Sağlıklı Bacaklar ve Bakımı

Sağlıklı Bacaklar ve Bakımı

Bacaklarınızın güzelliği ve sağlıklı olması için düzenli bakım yapılması gerekmektedir.
Bacaklar erkeklerin en çok dikkat ettikleri bölgelerin başında gelmektedir, bu sebeple bacaklarınızın sexy, prüzsüz ve güzel görünmesi size her zaman avantaj sağlayacaktır.

Bacaklarınızın bakımına mutlaka özen gösteriniz.

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Bacaklarınızdaki tüyleri aldıktan sonra sıcak tuştan, güneşlenmekten ve deeodorantlardan uzak durmalısınız. Bacaklarınızdaki tüylerden kurtulmanın bir çok yolu var. Eğer ağdayı tercih ediyorsanız, ağdanın çok sıcak olmamasına dikkat etmelisiniz. Kullanmadan önce avucunuzun içi ile ağdanın sıcaklığını kontrol edin. Kısa tüyler için ağda kullanmayın. Ağdayı tüyleriniz uzadıktan sonra yaparsanız, daha pürüzsüz bir cildiniz olur. Yoksa cildinizde bazı morlukların oluşmasına sebep olabilirsiniz.

Uygulama
Bacaklarınızı yıkayın, bir havlu ile kurutun ve nemlendirici sürün. Ardından pudra dökün. Bir süre bekledikten sonra ağda yapmanız gereken yerleri sarışın bile olsanız rahatlıkla görebilirsiniz. Ağdayı kaynatmamalısınız. Ilık olmalı. Soğuk olarak uygulanabilenleri tercih etmelisiniz. Ağda yaparken yanınızda buz bulundurmanızda fayda var. Herhangi bir kızarıklık ya da morluğa karşı, üzerine hemen buz sürmeniz yararlı olur. Ağda bittikten sonra kan dolaşımını sağlamak için bacağınızı soğuk suyla yıkamalısınız. Son olarak bacağınıza bir nemlendirici sürmeyi ihmal etmemelisiniz.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Saçla İle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

parlak guclu guzel saclar Saçla İle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar
Yanlış: Saçları uçlarından sık sık kestirmek daha hızlı uzamasını sağlar.
Doğru: Saçlar kestirseniz de kestirmeseniz de yaklaşık olarak 1,5 cm uzar. Saçlar yazın belki daha çok uzayabilir ama bunun makasla değil hormonlarla ilgisi vardır. Saçlarınızı uçlarından aldırmak sadece daha iyi bir görünüm sağlar.

Yanlış: Stres saçlarınızı dökebilir!
Doğru: Saçlarınız hemen hemen her zaman günde 50 ila 120 tel arasında dökülür. Boşanma, işinizi kaybetme, sağlıkta bozulma gibi büyük stres faktörleri belki birkaç tel daha saç kaybetmenize neen olabilir. Dökülmeye neden olan diğer etkenler ise hamilelik veya antibiyotiklerdir. Dökülen saçların yerine yenirleri birkaç hafta sonra kesinlikle yeniden çıkacaktır.

Yanlış: Şampuanı değiştirmek saçlarınızı daha sağlıklı yapar!
Doğru: Bu tez gerçekçi gelse de uzmanlar sadece buna güler. Hiçbir ürün saç telleri arasındaki farklılıkları gideremez. Favori şampuanınız saçlarınızda her zaman aynı etkiyi gösterir. Eğer yağlı saçlarınız varsa veya çabuk kirlenen saçlarınız varsa, iki haftada bir bunu gideren şampuanlar kullanabilirsiniz.

Yanlış: Eğer beyaz bir saçı kopartırsanız o bölgede daha çok beyaz saç oluşur.
Doğru: Bu doğru değildir ancak beyaz saçı kopartmak da kötü bir alışkanlıktır. Saç köklerine zarar verebilir, enfeksiyona neden olabilir veya iz bırakabilir.

Yanlış: Saçlarına fön çekmezsen veya sarmazsan daha sağlıklı olur.
Doğru: Bigudiler 5 dakika içinde saçlarınızı şekillendirir ve hareketlendirir. Şimdilerde saçı koruyan şekillendirme yöntemleri oldukça yaygın.

Yanlış: Gerçekten temiz saçlara sahip olmak için; Saçlarını iyice köpürtmen, duru
Yanlış: Gerçekten temiz saçlara sahip olmak için; Saçlarını iyice köpürtmen, durulaman ve tekrar etmen gerekir.
Doğru: Bir kez yıkamak saçınızın yeterince temiz olmasını sağlar.

Yanlış: Saçlarınızı soğuk suyla köpürterek yıkamak saç tellerinize parlaklık verir.
Doğru: Bu sizi uyandırabilir ama saçlarınızın daha parlak görünmesine faydası olmaz.

Yanlış: Saç boyatmak büyük zararlara neden olabilir.
Doğru: Evde veya güzellik salonlarında kullanılan bugünün ürünleri, saçları zayıflatmaz. Önemli olan saçlarınızı iyi boyayabilecek veya perma yapabilecek profesyonel biri tarafından uygulanmasıdır.

Yanlış: Bazı cilt bakım ürünleriyle saçlarınızı dipten uca iyileştirebilirsiniz..
Doğru: Çatlaklar için olan ürünler sadece çatlak için kullanılır. Balmumu veya silikon içeren bu ürünlerin faydası yoktur. Saçlarınızın sadece daha kolay şekil almasını sağlar ve yumuşatır.

Yanlış: Her gün saçlarınızı en az 100 kere fırçalamalısınız.
Doğru: Saçlarınızı sadece şekillendirmek için fırçalayın. Fazla fırçalamak saç tellerinizin zayıflamasına neden olabilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Şifalı Bitkiler Sözlüğü (Z)

Zakkum ( ağu ağacı ) :Zakkumgiller familyasından; Akdeniz sahilleri boyunca hemen hemen her yerde yetişen; yurdumuzda Batı ve Güney Anadolu’da dere yataklarında bulunan bir bitkidir. Boyu 5 metre kadar uzar. Kış aylarında yapraklarını dökmez. Sık dallıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri kapsül şeklindedir. Zehirlidir. Yapraklarında reçine, tanen, glikoz, C vitamini ve oleandrin adında bir glikozit vardır. Kabukları ve tohumlarında da etkili maddeler vardır. Ev ilaçlarında kullanılmaması gerekir.

Kullanıldığı yerler:
Haricen kullanıldığı takdirde adale ağrılarını giderir. Akrep ve arı sokmasında faydalıdır. Düşük dozlarda kullanılacak olursa kalbi kuvvetlendirir. Bol miktarda idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır.

Zambak ( zanbak ) :
Zambakgiller familyasından; soğanı pullu, dik gövdeli, güzel ve iri çiçekli bir bitkidir. 50 kadar türü vardır. Beyaz zambak 1 metre kadar boylanabilir. Çiçekleri beyazdır. Kırmızı zambak yüksek dağlarda bulunur. Trabzon zambağı Doğu Karadeniz bölgesinde yetişir. Ev ilaçlarında beyaz zambak kullanılır.

Kullanıldığı yerler:

Vücut ağrılarını dindirir. Diş ağrılarını ve iltihaplarını giderir. Şişlikleri indirir.

Zencefil ( zencebil ) :
Zencefilgiller familyasından anayurdu Hindistan ve Malezya olan etli rizomlu bitkidir. Baharat olarak kullanılır. Tıbbi zencefilin tropik ülkelerde kültürü yapılır.

Kullanıldığı yerler:
İştah açar. Mide ve bağırsaklardaki gazı söktürür. Kusmayı önler. İshali keser. Bağırsak bozukluklarını giderir. Soğuk algınlığında çabuk iyileşmeyi sağlar. Bedeni ve zihni gücü artırır. Cinsel istekleri kamçılar.

Zerdeçal ( zerdeçap ) :
Zencefilgiller familyasından; anavatanı Doğu Hindistan olan çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları sivri uçlu, çiçekleri sarı renktedir. Safranı andıran boyalı bir madde çıkarılır. Baharat olarak kullanılır.

Kullanıldığı yerler:
Sinirleri uyarır. Vücutta biriken zehirli maddeleri atar. Nekahat devresini kısaltır. Verem gibi hastalıklarda faydalıdır.

Zeytin ( zeytun ) :
Zeytingiller familyasından; Akdeniz havzasında, makilerde yabani olarak yetişen, fakat bütün Akdeniz bölgelerinde yetiştirilen, yaprak dökmeyen, eğri, büyük gövdeli, sık dallı, 5-20 m yüksekliğinde uzun ömürlü bir ağaçtır. Yaprakları yeşil renkli olup, derimsi ve karşılıklı dizilişlidir. Çiçekleri beyazımsı sarı renkli olup, salkım durumundadır. Meyve önceleri yeşil, olgunlaştığı zaman parlak siyah renklidir. Meyvelerinde zeytinyağı çıkarılır. Zeytinyağının içeriğinde olein, palmitrik, steraik ve linolik asitlerin gliseritleri, hidrokarbonlar ve E vitamini vardır. Ev ilaçlarında zeytin tanesi, yaprakları, kabukları ve yağı kullanılır.

Kullanıldığı yerler:

Zeytinyağı, safrayı artırır. Karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Sarılıkta faydalıdır. Eczacılıkta, bazı ilaçları hazırlamakta kullanılır. Yaprakları ve kabukları, yüksek tansiyonu düşürür. Kandaki şeker miktarını düşürür. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Taneleri de besleyicidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Heykel Gibi Vücudunuz Olsun!

Günümüzde estetik cerrahinin sunduğu imkânlarla bir insanı baştan aşağı yenilemek mümkün. Artık “burnum çirkin”, “göğsüm küçük” veya “basenlerim çok geniş” diye üzülmenize gerek yok. Estetik ve plastik cerrahi bunları en iyi şekilde hallediyor. Amerika’da yayınlanmış araştırmaları nedeniyle üç kez TÜBİTAK ödülü alan Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu yaza hazırlık olarak yapılabilecek operasyonları şöyle sıraladı:

Endoskopik alın germe: Saçlı deri içinde yapılan 2 cm kesiden endoskop yardımıyla TV ekranından görüntülenerek yüz, alın kas ve derisi yukarı doğru çekilir. Bu operasyona “izsiz yüz germe” denir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Bir hafta içinde hasta normal hayatına dönebilir.

S- lifting: Lokal anestezi + sedasyon ile uygulanabilen bir buçuk iki saatlik bir yüz germe operasyonudur. Kulak önü ve şakak bölgesine yapılan S şeklinde küçük bir kesiyle tüm boyun ve yüz dokularının toparlandığı ve gerildiği bir operasyon şeklidir. Hasta aynı gün evine gidebilir. Bir hafta sonra işine dönebilir. Bu şekilde çok küçük bir müdahale ile boyun ve yüzde on beş yaşlık bir gençleşme sağlanabilir.

Kaş asma: Lokal anestezi altında yarım saatte uygulanabilen bir işlemdir. Kaş uçları içten konan bir dikişle yukarı ve dışa doğru asılır. Bu asmayı fazla abartmamak gerekir. Abartıldığı takdirde Uzakdoğulu ifadesi verir. Gerektiği gibi uygulanırsa genç ve dinç görüntü sağlanır. Ertesi gün sosyal yaşantıya dönülebilir. Herhangi bir iz söz konusu değildir.

Göz kapaklarının gerilmesi ve torbacıkların giderilmesi: Klinikte lokal anestezi ile 1 saatte yapılan bir operasyondur. Ödeme mani olmak için göz 1 saat kapalı tutulur. Hasta hemen evine dönebilir. Herhangi bir sargı ya da pansuman söz konusu değildir. Üst göz kapağında gizli bir dikiş ve alt göz kapağında kirpik dibinde kendiliğinden kaybolan dikişler vardır. Hasta iki gün sonra banyo yapabilmektedir. 4 gün sonra üst göz kapağındaki dikiş alınır. Bu süre zarfında hasta güneş gözlüğü takarak günlük hayatına devam edebilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Dudak Bakımı 3

Dudak Bakımı
Muhteşem Dudaklar & Bakım Kadınların en sık kullandığı makyaj malzemesi tabiki ruj. Bu hiç de şaşırtıcı değil çünkü ruj hem çabucak ve kolayca uygulanan bir malzeme hem de yarattığı etki inanılmaz. Ama dudaklarınızın mükemmel görünmesini sağlamak biraz özen gerektiriyor. İşte yapmanız gerekenler… Ruju sürmeden önce dudak üzerindeki sertleşmiş kabukları temizleyin. Rujun dayanıklı olması ve mat bir yüzey elde etmek için dudaklarınızı hafifçe pudralayın. Dudaklarınıza dudak kalemi ile çerçeve çizin. Dudaklarınızın içini, bu çizgiye kadar doldurmak için bir dudak fırçası kullanın. Daha kalıcı bir sonuç istiyorsanız dudaklarınızı toz pudra ile pudralayın ve rujunuzu yeniden sürün. Dudaklara parlatıcı sürerek bitirin. Bunun için Avon Glazewear parlatıcıyı mutlaka deneyin.Ve birkaç ipucu…Rujdan önce ince bir fondöten tabakası uygulamak renk değişimini önler Parlak ve açık renkler dudakları vurgular ve daha büyük gösterirken, koyu ve mat tonlar dudakları daha küçük gösterir Daima ruj tonunuza yakın bir dudak kalemi seçin Dişlerde ruj kalmaması için kağıt mendille kurutun. Gün ilerledikçe topaklanma veya dağılma olmaması için pamuklu çubuk ile köşeleri düzeltin.Aslında pek azımız biçimli dudaklara sahibiz. Ama birkaç makyaj hilesi ile kusurları gizleyebilir, mükemmel bir görüntü yaratabiliriz. İNCE DUDAKLAR Rujunuzu doğal konturun hemen dışına uygulayarak ince dudakları dolgunlaştırın. Dudakları ince bir toz pudra tabakası ile pudralayın. Ruju sürün. Açık tonlardaki rujları tercih edin. KALIN DUDAKLAR Dudaklara önce bir miktar fondöten sürün. Doğal konturun içerisinde dudak çizgisinin sınırlarını ortaya koyarak dudakları inceltin ya da dudakların dışına daha açık renk, dudakların ortasına daha koyu renk uygulayın. Çok parlak veya açık renklerden kaçının. NORMAL DUDAKLAR Eh, bu durumda pek bir çabaya gerek yok. Dudaklara önce bir miktar fondöten uygulayın. Doğal contour çizgisi üzerine dudak çizgisini yapın. Dudaklarda örtülmesi gereken hiçbir hata olmadığından arzu ettiğiniz renkleri kullanabilirsiniz. DÜŞÜK DUDAKLAR Dudağın kenarlarına bir miktar fondöten ya da kapatıcı uygulayın. Daha sonra üzerine toz pudra sürün. Dudak kalemini doğal contour çizgisi üzerine sürün, ancak köşelere gelirken çizgiyi yukarı çekin. Ve unutmayın – Daha açık ve daha pastel renkler dudakları daha büyük gösterir. Daha koyu ve mat tonlar ise dudakları daha küçük gösterir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

KADIN ÜREME ORGANLARI

KADIN ÜREME ORGANLARI
Kızlık Zarı:Vajina girişinden hemen sonra bağ dokusu ve damarlardan oluşan ince bir zardır. Zarın ortası, adet kanamasının dışarı atılmasını sağlayacak biçimde açıktır. Ender olarak tümüyle kapalı olabilir. İlk cinsel ilişki sırasında zarda zedelenme ve açılma olur ve her zaman olmasada bir miktar kanama görülür. Ancak bazı zarlar ileri derecede esnek olur ve cinsel ilişkiye karşın kanamayabilir. Zar; bisiklete, ata binme, düşme ve benzeri durumlarda zedelenmez.Vajina (hazne): Rahim ile dış ortam arasındaki bağlantıyı sağlayan boru şeklinde, esneme yeteneği çok gelişmiş bir organdır. Cinsel ilişki bu bölgede olur. Doğumda bebek buradan geçerek dünyaya gelir, doğum sonrası çok hızlı bir biçimde eski halini alır.Kadın üreme organının en belirgin kısmını oluştururlar. Her iki yanda birer tane olmak üzere yukarıdan aşağı uzanan, içlerinde bol miktarda ter ve yağ bezleri, kan damarları ve sinirler bulunan, iki deri kıvrımından oluşmuştur. Üst kısımları daha çok olmak üzere kıllarla örtülüdür.Küçük dudaklar, büyük dudakların hemen altında vajina girişini çevreleyen yaprak biçiminde iki küçük deri kıvrımıdır. Kıl ve deri altı dokusu bulunmaz. Ancak kan damarları ve sinirler açısından zengindir.Klitoris : Kadın cinsel organının üst bölümünde küçük dudakların bittiği yerde bulunur. Cinsel ilişki sırasında sertleşir ve duyarlılığı sağlar.Tüpler : Rahmin iki yanından çıkarak yumurtalıklara doğru uzanan 8 – 10 cm uzunluğunda boru şeklinde kanallardır. Görevi yumurtalıktan atılan yumurta hücresini yakalayıp, kendi içinde yumurtanın sperm tarafından döllenmesini sağlamak ve döllenmiş yumurtayı rahim içine taşımaktır.Yumurtalıklar: Rahmin her iki yanında yaklaşık 3.5x2x1 cm büyüklüğünde, üzeri girintili çıkıntılı iki organdır. İkisinin içinde döllenmemiş, gelişmeye hazır ortalama Binlerce yumurta vardır. Ergenlik yani buluğ çağının başlaması ile birlikte, her ay bunlardan bin kadarı döllenmek için yola çıkar, ancak çoğu kez bir tanesi olgunlaşır ve yumurtalık dışına çıkarılır. Atılan bu yumurta tüp tarafından yakalanır. Daha ender olarak birden çok yumurtanın üretilmesi ve döllenmesiyle birbirinden farklı bebekler oluşturmak üzere çoğul gebelikler de oluşabilir. Buna en iyi örnek çift yumurta ikizleridir.
Rahim (uterus): Döllenme sonrası yumurtanın yerleştiği ve gebeliğin oluştuğu yerdir. Bebeğin anne karnındaki gelişimi burada olur. Kas ve bağ dokusundan oluşur. Normalde 8 cm. Uzunluğunda, 5 cm genişliğinde ve 2,5 cm kalınlığında tersine duran bir armuta benzeyen bu organ, gebelik sırasında bebeği, bebek eşini ve bebek çevresindeki sıvıyı içinde barındırıp, büyümesine izin verecek şekilde genişler ve tüm karın boşluğunu kaplar. Doğumdan sonra 6 hafta içinde yeniden gebelikten önceki şekil ve büyüklüğüne döner. Rahmin iç yüzü ince bir doku ile örtülüdür ve her ay çocuğun yerleşmesi için hormonların etkisiyle bu doku kalınlaşır, oluşacak gebeliğin en baştaki hali olan döllenmiş yumurta veya embriyonun yerleşmesi, sağlık ve güven içinde büyümesi için gerekli yataklığı yapar, besin maddelerini hazırlar. Eğer gebelik olmazsa adet kanaması şeklinde dışarı atılır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

ÇOCUKLARDA HİPERTANSİYON

ÇOCUKLARDA HİPERTANSİYON
Çocuklarda Hipertansiyon

Çocuklarda hipertansiyon, yenidoğan da dahil olmak üzere her yaşta görülebilir.
Hipertansiyon 2 gruba ayrılabilir:Esansiyel veya primer hipertansiyon dediğimiz herhangi bir neden bulamadığımız grup ki, bu tip hipertansiyon daha çok erişkinlerde görülür. Diğer grup ise sekonder hipertansiyon dediğimiz gruptur ki burada tansiyon, böbrek veya kalp hastalığı gibi vücutta mevcut olan başka bir hastalık sonucu oluşur. Erişkinlerde esansiyel hipertansiyon dediğimiz nedeni bilinmeyen hipertansiyon çok daha sık olarak görülürken çocuklarda özellikle 6 yaşın altındaki çocuklarda esansiyel hipertansiyon hemen hemen hiç görülmez. Esansiyel hipertansiyon çocuklarda genellikle 10 yaşından sonra  görülmeye başlar. Çocuklarda tespit edilen hipertansiyonun hemen daima bir nedeni vardır, bu nedenle hipertansiyon tespit edilen çocuklar detaylı bir şekilde araştırılmalıdır, nedeni bulup ortadan kaldırmadan çocuklardaki hipertansiyonu tedavi etmek mümkün değildir.
Çocuklardaki hipertansiyonun %90’nında 2 önemli neden vardır. Bunlardan biri böbrek hastalığı diğeri ise aort koarktasyonu dediğimiz doğumsal bir kalp hastalığıdır. Hipertansiyona neden olan böbrek hastalıkları, doğuştan gelen böbrek bozuklulukları veya böbrek atar damarındaki darlık olabileceği gibi sonradan oluşan  akut veya kronik böbrek iltihapları olabilir. Aort koarktasyonunda hipertansiyon, kalpten çıkan bütün vücuda temiz kanı götüren aort damarı dediğimiz ana atar damarın genellikle sol kol damarını verdikten sonraki kısmındaki darlığa bağlı olarak gelişir. Böbrek üstü bezinin fazla çalışması, bazı tümörler ve bazı ilaçlar(kortizon, bazı öksürük ilaçları ve burun damlaları gibi) çocuklarda daha az rastladığımız hipertansiyon nedenleridir.
Esansiyel hipertansiyon 6 yaşın altındaki çocuklarda hemen hemen hiç görülmez, 10 yaşından sonra görülmeye başlar. Çocuklarda esansiyel hipertansiyonun oluşumundaki en önemli neden ailevi yatkınlığın yanı sıra sağlıksız beslenme ve azalmış fizik aktivite sonucu oluşan fazla kilolar ve obesite dediğimiz şişmanlıktır. Son yıllarda yapılan araştırmalar esansiyel hipertansiyon oranının özellikle adölesan yaştaki çocuklarda giderek arttığını göstermektedir. Obesitenin yanısıra sigara alışkanlığının da bu yaş grubunda giderek artması erişkinlerde olduğu gibi esansiyel hipertansiyon  oranının artmasının diğer önemli bir nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.
Günümüzde genç erişkinlerde ve erişkinlerde görülen hipertansiyon, şeker hastalığı, hiperlipidemi( kan yağlarının yükselmesi) ve kalp- damar hastalıklarının köklerinin erken çocukluk çağlarına uzandığı  ve oluşumunda bebeklikten başlayan sağlıksız beslenme ve aktivite azlığı nedeniyle gelişen obesitenin önemli rol oynadığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Obesitenin yanı sıra sigara içimi bu hastalıkların hızla ilerleyerek çok daha erken yaşlarda ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Erken çocukluk dönemlerinden hatta bebeklikten başlayan sağlıklı beslenme, fizik aktivite ve spor; sigaranın içilmediği  bir yaşam tarzının  ailenin tüm bireylerinin de katıldığı bir yaşam tarzı olarak benimsenip uygulanması bu hastalıkların oluşumunu önemli ölçüde azaltacaktır.
Tansiyon yüksekliği hafifse genellikle hiçbir belirti olmaz, muayenelerde tansiyon ölçümü sırasında tesadüfen ortaya çıkar. Tansiyon yüksekliği fazla baş ağrısı, baş dömesi, bulantı –kusma, burun kanaması, huzursuzluk, veya kişilik bozukluğu  sıklıkla rastlanan belirtilerdir. Nadiren beyin kanaması, felçler, kalp ve böbrek yetersizliği, görme bozuklukları veya körlük ilk belirtiler olabilir. Bazen tansiyon yüksek bile olsa belirti vermeyebilir. Tedavi edilmeyen yüksek tansiyon beyin, kalp,  göz gibi bazı organlarda kalıcı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle belirli aralıklarla çocukların tansiyonlarının ölçülmesi, tanının erken konulup tedavinin erken başlanması kalıcı hasarların önlenmesi açısından son derece önemlidir.
Çocuklarda hipertansiyon değişik nedenlere bağlı olduğu için tedaviler de  nedene göre farklılık gösterir.
Çocuklarda esansiyel hipertansiyonda tansiyon çok yüksek değildir. Bu çocuklar genellikle şişman az hareket eden çocuklardır. Kilo verdirilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sigara içiyorsa sigaranın kesimesi ve tuzun azaltılması ile tansiyon genellikle kontrol altına alınır. Bütün bunlara rağmen tansiyon düşmüyorsa tansiyon düşürücü ilaçlar kullanılır.
Sekonder hipertansiyonda nedene yönelik  tedaviler uygulanır. Nefrite yani böbreğin kronik veya akut enfeksiyonlarına  bağlı ise su ve tuz kısıtlamasının yanısıra tansiyon düşürücü ilaçlar kullanılır. Enfeksiyon varsa uygun antibiyotik tedavisi uygulanır. İlaçlara rağmen tansiyon kontrol altına alınamıyorsa ve tek taraflı ise o böbrek ameliyatla alınır. Böbrek damarındaki darlığa bağlı ise daralmış damar balonla veya ameliyatla açılarak tansiyon düşürülür. Aort koarktasyonunda daralmış damar balonla veya ameliyatla genişletilerek tansiyon kontrol altına alınır ve tamamen tedavi edilmiş olur.
Çocuklarda hipertansiyonun görülme sıklığı % 1 civarındadır. 
Hipertansiyon çocuklarda yenidoğandan itibaren görülebilir. Her yaş grubunda farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar. Esansiyel hipertansiyon genellikle 10 yaşından sonra görülmeye başlar. 6 yaştan önce hemen hemen hiç görülmez. Sekonder hipertansiyon  çocuklarda her yaş grubunda  görülebilir.
Özellikle sekonder hipertansiyonu olan çocuklar hipertansif kriz dediğimiz ataklarla tansiyonun çok yükselmesine bağlı komaya girebilirler. Bu durumda hastaneye getirilirken veya acil tedaviye rağmen kaybedilebilirler.
Hipertansiyon tespit edilen çocuklarda hemen daima bir neden vardır ve bu neden bazen basit bir muayene ve tahlille anlaşılabilir. Bazen uzun süren tekrarlayan zahmetli tetkikler gerekebilir. Bu tahliller küçük ve hasta bir çocuğu şüphesiz etkileyecektir. Ailenin de bu tetkikler konusunda sabırlı olması gerekir. Bazılarında neden bulunduktan sonra kısa sürede tamamen  iyileşme sağlanabilir. Ama bazılarında uzun süren tekrarlayan tedavilere ihtiyaç gerekebilir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,