ÇOCUKLARI İÇİN PEKMEZİN ÖNEMİ

Beslenme alışkanlıkları, çocukluk çağından başlamalı. İlk önce, anne sütü ve ek gıdalara geçtiği zamanda, beyini ve vücudu besleyecek besinler, bebeğiniz için son derece önemlidir.

Yapılan araştırmalara göre, anne sütü kadar değerli ve bir o kadar da besleyici olan pekmez, mutlaka çocuğunuzun beslenme menüsünde bulunması gereken bir besin.
Üstelik, anne sütütnün az olduğu durumlarda, pekmez adeta kurtarıcı görev görüyor. Hekim kontrolünde verilen pekmez, bebeklerin kalp ve beyin gelişimi için çok yararlı. Ama mutlaka pekmez, hekim kontrolünde verilmeli. Pekmezin içeriğinde bulunan, organik asitler, mineral maddeler ve vitaminler bulunan sağlıklı yaşam için önemli bir besin kaynağı oluşturuyor. 100 gram pekmezde bulunan kalori miktarı, 575 gram süte, 150 gram ekmeğe, 195 gram ete eşdeğerde.
Bebeklik çağında beynin son derece hzılı geliştiğinde, fazlaca enerjiye ihtiyaç duyar. Pekmez içerdiği, doğal glikozdan dolayı, bu enerji ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak bir besindir.

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Mantarın yararları – faydaları

 Mantarın yararları    faydaları
Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer, mantarın insan vücudu için çok önemli bir besin kaynağı olduğunu belirterek, mantarda bulunan bileşiklerin ‘Sarcoma-180′ adı verilen tümörlerin gelişmesini yüzde 80 oranında durdurduğunu söyledi.

Protein miktarı yüksek, içeriğinde şeker ve yağ miktarı oldukça az olan mantarın, diyet için de ideal bir besin olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, “Yağ ve karbonhidrat miktarı düşük olduğu için kalp ve damar hastalıklarında tavsiye edilebilir. 100 gram mantarda bulunan protein oranı, aynı miktardaki sütteki protein ile eşdeğerdir. Ayrıca 100 gram mantardan alınan 2-5 gram protein, vücutta depolanmadan günlük olarak harcanırken, 100 gram hayvani gıdadan alınan 3-8 gram protein vücutta depolanarak damar çeperinde birikir ve kalp-damar hastalıklarının sebeplerinden biri olabilir” şeklinde konuştu.

PAÜ Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Kudret Gezer, aynı zamanda sakinleştirici özelliği olan mantarın içeriğindeki folik asitin kansızlığa da iyi geldiğini kaydederek, “Şeker hastalarının, böbrek ve karaciğer rahatsızlığı olanların mantarı tüketmelerinde yarar var” dedi.

Pamukkale Üniversitesi Mantar Araştırma ve Uygulama Merkezi (PAÜMMER) laboratuarında misel üretim çalışmaları, mikroskobik yapı çalışmaları, havalandırma, nemlendirme ve ısıtma sistemlerinden oluşan kontrol sistemleri uygulanması ve araştırılmasının yapıldığını belirten Gezer, merkezdeki uzmanların, Türkiye’de de yenilebilir ve yenilemeyen 2 bin 500 mantar çeşidinin bulunduğu dikkate alındığında, merkezin çalışma esasının Türkiye’deki mantar çalışmalarının eksikliğini gidermesi açısından önemli olduğunu söyledi. Merkez olarak yaptıkları çalışmalarda Honaz ilçesinde 122, Başkarcı beldesinde de 100′den fazla mantar çeşidine rastladıklarını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Gezer, Buldan, Babadağ ve Denizli dışında Afyonkarahisar ve Uşak’ta da çalışmalar yürüttüklerini belirti. Türkiye’de mantar tüketiminin son yıllarda arttığını, bunun nedeninin de, insanların zehirli mantar konusunda bilinçlenmeye başlaması olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gezer, vücuda birçok yararı olan mantarın üretiminin ve tüketiminin artırılması amaçlı projeler geliştirdiklerini kaydetti. Merkezin halen devam etmekte olan 2′si TÜBİTAK, 2′si üretime yönelik sanayi projesi, 2′si de BAP olmak üzere toplam 6 projesi bulunduğunu kaydeden Gezer, halkın güvenle mantar tüketebilmesi için kapalı ambalajlarda, Sağlık Bakanlığı onaylı mantar satışının yapılabileceğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. Kudret Gezer kültür mantarının zehirli olmadığını insanların rahatlıkla tüketebileceklerini belirterek, mantar satın alırken dikkat edilmesi gereken özellikleri şöyle belirtti:

”Taze görünümlü, sıkı dokulu, temiz ve tombul, parlak rengini ve canlılığını yitirmemiş olmalıdır. Belirli oranda nem içermeli ancak küf kokusu barındırmamalıdır. Pörsümüş, üzerinde yumuşak dokular oluşmuş mantarlar alınmamalıdır. Açık krem rengi ve beyaza yakın olan mantarlar satın alınmalıdır. Mantar ağzı hafifçe kapatılmış, kahverengi karton veya bez torbalar ile cam kaplarda buzdolabında saklanmalıdır.”

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

kerevizin yararları ve zararları nelerdir.

kereviz kerevizin yararları ve zararları nelerdir.
Kereviz : Maydanozgiller familyasındandır. Kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılır. Kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır.Kerevizin Faydaları: Uyarıcı ve idrar söktürücüdür. İktidarsızlığı giderir. Cinsel istekleri kamçılar. Şeker, guatr ve yüksek tansiyonda faydalıdır. Kereviz, ağız kokusu ve diş ağrısını giderir. Karaciğer ve dalağa iyi gelir. Böbrek, akciğer ve karaciğer hastalıklarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Sürmenajda faydalıdır. Sinir yorgunluğunu giderir. Kanı temizler.Karaciğer şişliğini giderir. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesinde yardımcı olur.

Safra ifrazatını düzenler. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Susuzluğu keser ve vücuda serinlik verir. Kalp hastalarına tavsiye edilir. Ses kısıklığını giderir.

Bilinen bir zararı bulunmamaktadır.

Etiketler: , , , , , , , ,

İnsanı mutlu eden besinler

İçinde Endorphin bulunan besinlerin insanı mutlu ettiğini biliyor muydunuz?
Çilek: C vitamini deposu olan çilek, önde gelen afrodizyaklar arasında yer alır. Çilek bütün salgı bezlerini çalıştırarak vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır. Yüksek tansiyonu düşürür, damarları temizler. Kansere karşı korur, böbrekte kum ve taş oluşmasını önler.

Muz: Kokusuyla bile mutluluk taşıyan tam bir Endorphin deposudur. Kendinizi, güçsüz ve sinirli mi hissediyorsunuz, hemen bir muz yiyin. Kalsiyum ve magnezyum içeren bu meyve strese karşı bire bir. Sinir hastalığı olanlar için her gün yemek arası saatlerde tüketilmesi gereken bir besindir.

Üzüm: Kırmızı ve beyaz üzüm yiyen herkes gülücükler saçar. Üzümde yüzde 20 oranında direkt olarak kana karışan şeker vardır. Bedenen ve zihnen çalışanlar için iyi bir gıdadır. Üzümdeki bol demir kan yapar. Yüz ve boyuna taze üzüm suyu sürülüp 10 dk. sonra yıkanırsa cilde dirilik verir.

Portakal: C ve B vitamini açısından zengin olan portakal, insana dinamizm veriyor. Portakal içindeki C vitamini ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar. Vücuttaki direnci artırır. Grip ve nezle olunduğunda portakal suyu, şeker, şarap karıştırılır üzerine sıcak su katılır ve içilir. Kanın durulmasına ve temizlenmesine yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır. Portakal reçeli ise karaciğeri çalıştırır.

Çikolata: Stresin bir numaralı düşmanı. Kendinizi kötü hissediyorsanız hemen bir parça çikolata yiyin. Flört etmek gibi bir şey. Bir kalem yemek yeterli, mutluluk hormonu “seratonin” anında beyinde dolaşıma çıkıyor. Çikolatanın içerdiği “penilatilmanın” insanı bulutlara çıkarıyor. Çikolatada, yeşil çay ve sebze meyvelerde bulunan “flavonoid” adlı madde bol miktarda vardır. Bu madde kanı sulandırıyor, kalp hastalıkları riskini azaltıyor.

Çikolata kötü kolesterolün (LDL) okside olarak damar çeperine yapışmasını engelliyor. Tıpkı aspirin gibi kanda pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Düzenli tüketenler arasında ölüm olayı yemeyenlere kıyasla yüzde 30 daha geç gerçekleşiyor.

Dondurma: Çok yenirse şişmanlatıyor, az yenirse mutluluğa mutluluk katıyor. Dondurma yaşlanmayı önlüyor. 100 gr dondurma ortalama: 135mg kalsiyum 115mg fosfor* 100mg sodyum *160mg potasyum, 25 gr karbonhidrat bulunuyor. Amerika’da kişi başına 25 kg., Türkiye’de kişi başına 6 külah tüketiliyor.

Sütten daha zengin bir besin maddesidir. A,C,D,E vitamini içerir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve kemik erimesi sorunu olan kişiler için büyük önem taşıyor. Beslenme uzmanları dört mevsim tüketilmesini önermektedir.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Vücut Ritmi

Uzun bir yolculuğa çıkan kişi çok iyi bilir. Saatlerin kayması, doğal vücut ritmini altüst eder. Gündüzleri insan kendini yorgun hisseder, baş ağrısından ve dikkat zayıflığından şikayetçi olur. Ruh hali iniş çıkışlar gösterir. Bu durumda insan yatma vaktini dört gözle bekler. Bunun nedeni şudur: İçimizdeki saat her insanda tiktak eder. Tıpkı vücut ısısı, tansiyon, kalp frekansı, hormon miktarı gibi. Bu saat vücut fonksiyonlarımızı idare eder. Gündüzleri aktif olmamıza, geceleri de uyumamıza yardımcı olur. Kısacası gün 24 saattir ve biz 24 kez değişiriz. Bunun sağlığınız ve kendinizi tümüyle iyi hissetmeniz açısından anlamı nedir? Biyologlar, doktorlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyorlar. Öyleyse şimdi bir gün içinde vücut fonksiyonlarımızın nasıl değiştiğini görelim.

06.00
Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Bu uyanma vücut için kendini yavaş yavaş kalkmaya hazırlama işaretidir. ****bolizma hareketlenir ve o günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır olur.

07.00
Vücut hala zayıf bir safhadadır. Bu nedenle bu saatte spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yere yüklenilmiş olur. Spor yerine güzel bir kahvaltıedin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır: Karbonhidratlar bizim için yararlı olacak enerjiye çevrilir (geceleri ise yağa).

08.00
Bu saat seks için en iyi zamandır (geceleri değil), çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar. Romatizması olanlar uzuvlarındaki ağrıyı gün boyu daha kuvvetli hissederler. Sigara tiryakileri için de durum farklı değildir. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla daraltır.

09.00
Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız, bu en doğru zamandır. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülür. Vücudumuz röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir.

10.00
Organizma şimdi faaliyete, harekete hazır durumdadır: Fazla enerjiktir, vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. Kısa süre belleği iyi durumdadır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur. Fakat dikkat edilecek nokta şudur: Saat on, oniki arası enfarktüs olaylarına sık rastlanır.

11.00
Vücudumuzun tam formunda olduğu bir saattir. Kalp ve dolaşım o kadar zinde durumdadır ki, yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Verimli olmaya programlanmışızdır. Sanki savaşa hazır durumda gibiyizdir. Hazırcevabızdır ve özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde hiç zorlanmadan yapılabilir.

12.00
Vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve insana uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (hatta bir şey yemesek bile), beyindeki kan azalır, çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Öğle uykusu uyuyabilen kişide istatistiklere göre enfarktüse yüzde 30 oranında az rastlanır.

13.00
Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 aşağısındadır. Bütün organlar en alt düzeyde çalışır. Sadece safra, öğle yemeğini hazmettirmek için faaliyettedir.

14.00
Kendimizi bitkin hissederiz, çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşmüştür. Diş doktorundan korkan kişi doktordan bu saatte randevu almalıdır. Çünkü bu saatte acıyı daha az hissederiz. Lokal anestezi uzun süre devam eder (30 dakika). Sabahları bu süre 12 dakika, akşamları ise 19 dakikadır.

15.00
Yeni işlere hazır olun. Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. İkinci kez verimliliğe yaklaşırız, gerçi bu verimlilik sabahkinden azdır.

16.00
Spor faaliyetleri için en iyi saattir. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır. Antrenmanlar için de en iyi zamandır. Asit önleyici ilaçların etkisi bu saatte çok iyidir.

17.00
Organların faaliyeti üst düzeydedir. Kuvvetimiz artar, oksijenin harcanması fazlalaşır. Böbrekler ve mesane özellikle çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır. Fakat mide ülseri olan hastalar için durum kritiktir. Öğleden sonra geç saatlerde ve akşamın ilk saatlerinde midedeki asit miktarı fazlalaşır. Saat 17′ye doğru mide kanamasından dolayı hastanelere gelenlerin sayısı artar.

18.00
Akşam yemeği için iyi bir saattir: Pankreas bu saatte özellikle aktiftir. Karaciğer bile alkole karşı her zamankinden daha hoşgörülü ve dayanıklı sayılabilir.

19.00
Tansiyon ve nabız genelde bu saatte tembelleşir. Bu nedenle: Tansiyonu düşüren ilaçlar konusunda dikkatli olmalısınız. Bu ilaçlar tehlikeli olabilirler. Sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçların tesir derecesi de bu saatte oldukça fazladır.

20.00
Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve harcanmış kan kalbe tekrar her zamankinden daha fazla akar. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalıdırlar. Etkisi hemen görülür. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde olur.

21.00
Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Davetleri sevenler dikkatli olmalıdırlar: Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır. Ve bu durum tehlikelidir. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum eder. O yüzden bu saatte özellikle kilolu olanlar yemek konusunda dikkatli davranmalıdırlar.

22.00
Bu saatte vücudumuzun polisi akyuvarlar özellikle aktiftir. Sayısı azaltılması gereken ilaçlar için bu çok elverişli bir saattir. Bu ilaçlar yanlış zamanda alındığı takdirde enfeksiyon tehlikesi fazlalaşır. Sigara içenler de son sigaralarını içmelidirler, çünkü bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri daha zor atar.

23.00
Organizma gün boyunca aktif bir şekilde faaliyet gösteren stres hormonu salgılamasını durdurur. Bu saatte sakinleşiriz, rahatlarız, gevşeriz. Tam dinlenme saatidir. ****bolizmanın faaliyeti en alt düzeydedir. Tansiyon, kalbin frekansı ve vücudun ısısı düşer. Gebelerde doğum sancıları çoğu zaman bu saatte olur. Çünkü sancıya neden olan hormonların salgılanması üst düzeydedir.

24.00
Uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmadan çalışır. Gündüzde olduğundan daha sık bölünürler. Ve ilk rüya safhası bu saatte başlar. İlk yarım saat içinde rüya görmeye başlarız.

01.00
Verimliliğimiz en alt düzeydedir. Bu saatte hala çalışanlar hata yaparlar, dikkat son derece azalır. Çünkü vücut kendini uyumaya programlamıştır. Kısa sürede en derin uykuya dalınır.

02.00
Araba sürenler bu saatte dikkatli olun. Yolda olanlar arabayı çok dikkatli sürmelidirler. Çünkü görme zayıflar, görünenlere karşı tepki yavaşlar. Bu nedenle trafik kazaları da bu saatte olur. Vücudumuz soğuğa karşı aşırı derecede hassastır. Çabuk üşürüz. Fakat derimiz acıya karşı fazla hassas değildir.

03.00
Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır bu. Melatonin hormonunun salgılanması bizi tembelleştirir ve oldukça kararsız yapar. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşır.

04.00
Stres hormonundan enerji kazanırız. Enfarktüs krizleri saat dört ile altı arasında özellikle fazladır. Çünkü tansiyon oldukça fazla yükselir, kalp damarları çabuk gerilir. Hamile kadınlar için de değişik bir durumdur bu. Çünkü yapılan araştırmalara göre bebekler daha çok saat dört ile beş arası dünyaya gelir.

05.00
Bu saatte vücuttaki erkeklik hormonu çok fazla salgılanır. Stres hormonunun konsantrasyonu bizi faaliyete geçirmiştir. Bu hormon gündüzdeki değerinin tam altı katına çıkar. Yani hormon salgılaması en üst düzeye çıkmaya hazırlanmaktadır. Vücudumuz harekete geçer, kaybolan enerji yeniden geri gelir. Artık yeni bir güne başlamak için vücudumuz hazırdır.

Etiketler: , , , , ,

DR AHMET MARANKİDEN KALP DAMAR SAĞLIĞI İÇİN ALIÇ ÇAYI VE HAVUÇ SUYUÖNERİSİ

12 Şubat 2009 tarihinde Star televizyoznunda yayınlanan, Arım Balım Peteğim Programında Petek Dinçöüzn konuğu, Kozmik Bilim Uzmanı Ahmet Maranki idi. Ahmet Maranki, Kalp damar hastalıklarını önleme ve bazı kalp damar hastalıklarını önlemek için alıç çayını ve taze havuç suyunu tavsiye etti.

ALIÇ ÇAYI :
Kırmızı alıç, yaprakları, çiçekleri ve meyvesiyle birlikte çay gibi demlendirilip 20 gün boyunca içilir. Her gün öğün aralarında, taze havuç suyu sıkılır ve içerisine, 1 tatlı kaşığı zeytin yağı konularak içilir.

Etiketler: , , , , ,

Şifalı Bitkiler Sözlüğü (N)

Nane ( mentha ) :Ballıbabagiller familyasından; nemli yerlerde yetişen, genellikle tüylü ve çok kokulu otsu bir bitki cinsidir. Başak biçiminde beyaz, pembe veya morumsu çiçekleri vardır. Güzel kokuludur.

Kullanıldığı yerler:

Hazmı kolaylaştırır. Gaz söktürür. Karaciğer yetersizliğini giderir. Safra akışını düzenler. Mide ağrılarını keser. Bağırsak spazmını giderir. Nefes almayı kolaylaştırır. Astım, grip, bronşit ve öksürükte faydalıdır. Sinirleri kuvvetlendirir. Sükunet verir. Heyecanları ve korkuyu yatıştırır. Kusmaları önler. Migren, uykusuzluk ve baş dönmelerinde faydalıdır. El ayak titremesi, dil tutukluğu, felç ve uykusuzlukta kullanılır. Kalbi kuvvetlendirir. Sinirsel kalp çarpıntılarını keser. Erkeklerde ruhsal kaynaklı iktidarsızlığı giderir. Anne sütünü artırır. Aybaşı kanamalarının muntazam ve ağrısız olmasını sağlar. Sütle şişen memelerin şişini indirir. Soğuk algınlığında faydalıdır. Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar söktürür. Mide ülseri ve gastrit olanlar fazla kullanmamalıdır.

Nar (rümman ) :
Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya’ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaçcıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtıraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar); portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.

Kullanıldığı yerler:
Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Zayıflara faydalıdır. Mide ve bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.

Nergis ( narcissu ) :
Nergisgiller familyasından; soğanı zehirli bir bitkidir. Baharda çiçekleri ilk açan bitkilerdendir. Çiçeği, çıplak bir sapın ucunda biraz eğik durur. Birçok türü vardır.

Kullanıldığı yerler:
Kusturucu olarak kullanılır. Sarada da faydalıdır. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Nevruzotu ( linaria ) :Sıracagiller familyasından; düzensiz çiçekli otsu bir bitkidir. Çiçekleri aslanağzına benzer. En güzel türü mor çiçekli nevruzotudur.

Kullanıldığı yerler:
Balgam söktürür. Kanı temizler.

Nilüfer ( suzambağı ) :Nilüfergiller familyasından nymphaea ve nuphar cinsinden su bitkilerine verilen genel addır.

Kullanıldığı yerler:

Kalbi kuvvetlendirir. Ağrıları dindirir. Sinirleri yatıştırır.

Nişasta ( starch ) :Buğday, arpa, yulaf, pirinç, mısır gibi tahılların tanelerinden ve patatesten özel yöntemlerle elde edilen unumsu bir maddedir. Sıcak suda nişasta peltesi denilen jelatinimsi bir kütle haline gelir.

Kullanıldığı yerler:
Güzellik maskelerinde, eczacılıkta ve çamaşırları kolalamakta kullanılır. Aynı zamanda iyi bir besindir. Tentürdiyot zehirlenmesinde çok faydalıdır. Lapası deri ve göğüs hastalıklarında kullanılır. İltihapları giderir. Cilt hastalıklarında kaşıntıları keser. Banyo suyuna karıştırılıp yıkanılırsa cildi yumuşatır.

Nohut ( cicer arietinum )
:Baklagiller familyasından 50 cm kadar boyunda, vatanı Akdeniz kıyıları olan, sarımtırak çiçekli, bir yıllık bir tarım bitkisidir. Sebze ve tane olarak yenir. Leblebi yapılır.

Kullanıldığı yerler:
Vücudu kuvvetlendirir. Anne sütünü arttırır.

Etiketler: , , , , ,