RAHİM AĞZI KANSERİ

Rahimağzı kanseri önceleri gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere tüm dünyada sıklık açısından ön sıralarda yer alan bir kanser türü iken, papsmear tarama testi, kolposkopi tanı testi gibi yöntemlerin geliştirilmesi sayesinde henüz kanser aşamasına gelmeden önce yakalanabilen ve etkili bir şekilde tedavi edilebilen bir kanser türü haline gelmiş ve bu da bu kanser türünden ölümlerin belirgin bir şekilde azalmasıyla sonuçlanmıştır.
Rahimağzı kanseri özellikle papsmear tarama testinin yaygın olarak kullanılamadığı ülkelerde halen önemini korumaktadır. Genellikle 40 yaş ve sonrasının bir hastalığı olarak kabul edilmesine karşın her yaşta ortaya çıkabilmektedir.

Kimlerde daha sık görülür?
Uzun yıllar rahimağzı kanserinin cinsel yolla bulaşan bir hastalık olduğu düşünülmüştür. Bunun altında yatan neden, 19. yüzyılda bir araştırmacının rahibelerde bu hastalığın ortaya çıkmadığını gözlemlemesidir. 20. yüzyılın ortalarında yapılan bir çalışmada hastalığın hayat kadınlarında görülme sıklığının daha fazla olduğunun saptanması bu eoriye daha da bağlanılmasına neden olmuştur.
Hastalık gerçekten de tek eşli yaşam sürdürme alışkanlığı olan ve eşi de tek eşli yaşam süren kadınlarda daha az görülmekte ve bu açıdan cinsel yolla bulaşan bir hastalık gibi davranmaktadır.
Genel olarak söylemek gerekirse bu kanser türü, CIN yani kanser öncüsü lezyon ortaya çıkma açısından risk altında olan kişilerde daha fazla görülmektedir, zaten bu da beklenen bir durumdur.
Özetle burada da tekrarlamak gerekirse, erken yaşta (20 yaşından önce) başlayan cinsel yaşam, çok eşli yaşam tarzı veya eşin çok eşli bir yaşam tarzını benimsemiş olması, HPV ile enfeksiyon ve sigara kulamı hastalığın gelişimi açısından en önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.
Eşi sünnetsiz olan kadınlarda hastalığın daha az görüldüğü zaman zaman öne sürülse de bu öneri tam olarak kanıtlanabilmiş değildir.

Ne Gibi Belirtiler Verir?
Rahimağzı kanseri en ileri aşamalara kadar “basit” bir akıntı dışında hiçbir belirti vermeyebilir ve bu durumlarda bazen tesadüfen yapılan bir papsmear incelemesiyle ortaya çıkarılabilir.
Bazı durumlarda bu kanser türü belli bir süredir CIN yani kanser öncüsü lezyon nedeniyle izlenmekte olan bir kadında saptanabilir.
Papsmearda sorun saptanması veya başka bir nedenle kolposkopi incelemesine tabi tutulan bir kadından alınan biyopside kanser saptanması ise hastalığın diğer bir ortaya çıkış şeklidir.
Yukarıda anlatılan durumlar nispeten az görülen durumlardır ve rahimağzı kanseri sıklıkla düzensiz kanamalar veya ilişki esnasında ortaya çıkan kanamalar şeklinde belirti verir.
Canlılığını kaybetmiş kanser dokularının “çürümesi” neticesinde oldukça kötü kokulu bir akıntı ortaya çıkabilir.
İlerlemiş kanser olgularında ise durdurulması oldukça zor kanamalar ortaya çıkabilir.
İleri evre kanser olgularında tümör kitlesinin böbrekle mesane arasında yer alan idrar borusuna baskı yapması neticesinde böbrekler işlevlerini yitirebilir.

Hastalığın Evreleri
Hastalığın ameliyatla tedavi edilmeye uygun olan erken bir evresi ve ameliyatla tedavinin etkili olmadığı ileri bir evresi vardır. Genel olarak söylemek gerekirse lenf yoluyla yayılımın olduğu, parametrium adı verilen ve rahimağzının etrafında bulunan, içinden idrar borusunun da geçtiği dokuya yayılım durumlarında ameliyat tercih edilmez.
Hastalığın uygun bir şekilde evrelenmesi ve tedavi şeklinin belirlenmesi için genel anestezi altında jinekolojik muayeneyle parametrium dokusuna yayılım olup olmadığı, MR veya BT görüntüleme yöntemlerinden biriyle lenf dokusuna yayılım olup olmadığı, sistoskopi incelemesiyle mesaneye yayılım olup olmadığı, rektoskopi incelemesiyle kalın barsak tutulumunun olup olmadığı, IVP adı verilen “ilaçlı böbrek filmiyle” idrar borusuna yayılımın olup olmadığı belirlenir. Bu incelemelerin hepsinin beraberce veya yalnızca birkaçının yapıldığı hastalar olabilir.
Nasıl Tedavi Edilir?
Ameliyatla tedavi kararı verildiğinde seçilecek olan ameliyat türü hastalığın erken evrenin hangi aşamasında bulunduğu ve hastanın yaşına ve çocuk arzusuna göre değişiklik gösterir. Genel olarak söylemek gerekirse çocuk arzusu olmayan bir kadında rahimin ameliyatla alınması erken evrenin en erken aşamalarında en çok tercih edilen ameliyat türüdür. Çocuk arzusu devam eden veya herhangi bir nedenle rahiminin alınmasını istemeyen kadınlarda konizasyon adı verilen ameliyat türü tercih edilir. Bu ameliyatta rahimağzından kanser dokusunu tümüyle içine alan koni şeklinde geniş bir parça çıkarılır.
Erken evrenin nispeten daha ileri evrelerinde ise nüks olasılığını ortadan kaldırmak amacıyla rahim oldukça geniş bir çevre dokuyla beraber çıkarılır ve vajinanın da bir kısmı alınır. Yine lenf kanallarına nüksü engellemek amacıyla çevre dokulardaki lenfe bezleri çıkarılır
Hastalığın ameliyatla tedavisinin mümkün olmadığı yönünde karar verilmesi durumunda hasta radyoterapiyle tedavi edilir.
Bazı durumlarda ameliyat sonrası ek olarak radyoterapi uygulaması gerekebilmektedir.
Tedavi Etkinliği ve Sağkalım
Tedavinin etkinliği ve sağkalım öncelikle hastalığın saptandığı zamandaki evresine, seçilen tedavi şeklinin uygulanma başarısına bağlıdır.
Tedavi sonrasında hastalar belli aralıklarla çeşitli incelemelere tabi tutularak muhtemel nüksler ortaya çıkarılır.
Rahimağzı kanseri son derece kötü huylu bir hastalık olmasına karşın düzenli doktor kontrollerine giden hastalıklarda henüz kanser aşamasına gelmeden veya kanserin en erken aşamalarında yakalanma ve tedavi sonrası şifa ile sonuçlanma olasılığı yüksek bir hastalıktır.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , ,

El Terlemesi Sebepleri ve yapılması gerekenler.

e lterlemesi El Terlemesi Sebepleri ve yapılması gerekenler.El terlemesi bölgesel aşırı terleme şekillerinin belki de en fazla sıkıntılı olanıdır. Çünkü tüm işlerde kullandığımız organlar olan ellerin terlemesi birçok faaliyeti engelleyebilir.

Islak ellerin oluşturduğu anormal görüntü yanında en rahatsız edici durum el teması ve tokalaşmadır. Çünkü ıslak bir eli tutmak kişilerde irkilme hissi ve elini çekme duygusu oluşturur. Ellerini yıkamak veya silmek isterler. Bunu farkeden hastalar tokalaşmadan önce ellerini farkettirmeden giysilerine silerler veya sürekli mendille gezerler. Uzun kollu giysiler giyerler. Dans etmekten, sevdiklerinin elini tutmaktan bile çekinebilirler. Ayrıca kapı tokmaklarını çeviremezler, düğmelere basmaktan çekinirler. Nemli ve soğuk el sıkma mülakatlarda güvensizliğe neden olabilir.

Aşırı Terlemenin Sebepleri Neler?

“Aşırı terleme” olarak bilinen Hiperhidrozis’in sebepleri tam olarak bilinmemekle birlikte, genellikle genetik olduğu kabul edilmektedir. Bölgesel hiperhidrozis, bir tür ter bezinin aşırı çalışmasından ve ya sorunlu olan bölgede fazla miktarda bulunmasından kaynaklanır.

Bu tür ter bezleri vücutta en sık el, ayak ve koltukaltında bulunmaktadır. Hiperhidrozisi olanlar yüksek miktarda ter üretirler. Bu da el, ayak, göğüs ve koltuk altının sürekli olarak ıslak olması anlamına gelir. Özellikle aşırı stresli durumlarda, sinir sisteminin sempatik bölümünün aşırı çalışmasıyla ter salgısı artmaktadır. Her 100 kişiden birinde aşırı terleme rahatsızlığı görülmektedir.

Tedavi Nasıl Uygulanır?

Terleme tedavisine başlanmadan önce, bunun sebebi saptanmalıdır. Terleme sorunu olan kişilerin kilosu, kullanmakta olduğu ilaçlar, menopozda olup olmadığı ve endokrinolojik bir sorunun varlığı (tiroid ya da böbrek üstü bezlerinden kaynaklanan sorunlar) araştırılmalı ve tedaviye bundan sonra başlanmalıdır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Camyünü duvar levhası

yap0088a Camyünü duvar levhasıCamyünü duvar levhası, kimyevi bir katkı malzemesi olan silikon ilavesi ile su geçirmez ve suyu reddeden bir özellikte, çıplak olarak imal edilmiştir. Camyünü duvar levhası, nemi ve suyu reddedici özelliği dolayısı ile, bina dış kaplama yüzeyinde ortaya çıkabilecek bir hasardan meydana gelebilecek bir su sızıntısını dahi bünyesinde kabul etmeyerek, daima kuru kalmayı ve bunu sonucu yalıtım özelliğinin etkilenmemesini sağlar. İç ortamdan nüfuz ederek, yalıtım malzemesi bünyesinde yoğuşacak su buharını, suyu reddedici dolayısı ile süratle bünyesinden atarak, daima kuru kalması ve yalıtım değerinin etkilenmemesini sağlar. Yalıtım malzemeleri arasında bu güvenceyi sağlayabilen başka bir malzeme bulunmamaktadır.

Cam yünü çatı şilesi
Camyünü çatı şiltesi çıplak olarak imal edilir. Camyününün özelliklerinden dolayı uygulama sırasında yırtılmaz. Her türlü ahşap ve metal çatıya kolaylıkla uyum sağlar. Hafif olduğundan, çatıya çıkartılması ve kesilerek uygulanması çok kolaydır. Çatı şiltesi ile kaplanan çatılar, ısı yalıtımıyla yakıt sarfiyatını önemli ölçüde azaltır. Açık gözenekli elyaf yapısı ile ses yalıtımı, yanmaz özellikteki camyünü sayesinde ise yangın güvenliğini sağlar.

Etiketler: , , , , , ,

Saç Dökülmesi Tipleri / Saç Dökülmesi (Bayan Tipi)

Saç Dökülmesi Tipleri / Saç Dökülmesi (Bayan Tipi)

——————————————————————————–

NORMAL SAÇ DÖKÜLMESİ

Doğal olarak, bütün saçlar yaşam döngülerinin sonunda döküldüklerinden, saç
dökülmesi herkeste bir ölçüye kadar normal sayılabilir. Dinlenme evresinde
saçın, köküyle olan bağlantısı gevşer ve saç soğanı cilt yüzeyine doğru ilerler.
Zaman içinde olağan saç hareketleri, yıkama ve fırçalama vs.”nin etkisiyle saç
kökü daha da gevşer. Bu sürecin sonunda saç teli düşer. Bu şekilde her gün
50-150 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Takip eden günlerde saç kökü,
dökülenin yerini almak üzere yeni bir saç çıkarır.

Her gün kaç saç telinin döküleceği, kişinin toplam terminal saç sayısı,
saçlarının yaşam döngüsünün ortalama süresi, saçlarının maruz kaldığı fiziksel
etkiler (şampuanlama, fırçalama) vs. gibi faktörlere bağlıdır. Kopan ve kırılan
saç telleri de dikkate alınmalıdır, çünkü bunlar görünürde dökülen saç sayısını
artırmaktadırlar. Aslında, döküldüğü sanılan saçların çoğu bazı sebeplerden
ötürü kırılmış olan saç telleridir.

FİZYOLOJİK SAÇ DÖKÜLMESİ

Bu tip saç dökülmesi genellikle geri dönüşümlüdür. Yeni doğan bebeklerin ilk
birkaç gününde görülen ani saç dökülmesi veya hamile bir kadında doğumun hemen
ertesinde görülen yaygın saç dökülmesi fizyolojiktir. Erişkinliğe doğru düz ön
saç çizgisinin kaybolması da fizyolojik saç dökülmesi olarak kabul edilir, fakat
bu saç dökülmesi geri dönüşümlü değildir.

ANDROGENETİK SAÇ DÖKÜLMESİ

Androgenetik saç dökülmesi tüm dünyada erkek ve kadınlarda en sık görülen saç
dökülmesi tipidir. Androjenik saç dökülmesi veya kellik, ya da erkek tipi saç
dökülmesi olarak da adlandırılır.

Çok eski tarihi belgelerden de anladışıldığı üzere, androgenetik saç dökülmesi
tarih boyunca insanoğlu için bir sorun olagelmiştir. Üstelik evrimsel kanıtlar
androgenetik saç dökülmesinin insan ırkının tarihinden de eski bir sorun
olduğunu ortaya koymaktadır; zira evrimsel olarak insana en yakın canlılar olan
orangutan ve gorillerde de androgenetik saç dökülmesine rastlanmaktadır.

Eski Yunanlı bilim adamları erkek tipi saç dökülmesinin yalnızca ergenlikten
sonra görüldüğünü gözlemlemişlerdir. Yine, ergenlikten önce gerçekleştirilen
kısırlaştırmanın kelliği önlediğini, ergenlikten sonra yapılan kısırlaştırmanın
ise saç dökülmesini durduramadığını tespit etmişlerdir. Bunun nedeni saç
köklerinin bir kez dahi olsa androjenlere maruz kaldıktan sonra androjene karşı
duyarlı hale gelmeleridir, ki bundan sonra androgenetik saç dökülmesini
engellemek mümkün olmamaktadır.

Uzun yıllar boyunca androgenetik saç dökülmesinin cinsel gelişimle bağlantılı,
ırsi bir sistemik hastalık olduğu düşünülmüştür. Ne var ki tıbbın bu inanışı yüzyıllar önce Eski Yunanlı bilim adamları tarafından yapılan, ergenliğe
ulaşan herkesin, aile hikayesi ne olursa olsun kel kalabileceği şeklindeki
tespitleriyle çelişmekteydi. Nihayet günümüzde, genetik bilimindeki gelişmeler
ve erkeklik hormonların kimyası hakkındaki bilgilerin artması sayesinde
androgenetik saç dökülmesinin temelinde erkeklik hormonlarının genetik olarak
hassas kişiler üzerinde yaptığı etkilerin olduğu çok net olarak bilinmektedir.

Erkek tipi saç dökülmesi” olarak adlandırılsa da, androgenetik saç dökülmesi
kadınları da etkileyebilir ve bu, kadınlarda da en sık görülen saç dökülmesi tipidir.

ALOPESİ AREATA

Saç kıran olarak da bilinen alopesi areata en çok her iki cinsten genç ve orta
yaşlı erişkinlerde görülür. Çoğu vaka kendiliğinden iyileşir; yani gelip
geçicidir ve özel bir tedavi gerektirmez. Bu hastalığın nedeni tam olarak
bilinmese de, bu saç dökülmesinden, yalnızca saçları etkileyen bir otoimmün
süreç sorumlu tutulmaktadır. Hastalarda genellikle madeni para büyüklüğünde,
yani 2.5 santimetre çapında bir veya daha fazla dairesel alanda saç dökülmesi
görülür.

KİŞİYE BAĞLI SAÇ DÖKÜLMESİ

Bilinçli veya bilinçsiz olarak, kişinin kendi saçına verdiği zarar bazen saç dökülmesine neden olabilir.

Bu saç dökülmesi iki şekilde gerçekleşebilir:

Trikotillomani:
Bu tip saç dökülmesi daha çok çocukluk çağında görülür. Kız
çocuklarda, erkek çocuklara göre daha yaygındır. Trikotillomani takıntı halinde,
sürekli saçlarıyla oynayan veya saçlarını çekiştiren kişilerde görülür. Bu da bu
rahatsızlığın psikolojik bir temeli olduğunu göstermektedir.

Traksiyon kelliği:
Bu tip saç dökülmesine, bazı saç modellerinin veya saça tespit edilen saç sistemlerinin saç tellerine uyguladığı sürekli çekme ve germe kuvvetleri neden olmaktadır.

ANAjEN EFLUViUM
Anajen Effluvium radyasyona veya bazı kimyasal maddelere maruziyet sonrası
meydana gelen ani saç dökülmesine verilen addır.

Bu tip saç dökülmesi en çok kanser hastalarına uygulanan kemoterapi veya
radyoterapilerden sonra görülmektedir. Bu vakalarda saç kökleri dinlenme
evrelerini atlar ve maruziyeti takiben 1-3 hafta içinde ani saç dökülmesi
meydana gelir.

Kemoterapinin neden olduğu Anajen Effluvium çoğunlukla geri dönüşümlüdür, oysa
sebebin radyoterapi olduğu saç dökülmesi vakalarında geri dönüşüm hemen hemen
imkansızdır.

TELOjEN EFLUViUM

Bu tip saç dökülmesi, bazı stres olaylarını takiben meydana gelir. Ani ve
şiddetli stres dökülen saçların sayısında artışa neden olmaktadır.

Saç dökülmesine neden olan stresin kaynağı doğum yapmak, hamileliği sona erdirmek, doğum kontrol hapları kullanmaya başlamak veya son vermek, menopoz öncesi dönem, diyet.

ilaçları, bazı duygusal sorunlar vs. olabilir. Bu olaylar saçın dinlenme evresinde geçirdiği süreyi kısaltır ve bu evreyi takiben çok sayıda saç dökülür.

YARA NEDENLİ SAÇ DÖKÜLMESİ

Bir deri bölgesinde hasara neden olan fiziksel veya kimyasal travmalar saç
köklerinin iltihaplanmasına bağlı olarak o bölgedeki saçların da dökülmesine
neden olur. Saç köklerine hasar veren bazı hastalıklar da mevcuttur. Bunlar
yıkıcı deri tümörleri, granülomlar, sistemik lupus eritematosus, skleroderma,
kıl kökü liken planusu, saç kökünün ciddi bakteriyel, viral ve mantar
enfeksiyonları (folikülit) gibi hastalıklardır.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Güzelliğin tarifi

Güzelliğin tarifi

Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar

Hayatımızdaki öncelikleri sıralarken pek çoğumuz için güzellik; sağlık ve mutluluk gibi kavramlardan sonra gelir. Aslında bugüne kadar güzelliğin yeterince açık ve net bir tarifi de yapılamamıştır.
Pek çok kişiye güzelliği nasıl tarif edersiniz diye sorabiliriz. Göreceksiniz ki herkes güzelliği farklı şekilde tanımlayacak ve bunların hiçbiri bizi tam olarak tatmin etmeyecektir.
Eskiden beri bize güzelliğin oranla, dengeyle ve simetriyle alakadar olduğu anlatılmaya çalışılır hep. Güzellik bize keyif veren, hayran kaldığımız formların ve oranların bir kombinasyonudur. Güzellik kalıp ve hacim arasında bir dengedir. Bu tanımların hepsinde de doğruluk payı var.
Güzellik herkese göre değişen tamamen psikolojik bir bakış açısıdır.
Güzellik sonuçta gözlerimize keyif veren, içimizde estetik bir his ve hayranlık oluşturan bir duygudur. Hatta güzelliğin bir görsel fenomen olduğunu da iddia edebilirim.
Bir kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüzüne yansır
Fakat anlaşılması gereken en önemli şey güzelliğin tek başına değil, aslında ona bakan kişinin gözünde ve zihninde var olduğudur. Bir şey bir insanın hoşuna giderse, o şey o insan için güzeldir.
Bana kalırsa, “Güzellik insanı sevindiren bir şeydir ama bir insanı sevindiren başka bir insanı da sevindirecek” diye bir kural yoktur. Güzellik tamamen bireysel bir histir. İşte bu anlayış estetik ameliyat yaptırmayı düşünen kişiler tarafından çok net bir şekilde kabul edilmelidir.
Güzellik kavramı sadece yüz, ses, vücut veya zarif görünüm için geçerli değildir. İnsanlar karakterleriyle, sevinç hissi duyabilme, sağlayabilme ve sevebilme kabiliyetleriyle de güzeldir.
Bir insanın yüzü hoşumuza giderse bu insanın bize ifade ettiği duygu hoşumuza gidiyordur. Kişinin karakteri ve ruh güzelliği yüz güzelliğine yansır. Güzelliği tarif etmenin birçok yolu vardır ve bunlar birçok kez cazibe ile benzer tanımlardır. Cazibe ile güzellik arasındaki fark ise cazibenin sonsuzluğudur. Oysa güzellik geçicidir. İngilizcede bunu anlatan bir deyim de vardır: “Charm last! Beauty blast”. Sonuç olarak tüm bu irdelemelerden sonra, bir insanın güzel olup olmadığına karar verirken görsel faktörlerin aslında hiçbir önemi olmadığı, ilk başta o kişiyle kafa olarak özdeşleşmek ama asıl kalbini ve iç güzelliğini sevmek gerektiği kanaatine varıyoruz. Yani, güzelliğe sadece göz karar vermiyor, kafa ve kalp de karar veriyor.
Güzelliği korumak yaşam kalitesini yükseltmek demek
Güzellik kadınların erkeklere hazırladığı bir tuzak değildir. Aslında toplumda ve ailede daha iyi kabul edilmek için beğenilme isteğidir. Son 10 yılda büyük gelişmeler olmasına rağmen hayat şartlarının erkeklerden ziyade kadınlar için daha sert olduğunu kabul etmek gerekir. Kızılderililerin savaş esnasında boyanmaları gibi makyaj da kadında güven duygusu yaratır. “Acaba neden güzel olmamız gerekiyor?” sorusunun cevabının gurur, hak, hayran kalınma isteği ve başkalarından üstün olma isteği olduğu söylenir. Aslında güzel olma isteği kişinin güzelliğinden dolayı hayran kalınma isteğinden değil, daha ziyade güzelliğinden dolayı sevilme isteğinden kaynaklanmaktadır. Kaderine razı olmayıp onu değiştirmeye çabalayan tek varlık insandır. Güzelliği korumak demek hayatı güzelleştirmek için yaşam kalitesini yükseltmek demektir. Medeniyetin her alanda gelişmesi yaşam süresini uzatmıştır. Ama sadece uzun yaşamanın da yetmediğini görüyoruz. Yaşam kalitesinin de aynı şekilde korunması gerekiyor. Hayat daha uzun, “güzel” olsun isteniyor. Nasıl modern tıbbın yaşama daha fazla seneler verdiği biliniyorsa, estetik cerrahinin de bu senelere yaşam verdiği aşikar.
Herkesin bildiği gibi güzellik sonsuz değil. Ama aynı zamanda da güzelliğin yaşı da yok. Bir kişi sadece 20 yaşındayken mükemmel bir görünüme sahip olabilir ama bütün hayatı boyunca dayanılmaz cazibeli olması da mümkündür. Kadına karşı olan ilk beklenti beğenilmesidir. İlerleyen yaşlarda bu beklentiyi yerine getirmek gittikçe zorlaşır. Bu, bana gelip face-lifting üzerine bilgi almak isteyen yaşlı bir hanımı hatırlattı. İlerleyen yaşından dolayı bu ameliyatı yapmaktaki isteksizliğimi gördüğünde, sakin bir sesle bana, “Bir kişi artık beğenilme durumunda değilse, başkalarının hoşuna gitmeme durumuna gelmesi gerekmez” demişti.

Güzellik üzerine özlü sözler
“Güzellik mutlaka özel ve şahsi bir tecrübedir. Güzellik seyredenin gözünde ve kafasındadır.” (David Hume)
“Madem Tanrı kadınların kırışıp buruşmasına karar verdi, neden bunun yerini ayak tabanı olarak seçmedi.” (Elizabeth Taylor)
“30 yaşında yaşlı görüneceğime 70 yaşında olup genç ve yakışıklı görünmeyi tercih ederim.” (Salvador Dali)
“Çirkinlerin kıskanılacak bir tarafı varsa, bu onlara yaşlandıkları zaman kimsenin ‘Bir zamanlar ne kadar güzeldi’ dememesi…” (Dusan Radoviç)
“Ruhi güzelliği olmayan bir gencin yine de cazibesi vardır ama ruhu genç olmayan bir güzelliğin…”

(Arthur Schopenhauer)

Anti aging için yaşam tarzınızı değiştirin
Dusan Radoviç “Genç olmak çok güzel ama güzel yaşlanmak da az bir başarı değil” demiş… İlaç endüstrisinde yaşam süresinin uzatılması için milyarlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. Uzun yaşam süresini acaba sadece eczaneden mi satın almamız gerekiyor? Yaşam stilimizi değiştirmemiz de ömrümüzü uzatmaya yetebilir eğer aşağıdakiler düzenli uygulanırsa…
Beslenme tarzının değiştirilmesi. Kalori azaltılması, bol su, yeterli sebze ve meyve, süt, bio-yoğurt ve saat 19.00′da son yemek.
Düzenli spor ile haftada 1500 kalori yakılması.
Entelektüel gelişmeye önem vermek ve araştırıcı olmak.
Gülmek.
Pozitif düşünmek de önemli. Optimist kişiler uzun yaşar ve genç görünürler.
Sevgi, yakınlık, duygusal sıcaklık.
Seks, spor ve gülme mutluluk hormonu endorfini artırır.
Sağlıklı uyku yani gce 7-8 saat ve gün ortasında 6 dakikalık kısa uyku.
Meditasyon, yoga.

Etiketler: , , , , , , , , ,

Dr.Murad’ın testlerinde Ebru Şallı 23 yaşında çıktı !

Ebru Şallı’nın güzelliği Dr.Murad’dan tam not aldı ! Dr. Murad’ın son ürününü dünyada ilk kez
Ebru Şallı kullanacak !

Ebru Şallı, dünya starlarının güzellik merkezinde !
Ebru Şallı London Times tarafından dünyanın en iyi dermatoloğu seçilen Dr. Murad’ın Los Angeles’da bulunan Murad’ın, Inclusive Health Center’ını ziyaret etti.

Müdavimleri arasında; Uma Thurman, Cate Blanchet, Renee Zellweger, Hillary Swank, Beyonce Knowles, Sarah Jessica Parker gibi dünyanın en ünlü isimler bulunan klinikte 3 gün geçiren Ebru Şallı Dr. Murad ile görüşen ilk Türk celebrity oldu.

Dr. Murad’ın dünyaca kabul edilen “Su Prensibi”ne göre; Ebru Şallı’nın önce hücrelerinin suyu tutabilme kapasitesi belirlendi; sonrasında cilt güzelliği ve vücut sağlığı için uzmanlar eşliğinde sağlıklı yaşam çalışmalarına, yoga ve pilatesten, beslenme uzmanlarına kadar her türlü hizmetten yararlandı.

Uzun süredir Dr. Murad’ın ürünlerini kullanan ve kitaplarını okuyarak sağlığını ve beslenmesini buna göre düzenleyen Ebru Şallı; Dr. Murad’tan sağlıklı güzellik konularında bilgi aldı ve en son gelişmeleri öğrendi. merkezdeki tüm uygulamalardan faydalanan Ebru Şallı’nın yapılan testler sonucunda biyolojik yaşı 23 çıktı.

Dr. Murad kendisini ziyaret eden Ebru Şallı’ya bir süpriz yaparak uzun süredir üzerinde çalıştığı ve yaz başında çıkacak ürünü “intensive resurfacing peel’i hediye etti. Bu ürünü dünyada ilk kullanacak kadının Ebru Şallı olduğunu belirten Dr. Murad; aslında Ebru’nun bu ürüne ihtiyacı yok, onu bu ürünle sadece biraz daha güzelleştirebilirim çünkü zaten çok güzel dedi.

Öncelikle vücudun yaşlandıkça su kaybettiğini belirten Dr. Murad’ın Su Prensibi’ne göre hazırlanmış ve hücrelerin su tutma kapasitesini belirleyen özel cihazlarına giren Ebru Şallı’nın sonuçlarını değerlendiren Dr. Murad “Ebru Şallı’nın sonuçları mükemmel ve hayatımda gördüğüm en iyi değerler arasında.” Ebru Şallı’nın test sonuçlarının en iyi değer olan %99 olduğunu söyleyen

Dr. Murad; zaten %100 bir sonuç olmayacağını belirtti. Dr. Murad’tan sağlıklı güzellik konusunda tam puan Ebru Şallı’nın yapılan testlerse hiç kırışığı, aknesi ve güneş lekesi olmadığı ortaya çıktı. Ebru Şallı’nın gördüğü en güzel kadınlardan biri olduğunu belirten Dr. Murad Şallı’ya “senin güzelliğin sadece test sonuçlarınla alakalı değil; çok güzel ve içten gülümsüyorsun ve hiç makyajsız bile güzel olmayı başaran çok ender kadınlardan birisin” dedi.

Ebru Şallı’ya sağlıklı güzellik sırlarını veren Dr. Murad; “cildinize ne sürdüğünüz ve ne yediğiniz çok önemli ancak bunun yanısıra olumlu düşünen, kendini geliştiren ve mutlu olmak için çaba sarfeden insanların her zaman daha sağlıklı ve daha güzel olduğu bir gerçek. Güzel bir gün geçirirken neden kötü bir gün geçirmeyi tercih edeceksiniz. Bu en önemli prensibiniz olsun” dedi

Ebru Şallı’ya ’su prensibi’ni açıklayan Dr. Murad “yaşlandıkça hücrelerimizdeki su miktarı azalır, vücuttaki su miktarı düştüğü için cilt kurulaşır. Sadece cildimiz bundan etkilenmez bütün vücudumuz etkileni eksilen suyu asla günde sekiz bardak su içerek tamamlayamazsınız. Cilt gençliği için, cilde yeterli su verebilmek için gerekli olan suyu ’yemek’ gereklidir.

Çiğ sebze ve taze meyveler içlerinde yapılandırılmış suya sahiptir. Beslenmeniz çiğ sebze ve meyve ağırlıklı olmalıdır” dedi. Ebru Şallı’nın sağlıklı güzelliğinin en önemli sırlarından birinin bilinçli beslenmesi ve vejeteryan olması olduğunu belirten Dr. Murad “mümkün olduğunca çiğ beslenin, çiğ sebze ve meyvelerin yenmesi hem sindirim sistemi hem de sağlık için çok önemlidir.

Meyve ve sebze sularını içmek de faydalı ancak benim önerim çiğ meyve ve sebze yemek” dedi. Dr. Murad ayrıca kadınlara göğüs kanserini önlediği için özellikle brokoli yemelerini önerdi. Ebru Şallı aracılığyla Türk kadınlarına güzellik önerilerinde de bulunan Dr. Murad; “Türk kadınları çok güzeller ve kendilerine çok dikkat ediyorlar.

Güneşi bol bir ülkede yaşıyorsunuz ve sağlıklı güzellik için mutlaka güneşten korunmalısınız. Yaz kış demeden mutlak güneş koruma faktörü olan kremler kullanmalısınız. Nar çok güçlü bir anti oksidan ve narı diğer anti oksidanlardan ayıran en büyük fark, güneşe karşı koruma özelliğinin bulunması. Nar üzerine yaptığımız çalışmalarda nar ağızdan alındığında güneşin zararlı etkilerini yüzde 25 oranında azalttığını saptadık. Çok şanslısınız ki nar Türkiye’de çok bol yetişiyor.

Ayrıca nar içerikli güneş koruyucular kullanmanızı öneririm.” dedi. Tüm kadınların ortak sorunu olan selülit ile ilgili de Ebru Şallı’ya şanslı olduğunu belirten Dr Murad; “Selülit genetik bir konudur. Düzgün beslenmek zorundasınız. Unutmayın selülit bir cilt problemidir, yağ problemi değildir. Liposuction ile vücudunuzdaki bütün yağları aldırmış olsanız bile selülitiniz olabilir.

Problem selülitli bölgenin çevresindeki kan dolaşımının yavaşlamasından kaynaklanıyor. Cildin altındaki yağ tabakası cildin üzerine ilerlediği için portakal görünümü oluşur. Selülite karşı yapılacak en iyi tedavi kan dolaşımı hızlandırmaktır. Dolaşımı hızlandıracak ürünlerin yanı sıra beslenme de buna uygun ayarlanmalıdır. Fasulye, ay çekirdeği gibi ürünler önemlidir. Yumurta bunun için en iyi tedavi yöntemlerinden biri” dedi .

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

ERGENLİK ÇAĞI CİNSEL YAŞAMI

ERGENLİK ÇAĞI CİNSEL YAŞAMI
ERGENLİKTE MERAK EDİLEN SORULAR ve CEVAPLARI
Ergenlik Çağı Cinsel Sağlığı

Çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecini simgeleyen ergenlik, bireyin yaşamında dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Bilimsel anlamda ergenlik; kişinin, biyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimleri en yoğun yaşadığı dönem olarak tanımlanıyor. En fazla değişimin yaşandığı ergenlik döneminin sağlıklı atlatılması iyi bir gelecek için büyük önem taşıyor.
Gençler sağlıklı bilgilendirilmiyor
Üniversiteler tarafından yapılan değişik araştırmalar gençlerin cinsellikle ilgili ilk bilgileri arkadaşlarından ve medyadan öğrendiğini gösteriyor. Bu bilgilendirmenin, kendi sınırları içinde öncelikle aile ve eğitim kurumlarınca olması gerektiğini belirterek şu değerlendirme yapılıyor:
“Daha sonra devreye sağlık sistemi girer. Ancak toplumumuzda ne yazık ki bu anlayış yerleşmemiştir ve bilinçsizlik çok yoğun düzeydedir. Ailelere önerimiz ergen dönemdeki çocuklarının cinsel sağlığına karşı duyarlı olmaları. Çocuklarının sağlıklı olduklarına dair emin olabilmek için de ailelerin hekime başvurmalarını ve bu proje doğrultusunda tıbbi anlamda destek almalarını istiyoruz.”


Ergenlikle ilgili merak edilen sorulara şu yanıtları veriyorlar:


Soru: Ergenlik sürecinde bireyde nasıl değişiklikler görülür?
Yanıt: Ergenlik döneminde birey için en şaşırtıcı farklılık cinsel açıdan görülür. Cinsel organlardaki hem anatomik hem de fizyolojik değişimler başta olmak üzere beden görünümünde farklılaşma başlar. Kızlarda menstruasyon (adet görme) başlangıcıyla birlikte sekonder seks karakterlerinin gelişimi, erkeklerde testis ve penis boyutlarının büyümesi, ilk boşalma ve masturbasyon bu dönemde yaşanır.


Soru: Bu fiziksel değişikler ruhsal açıdan bireyi nasıl etkiler?
Yanıt: Bu dönem aslında çocukların olduğu kadar ana-babaların da kafalarının karıştığı, kimi zaman kendilerini çaresiz hissettikleri, bocalamanın ardından herhangi bir şekilde uyum sürecinin yaşandığı bir dönemdir. Ergenler bedenlerinde meydana gelen bu değişme ve gelişmeler karşısında elbet de bir ruhsal etkilenme yaşarlar. Suçluluk, yalnızlık, utanç, yaşanılan duygular arasındadır.


Soru: Bu fiziksel ve ruhsal değişimin sosyal etkileri nelerdir?
Yanıt: Bireyin bedeninde ve duygularında meydana gelen değişiklik davranışlarını da etkiler. Sosyal ortamları da değişir. Konuşulan konular farklılaşır. Cinsellik, şöyle ya da böyle gündem konusudur. Bu konu bazan geçiştirilir, gizlenmeye çalışılır ya da abartılır, açık açık konuşulur. Ama ağırlıklı olarak bireyin gündemindedir.


Soru: Bu süreçte kişi ne tür sorunlarla karşılaşır?
Yanıt: Birey, değişime bağlı olarak sürekli kendini ölçer, çevresindekilerle kıyaslar. Bu dönemde ergenlerde cinsel organlarda normal dışı gelişmeler ve problemler de ortaya çıkabilir. Ancak bunlar gerek ergenin utanma veya korku nedeniyle ortaya koymaması, gerekse ebeveynlerin yeterli bilgiye sahip olmamaları nedeniyle açığa çıkamaz. Konuşulmaz, bastırılır. Erişkin yaşlarda büyük sakıncalar doğuran problemler yaşanır.


Soru: Gençlerin geleceklerini olumsuz etkileyen bu durum nasıl önlenir?
Yanıt: Sorunlar yaşandığı dönemde ortaya konulmalıdır. Bunun için, ergenlerin mutlaka bu dönemde doktor kontrolünden geçmeleri gerekir. Bir problem varsa tespit edilmesi mümkün olur ve baştan düzeltilmesi sağlanabilir. Sağlıklı bir cinsel yaşam öncelikle yeterli cinsel bilgilenmenin olmasıyla mümkündür.


Soru: Bu bilgilendirme yapılabiliyor mu?
Yanıt: Ne yazık ki, veriler, bu bilgilendirmenin yapılamadığını gösteriyor. Öncelikli görev aileye düşüyor. Ama, ana-babalar çocuklarının cinsel gelişmelerini merak ettikleri halde, çok zaman ne şekilde davranmaları gerektiği konusunda kararsız kalırlar. Çocuklar da çoğu zaman cinsellikle ilgili konularda soru sormaya çekinir ya da nasıl soracaklarını bilemezler. Öyle ki, hem fiziksel hem de ruhsal anlamda yaşamlarını etkileyen bir sorunla karşılaşsalar bile, karşılıklı süren bu sessizlik içinde gizlenirler.


Soru: Ergen Cinsel Gelişimi ve Sorunları Projesi bu konuda ne katkı sağlayacak?
Yanıt: Proje gençlerin ve yakın çevrelerinin bilgilendirilmelerini amaçlıyor. Acıbadem Sağlık Grubu Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi’nin, ergen cinsel gelişimi ve sorunlarının ele alınacağı bu projesi önemli bir eksikliği giderme yolunda ciddi bir adım olacaktır. Bu proje kapsamında iki çalışma yürütülecek:
1. Ergenlere ve ana-babalara yönelik eğitici-bilgilendirici toplantılar, konferanslar dizisi gerçekleştirilecek. Böylelikle bilgi eksiğinin giderilmesine çalışılacak.
2. Koruyucu hekimlik kapsamında ürolojik-jinekolojik tarama yapılabilmesi açısından özel poliklinik hizmeti verilmesi sağlanacak. Ergenlik dönemindeki bireyin problemlerinin saptanması ve giderilmesi mümkün olacak.

Etiketler: , , ,