Google, Online Reklamcılıkta Başka Neler Yapacağını Anlattı

Pazarlama ve medya konularında haber, araştırma ve verilere yer veren AdAge dergisinin geçtiğimiz haftaki sayısında Google yer aldı. Söz konusu yayında Google’ın ürün yönetiminden sorumlu başkan yardımcısı Neal Mohan firmanın google reklam imparatorluğunu arama motorundaki anahtar sözcüklerden öteye nasıl taşıyacağını açıklıyor.

Google önümüzdeki dönemde popüler siteleri ve uygulamaları aracılığıyla daha fazla görüntülü reklam (display ad) sunmanın yollarını arıyor olacak. Görüntülü reklamlar arama sonuçlarını hedef almayan internet reklamlarını tanımlamak için kullanılıyor. Ancak Google sözcüsü Rob Shilkin bir basın organına verdiği demeçte bu görüntülü reklamların illa ki şatafatlı, dans eden karelerden oluşması gerekmediğini açıkladı.

Shilkin google adwords Görüntü Networkünün zaten hali hazırda var olduğunu söylüyor ve Youtube, Google siteleri ve AdSense/Ad Exchange sitelerinin toplamının Google Görüntü Networkünü oluşturduğunu belirtiyor.

AdAge muhabiri Edmund Lee Google’ın görüntülü reklam başarısının büyük oranda YouTube, Gmail ve Google Finans servislerini iyi kullanmasına bağlı olduğunu söylüyor. Google Finance şimdiden borsa haberlerinin yanında animasyonu reklamlar döndürmeye başladı bile. Ancak Shilkin Google’ın görüntülü reklam politikasının mutlaka benzer animasyon, video veya fotoğraf görüntüler barındırmayı gerektirmediğini söylüyor ve tekst formatında da görüntülü reklamlar olabileceğini ifade ediyor.

Gmail’in bu güne dek kullanıcıları en fazla etkileyen yönlerinden birisi de reklamların sadece ekranın bir köşesinde tekst halinde yayınlanması olmuştu. Hotmail ve Yahoo gibi benzer mail servisleri ise bazen e-mail mesajlarının ortasında yer alabilen animasyonlu reklamları ile kullanıcılara itici gelebiliyordu. Bu durumun farkında olan Shilkin Gmail’deki reklam sunumlarında bir değişiklik planlamadıklarını söylüyor ve başarılı olan bir formatı bozmanın anlamsızlığına dikkat çekiyor.

AdAge’e açıklamalarda bulunan Mohan günümüzde görüntülü reklam pazarının her sene 20 milyar dolar civarında bir gelir oluşturduğunu söylemişti. Mohan ileride bu rakamın katlanarak artabileceğini ancak öncelikle aşılması gereken ciddi engeller bulunduğunu ifade ediyor. Bu engellerin başında görüntülü reklam alanı satın almanın komplike bir süreç gerektirmesi geliyor. Sırf bu yüzden reklam kampanyalarının start tarihleri bir-iki ay gecikebiliyor.

Google’ın arama işinde geçerli olan ve neredeyse anında başlatılabilen anahtar kelime reklamcılık işine kıyasla görüntülü reklamcılık çok daha karışık bir süreç. adwords ’ün bu alanda nasıl hareket edeceği ve neler başarabileceği ise merak konusu.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

ATKİNS DİYETİ

ATKİNS DİYETİ

Hedef: Haftada 2 kilo.
Günlük kalori: 1100 Kcal

Yağlı besinlerin serbest olduğu tek diyet. Amerikalı uzman Atkins tarafından geliştirilen bu diyet yağı ve proteini serbest bırakırken şekerli tüm besin maddeleri yasak. Et, balık, yumurta, mayonez ve tüm şarküteri ürünlerini istediğiniz gibi tüketebilirsiniz. Diyetin doymuş yağ ve kolesterol oranının yüksek olması nedeniyle koroner kalp hastalığı açısından risk taşıdığı iddia ediliyor. Bazı iddialara göre egzersiz yapanlar için kesinlikle uygun olmayan bu diyet vücuttan daha fazla kas dokusu ve su kaybedilmesine neden olur.

Atkins diyetinin B grubu vitaminleri, özellikle B1, B6, folik asit ile magnezyum açısından yetersiz olduğu söyleniyor. Bu vitaminleri takviye etmeyi ihmal etmeyin.

Bu diyetin günlük menüleri:

30 GÜN BOYUNCA
Sabah : Beyaz peynir, jambon, domates, salatalık.
Öğle : 1 porsiyon tavuk ya da balık, zeytinyağlı salata.
İkindi : Beyaz peynir, salatalık, yeşillik.
Akşam : 1 porsiyon kırmızı et, tavuk ya da balık, zeytinyağlı salata.

Bu diyette günlük menü diyet süresince aynıdır.

UYARI:Bu sayfadaki metin sadece bilgilendirme içindir. Hiçbir zaman kendikendine tanı ve tedavi amacını taşımaz. Herhangibir sağlık probleminiz varsa mutlaka Doktorunuza danışmanız gereklidir.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , ,

Erkek Cilt Bakımı

Erkeklerin tüy dökme mevsimi

Doğu’dan bomba haber: Kıl örtüsü yönünden en zengin yörenin erkekleri akın akın epilasyona gidiyor. Kulak, urun, boyun, yanak, sırt, göğüs, omuz kıllarına son

TAYFUN ATAY

Bugünlerde gündemde olan 1970′lerin isyan dolu havasına uyarlı, ‘pastoral’ bir romantizmi dışa vuran o deyişi kim hatırlamaz: Odam kireçtir benim
Yüzüm güleçtir benim
Sarıl da gir koynuma
Terim ilaçtır benim
Şimdi bir ‘hüzünlü güldürü’ şeklinde önümüze konulan o isyanlar gibi, sevdiği erkeğin teriyle ruhuna şifa arayan kadınlar da hayli gerilerde kaldı.
Sevgiliye sarılabilmenin, onu koynuna alabilmenin yolu, artık ter değil parfüm kokmaktan geçiyor.
Sevgili olarak seçilebilmek için de önce uygun parfümü seçmek gerekiyor.

Kıl oldum abi!
Dahası var. Erkeğin ter kokanı gibi ‘kıllı’ olanı da makbûl değil artık. Ergenlik döneminde o iç karartıcı deneyimi yaşayan son kuşak herhalde biz olduk: 12-13 yaşında oğlan çocuklar, ana-babamızdan gizli haşır – huşur göğüslerimizi jiletle kazırdık. Kıllanmayı azdırmak içindi bu. Erkeklik kılla oluyordu çünkü. En büyük sorun da tüm çabalara rağmen süt gibi bir göğüsle kalakalmaktı. Beden eğitimi derslerinde, sportif etkinliklerde alelacele soyunmalar; göğsü fora etmeden formayı üzerine geçirmeler! Zor günlerdi vesselam…
Aradan onca yıl geçtikten sonra şimdi bakınca, yanlış zamanda dünyaya gelmişiz diye düşünmeden edemiyor insan. Bugün ergen değil, yetişkin erkekler göğüslerini temizliyor. Ama hedef kıllanmayı azdırmak değil, durdurmak! Bu amaçla ‘epilasyon’a bile başvuruyor Türk erkeği.

Erkek adam parfüm kokar
Türkiye’de erkeklik algısının, ‘erkek’ten anlaşılanın değişme içinde olduğu günlerin içindeyiz. Bu değişimin hem aynası hem de motoru olarak karşımızda ‘kozmetik sektörü’ duruyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kozmetik deyince akla artık sadece kadınlar gelmiyor. Kadın tüketici açısından belli bir doygunluğun, dolayısıyla durgunluğun yaşandığı sektör, daha büyük bir heyecan ve dinamizmle erkeğe yöneliyor, yatırım yapıyor.
Kozmetikçiler raflara erkeği çekmeye çalışırken, kadınlar da onu aynı yönde adeta arkasından itmekte. Artık evin içiyle yetinmeyip sokağa çıkan, iş yaşamında etkin pozisyon alan, böylece hayatı erkekle paylaşan şehir kadını, ‘zevk’de de paylaşım talep ediyor. Nasıl erkek ondan bakımlı ve güzel olmasını istiyorsa, o da erkekten aynı talepte bulunuyor.
Sonuçta, eskiden birkaç yerli parfümden ibaret erkek kozmetiği, şimdi kadın kozmetiğiyle yarışır hale gelmiş durumda. Artık her markanın kadın ve erkek ürünleri raflarda yanyana. En çok satanlar listesinde erkek parfümleri başı çekiyor. Dünün ter kokan erkeği Clarins, Armani, Givenchy kokuyor püfür püfür…
Alan, sadece parfümle de sınırlı değil. Raflar dizi dizi erkek cilt bakım kremleri, tonikler, nemlendiriciler, nem maskeleri ve siyah noktalar için arındırıcı malzemelerle dolu. Satış elemanları ücretsiz cilt ve vücut bakımı seanslarının her beş müşterisinden birinin erkekler olduğunu belirtiyorlar. Üstelik bu, ‘şimdilik’ böyle. Giderek yönelimin artacağı kanısı hakim. Çünkü aynı eğilim cilt bakım ürünlerinde yaşanmış. Önce tek tük ürünler piyasaya sürülmüş. Sonra talep patlaması yaşanınca raflar bir anda dolmuş taşmış. Sektörün tepedeki ismi Tekin Acar, sırada erkekler için makyaj malzemeleri var diyerek müjdeyi veriyor ve müşterilerinden destek bekliyor.
Sektör çalışanları “Temiz ve bakımlı erkek makbul artık” demekte. Birkaç ay önce dilimize giren, ama süratle cılkı çıkan ‘metroseksüel’ teriminden dikkatle kaçınarak, onun yerine ‘bakımlı erkek’ demeyi tercih ettikleri dikkat çekiyor. Kavrama kamuoyunda yüklenen olumsuz değer fark edilmiş ve önlem alınmış anlayacağınız!..

Taşrada epilasyon patladı
Daha ilginci, söz konusu bakımlı erkek tipolojisine uyarlanma arayışlarının ülkenin metropolleriyle sınırlı kalmayıp ‘taşrapol’lerde de kendisini göstermesi. Erkek nüfusta epilasyona rağbet, özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde son yıllarda dikkati çekecek derecede artmış durumda. Vücut kıl örtüsü yönünden en ‘zengin’ erkeklerimizin bulunduğu yöreler buraları. Ne kadar kıl, o kadar epilasyon yani!
Bu durum Karadeniz insanının son yıllarda Temel, Fadime isimlerine koyduğu boykotu hatırlatıyor biraz. Karadenizlinin kamuoyunda karikatürize temsiline yol açan fıkraların ünlü isimleri, yeni doğmuş çocuklara konmuyor artık. Benzeri bir kültürel değişim dinamiği de Güneydoğu’da yaşanıyor. Kendisinin karikatürize temsiline yol açan, vücudunun her yanından, ensesinden, kaşından, yanağından kıl fışkıran görüntüsüne, epilasyonla adeta set çekmek istiyor Güneydoğu insanı…
2000′li yıllar dünyada olduğu kadar Türkiye’de de erkeğin o bilindik niteliklerinden sıyrılmış, cilt kremiyle yumuşak yüzlü, ithal parfümüyle mis kokulu olanını öne çıkarmakta gibi. Kozmetiğin erkeği ‘sertlik ve pislik’ten arındıran bir gidişin itici gücü olması (bedeli pek hafif olmasa da) tabii ki takdiri hak ediyor. Ancak, ifrattan tefrit de çıkmamalı. Kozmetik tutkusunun, özellikle gençlerde, ‘hayat gailesi’nden kaçış yolunda bir ‘hayat gayesi’ haline gelmesi karşısında da tetikte olmak gerek. Unutmamalı! İngilizce’den aldığımız ve ‘görüntümüzü daha muntazam hale getirme yolunda değişim’ anlamına gelen ‘kozmetik’, aynı dilde birincisine paralel şu anlamı da taşır: ‘Bir şeylerin daha iyi olduğuna inanmamızı sağlayan, ama sorunu gerçek anlamda çözmeyen değişim’…

Erkekler kaprissiz oluyor

Gaziantep’teki Estela Estetik ve Lazer Merkezi’nin sahibi, dermatolog doktor Ebru Celkan’la erkeklerin epilasyona yöneliminin boyutlarını konuştuk.

Merkezinizi ne zaman açtınız?
Yaklaşık iki yıl oldu. Biz buraya gelen insanları müşteri değil, hasta olarak değerlendiriyoruz. Botoksundan cilt bakımına, peeling’ten selülit sorunlarına kadar pek çok erkek hastam var. Ama ağırlıklı olarak epilasyon.

Haftada kaç erkek hasta geliyor?
Ortalama 20 erkek geliyor. Daha bile fazla olduğu zamanlar oluyor. Erkeklerde daha çok yanak bölgesi çalışıyoruz. Boyun bölgesi, ense, göğüs ve sırt kılları, omuz kılları gibi bölgeleri çalışıyoruz. Bunun yanısıra gene erkek hastalarda kırışıklıklara yönelik botoks tedavisi yapıyoruz. Daha derin kırışıklıklar oluyor erkeklerde.

Memnun musunuz erkek hastalarınızdan?
Erkek hastalar daha kaprissiz. Beklentileri yüksek değil. Verdiğiniz bakımdan daha kolay tatmin olabilen, mutlu olabilen hastalardır.

Kaç saat sürüyor epilasyonlar?
Sırt, göğüs yaklaşık iki saat sürer. Omuz kılları 1,5 saat, yanak kılları 15-20 dakika alır. Boyun yarım saattir. Ense yarım saattir.

En çok nerelerini epilasyon yaptırıyor erkekler?
Boyun ve yanak. Ama sırt, göğüs ve omuzlar da azımsanmayacak kadar fazla. Bu arada küçük alanlar da var belirtmeyi unuttuğumuz. Kulak gibi; burun üzerindeki kıllar gibi; kaş ortası mesela.

Acı veriyor mu lazerle epilasyon?
İster istemez bir miktar oluyor.

Bölgede diğer illerde de var mı bu uygulamalar?
Diğer illerde de var. Ayrıca Urfa, Adıyaman, Malatya, Antakya, Kilis gibi merkezlerden bize yoğun hasta akışı var.

Erkek de oje sürer
Türkiye’de kozmetiğin öncü ve önde gelen ismi Tekin Acar’la ‘sektör’ün erkeğe açılması üzerine konuştuk.

Türkiye’de erkeklerin de kozmetiğe yönelimi arttı gibi?
1982′ye kadar, yerli üretilen Malabadi, Madigan, Mennen gibi, toplasan üç dört tane erkeklere satılabilecek koku vardı. İthalatın serbest bırakılmasıyla beraber koku çeşitlendi. Bugün 100 bayansa 75 erkek kokusu oranında seyrediyor. Bir ürünün yüzde 80-85′i erkek ürünü oluyor parfüm satışında. Kadın parfümlerinin daha oturmuş raf payları var. En çok satılan parfüm sıralamasına baktığımız zaman daha çok erkek ürünleri var. 1990′dan sonra belli bir alım gücü olup da parfüm kullanmayan erkek kalmadı.

Daha öte cilt bakımı söz konusu artık erkek için de?
Eskiden eşime alıyorum diye alıp kullanan beyler, ya da kendim kullanıyorum diyebilecek cesarette çok az tüketici vardı. Son üç-dört yıldır ayıp olarak değil, çok normal değerlendirilir oldu ve kullanılıyor artık. Geliyor, cildinin analizini yaptırıyor, cildine uygun ürünleri alıyor. Bayanda ne varsa, süt tonik, nemlendirici, göz kremi, gece kremi, vs. maske dahil, erkek için de çıktı.

Sürme ve dudak parlatıcısı da kullanmaya başladı erkekler?
O da tabii işin finali artık. Erkeklerde makyaj yani. Dışarda erkeklere özel makyaj ürünleri artık mağazalarda satışta. Türkiye’de şimdilik cilt bakımı düzeyinde yoğun kullanım başladı. Ama bunun yanında sürme çeken, “Çatlamaları önlüyor” diyerek dudak parlatıcısı süren, manikürden sonra oje değil de tırnak parlatıcıları kullanan, özellikle gece çıkan insanlarda yüzdeki hasarları örten kapatıcı krem ve fondöten kullanan erkekler var.

Genç yaşlanma
Bir kozmetik mağazasında karşılaştığımız Gazi Üniversitesi Çalışma mezunu 29 yaşındaki genç bir erkekle günümüzün bakımlı erkeği üzerine konuştuk

Ne zamandan beri cilt bakımı yaptırıyorsun?
Üniversite yıllarımda başladı. Babamdan da biraz özenti var. O da bakımlıydı.
Bakımlı olmak güzel bir şey. Kendimi daha dinç, genç, ferah, rahat, güvenli ve huzurlu hissediyorum. İlk zamanlarda biraz yadırganıyordu. Sen erkeksin, neden kullanıyorsun, erkek adam kullanmaz gibi tabirler kullanılıyordu. Ama zamanla bunun bilincine vardı insanlar; gençler özellikle; erkekler de bakımlı olabilir bence.

Bunda itici güç kadınların beklentisi mi?
Eskiden erkeğin bir hakimiyeti vardı. Şimdi kızlar da iş hayatında olsun, sosyal hayatta olsun erkeklerle her türlü ortama girmeye başlayınca, erkek ister istemez kendine bakmaya, çeki-düzen göstermeye başladı. Kadında da bir seçicilik başladı. Erkekler artık eskisi kadar kolay elde edemiyor kadınları.

Televizyonun etkisi oldu mu bu gelişmelerde?
Televizyon özellikle bunların sadece belli bir kesime ait olmadığının anlaşılmasını sağladı. Varoşlarda oturan insanlar da bu tür konulara ilgi göstermeye başladı. Geç yaşlanmak, daha genç durmak, genç yaşlanmamak adına bunları yapabiliyor herkes.

Yaşlılık tehlike mi?
Bence biraz korkutuyor şimdiki gençleri yaşlılık. Özellikle genç görünmek, her zaman güncelliğini korumak, beğenilmek çok önemli

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Hülya Dergisi Mart Çekimi Mi?

Yaratıcı editoryallerimiz varmış da, haberimiz yokmuş. Hülya dergisi mart ayı için derlenmiş aşağıdaki editoryaller. Dergiyi birkaç yıl önce bir kere aldım. O aralar her ay kapağında dergi sahibinin fotoğrafları yer alıyordu. Hala öyle mi bilmiyorum. Bu kadar megalomanca bir yaklaşım bir de Seda adlı haftalık kadın dergisinde vardır. Türk kadını anca tanıdığı ve “sevdiği” ünlü yayın sahibi olunca ve sadece onun resmini kapakta görünce mi dergi alır? Yani Seda ve Hülya adlı dergilerimizin olması Türk kadının ünlü alışkanlığından mı kaynaklanmıştır? Dergi projesi gündemdeyken bu böyle mi araştırılmıştır? Bu arada Dishy dergisinde de bir kapak megalomanyası söz konusuydu, onu da 4,5′tan 5′ten sıralamaya sokmak gerek.

Hal böyle olunca dergiyle ilgili beklentim de çok azdı zaten. Hatta hiç yoktu. Ancak bu editoryalleri dergiden hiç beklemezdim. Çünkü her dergi herkese hitap etmez. Tüm yayınların hedefi ve kişiliği farklıdır. Aynı Instyle ve Vogue arasında dağlar kadar fark olduğu gibi Hülya ve Elele arasında da fark vardır. Haftalık Seda ile aylık Hülya arasında da anlatılmaz yaşanır farklar vardır. Özellikle Seda’daki farklardan bahsetmeyeceğim. Okumamış olana sürpriz olsun. Herşey hedef kitle işidir. Öyle değil mi hedef kitle?
Neticede Hülya dergisi çekimleri beni şaşırtmıştır.

Not: Hani dışarıda ünlünün ya da mankenin kaç kere dergilere kapak olduğu gibi bir yarış vardır ya, Hülya ve Seda dergilerinin sahipleri kendi yayınlarını sayıyorlar mı? Sayıyorlarsa bizim “ünlüler” kapak çekimleriyle döverler.

Moda Editörü: Z. Berhan Yılmaz
Fotoğraf: Mehmet Erzincan
hulya mart1 Hülya Dergisi Mart Çekimi Mi?

hulya mart Hülya Dergisi Mart Çekimi Mi?
hulya mart2 Hülya Dergisi Mart Çekimi Mi?
Çizgili çorapları, ayakkabıları, MAC artisti tarafından yapılan kelebek göz makyajını ve erkek modelin elindeki tablodaki üzüm yaprağını çok beğendim.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,