliyatla tedavinin etkili olmadığı ileri bir evresi vardır. Genel olarak söylemek gerekirse lenf yoluyla yayılımın olduğu, parametrium adı verilen ve rahimağzının etrafında bulunan, içinden idrar borusunun da geçtiği dokuya yayılım durumlarında ameliyat tercih edilmez.
Hastalığın uygun bir şekilde evrelenmesi ve tedavi şeklinin belirlenmesi için genel anestezi altında jinekolojik muayeneyle parametrium dokusuna yayılım olup olmadığı, MR veya BT görüntüleme yöntemlerinden biriyle lenf dokusuna yayılım olup olmadığı, sistoskopi incelemesiyle mesaneye yayılım olup olmadığı, rektoskopi incelemesiyle kalın barsak tutulumunun olup olmadığı, IVP adı verilen “ilaçlı böbrek filmiyle” idrar borusuna yayılımın olup olmadığı belirlenir. Bu incelemelerin hepsinin beraberce veya yalnızca birkaçının yapıldığı hastalar olabilir.
Nasıl Tedavi Edilir?
Ameliyatla tedavi kararı verildiğinde seçilecek olan ameliyat türü hastalığın erken evrenin hangi aşamasında bulunduğu ve hastanın yaşına ve çocuk arzusuna göre değişiklik gösterir. Genel olarak söylemek gerekirse çocuk arzusu olmayan bir kadında rahimin ameliyatla alınması erken evrenin en erken aşamalarında en çok tercih edilen ameliyat türüdür. Çocuk arzusu devam eden veya herhangi bir nedenle rahiminin alınmasını istemeyen kadınlarda konizasyon adı verilen ameliyat türü tercih edilir. Bu ameliyatta rahimağzından kanser dokusunu tümüyle içine alan koni şeklinde geniş bir parça çıkarılır.
Erken evrenin nispeten daha ileri evrelerinde ise nüks olasılığını ortadan kaldırmak amacıyla rahim oldukça geniş bir çevre dokuyla beraber çıkarılır ve vajinanın da bir kısmı alınır. Yine lenf kanallarına nüksü engellemek amacıyla çevre dokulardaki lenfe bezleri çıkarılır
Hastalığın ameliyatla tedavisinin mümkün olmadığı yönünde karar verilmesi durumunda hasta radyoterapiyle tedavi edilir.
Bazı durumlarda ameliyat sonrası ek olarak radyoterapi uygulaması gerekebilmektedir.
Tedavi Etkinliği ve Sağkalım
Tedavinin etkinliği ve sağkalım öncelikle hastalığın saptandığı zamandaki evresine, seçilen tedavi şeklinin uygulanma başarısına bağlıdır.
Tedavi sonrasında hastalar belli aralıklarla çeşitli incelemelere tabi tutularak muhtemel nüksler ortaya çıkarılır.
Rahimağzı kanseri son derece kötü huylu bir hastalık olmasına karşın düzenli doktor kontrollerine giden hastalıklarda henüz kanser aşamasına gelmeden veya kanserin en erken aşamalarında yakalanma ve tedavi sonrası şifa ile sonuçlanma olasılığı yüksek bir hastalıktır.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , ,

Lambalarda gerekli tedbirler

ayd0085 Lambalarda gerekli tedbirlerHer işyerinde iş görenler, yaptıkları işlere, içinde bulundukları ortam ve genel çevrelerine ve işyerindeki çeşitli yerlere bakmak zorunluluğunda kalabilirler. İnsanlar çevrelerine bakınırken, onların dikkatini en çok, parlak ve renkli bölgeler çeker. Bu sebeple, iş görenin kendi yaptığı iş kendi açısından en iyi aydınlatılmış yer olmalıdır.

Ortam, aydınlığı, üzerinde uğraş verilen makin, malzeme, araç ve gereçte yeterli detay algılamasını sağlamıyorsa, iş istasyonunun özel gereksinimi dikkate alınarak özel aydınlatma yoluna gidilmelidir. İş istasyonunun aydınlatılmasında kontrast esası üzerinden aydınlatma önemlidir. İşlemlerin yapıldığı tezgah üzerindeki hakim renkler ile iş görenin esas işleme tabi tuttuğu malzeme arasında renk farkı yüksek, orta yada zayıf olduğuna göre, aydınlatma düzeyi de değişir.

Ayrıca yapılan işin ve incelikli görme gerekli yüzey ve malzemelerin parlama özellikleri de dikkate alınmalıdır. İş görenlerin yaptıkları incelikli işleri kolayca görebilmesi için çalışma yüzeylerinin aydınlatılması sağlandıktan sonra genel çevre aydınlatılması standartlarının saptanması öngörülür.

Parlamanın önlenmesi: Üzerinde işlem yapılan cisim ve yüzeylerin parlaması, esas yapılan işin görülmesini güçleştirdiği gibi, göz uyumunu da zorlar. Parlama; aydınlatılmış yüzeylerden bir bölümünün diğerlerine bakarak daha fazla ışık yansıtması, aşırı ışıklı görünmesi yada kaynaktan yansıyan ışığın doğrudan göze yansıtması olarak açıklanabilir. Işık kaynağının yada çalışma yüzeyinin parlaması, iş görenin bakış açısına ve çevrede parlama ve yansımalara elverişli malzemenin bulunmasına bağlıdır.

İş ortamının gereğinden fazla aydınlatılmış olması ve çok yüksek düzeyde yansıtma özelliği olan; tavan, duvar, malzeme ve döşeme düzeninin bulunması çoğunlukla operatörün görüşünü etkilemeyebilir fakat, uzun dönemde rahatsız edicidir. Böyle bir durumda, aydınlatılmış çevrede yansıtıcı yüzeylerin renk özellikleri ile, yansıma faktörü azaltılabilir. Yapılan iş ve çevresinin aydınlatılmasında , başvurulan her türlü önlem, yeterli rahatlık sağlamıyorsa ve çalışma yüzeylerinin parlaması ve ışık yansıtması önlenemiyorsa, ışık kaynağının yerini değiştirmek gerekebilir.

Işık titreşimlerinin önlenmesi: Deşarj lambaları (sodyum buharı, cıva buharı yada flüoresan) alternatif akımla çalışırlar ve akım yönü değişikliğinde de yanıp sönerek çalışırlar. Elli Hertz frekanslı akım kullanan lambalar saniyede bunun iki misli yanma ve sönme yaptığı için, bu titreşimler gözle farkedilemezler. Ancak, böyle bir ışık altında çalışan makine operatörleri bir algı yanılması sonucu, makine devirlerinin yavaşladığını yada durakladığı gibi yanıltıcı algılamalar yapabilirler. ‘ Stroskobik etki’ olarak bilinen bu soruna çözüm bulmak için; iş ortamı aydınlatılmasında kullanılan lambaların yanısıra, farklı bir yanma sönme devri ile çalışan özel ışık kullanılabilir. Kesin bir çözüm de ortam aydınlatmasının trifaze bir akım kaynağından ve farklı fazlarda monte edilmesidir. Yüksek düzeyde aydınlatma gereken yerlerde genellikle trifaze akım kullanılır.

Gölgeleme: Bir malzemenin üzerine düşen ışığın geliş doğrultusunu değiştirerek, bazı kısımların daha kesin hatları ile görünmesini sağlamak yada bazı kısımların göz alıcı, keskin görüntüsünü matlaştırmak mümkündür. Gölgeleme olarak bilinen böyle bir işlem, endüstrilerde ve özellikle kalite kontrol hizmetlerinde detayların görünmesini kolaylaştıran bir yaklaşımdır. Normal koşullarda çok iyi görülemeyen yüzeylerin daha iyi aydınlatılarak ve ortam ışığında parlayan yüzeylerin gölgelendirilerek, netlikle görünmesi ve incelenmesi sağlanmalıdır.

Renkler ve ışıklandırma: Renkli bir yüzeyin iyi görülebilmesi, o yüzeyden yansıyan ışınların yeterli yeğinlikte olmasına bağlıdır. Ayrıca, ortam aydınlatmasının yapay olduğu hallerde çeşitli renkler, günışığı altındaki görüntülerinden, bir ölçüde de olsa farklı görünebilirler. Renk görmenin önemli olduğu kalite kontrol gibi hizmetlerde, doğal renk algılamasını sağlayabilecek bir aydınlatma önemlidir. Gün ışığının doğal renkleri algılamada en güvenilir aydınlatma olduğu bilinmesine rağmen, günışığı ile aydınlığın şiddetinde devamlı iniş ve çıkışlar nedeni ile, renk ayrımı ve kalite kontrol gibi işlemlerde yapay ışık tercih edilir. Yapay ışığın değişmeyen düzeyi, günışığına bakarak daha standart bir değerlendirmeyi sağlayabilmektedir.

Gözlerin dinlendirilmesi: Uzun süreli ince işlerle uğraşan iş görenlerde ve özellikle kalite kontrol elemanlarında, göz yorgunluğunun önlenmesi için dinlenme araları vermek gerekir. Dinlenme aralarında iş görenler, uzak mesafelere bakmalı( örneğin, pencereden dışarı bakmak gibi) ve genellikle fazla parlamayan uzak cisimlere bakmayı tercih etmelidirler. Güneş ışınlarının içeri girdiği bir pencereden dışarı bakmak yada parlak ışık ile aydınlatılmış uzaktaki cisim ve yüzeylere bakmak, gözlerin bu parlaklığa uyumunu zorladığı gibi, böyle bir uyumdan sonra iş görenin kendi işine döndüğünde gözler yeni bir uyum döneminden geçerler. Böyle bir uyum çabası, dinlenme etkisini azaltır ve gözleri zorlayabilir.

Duruş ve oturuş zorlukları: Bir işyerinde aydınlatma düzeyinin düşük olmasına karşılık , incelikli iş görme ve detay algılama zorunluluğu varsa, iş görenler işlerini yakından görebilmek için öne eğilmek ve uzun süre bu duruşta çalışmak zorunda kalabilirler. Yetersiz ışık göz yorgunluğuna neden olurken, öne eğilmiş duruş ve statik kas çalışmaları sonucu çeşitli kaslarda da yorgunluklar oluşur. Böle bir durum iş hevesi kayıplarına ve gereksiz ağrılarına neden olur. Yeterli düzeyde bir aydınlatma bu sakıncaları ortadan kaldırır.

Etiketler: , , , , , , ,

Evde Cilt Bakımı

Cildinizi canlandırmanız için 20 öneri

1-Genel yüz temizliğinde kullanılan maskelerden peeling etkisen sahip olanlar, bu sayede ölü hücreleri ortadan kaldırarak, derinlemesine temizlik sağlıyor.

2-Yüzünüzü tazzikli su ile yıkayın. Bu şekilde yapılacak duş, ofislerin yol açtığı cilt stresinizi azaltır.

3-Artık cilt bakım ürünlerinde de rastlayabildiğimiz C vitamini, kan dolaşımını ve kolajen üretimini hareketlendirdiğinden, bu tip ürünleri tercih edin.

4-Ayaklarınız parmak uçları, yüzünüze sinyal gönderir. Alnınızda oluşacak kırışıklıkları önlemek için ayak parmaklarınız üst kısmına düzenli aralıklarla sertçe bastırın.

5-Cildinizi nemlendirin. Yeni çıkan bir çok nemlendirici gün boyu etkiye sahip. Proteinli ve bitki özlü olanlar ise cildi aktif hale getirip üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturmasını sağlıyor.

6-Yüzünüzü haftada iki defa kremleyerek 5 dakikalık masaj uygulayın. Bunun için, parmaklarınızı kullanarak oval hareketlerle çeneden yanaklara, alnın ortasından dışa doğru, burun yanlarından alnın ortasına doğru inip çıkarak masaj yapın. Ağzınızın çevresini, yukarı doğru hareketlerle ovun.

7-Gece saat 1’den önce güzellik uykusuna yatmayı ihmal etmeyin. Bedenimiz özellikle ilk uyku saatlerinden gece yarısına doğru büyüme hormonları üretir. Bu hormonlar ise hücre yenilenmesini hareketlendirir.

8-Kremlerin içindeki enzimlerin faydalarını biliyor musunuz? Biyo teknolojik yöntemler taklit edilerek üretilen minik protein molekülleri, ileri yaşta, insanların cildindeki dolaşım sistemini aktif hale getirip ciltleri koruyucu hücreleri güçlendirir.

9-Koku kompresleri cilt ve duyuları canlandırır. Dörder damla limon ve selvi ağacı özünü ve iki damla ardıç yağını, iki litre kaynar su içine koyun. Özel yüz havlunuzu bu karışımın içine daldırın ve yüzünüze kompreks yapın..

10-E vitaminin bulunduğu kremler hücrelerin gerilimini azaltır. Ultroviyole ışınlarının, atık gazların, nikotinin oluşturduğu saldırgan serbest radikaller cildin zamanından önce yaşlanmasına neden olur. E vitamin cildi bu zararlı etkenlerden koruyup nemlendirir.

11-Yanaklarınız derisini gerginleştirmek için jimnastik yapmalısınız. Bunun için ağzınızı kapatın, yanaklarınızı içeri doğru çektikten sonra, ellerinizin yardımı ile yavaş yavaş gerin.

12-Patates masajı cildi tazeler ve dinlendirir. Öncelikle çiğ patates dilimlerini 10 dakika buzdolabında bekletin. Cilt temizliğinizi yaptıktan sonra, soğumuş patates dilimleriyle yüzünüze masaj yapın. 15 dakika boyunca patatesi, suyunun cildinize etki etmesini bekledikten sonra yüzünüzü yıkayın.

13-Duru, yumuşak bir ten için AHA komplekslerine başvurmak bir zorunluluk. Bu isimle tanınan meyve asitleri, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlarken, tahriş de etmiyor. Ayrıca besleyici yağlar da içeriyor.

14-Kolojen tabakasını harekete geçirecek bir içecek hazırlamaya ne dersiniz? Bunun için 250 gr domates, 2 şeftali, kabuğu soyulmuş yarım limon ve bir havucu katı meyve presine koyun, bir damla zeytinyağı ve bir miktar iyot tuzu ekleyin ve karıştırın.

15-”Şikaku” baskısı herhalde birçoğunuzun yabancı olduğu bir kelime. Bu basit egzersiz gergin yüz kaslarını yumuşatmaya yarıyor. Söz konusu baskının uygulanacağı enerji merkezi, gözbebeğinin hizasında, gözaltlarındaki kemikler üzerindedir. Bu bölgeye, en az 5 saniye süresince, parmaklarınızla bastırın.

16-Güzellik kapsülleri cildi bütünüyle beslemese de, işlevini içeriden yürüten bir hücre yenileyicisi olarak görev yapıyor. Vitaminler, nemlendiriciler ve doğal maskelerle cildin esnekliğini sağlayabilirsiniz.

17-Oksijen maskesi, bir çeşit expres lifting görevi görür. Bu uygulamayla, hücrelerin oksijen alımı 10 dakika içinde yoğunlaşır. Sonuç olarak, cilt olabildiğince taze ve sağlıklı bir görünüme kavuşur.

18-Lipozom maskeleri besleyicidir. Aynı zamanda, cildin alt tabakalarına da nüfuz ettiklerinden, etkilerini uzun vadede gösterirler.

19-Turuncu ışık, hücreleri canlandırır, mavi oksijen alımını artırır, sarı cildi ölü hücrelerden arındırır ve yeşil kuproza karşı etkilidir. Renkli ışık tedavisini ancak güzellik merkezlerinde bulabilirsiniz.

20-Ampuller ve yenileyici kapsüllerle yapılacak yoğun bir kür, kışı sert koşullarına karşı cildin dirençli olmasını sağlayacaktır. 4 hafta boyunca yüzünüzü kremlemeden evvel sürün.

Özel Cilt Bakımları

Sadece estetik açıdan değil, sağlık açısından da cildimizin temizlik ve bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Aksi takdirde UV ışınları, makyaj, serbest radikaller, sigara, stres, hava değişimleri ve yanlış beslenme cildimizi olumsuz yönde etkiler ve genç yaşta olmamıza rağmen yorgun ve solgun görünmemize neden olur.

Cildimizin canlılığı, parlaklığı ve diriliği en önemli sağlık göstergelerindendir. Dolayısıyla 20’li yaşlardan itibaren her bayanın temizlik, bakım ve koruma amaçlı olarak ayda bir kez cilt bakımı yaptırması çok faydalıdır.

Cilt bakımı yaparken yaşa ve cilde göre doğru ürün kullanılması gerekir. Bu yüzden sivilce, akne, leke ve kırışıklık bakımlarında cerrahi müdahale uygulanmadan ve kimyasal peeling işlemi yapılmadan, deri altına hiçbir madde enjekte edilmeden son derece başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Cilt bakımıyla ilgili dikkat edilecek hususlar:

1. Günde 2 litre su için.
2. Kalitesiz makyaj ürünleri kullanmayın.
3. Sigara içmeyin.
4. Aşırı güneşlenmeyin.Muhakkak güneş koruyucu ürünler kullanın.
5. Makyajınızı çıkarmadan yatmayın.
6. Cildinizi her gün nemlendirin.
7. Her hafta 1 peeling yapın.
8. 15 günde bir maske uygulayın.(kullanacağınız maskeye göre haftada bir olabilir)
9. Sivilce ve komedonları bilinçsizce sıkmayın.
10. Uzun süre klimalı ortamlarda bulunmayın.
11. 3 günde 1 eriyinceye kadar bir buz kalıbını cildinizde gezdirerek
dolaşımı hızlandırın.(donduracağınız içerik yeşil çay,süt ve soda olabilir)
12. Ve bakılan bir cilt ile bakılmayan bir cilt arasındaki farkın ileriki yaşlarda daha çok kendisini göstereceğini unutmayın.

Göz Çevresi Bakımı

Çok ince ve hassas yapıda olmasından dolayı göz çevresi yaşlanma, hastalık, yorgunluk, uykusuzluk gibi olumsuz etkilerin en kolay fark edileceği bölümüdür. Kimi insanlar göz altlarının devamlı mor olmasından, pek çok kişi göz altı torbalarından ve bazıları da göz çevresinde oluşan çizgilerden şikayet etmektedirler. Aslında göz çevresi bakımını genel cilt bakımından ayrı düşünemeyiz, fakat göz çevresi hassas olduğu için özel ürünler kullanılmalıdır. Öncelikle kişinin yaşı ve cilt yapısı göz önünde bulundurularak problemin derecesi tespit edilmelidir. Örneğin gözaltı torbaları ve morlukları genetik bir durum olabileceği gibi aşırı yorgunluk sonucu sonradan da oluşabilir. yada bunlar dolaşımla ilgili bir sağlık probleminin göstergesi olabilirler. Daha çok açık tenli kişilerde gözüken morluklar pek çok kişiyi rahatsız etmektedir. Ayrıca genç yaşlarda göz çevresinde oluşmaya başlayan çizgiler kuru cilt yapısına sahip kişilerde sıkça görülmekle birlikte çok sigara içen ve fazla mimik hareketleri yapan kişilerde de hızla oluşmaktadır. İşte bu ve buna benzer şikayetleri önlemek için, doğru ürünler kullanılmasını ve ayda bir kez göz çevresi bakımı yaptırılmasını öneriyorum.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Erotic shop izmir

Her türlü cinsel ürünlere erotik shoplar sayesinde kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Fakat bu tür ürünleri alanların en çok istedikleri ve önem verdikleri nokta gizliliktir. Birçok kişi bu ürünleri alırken kendilerinin gizli kalmasını erotik shop ile herhangi bir bağlantılarının olmamasını ister. İzmir erotik shop ; sizlere erotik ürün hizmeti verirken gizliliği ön planda tutar.
Erotik shoplar genel olarak; cinsel sağlık ürünleri, prezervatifler, geciktirici kremler, büyütücüler, şişme bebekler, vibratörler ve fantezi ürünleri satmaktadır. Bu tür ürünleri alan kişiler genelde bu ürünlerin gizli bir şekilde teslim edilmesini ve kimsenin bilmemesini ister. Erotic shop ’lar ise bu kuralı uygular. Erotik shop izmir’de bu kuralı en iyi şekilde uygular. Müşterilerin istekleri doğrultusunda hareket eder. Sizlere her türlü cinsel ürünü en kısa sürede ulaştırır.
Eğer cinsellikten daha fazla zevk almak istiyorsanız, partneriniz ile sıra dışı anlar yaşamak istiyorsanız, partnerinizi ve kendinizi korumak istiyorsanız, yeni fantezilere yelken açmak istiyorsanız erotik shop İzmir sizlere erotik shop hizmetini en iyi şekilde sunmaktadır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Estetik Merkezleri ve İstanbul Estetik

Estetik her zaman insanların ihtiyaç ve ilgi duydukları alandır. Her insan güzel görünmek ve kendi ile barışık olmak ister. Bu güzel görünüme ulaşmak ise çoğu zaman estetik yaptırmaktan geçer ve bazen de zorunlu sebeplerden dolayı da estetik yaptırmak gerekebilir.

Gelişen tıp sayesinde estetik yaptırmak hem zahmetsiz hem de hızlı sürede iyileşme ile gerçekleşmektedir. Gelişen bilgisayar programları ile estetik yapılacak bölge estetik sonrası nasıl görüleceği uzman hekim tarafından estetik yaptıran kişiye gösterilir.

Son dönemlerde en çok tercih edilen estetik yöntemlerini sorduğumuzda uzman doktorumuz burun estetiği, göğüs estetiği, dudak estetiğinin ilk sıralarda yer aldığını söylüyor ve devam ediyor uzun yıllar önce burun estetiği yaptırmak hem zahmetli hem de hasta için iyileşme süreci uzun olduğundan bazen tercih edilmeyebiliyordu fakat bir önceki yazımızda bahsedildiği üzere artık günümüzde burun estetiği ameliyatı çok daha kısa sürmekte ve hasta estetik operasyonundan sonra çok kısa sürede gündelik hayatına başlayabilmektedir ayrıca diğer cezbedici nokta ise hastaya burun estetiği operasyonu öncesi bilgisayar ortamında nasıl bir buruna kavuşacağı gösterilmektedir. Bu saydığımız genel durumlardan dolayı artık estetik yaptırmak çok tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. Bir diğer yandan zorunlu olarak estetik yaptırmak durumunda kalanlar içinde durum aynı şekildedir gelişen bilgi ve teknoloji ile güzel bir yüze kavuşabilmekteler.

Burun estetiği hakkında genel bilgilerden bahsettik diğer estetik yöntemleride benzer özelliklerde olmaktadır.

Etiketler: , , , , , , , , , ,