selülitten korunma yolları 2

Selülit ve Egzersiz

Selülit konusundaki bir çok uzman, selülit oluşumunun durdurulması veya erken
dönemlerdeki selülititin ortadan kaldırılmasında, egzersizin en ucuz yöntem olduğu konusunda
fikir birliği içindedirler.Yağların azaltıldığı bir diyetle birlikte yapılacak egzersizler,
selülit için çok yarar sağlayıcıdır. Haftada 3 kez, 30 ar dakikalık uygulanacak, dolaşım
sistemini güçlendiren egzersizler bu amaçla yapılır. Egzersiz selülitli bölgelerde dolaşımın
artmasına ve kas hareketleri sayesinde de lenf akımını hızlandıracaktır, ayrıca kaslara
gerginlik verecektir.

Yaşı genç olan kadınlara hafif ağırlık çalışmalarıda önerilir.

Özellikle, selülitin geliştiği kalça, basen bölgelerindeki kaslarını çalıştıran
egzersizlerde fayda sağlar.

Bu egzersizler için kişi, sağ tarafı üzerine yere yan yatar.

Sağ bacağını 90 derece kıvırır.

Sağ kolunu ileri doğru uzatır ve iyice gerer.

Sol bacak düz durumda bulunur.

Yavaş yavaş sol bacak kalça seviyesine kaldırılırken nefes verilir.

Sol bacak kalça seviyesine geldiğinde 3 saniye tutulur ve yavaşça indirilir ve derin
nefes alınır.

Bu egzersizler sırasında nefes kontrolu çok önemlidir.

Bu hareketi 3-4 kez tekrarlanmalıdır. Sonra diğer yan üzerine yatarak, diğer taraf
kaslarına aynı egzersiz yaptırılır.

Bu hareket bittikten sonra alt tarafta bununan bacak kadar üstteki bacakta kıvrılır
ve aynı işlemler tekrarlanır.

Son hareket ise, her iki bacakta dizden 45 derece kıvrılarak yapılır.

Dizlerde Selülit görünmesi, alt bacak bölgesinin ön tarafında bulunun kasların
gerginliklerini kaybetmelerinden dolayı belirgin olur. Bu kasları güçlendirmek amacı
ile ayakta dururken, ayaklar kalça genişliğinde açılır ve dizleri kırarak vücudunuzu
alçaltın, dizlerinizin zorlandığı açıya kadar inin ve sonra tekrar dik duruma gelin.
Bu hareketi 30 kez tekrarlamanızda yarar vardır. Her gün uygulanabilir basit bir egzersizdir.

Kurbağlama yüzmek, bacak iç bölgelerindeki kasların gerginliğini arttırır ve
selülit için iyi bir egzersizi oluşturur.

Hızlı bir tempodaki 20 şer dakikalık yürüyüşlerde genel olarak kalça ve bacak
bölgeleri için yararlıdır. haftada 3-4 kez yapılmalıdır.

Parmak uçlarında yükselmek ve inmek bileklerin daha ince ve kasların daha gergin
görülmesini sağlar. Hareket 15-25 kere, her gün tekrarlanmalıdır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Selülit hakkında bilmeniz gerekenler

Erkeklerde neden selülit olmaz, selülit hastalık mıdır, zayıf kadınlarda da selülit olur mu?

Internette sağlık alanında yayın yapan ve uzmanların görüşlerine yer verilen WorldMedLine, internet sitesinde, selülitle (hidrolipodistrofi) ilgili tüm sorularınızı cevaplıyor.

SELÜLİTTEN NASIL KORUNULUR?

-Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın.
-Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın.
-Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum ****bolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.
-Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.
-Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun.
-erinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunaya gidin.

SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?

Evet, selülit bir hastalık olup tıptaki adı Hidrolipodistrofidir.

SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?

Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.

SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?

Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.

SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?

Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı direnç gösterir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.

SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?

Selülit üç elemandan oluşur: 1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku. 2-Su molekülleri ve tuz molekülleri. 3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri. Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.

SELÜLİT AĞRILI MIDIR?

Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülitin sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılı olarak değişir.

ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?

Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.

SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?

Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar.

Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?

Kabızlık, hipotiroid, doğum kontrol hapı kullanımı, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.

KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?

Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.

SELÜLİTTE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?

Rejimin, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olması gerekir. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinler ödemi önler ve iştah artırır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalıp, alkolden uzak durulması gerekir. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?

Termografi: Vücutta kan dolaşımının normal olduğu bölgelerde vücut ısısı da normal olur. Dolaşım bozukluğu olan yerlerde kanlanma azalacağı için, bu bölgeler vücudun normal ısısından daha soğuk olur. Selülitin oluşma nedenlerinden biri dolaşım bozukluğu olup termografi ile dolaşım bozukluğunun ve selülitin yeri de teşhis edilir.

Ekografi: Bir çeşit ultrason cihazı olup uygulandığı yerin, ayrıntılı olarak görünümünü sağlar. Selülite uygulanma amacı deri kalınlığının ve yağ tabakasının kalınlığının ölçümüdür.

Manyetik rezonans: Vücudun 3 boyutlu incelenmesi imkanını sunar. Bu sayede cilt kalınlığı, yağ tabakası ve oluşabilecek ikincil, üçüncül (tümör, yapısal bozukluklar) nedenlerin varlığının ya da yokluğunun tespitini sağlar.

SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?

Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

LİPOLİZ NEDİR?

Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayı olarak tanımlanır.

KİŞİ SELÜLİTLİ Mİ DOĞAR?

Hayır, kişi selülitli doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit olur. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülitte kalıtım önemli rol oynar. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.

HAMİLELİK SELÜLİTE UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?

Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülitin belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğe neden olur. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.

MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?

Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim olur. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşer ve kilo alırlar.

SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?

Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite karşı en etkili spor tempolu yürüş ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.

SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?

Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç olmaz. Yöntem her zaman aynı olup esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.

ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?

Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.

SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?

Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.

ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?

Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selüliti de olur. Ama selülitin cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluk olduğunu bilmek gerekir. Bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür.

SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ?

Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, ****bolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir.

GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ?

Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülitten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele alınmalıdır.

Etiketler: , , ,

Ruhu inceltmeyen diyet

Yaz geldi de geçiyor bile. Ama siz yaz başından beri yaptığınız diyetlerden hala bir sonuç alamadınız. Sakın yılmayın! Son bir defa daha denemeye ne dersiniz? Bu zamana kadar yaptığınız diyetlerdeki hataların hiçbirini bu son diyetinizde yapmamaya çalışın. En önemlisi yaptığınız diyetin metabolizmanızı olumsuz etkilemesine ve ruhunuzu incitmemesine özen göstermeyi unutmayın. İşte size yardımcı olacak birkaç küçük öneri…

Ruhu İncitmeyen Diyet Beslenme alışkanlığını edinirken öğün atlamamak, arada atıştırmak gerek. Bunu yapıyorsunuz diyelim. Fakat akşam 18:00 sonrası yemek yemeyin diyorlar. Bu konuda uzmanların açıklaması daha farklı. Uzmanlara göre; yemekleri belli saatlere fiks etmek insanları rahatsız eder. Yanlıştır. Önemli olan akşam yemeğini yedikten sonra yatmamak. Çünkü uyku süreci metabolizmanın en yavaş hareket ettiği dönemdir. Yatmadan iki saat önce akşam yemeğini yiyiyorsanız yani sindiriminiz belli aşamaya geldikten sonra yatıyorsanız hiçbir problem yoktur.

Yemek aralarına gelince; öğlen ve akşam yemek arasının en az dört saat olması gerekmektedir. Çünkü bir sindirim bitmeden ikinci bir yüklemeyi yapmak vücudunuza sağlıksızlık getirir. Ara öğünlerin yorucu değil geçiş öğünleri olmasına özen göstermeliyiz. Diyetin genel olarak hastayı rahatsız etmeden ve ruhunu incitmeden verilmiş olması gerekir.

Uzmanların üzerinde durdukları bir diğer önemli konu ise “tek gıda rejimleri”. Bu rejimlere başlamadan önce hastanın bütün klinik bulgularının bilinmesi gerekiyor. Açlık kan şekeri, kolesterol, protein dengesi, tiroid problemi gibi…

Şimdi sizlere iki diyet listesi sunacağız. İlk Hafta ve Karpuz Diyeti. Bu diyetleri bir hafta boyunca düzenli uyguladığınız takdirde 4 kg’ya kadar vermeniz mümkün. Ancak karpuz diyetinin şeker hastaları tarafından yapılmaması gerekiyor.

İlk Hafta Diyeti
Bu diyet ödem veya toksik maddelerin atılmasına yardımcı olmaktadır. Diyet süresinde ve sonrasında gıdaların yanı sıra su tüketimine de dikkat etmek gerekir.

Sabah
1 dilim Uno light kepekli form ekmek
1 kibrit kutusu beyaz peynir
1 domates, 1 salatalık, 1 sivri biber (isteğinize bağlı)
Sınırsız çay, kahve (şekersiz veya tatlandırıcılı)
Marketlerde Doğa’nın standlarından temin edebileceğiniz Photoslim ve Phytholax çaylarından birer poşeti bir fincana koyup günde iki kez sabah ve akşam yemeklerinden sonra için.

Ara (Saat 11:00 gibi)
1 adet kepekli grisini (küçük küçük parçalara bölünüp çok yavaş yeniyor)

Öğlen
1 kg. Ispanak veya kabak veya semizotunu 4-5 adet domates ile rendeleyin, dilediğiniz kadar tuz koyun., bir çay kaşığı sıvı yağ ile birlikte pişirin. 200 gr. diyet yoğurt ile birlikte bir yemek tabağı ölçüsünde yiyin. Eğer doymazsanız ikinci bir tabağı yeme hakkınız var.

Ara (Saat 17:00 gibi)
1 adet kepekli grisini

Akşam
1 – ½ marulu salata kabınıza doğradıktan sonra belirtilen seçeneklerden her birini bir hafta boyunca kullanabilirsiniz. Verilen seçenekleri salatanıza karıştırarak tüketeceksiniz.

1* 100 gr. ızgara veya haşlanmış tavuk
2* 100 gr. diyet ton balığı
3* 3-4 köfte
4* 100 gr. yağsız ızgara biftek
5* 100 gr. yaklaşık 7-8 adet tavuk şiş
6* 1 yoğurt kasesi haşlanmış nohut veya kuru fasulye veya barbunya
7* 1 kase mantar

Eğer yediklerinizle doymazsanız, bir tabak daha içine birşey koymadan salatanızdan yiyebilirsiniz. Salatanızın içine tüm yeşillikleri katabilirsiniz. Salatalık, tere, roka, derotu, maydanoz gibi… Ama lütfen havuç, domates ve mısır koymayın.

Ara
1 adet orta boy elma

Karpuz Diyeti
Sabah
1. ve 3. gün:
1 dilim kepekli ekmek
1 kibrit kutusu beyaz peynir
Domates-salatalık-sivri biber-maydanoz

2. ve 4. gün:
1 dilim kepekli ekmek
1 adet haşlanmış yumurta
Domates-salatalık-sivri biber-maydanoz

5. ve 7. gün:
1 dilim kepekli ekmek
5 adet zeytin
Domates-salatalık-sivri biber-maydanoz

6. gün:
1 kase diyet yoğurt
½ şeftali

Ara
1 bardak limonata

Öğlen
1. ve 3. gün:
1 yemek tabağı yayla çorba
1 adet kepekli grisini

2. ve 4. gün:
100 gr. ızgara/haşlanmış tavuk
Yeşil salata

5. ve 7. gün:
1 yemek tabağı az yağlı taze fasulye
Cacık (200 gr diyet yoğurt + 1 salatalık)

6. gün:
1 yemek tabağı haşlanmış kepekli makarna
200 gr. diyet yoğurt + domates sos

Ara
1 adet diyet ürün (4 adet kepekli bisküvi)

Akşam
Her akşam:
1 dilim karpuz (2 parmak kalınlığında)
2 parça light peynir
1 dilim kepek ekmeği

Bunlara ek olarak günlere göre yanında aşağıdaki gıdalar tüketilecek:

1. ve 3. gün:
1 çay bardağı diyet süt

2. ve 4. gün:
1 çay bardağı diyet yoğurt

5. ve 7. gün:
½ diyet peynir

6. gün:
½ dilim karpuz

Akşam yemeğinden iki saat sonra 2 adet kuru kayısı ve 2 adet fındık tüketilecek.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

BEL VE BOYUN FITIKLARI

BEL VE BOYUN FITIKLARI
Mekanik nedenler• Kas zorlanması• Bel Fıtığı• Kireçlenme• Omur kayması• Omurilik kanalının daralması• Omurga eğrilmesi (Skolyoz)Mekanik bozukluklarda, ağrılı atakların büyük bir kısmı çok kısa sürede iyileşir. Ağrı uzun sürerse tedavi güçleşir, günlük yaşamda ve iş ortamında hareketlerin kısıtlanmasına neden olarak sakatlığa yol açabilir.Bel ağrılarının çok az bir kısmı iltihaplı hastalıklar, infeksiyonlar, kemik hastalıkları ve diğer organlardan yansıyan ağrılara bağlı olarak ortaya çıkabilir. Genellikle tedavi edilmediklerinde ciddi sorunlara neden olan bu hastalıklarda, tanı erken konmalı ve gereken tedavi uygulanmalıdır. Eğer ağrı iyileşmiyorsa ve tekrarlıyorsa, istirahat sırasında ve geceleri de ağrı oluyorsa, sabah tutukluğu, ateş, kilo kaybı, halsizlik gibi yakınmalar varsa mutlaka doktora başvurulmalı ve nedeni araştırılmalıdır.Sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen osteoporozda, omurda kırılma sonucu bel ağrısı gelişebilir.Bel ağrısında risk faktörleriA – Kişisel faktörlerB – Meslekle ilgili faktörlerA – Kişisel faktörler• Kötü duruş• Kondisyon yetmezliği• Sırt-bel kaslarının güçsüzlüğü• Aşırı kilo• Sigara içmekB – Meslekle İlgili FaktörlerFiziksel etkenler• Ağırlık kaldırma, taşıma gibi ağır fiziksel zorlanma• Uzun süre aynı pozisyonda kalma• Sık olarak öne eğilme ve dönme hareketleri• Tekrarlamalı hareketler• TitreşimPsikolojik etkenler• İşinden memnun olmama• Takdir edilmeme• Yetersiz arkadaş desteği• İş baskısı• Monoton işBoyun ağrılarıToplumda her üç kişiden biri, hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısı çekmektedir. Günlük yaşamdaki gerilimler ve iş stresi boyun ağrısının en büyük nedenlerinden biridir. Ayrıca günlük hayatta boyun sağlığına uygun olmayan her yanlış hareket ve duruş omur, disk, eklem ve bağ dokusunda yıpranmaya yol açar. Boyun ağrısına en sık neden olan hastalıklar kas zorlanmaları, boyun fıtığı, yıpranma ve yaşlanmayla birlikte olan kireçlenmedir. Bu hastalıklar daha sıklıkla büro çalışanlarında görülür.Çoğu kişi sabah bir neden olmaksızın ağrılı, gergin, sert ve tutuk bir boyunla uyanır. Kas gerginliğiyle birlikte, boynun yapısal özelliği nedeniyle, boyunda bulunan ve beyin ile kulağın belirli bölgelerine giden damarlar sıkışabilir. Bu durumda baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması gibi yakınmalar olabilir. Trafik kazalarında boyun ve başın şiddetli ve ani olarak öne-arkaya doğru sarsılması sonucu yumuşak dokularda, kas ve bağlarda oluşan zorlanma boyun ağrısına yol açar. Ani hareketler, kaslara aşırı yüklenme, bilinçsiz spor, hareketsiz yaşam boyun fıtığına neden olur. Boyun ileri derecede serttir ve ağrı kolay yayılabilir. Boyun fıtığına bağlı sinir basısı, kas gücü kayıplarına yol açar.Boyunda kireçlenme çok sık görülür ve yaşlanmayla birlikte artar. Kireçlenmede boyun ağrısı, omuz ve kollarda ağrı, uyuşma, karıncalanma ve baş ağrısı olabilir. Bazı durumlarda kireçlenme omurilikte basıya yol açabilir. Boyundaki kireçlenmeye bağlı olarak damarlar etkilenirse baş ağrısı, baş dönmesi, kulakta çınlama gibi yakınmalar görülebilir.Akciğer tümörleri, yemek borusu iltihapları ve mide rahatsızlıkları da boyun ağrısına yol açabilir. El bileğindeki bir dokunun kalınlaşmasına bağlı bir nedenden dolayı da boyun ağrısı olabilir. Boyun ve omurların bambu kamışı şeklini alması, hareket kabiliyetinde azalma gibi belirtiler varsa, romatizmal hastalıktan şüphelenilmelidir.Osteoporoz, omur kırıkları veya omur kayması, kol ve el sinirlerinin sıkışması ile beyin tümörleri de boyun ağrılarına yol açabilir.Meslek hastalığı olarak bel ve boyun ağrılarıİşyerindeki fiziksel ve psikososyal risk etkenlerine ve ergonomik olmayan iş koşullarına bağlı olarak gelişen bel ve boyun ağrıları meslek hastalığı olarak kabul edilir. Bu sorunlardan ergonomi eğitimi ile korunmak büyük ölçüde mümkündür.Bel ağrısı görülme olasılığı daha fazla olan meslek grupları• Ağır fiziksel aktivite ile çalışanlar (inşaat, temizlik, maden, orman işçileri, sağlık personeli, uzun yol şöförleri vb.)• Ofis çalışanları ve bilgisayar kullananlarİşe bağlı boyun ağrısı için risk altındaki meslek grupları• Ofis çalışanları ve bilgisayar kullananlar• Endüstride tekrarlamalı hareketle çalışanlar (tekstil, gıda, otomotiv sanayi vb.)• Diş hekimleri• MüzisyenlerTanıUygun tedaviye karar verilmeden önce hasta mutlaka doktor tarafından muayene edilmelidir. Tanıda klinik muayene ön plandadır. Gerekli durumlarda kan testleri ve görüntüleme tekniklerinden de faydalanılır. Kan TestleriMekanik nedenlere bağlı bel ağrıları olan kişilerde kan testlerinin sonucu genelde normaldir. Bel ve boyun ağrıları her yaşta ve her meslek grubunda ortaya çıkabilen yaygın bir sorundur. Bel ağrılarının bir insanın yaşamında en az bir kere görülme sıklığı %80’dir. Boyun ağrıları ise bel ağrılarından sonra ikinci sırada yer alır.Bel ağrılarıGelişmiş ülkelerde bel ağrısı çok yaygındır. Bel ağrısı ve bel ağrısına bağlı sakatlıklar, üretim kaybı ve işe gidememe toplumun en önemli sağlık sorunları içerisinde yer alır.Bel ağrısı bir hastalık değil, bir belirtidir ve çok çeşitli nedenleri vardır. Bel ağrılarının altında yatan en önemli neden, duruş bozukluğu ve omurganın yanlış kullanılmasına bağlı mekanik zorlanmadır. Mekanik zorlanma duruş bozukluğu, belin ve vücudun yanlış kullanılması nedeniyle, kasların ve eklemlerin zorlanması sonucunda gelişir. İltihap, infeksiyon gibi diğer nedenlerden şüpheleniliyorsa, kan testleri tanıda yardımcı olur. RöntgenÇok ağrı şikayeti olan, tedaviye cevap vermeyen ve tekrarlayan hastalarda mutlaka röntgen çekilmelidir. Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Magnetik Rezonans Görüntüleme (MR)Bu görüntüleme yöntemleri omurganın kemik, disk, bağ, sinir ve eklemlerini detaylı olarak incelemek amacıyla kullanılan ileri tetkiklerdir. Tedaviye cevap vermeyen, tekrarlayan, sinire baskı yapan ve mekanik bozukluklar dışında bir neden düşünülerek cerrahi tedavi planlanan durumlarda bu tetkiklere başvurulur. TedaviTedavinin amacı ağrıyı azaltmak, aktif yaşama ve işe dönüşü sağlamaktır. Tedavide kalıcı etkinliği beli ve vücudu doğru kullanmak ve egzersizleri uygulamak sağlar. Bel ağrısı olan kişi belin nasıl çalıştığı, neyin yanlış neyin doğru olduğu konusunda ve çeşitli tedaviler hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Egzersizler doktor önerisiyle belirlenmiş bir program ile yapılmalı ve egzersiz yaparken ani, zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Ameliyat sonrası beli korumaya ve egzersiz yapılmaya devam edilmelidir.Bel ağrısı, tedavi edilmemiş ve yerleşmişse, hareketler kısıtlanacağı için kalıcı sakatlıklar gelişebilir. Kişinin gereksinimlerine göre özel olarak hazırlanmış, fiziksel işlevleri yeniden kazandırma ve işe döndürmeye yönelik yoğun egzersiz programlarını kapsayan, uzun süreli ve özel rehabilitasyon programları uygulanmalıdır.Koruyucu önlemler• Bel ve boyun hastalıklarını tanımak, risk etkenlerini bilmek• Duruşu iyileştirmek ve o pozisyonu korumak• Öne eğilirken, ağırlık kaldırırken ve taşırken, omurga ve vücudu doğru kullanmak• İş ortamını ergonomik olarak düzenlemek• Vücut kondisyonunu iyileştirmek• İşyerinde ve günlük yaşamda risk faktörlerinden uzak durmakBel ve Boyun ağrısı kişinin sadece kendisini değil, aile ve iş ilişkilerini, dolayısıyla da tüm yaşamını olumsuz etkiler. Omurgamızı tanıyarak, günlük yaşantımızda vücudumuzu doğru kullanarak, işyerimizi ergonomik olarak düzenleyerek, bel ve boyun ağrılarından korunabiliriz.Ağır kaldırma ve zorlanmaya bağlı bel ağrısıyla birlikte bacakta güçsüzlük, idrar yapma ve dışkılama sorunları varsa acil olarak hekime başvurmak gerekir. Bu şikayetler bulunmuyorsa dahi, istirahate rağmen bel ağrısı devam ediyor ve bacağa yayılıyorsa yine hekime başvurmak gerekir. Eğer ağrı bacağa veya ayağa yayılıyorsa, karıncalanma, uyuşma gibi bel fıtığına da uyan şikayetler mevcutsa uygun pozisyonda 2-3 hafta istirahat önerilebilir. Uzun süreli istirahatte kaslar, kemikler zayıfladığından ve iyileşme geciktiğinden, mümkün olduğunca erken normal yaşama dönülmelidir.Tedavide ağrı kesici, iltihap giderici ve kas gerginliğini çözücü ilaçlar kullanılabilir. İltihap giderici ilaçların mide barsak sistemi, kalp, karaciğer ve böbrek üzerine yan etkileri olabilir. Kas gevşetici ilaçlar da dikkat ve konsantrasyonu etkileyebilir. Bu ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde alınmalıdır. Uzun süren ağrılı dönemler hareketlerin kısıtlanmasının yanısıra, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklara da neden olabilir. Bu bozukluklar söz konusu ise, doktor kontrolünde gerekli tedaviler uygulanmalıdır.Fizik tedavide, ağrı ve gerginliği azaltmak için sıcak-soğuk uygulamalar, çeşitli elektrik akımları, traksiyon (çekme), masaj ve elle tedavi (manipülasyon) gibi uzman doktorun belirleyeceği çeşitli yöntemler uygulanır. Bazı bel ağrılarında, kaslardaki hassas noktalara ve özellikle bel fıtığında sinir kökü yakınlarına özel tekniklerle kortizon ve lokal ağrı kesici ilaçlar kullanılarak yapılan injeksiyonlar ağrıyı azaltmada yardımcı olabilir. Ağrılı atak döneminde, bel korseleri bel hareketlerinin kısıtlanmasında destek sağlayarak, ağrının azalmasında etkili olabilir. Bel korselerinin uzun süreli kullanımları kas güçsüzlüğüne neden olabileceğinden, önerilmemektedir. Oturma sırasında bel kavsinin küçük bir yastıkla desteklenmesi, belin korunmasında yararlıdır. Bedensel çalışanlarda, iş sırasında kullanılan bel korseleri korunmada etkilidir. Gerekiyorsa uygun korsenin kullanılmasına muhakkak doktor tarafından karar verilmelidir.Bel ağrısı olanların çok az bir kısmında ameliyata gerek görülebilir. Diğer tüm tedavilere cevap vermeyen, dirençli ve ciddi ağrılı durumlarda ameliyat düşünülür. Sinire veya omuriliğe baskı yaparak bacakta ilerleyen güçsüzlüğe, idrar ve dışkılama sorununa neden olan bel fıtığı ve diğer hastalıklarda acilen ameliyat gereklidir.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , ,

Saç Hakkında Genel Bilgiler / Saç Hakkında

Saç Hakkında Genel Bilgiler / Saç Hakkında

——————————————————————————–

Sağlıklı Saçın Yapısı

Saçın merkezi, meduladır. Saçın büyük bölümünü korteks yapar. Korteksteki fibriller saçın gücünden ve elastikiyetinden sorumludur. Saçın dış yüzü, kütikül, kortekse ne kadar sıkı sarılmışa, o kadar iyi bir
koruma söz konusudur.

Saç Cerrahisinin Tarihçeci

Bir japon Dermatoloğu olan Dr.Okuda 1939 yılında japonyada yayınlanan bir
dergideki makalesi ile, saç nakil cerrahisinde çığır açmıştır. Dr.Okuda bu
makalesinde kafa derisi, kaş ve bıyık bölgelerinden dökülen saçların yerine
başka bölgelerden alınan saç adacıklarının ekilmesi için kullandığı tekniği
anlatmıştır. 1975” lerde makrogrefting , 1980”lerde flep tekniği popüler olmuştur. 1985” te megaseanslar, 1998”de ise folliküler ünite nakli uygulanmaya başlamıştır. Kliniğimizde de kullanılan Korunmuş folliküler ünite ile micrograft tekniği saç cerrahisinde ulaşılan son noktadır.

Saçın Kimyasal Yapısı

karbon : % 45
oksijen : % 28
azot : % 15
hidrojen: % 7
sülfür : %5

Saçın ana yapısı , keratindir.

Saç Büyümesinin 3 Fazı

Anagen Fazı (Gelişme Evresi)
Matrix hücreleri saçın gövde ve kılıfını oluşturmak için hızlıca bölünürler. 3-8
yıl sürer saç sürekli uzar sağlıklı ve sağlamdır.

Katagen Fazı (Duraklama Evresi)
Saç yapan hücreler hücre çoğalmasını durdurur. Saç folüküleri orijinal boyunun 1/3 üne kadar kısalır ve yüzeye doğru hareket eder. 2-3 hafta sürer.

Telogen Fazı (Zayıflama Evresi)
Saç dökülür, saç folükülü derinin derinliklerine doğru seçilir. Süresi 2-4 aydır.

Saç Kökünün Beslenmesi

Saç kökündeki matriks hücreleri kan akımı yoluyla beslenirler.

Saç büyümesi için esansiyel olan önemli mikro-besinler; B grubu vitaminler,
proteinler ve amino asidlerdir.

Hasarlı Saçın Yapısı

Kütikül kapalı ve düzgündür. içerisi iyi korunmaktadır.

kütikül açılmıştır ve kaba yapıdadır.
Zarar verici maddeler içeri girebilir.

Kütikül geniş bir şekilde açılmış ve kırılmıştır

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , ,

Türk kadını kısa saç modasını pek sevmedi

Bu sene trend olarak 40’lı-50’li yılların o klasik dalgalarının 2005’e uyarlaması söz konusu. Bu dalgalar o yıllardaki gibi oldukça sert ve kesin dalgalar halinde sunulmuyor. 2005 sonbahar-kış sezonunda daha yumuşak ve hareket edilebilir modeller var.

resim100257 Türk kadını kısa saç modasını pek sevmediRenklerde ise kış mevsiminde her zamankinden daha fazla renge ihtiyacımız olduğu için koyu kahverengiler, irize dediğimiz patlıcan rengi ve kahverenginin karışımından elde edilen tonlar, açık kızıl, koyu kumral ve açık kestanenin içindeki bakır yansıma kızılların olduğu saçlar gündemde. Saç boyları ise bu sene biraz uzun. Omuzlarda ve daha uzun saçlar tercih edilecek. Zaten Türk kadını kısa saç modasına hiç sıcak bakmadı. Her zaman uzun saç arzu ettiği için yeni sezon trendleri onları çok mutlu edecek gibi gözüküyor.

Doğru reçeteler yani karışımlar uygulandığı takdirde hiçbir işlem saça zarar vermez. Önemli olan uygulamaların işinin ehli olan insanlar tarafından yapılmasıdır. Eskiden badem yağı ve bepanten karışımıyla saça maske uygulamanın yararlı olduğu söylenirdi. Böyle bir bakım asla doğru değil, saça yarardan çok zarar verir. Çünkü temizlenmesi çok zordur.

Benim önerim, saçları yıkadıktan sonra saç kremini alıp saçlarının uçlarına, üstlerine sürsünler. Üzerine bir bone koysunlar ve sıcak hava olması için havluyla sarsınlar. Yarım saat sonra da durulasınlar. İşte pratik ve oldukça yararlı bir bakım reçetesi. Kremin içindeki proteinler ve vitaminlerin saça sonsuz yararı vardır. Haftada bir yapabileceğiniz bu bakımla arzu ettiğiniz saçlara kavuşmayı kolaylaştırabilirsiniz.

- Saçlarımız konusunda da doğru bildiğimiz yanlışlar var değil mi? Örneğin, köpük, jöle kullanırsam saçlarım yapışıyor, erken kirleniyor veya dökülüyor diye söyleyenler var.

Metin Bahçecik: Her şeyin aşırısı zararlıdır. Şekillendirme işini iyi bildiğim için söyleyebilirim ki, her sabah bütün kadınlar saçını yıkadıktan sonra muhakkak ürün kullanması gerekir.

- O zaman doğru ürünün kullanılması zarar vermiyor diyebiliriz.

M.B.: Zarar vermez ama saçınız kuruysa jöle biraz daha kurutabilir ama kesince gider. Sonuç olarak köpüğün formülünde alkol olduğu için de bir miktar kuruma yapabilir ama asla saçınızı dökmez, kepek yapmaz.

- Bu malzemeleri kullandığınızda ertesi günü muhakkak yıkamak mı gerekiyor? Yoksa saçta kalabiliyor mu?

M.B.: Gerek yok. Zaten bu malzemeleri asla saç köklerine uygulamamak gerekiyor. Ayrıca hepsini parmak ucuna değil, avuç içine koyup dolaştırarak saçımızın daima en çok yıpranan yeri olan üst yüzeye sürmemiz gerekir. Şekil veren ürünler asla saç köklerine gelmemeli. Bu konuda tek dikkat edilecek husus bu.

- Mevsim dönümlerinde saçlara özel bakım uygulamalı ya da saçları iki ayda bir uçlarından aldırmak gerekir denir. Veya her gün saçların yıkanması zararlıdır derler. Bunlar doğru mu?

M.B.: Tabii ki çok yıkamak doğru değil. Çünkü sonuçta ne kadar kaliteli şampuanlar veya ürünler kullanırsak kullanalım formüllerinde kimyasallar var. Bunlar bir şekilde saçımızdan bir şeyler götürüyor. Onun için muhakkak profesyonel bir destek alıp önce saçımızın cinsini, tipini belirlememiz lazım. Bir saçın diyelim ki, dipleri yağlı, uçları kuru, orta bölümlerinde de yıpranma var. Yani saçta üç dört tane sorun var. Bütün olarak her bir probleme iyi gelecek ürünü bulmak imkánsızdır. Bu nedenle ilk olarak sizi hangi problemin rahatsız ettiğini tespit edip önce ona yönelmelisiniz. Ve sıkıntıları teker teker gidermelisiniz. Kremle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Genellikle krem kullanmayı sevmeyiz ama lütfen kremi sevin. Bence saçınıza yapabileceğiniz en büyük iyilik hangi boyda olursa olsun ne olursa olsun muhakkak krem kullanmaktır.

- Krem kullanmak niye önemli?

M.B.: Krem ilk önce saçların kuruluğunu alır ve daha sağlıklı görünmesini sağlar. Kremi çok az kullanıp az durulamalıyız ve yine söylediğim gibi sadece saçın uçlarına, avuç içine alarak çok az kullanmalıyız.

- Sıcak suyla saçı yıkamak zararlı mıdır?

M.B.: Doğru olanı ılık suyla yıkamaktır. Çünkü saçınızda yağlanma varsa sıcakla yıkamak onu daha çok yağlandırır. Ayrıca ısı nedeniyle saçın yüzeyinde bulunan pulcuklar açılabilir.

- Uçlarından aldırma konusuna geri dönelim.

M.B.: Bu bence doğru değil. Çünkü kadınlar saçlarını uzatmak istiyorlar ve uçlarından iki ayda bir alınırsa saç uzamaz. Zaten saç ortalama ayda 1.5 cm. uzuyor. Siz onu salonda bırakmış oluyorsunuz. Bence bu tamamıyla ticari kaygılar düşünülerek yaratılan bir dedikodu. Kesmek yerine toparlatmak saçın daha sağlıklı uzamasına yardımcı olacağı için daha önemlidir. Ayrıca vitamin hapları kullanarak da saçların daha sağlıklı uzamasına ve görünmesine yardımcı olmak mümkün. Çünkü yediğimiz, içtiğimiz her şey saçlarımıza etki ediyor. Dolayısıyla yeterli ve dengeli beslenmeyi başarırsak güzel saçlara sahip olabiliriz.

Sağlıklı saçın reçetesi

Özellikle mevsim dönümlerinde fazla dökülmesinden şikáyetçi olduğumuz saçlarımızın canlı, dolgun ve sağlıklı görünmesini sağlamak için yapılabilecek şeyler ne yazık ki sınırlı. Ama 35 yıllık kuaför Metin Bahçecik, bilinçli bir bakımla hiçbir şeyin imkánsız olmadığını söylüyor.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , ,

El Bakımı

Güzel ve bakımlı ellere sahip olmak istiyorsanız aşağıdaki el egzersizlerini düzenli olarak yapın.

Parmak uçları sıkıca kavrayın ve uçlardan geriye doğru kuvvetli bir şekilde itin.

Elleri parmak uçlarında birleştirin ve sıkıca bastırın.Gevşetin, ardından birkaç kez bu hareketi tekrar edin.

Parmakları mümkün olduğunca gerin ve yanlara açın.Bir süre bu pozisyonda kalın, ardından yapabileceğiniz kadar sıkı bir şekilde yumruğunuzu sıkın.Birkaç kez daha tekrar edin.

Kasları gevşetmek için,elleri önünüzde yukarıda tutun ve bileklerden gevşek bir şekilde sarkıtın. Nazik bir şekilde yanlara sallayın.

Elleri düz bir yüzeyde dinlendirin.Parmakları birer birer yukarı kaldırıp indirin.

Elleri birleştirin ve parmakları çift olarak ayırın.

Her bir parmak ucunu, baş parmağa sıkıca bastırın.

Sağ el ile sol kolu sıkıca kavrayın ve sol el ile dairesel hareketler yapın.Diğer elde de tekrar edin.

Parmakları iç içe geçirin, bir eli diğerine bastırarak, mümkün olduğunca sağa, ardından da mümkün olduğunca sola bükün.Bu hareket, bileği gevşetecektir.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , ,