LİMON İLE CİLT BAKIMI VE LİMONUN CİLDİMİZE FAYDALARI

Limon eskiden beri cilt bakımında bilerek veya bilemeyerek, kullanılır. Ben çocukken hatırlarım, çevremdeki kadınların çoğu, limonu salatalar veya yemeklere sıktıktan sonra, kalan posalı kısmını ellerine ve yüzlerine süreler, hatta bunun ciltlerini yumuşattığını güzelleştirdiğini söylerlerdi. Bilerek veya bilmeyerek ciltlerine iyilik yapıyorlarmış. Bunu şimdilerde anlayabiliyorum. Sizlere limon ile yapılabilecek bir peeling tarifi vermek istiyorum. Çünkü, Limonun içerdiği asitler cilde aynı zamanda peeling görevi yapabilir. Dirsek, diz ve tabanlarda oluşan sert derileri size şimdi verecek olduğumuz limon reçetesi ile yumuşatarak, pürüzsüz görünmesini sağlayabilirsiniz.
LİMON PEELİNGİ :
Bir çorba kaşığı limon suyu ile iki çorba kaşığı balı kısık ateşte hafifçe ısıtın. Ocaktan alındıktan sonra bir süre soğumasını bekleyin. Hazırlanan karışım soğuduktan sonra kuruyan ve çatlayan cildin üstüne sürün. 20 dakika beklettikten sonra peeling yaptığınız bölgeyi su ile temizleyin. Son olarak temizlediğiniz bu bölgeyi limon kabuklarıyla ovalıyın. Bu işlem sonunda deriniz taptaze ve pürüzsüz olacaktır.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , ,

Düşük Hapı & Düşük İğnesi Nedir?

“Gebeliği sonlandırılmak için kürtaj dışında bir yöntem yok mu?”
“Düşük hapı ya da iğnesi yok mu”

Sorunun cevabı EVET, düşük hapı var. Ancak bu hap ülkemizin de dahil olduğu pekçok ülkede satışta değil. Aslına bakalırsa hap uzun zamandır Fransa başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde, ve 2000 yılının sonlarından beri Amerika Birleşik Devletlerinde kullanılmasına rağmen güvenilirliği ve kullanım kolayılığı hala daha tartışmalı.

TARİHÇE

Gebeliği erken dönemlerde sonlandırıp düşüğe neden olduğu için düşük hapı olarak adlandırılan bu ilaç yaygın olarak RU486 olarak bilinmektedir. İlk kez Fransa’da Dr. Etienne-Emile Baulieu tarafından 1980 yılında geliştirilmiştir. RU486 adı etken maddeyi üreten ilaç firması olan Roussel-Uclaf’ın ilk harflerinden gelirken 486 ise madde ile ilgili seri numarasıdır. RU486 adı artık pek kullanılmamakta bunun yerine ilacın etken maddesinin adı olan mifepriston tercih edilmektedir.

Fransa ve Çin ilacın en fazla kullanıldığı ülkelerdir. Bunlar dışında 20′ye yakın ülkede kullanımı serbesttir. Ancak bu ilaç eczanelerden kolaylıkla temin edilebilecek bir ilaç değildir. Hemen her ülkede satışı ve kullanımında sınırlandırmalar bulunur ve sadece yetkili doktorlar tarafından verilir. Bazı ülkelerde kontrolü sağlayabilmek için her hapın üzerinde bir numara bulunur ve bu sayede hangi hapı hangi doktor ya da kliniğin satın aldığı bilinebilir.

Amerika Birleşik Devletleri mifepristonun kullanımına uzun yıllar onay vermemiştir. Bu kararda kürtaj karşıtı grupların çalışmaları büyük ölçüde etkili olmuştur. Hatta bu gruplar ilacı üreten firmanın 2. Dünya Savaşı’nda Hitler Almanya’sına ölüm gazlarını satan firmanın bir kolu olduğunu ve sadece bu nedenle bile kullanımına izin verilmemesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Kürtaj karşıtı grupların çalışmalarına rağmen yapılan uzun süreli klinik araştırmaların yanısıra kadın hakları savunucu grupların lobileri sonucu ülkenin ilaç ve gıda denetimi yapan ve bunların kullanılıp kullanılamayacağına karar veren en yetkili kuruluşu olan FDA (Food and Drug Administration) Eylül 2000′de ilacın ABD sınırları içinde belirli kurallar dahilinde kullanılmasına onay vermiştir.

Mifepriston ile ilgili düzinelerce bilimsel araştırma yapılmış olmasına karşın ilacın etkinliği ve güvenilirliği konusunda bilimsel arenada hala daha tartışmalar devam etmektedir.

DÜŞÜK HAPI NASIL ETKİ EDER?

Hamileliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesi yumurtalıklardan salgılanan progesteron adı verilen hormona bağlıdır. Bu hormonun yokluğunda embryonun yerleştiği endometrium tabakası dökülür ve kanamayla atılır ve gebelik düşükle sonuçlanır. Mifepriston vücutta bulunan progesteronu bloke ederek etki gösteren sentetik bir anti-progesterondur. Mifepriston kullanıldığında sonuçta bir düşük olayı meydana gelir.

Tek başına kullanıldığında her zaman düşük gerçekleşmiyebilir. Tıpkı missed abortusta olduğu gibi bebek içeride ölür ancak rahim dışına atılamıyabilir. Bu durumda düşük hapının amacına ulaşabilmesi için rahim kasıcı başka ilaçlar ile birlikte kullanılması gerekir. Bu amaçla en sık, gerçekte bir ülser ilacı olan ancak ikinci etki olarak içerdiği prostoglandin nedeni ile rahim kasılmalarını başlatan başka bir ilaç kullanılır.

ETKİNLİĞİ NE KADAR?

Mifepriston tek başına kullanıldığında başarı şansı yani gebeliğin bir düşükle sonuçlanması olasılığı %60 civarındadır. Rahim kasılmalarını başlatan ilaçla birlikte kullanıldığında ise bu oran %92′ye çıkmaktadır. Ancak bu oranlar sadece 7 haftalığa kadar olan gebelikler için geçerlidir. Yapılan çalışmalar iki ilacın birarada kullanıldığı durumlarda 9. haftaya kadar kullanılabileceğini göstermektedir. Ancak bu haftalara ulaşıldığında kandaki progesteron seviyesi ilacın bloke edebileceğinden daha fazla olduğu için başarı şansı azalır.

NASIL KULLANILIYOR?

Mifepriston kullanımı korunmasız bir ilişki sonrası alınan haplar şeklinde uygulanan acil doğum kontrolü değildir. Ayrıca düşük hapı ile istenmeyen bir gebeliği sonlandırmak,ağrı kesici alıp başğarısını dindirmek kadar kolay bir işlem de değildir. Aslında ilacın kadınlar ve doktorlar arasında yaygın olarak tercih edilmemesinin temel nedeni de zahmetli olması ve işlemin uzun sürmesidir. İstenmeyen gebeliğin ilaç yardımı ile sonlandırılması 14 gün kadar sürebilir ve en az 3 kere doktor ziyareti yapılması gerekir. İşlemin 3 temel aşaması vardır.

İlk aşama kürtaj olmak isteyen kadının tam bir muayenesidir. Tıbbi özgeçmişinin irdelenmesi ve ilacın kullanımına engel bir durumun olamadığı anlaşıldıktan sonra jinekolojik muayene ve inceleme yapılarak dış gebelik olmadığı ve bebeğin 7 haftadan büyük olmadığı saptanır. Daha sonra kişiye uygulama şekli, olası yan etkileri konusunda bilgi verilir, işlemi ve potansiyel yan etkilerini anladığına, işlemin yapılmasına izin verdiğine ve gelmesi gereken günlerde kontrollere geleceğine dair yazılı bir form imzalatılır. Daha sonra hastaya 3 adet mifepriston hapı verilir. Kişi bu hapları doktorun gözetimi altında hemen yuttuktan sonra beklemeye başlır. Kişinin hapları alıp başka birisine vermemesi için doktorun gözü önünde yutması gerekir. Hastaların yaklaşık yarısında 24 saat içinde kanama başlar ve %3-6′sı ilk 48 saat içinde düşük yapar.

Kişi 48 saat sonra yeniden doktorunun yanına gider ve düşük olup olmadığı veya bebeğin hala daha canlı olup olmadığı incelenir. Eğer gebelik ürünü tamamen atılmadıysa düşüğün tamamlanması için gerekli olan prostoglandin hapı verilir. Rahim kasılmalarının neden olduğu ağrıların şiddetini azaltmak için ağrıkesiciler reçete edilebilir.Hasta daha sonra 4-6 saat kadar doktorun yanında bekler. Hastaların %90′ından fazlası bu süre içinde düşüğü gerçekleştirir. Dört altı saat içinde düşük olmayanlar ise evine gönderilir ve evde düşük yapması beklenir. Hastaya acil durumlarda ne yapması gerektiği konusunda bilgi verilir.

Yaklaşık 14 gün sonra hasta kontrole çağılırır. Bu kontrolde, düşüğün olup olmadığı, eğer olduysa içeride parça bulunup bulunmadığı, enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonların varlığı araştırılır. Eğer hala devam ediyorsa olası konjenital anomali riski nedeni ile gebeliğin kürtaj ile sonlandırılması önerilir. Komplikasyon varlığında uygun şekilde tedavi edilir.

YAN ETKİLER VE KOMPLİKASYONLAR

Yapılan çalışmalarda hastaların %99′unda aşağıdaki yan etkilerden biri ya da birden fazlasına rastlandığı gösterilmiştir.

Yan etki Görülme oranı %

  • Karın ağrısı ve kramp 97
  • Bulantı 67
  • Başağrısı 32
  • Kusma 34
  • İshal 23
  • Başdönmesi 12
  • Halsizlik 9
  • Bel ağrısı 9
  • Kanama 7
  • Ateş 4
  • Viral enfeksiyon 4

Olguların büyük bir kısmında birden fazla yan etki görülmekte olup bu yan etkilerin %23′ü şiddetli olarak tanımlanmaktadır. Bu hastalardan bazılarının yan etkilerin tedavisi için hastaneye yatırılması gerekmiştir. Tıpkı kendiliğinden oluşan düşüklerde olduğu gibi mifepriston kullanımı ile gerçekleşen düşük de ağrılı bir olaydır.

Mifepriston kullanımına bağlı ölüm olguları bildirilmekle birlikte kontraendike olmayan hastalarda kullanıldığında yönteme bağlı ölüm oranı 200.000′de birdir. Bu oran kürtaj ile karşılaştırılabilecek düzeydedir. Ölümlerin ana nedeni aşırı miktarda kanama ve içeride parça kalması nedeni ile olan enfeksiyonlardır.

Dünya Sağlık Örgütünün araştırmasına göre RU486 kullanımı sonrası tam olmayan düşük gerçekleşmesi durumunda %30 olguda pelvik enfeksiyon ortaya çıkmaktadır. Bunun temel nedenlerinden birisi de ilacın bağışılık sistemini baskılayıcı özelliğidir.

Hastaların %9′unda kanama 30 günden uzun sürmektedir. %7 hastadada kanamayı kesmek için tıbbi tedavi uygulanması gerekirken daha az olguda kan nakli gerekli olmaktadır. Yaklaşık %8 hastada kan hemoglobin değeri %20 oranında düşmektedir.

Öte yandan düşüğü tamamlamak üzere verilen prostoglandin hapının üretici firması ilaç prospektusünde bu ilacin düşük yapmak için kullanılmaması gerektiğini belirten bir ibare bulundurmaktadır. Firma 23 Ağustos 2003 tarihinde tüm sağlık çalışanlarına gönderdiği bir mektupta söyle demektedir: “İlacın hamile kadınlarda üretim amacı dışında kullanımına bağlı olarak anne ve bebek ölümleri, cerrahi onarım gerektiren rahim delinmeleri ve yırtılmaları, histerektomi (rahimin alınması), salpingo-ooferektomi (tüp ve yumurtalıkların alınması), amniyon sıvı embolisi, aşırı vajinal kanama, içeride parça kalması, şok ve kasık ağrısı da dahil olmak üzere ciddi yan etkiler görülebilir. Firma ilacın ülser tedavisi dışında hamile kadınlarda düşük yaptırmak amacıyla kullanımını şiddetle onaylamamaktadır.”

KİMLER KULLANAMAZ?

Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi (FDA) aşağıdaki durumların varlığında RU-486′nın kullanımını kesinlikle sakıncalı bulmaktadır:

7 haftadan büyük gebelikler
Sprial varlığı
Dış gebelik varlığı
Böbrek üstü bezi ile ilgili patolojilerin varlığı
Kanı sulandıran ilaçların kullanımı
Kanama sorunu olması
Steroid kullanımı
İlaç kullanımını takiben 2. ve 3. aşamalarda kontrole gelme olanağının olmaması
Acil müdahale edilebilecek olanakların olmaması
Kullanılan ilaçlara karşı bilinen bir alerji olması

Öte yandan aşağıdaki durumların varlığında da risklerin yüksek olması nedeni ile mifepriston kullanılması önerilmez.

  • 18 yaşından küçük olmak
  • 35 yaşından büyük olmak
  • Sigara içiyor olmak
  • Astım hastalığı
  • Glokom hastalığı
  • Kalp kapakçık hastalığı
  • Tansiyon düşüklüğü
  • Orak hücreli anemi
  • Karaciğer, akciğer ve böbrek hastalığı
  • Damar tıkanıklığı
  • Şeker hastalığı
  • Kalp hastalığı
  • Yüksek tansiyon
  • Anemi
  • Pelvik iltihabi hastalık varlığı

MİFEPRİSTON İLE DÜŞÜK GÜVENLİ MİDİR?

Tüm bu olası yan etkilerine ve pekçok kadında kullanımının sakıncalı olmasına rağmen uygun kişilerde ve kurallarına uygun şekilde kullanılığında mifepriston ile istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması güvenli bir yöntem olarak kabul edilmektedir.

UZUN DÖNEM ETKİLERİ NELERDİR?

1982 yılından beri yapılan klinik çalışmalarda mifepristona ait uzun dönemde olumsuz sayılabilecek bir etki saptanamamıştır. Ancak süre son derece kısa bir süredir ve uzun dönemde kesin olarak zararsızdır diyebilmek için daha fazla çalışmaya ve veriye gerek vardır.

DÜŞÜK HAPININ AVANTAJLARI NELERDİR?

  • Cerrahi bir işlem gerektirmez
  • Genel anesteziye ait riskleri taşımaz.
  • Kürtaja ait komplikasyon risklerini taşımaz
  • Gelişmekte olan ülkelerde uygun şartlarada yapılmayan kürtajlara bağlı ölüm ve komplikasyon riskini azaltır

DÜŞÜK HAPININ DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

Her kadın için uygun bir yöntem değildir. Gerçekte pek çok kadın bu ilacın kullanımı açısından kontraendikasyon grubuna girer

İstenmeyen etkiler daha fazladır

Normalde 10-15 dakika süren kürtaja göre genelde çok uzun zaman alır (yaklaşık 14 gün).

Hastanın belirli aralıklarla doktora gitmesini gerektirir.

Nispeten yeni bir yöntem olduğu için uzun dönem etkileri tam açık değildir.

Hastaların yaklaşık %10′unda başarısız olduğu için yine bir kürtaj gerekir.

İçeride parça kalma olasılığı kürtaja göre daha fazladır.

DÜŞÜK HAPI YAYGIN OLARAK KULLANILIYOR MU?

Düşük hapı olarak tanımlanan mifepriston kullanıma girdiği zamanlarda doğum kontrol hapından beri yapılan en önemli buluş olarak lanse edilmişti ve klasik kürtaja son vereceği öngörülmüştü. Oysa aradan geçen 20 yıla yakın sürede bu öngörü gerçekleşemedi. Avrupada 600.000, Çin’de 2.000.000′dan fazla kadın istemedikleri hamileliklerini bu yöntemle sonlandırmalarına karşın hala daha kürtaj eski önemini koruyor. Amerika Birleşik Devletlerinde ilacın kulllanıma girmesinin birinci yıldönümünde yapılan bir araştırmada jinekologların kürtaj isteyen hastaların sadece %6-12′sine bu yöntemi teklif ettikleri, kadınların ise sadece %3.5-4′ünün kendilerine önerilen yönteme onay verdiği ortaya çıktı.

Doktorların hapa sıcak bakmamalarının başta gelen nedeni hala daha yöntemin güvenilirliği hakkında duydukları endişe. Öte yandan sigorta sisteminin doktor hatalarında verdiği yüksek cezalardan duyulan korku da işin bir başka yönü. Düşüğün kürtaja göre çok daha uzun sürmesi ve daha yakın ve sık takip gerektirmesi de jinekologların mifepristona sempati duymamalarının bir diğer nedeni. Tedavi sırasında görülen az sayıda ölüm vakası nedeni ile üreten firmaların doktorlara gönderdiği ilaçların güvenli olduğu ancak çok dikkatli kullanılması gerektiği şeklindeki uyarı mektupları da jineklogların endişelerini arttıran bir başka faktör.

Kadınlar açısından bakıldında ise zaten psiklojik yönden travma yaratabilen gebeliği sonlandırma işleminin çok uzun ve zahmetli olması yöntemin bu kadar düşük oranda tercih edilmesinde en önemli etken. Bir başka önemli etken de tedavinin maliyeti. Kürtajın ortalama 300-400 dolara mal olduğu A.B.D.’de pekçok klinik ve doktor hap ile kürtaj için yaklaşık 100 dolarlık ek fatura çıkartıyor. Bazı merkezler ise kürtaj ile düşük hapı tedavisi arasında 2 kata ulaşan fiyat politikaları uyguluyor. Bu farkın nedeni daha fazla takip gerektirmesi ve malpraktis nedeni tazminat ödeme riskinin kürtaja göre daha yüksek oluşu.

ÜLKEMİZDE DURUM?

Türkiye’de şu anda mifepriston satışta değil. Üretici firmanın Türkiye’de de bu ilacı pazarlamak üzere Sağlık Bakanlığına ruhsat başvurusu yapıp yapmadığı konusunda ise bir bilgim yok. Kısacası bugün için ülkemizde istemedikleri bir hamileliği sonlandırmak isteyen kadınlar için tek yöntem kürtaj. Ülkemizde kürtaj son adet tarihinden itibaren 10. haftaya kadar serbest. Bu haftadan sonra ise ancak bebekte bir anomali saptandığında ya da hamileliğin devamının anne adayının hayatını tehlikeye soktuğu durumarda birden fazla doktorun kararı ile yapılabiliyor.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sağlıklı ve Kalıcı Bronzlaşmak

FB54BDD473958186FB8E4D55DCA79 Sağlıklı ve Kalıcı Bronzlaşmak

Sağlıklı ve Kalıcı Bronzlaşmak
Güneşlenmenin hem yararlı hem de zararlı tarafları vardır. Doğadaki denge ve ölçü bronzlaşırken de olmalıdır. Dozunda güneşlenmek mantar gibi zararlı organizmaların çoğalmasını engeller ve yok eder. Deniz suyu ve güneş özellikle ayak mantarları için doğal ve etkili tedavi yöntemidir. Kalsiyumun aktif hale gelmesini sağlayan güneş ışığı kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur.
Aşırı güneşlenme ise ciltte lekelere, cilt hücrelerinin ölümüne hatta cilt kanserine bile neden olabilir. Bu nedenle güneşin zararlı ışınlarından olabildiğince korunmak gerekir.
Gölgede ya da rüzgârlı bir havada güneşlendiğinizde de aşırı derecede cilt yanıklarına maruz kalabilirsiniz. Özellikle rüzgârlı hava güneş ışınlarının yoğun yayılmasını sağlar ve daha kısa sürede cildi etkisini altına alır. Bu tür ortamlarda koruyucu kremler kullanmaya özen göstermelisiniz.
Cildinizi güneşin zararlı ışınlarına karşı koruyabilmek için 50 faktörden başlayan güneş kremleri kullanmanız gerekir. Yüzdeki deri daha hassas olduğu için 70 ve daha üzeri faktördeki koruyucu krem ihtiyacı vardır. Özellikle omuzlar ve kulaklara yeterince güneş kremi sürerek, korumak gerekir.
Güneşlenmeye çıkmadan önce parfüm ya da deodorant kullanmak cilt lekelerine neden olur. Parfümün içeriğindeki alkol ve diğer kimyasal maddeler güneş ışınlarıyla aktif hale gelir ve ciltte kalıcı lekeler oluşturur.
Tatil yaparken giyeceğiniz kıyafetlerin açık renkli olmasına gösterin. Beyaz renkli kıyafetler güneş ışığını geri yansıtır. Koyu renkli kıyafetler ise daha çabuk emer. Bu nedenle açık renkli kıyafetlerle güneşin zararlı ışınlarından en düşük seviyede etkilenirsiniz.
Ciltte hafif yanıklar oluştuğunda aloa vera özlü kremler kullanarak cildinizi nemlendirebilirsiniz. Aşırı derecede yanıklarda mutlaka doktor yardımı almalısınız.
Bronzluğunuzun kalıcı olmasını sağlamak için beta karoten içeren besinlerden yardım alabilirsiniz. Kayısı, sarı dolmalık biber, şeftali, havuç gibi besinlerde bol miktarda beta karoten bulunur ve ciltteki melatonin pigmentinin aktif hale gelmesini sağlar. Beslenme planınıza turuncu besinleri ekleyerek daha uzun süre bronz kalmanız mümkündür.
A, D, E, K ve beta karoten yağda çözünen vitaminlerdir. Bu vitaminleri içeren besinlerin sindirim sistemi tarafından tam emilimini sağlamak için bir miktar yağ ile tüketmenizde fayda vardır.
Aşırı miktarda alınan A vitamini ve beta karoten alerjilere neden olabilir. Yeterli ölçüde tüketmeye özen göstermelisiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Parmak çıtlaması nedenleri nelerdir.

parmak citlamasi Parmak çıtlaması nedenleri nelerdir.Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin, parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının içinde erimiş durumda oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket yeteneğini artırır. Kuşkusuz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.

Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır. Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerle kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hâlâ anlaşılmış değildir.

Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.

Peki, parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bunu alışkanlık biçimini getirenlerde, eklemler çevresindeki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısıyla elin kavrama gücü azalmaktadır

Etiketler: , , , , , ,

GÖBEK FITIĞI

Göbek Fıtığı

Ağlama ya da ıkınma sırasında göbekte oluşan şişlik ile kendini gösteren bir karın duvarı açıklığıdır. Görünen şişliğin büyüklüğü değil açıklığın çapı önemlidir. Açıklık (defekt) 1 cm’den ufak olanların % 80‘i ilk 8 ay içinde,
% 90‘ı ise ilk 3 yıl içinde kapanır. Geri kalanların yarısı da 4-5 yaşına kadar kapanabilmektedir.
Tedavi: Para veya flaster (bant) yapıştırma ya da kuşak bağlamanın iyileşmeye kolaylaştırıcı ya da çabuklaştırıcı bir katkı sağlamadığı gösterilmiştir. Aksine özellikle küçük bebeklerde yapıştırılan flasterler cilt erozyonu ve enfeksiyona neden olabildiğinden sakıncalı bulunmaktadır. Cerrahi tedavi 4 yaşından büyüklerde düşünülmelidir. Ancak defekti büyük olanlar ile ağrı yakınması olanlar için 4 yaş beklenmeyebilir. Açıklığın tam göbek halkası içinde olmadığı hastalarda kendiliğinden kapanma gerçekleşmeyebilir. Orta hatta göbek altı ya da üstü yerleşimli, adeta deri altında küçük bir yağ bezesi izlenimini veren oluşumların da göbek çevresi fıtığı (paraumblikal fıtık-epigastrik fıtık) olabileceği akla getirilmelidir. Bu fıtıklar genellikle kendiliğinden kapanmazlar ve ameliyatla tedavi edilirler. 

Etiketler: , , , , , ,

Şeker Patikler

sekerpatik Şeker Patikler

Bakıyorum da epey vermişim.. Sebebi bu patikler.. Patikleri bi an önce bitireyim diye başka bir iş almadım elime.. Sanmayın yarımlarım bitti.. Hepsi duruyoo.. Furkan’a hırka, Buse’ye süveter, kendime atkı-şal, Doruk bebeğe oyuncak bebek… Bunlar bekleye dursun patiklere devam şimdilik.. Süpriz bir kutudan bahsetmiştim aylar önce hatta icon smile Şeker Patikler ) O kutu süslendi, resmini eklerim bi kaç güne.. süsleme işine Seda bakıyo bizde.. Maşaallah çok becerikli bu konuda.. İçinde de bu patikler olacak.. Renk renk bebe yünleriyle 30 ilmek başladım.. Bunlar bir kısmı sadece.. Kurdela ve tülle süsülenmiş çikolata olacak bu patiklerin içinde.. Canım arkadaşlarım yaklaşık olarak aynı günlerde doğum yapacak.. Canım Özlem ve canım Gülşah.. İkisinin de oğluşu olacak.. Kızlar unutmayın, altın takanlara vereceksiniz ve mümkünse ikişer ikişer dağıtmayın.. Tek tek verin. icon smile Şeker Patikler ) Azıcık da beni düşünün canımm.. Seviyorum sizi çookkk… Ne güzel yaa teyze olmak..

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , ,

İğneleri derleyip toparlamak

İki tane çok güzel fikir. Tabağın, kasenin, bir kabın altına mıknatısı yapıştırıyorsunuz ve tüm iğneleri bu kapta kolayca topluyorsunuz. Kap devrilse bile iğneler dağılmaz icon smile İğneleri derleyip toparlamak Burda bir sorum olacak. Mıknatıs nereden bulunur, alınır? Başka bir iş için çok aramış ama bulamamıştım. Hatta satışının yasak olduğunu okumuştum. Belki bu yasak büyük miktarlardaki satışlar içindir.

ignelik İğneleri derleyip toparlamak
















Bir de üşenmeyenler için çilek şeklinde iğne tutacağı;

m%C4%B1knatis İğneleri derleyip toparlamak

Etiketler: , , , , , ,