selülitten korunma yolları 2

Selülit ve Egzersiz

Selülit konusundaki bir çok uzman, selülit oluşumunun durdurulması veya erken
dönemlerdeki selülititin ortadan kaldırılmasında, egzersizin en ucuz yöntem olduğu konusunda
fikir birliği içindedirler.Yağların azaltıldığı bir diyetle birlikte yapılacak egzersizler,
selülit için çok yarar sağlayıcıdır. Haftada 3 kez, 30 ar dakikalık uygulanacak, dolaşım
sistemini güçlendiren egzersizler bu amaçla yapılır. Egzersiz selülitli bölgelerde dolaşımın
artmasına ve kas hareketleri sayesinde de lenf akımını hızlandıracaktır, ayrıca kaslara
gerginlik verecektir.

Yaşı genç olan kadınlara hafif ağırlık çalışmalarıda önerilir.

Özellikle, selülitin geliştiği kalça, basen bölgelerindeki kaslarını çalıştıran
egzersizlerde fayda sağlar.

Bu egzersizler için kişi, sağ tarafı üzerine yere yan yatar.

Sağ bacağını 90 derece kıvırır.

Sağ kolunu ileri doğru uzatır ve iyice gerer.

Sol bacak düz durumda bulunur.

Yavaş yavaş sol bacak kalça seviyesine kaldırılırken nefes verilir.

Sol bacak kalça seviyesine geldiğinde 3 saniye tutulur ve yavaşça indirilir ve derin
nefes alınır.

Bu egzersizler sırasında nefes kontrolu çok önemlidir.

Bu hareketi 3-4 kez tekrarlanmalıdır. Sonra diğer yan üzerine yatarak, diğer taraf
kaslarına aynı egzersiz yaptırılır.

Bu hareket bittikten sonra alt tarafta bununan bacak kadar üstteki bacakta kıvrılır
ve aynı işlemler tekrarlanır.

Son hareket ise, her iki bacakta dizden 45 derece kıvrılarak yapılır.

Dizlerde Selülit görünmesi, alt bacak bölgesinin ön tarafında bulunun kasların
gerginliklerini kaybetmelerinden dolayı belirgin olur. Bu kasları güçlendirmek amacı
ile ayakta dururken, ayaklar kalça genişliğinde açılır ve dizleri kırarak vücudunuzu
alçaltın, dizlerinizin zorlandığı açıya kadar inin ve sonra tekrar dik duruma gelin.
Bu hareketi 30 kez tekrarlamanızda yarar vardır. Her gün uygulanabilir basit bir egzersizdir.

Kurbağlama yüzmek, bacak iç bölgelerindeki kasların gerginliğini arttırır ve
selülit için iyi bir egzersizi oluşturur.

Hızlı bir tempodaki 20 şer dakikalık yürüyüşlerde genel olarak kalça ve bacak
bölgeleri için yararlıdır. haftada 3-4 kez yapılmalıdır.

Parmak uçlarında yükselmek ve inmek bileklerin daha ince ve kasların daha gergin
görülmesini sağlar. Hareket 15-25 kere, her gün tekrarlanmalıdır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

GÖZKAPAĞI ESTETİĞİ

GÖZKAPAĞI ESTETİĞİ (BLEFAROPLASTİ)

Göz kapaklarına yaklaşımımızda son yıllarda ciddi bir değişiklik oldu. Standart olarak son 30 yıldır yapılan ameliyat tekniklerinin birçok yetersizliği ve problemi olduğu fark edildi. Artık “yağ torbalarını almak” gibi girişimlerin gereksiz olduğu tartışılıyor. Beklentilerimiz sadece “torbasız” göz kapakları oluşturmaktan öteye geçti ve yüzü bir bütün olarak değerlendirmeyi tercih ediyoruz.

Göz çevresini etkileyen yaşlılık bulguları:

Göz kapakları yaşlanmanın en fazla kendini gösterdiği ve en fazla dikkat çektiği yer. Yapısı gereği hem çok hareketli hem de çok ince derili olan göz kapaklarında cilt kırışması ilerleyen yaşlarda neredeyse kaçınılmaz. Etraflarında başlayan bütün sarkmalar, gevşemeler de göz kapaklarını etkiliyor.

1. Alın yaş ilerledikçe aşağı doğru iniyor. Alın ile beraber kaşlar da üst göz kapaklarının üzerine düşmeye başlıyor. Böyle bir yükü kaldırma gücü olmayan göz kapakları aşağıya kayıyor.

2. Göz küresini çevreleyen, ona destek sağlayan yağ torbalarını alt göz kapaklarından ayıran bir zar var. Bu elastik bir zar ve bir bariyer görevi görüyor. İlerleyen yaş ile bu zar gevşiyor ve yağ torbalarının yükünü taşıyamaz hale geliyor. Böylece yağlar dışarıya doğru taşıyorlar ve biz bunları “göz torbaları” olarak görüyoruz.

3. Göz kapaklarının derisi vücuttaki en ince deri. Ayrıca altındaki çok hareketli kaslara yapışıktır. Dolayısı ile her göz hareketinde göz derisi biraz daha kırışıyor ve sarkıyor. Göz kenarlarında “kazayağı” denilen yan kırışıklıklar buna bir örnek.

4. Gözaltında yanakların üst sınırında derin bir oyuk ortaya çıkıyor. Bu yanakların aşağı sarkmasından kaynaklanıyor.

Standart göz kapağı ameliyatlarında göz kapağı derisi, deri altındaki ince kas tabakası ve göz torbalarını dolduran yağlar alınır. Bu çok sık yapılan bir ameliyat olmasına rağmen genellikle hastalarda hayal kırıklığı yaratır. Bunun nedeni yukarıda saydığım temel sorunların bir kısmının ameliyat edilen dokulara değil yanaklar ve alın gibi komşu başka yapılara ait olması. Örneğin üst göz kapaklarındaki yığılmanın büyük miktarı aşağı sarkmış kaşlardan gelir.

İdeal olan tedavi nedir?

İdeal olan göz kapaklarına yüzün bir parçası olarak yaklaşmak. Adım adım şunlar düzetilmeli:

1. Öncelikle gözünüzün altında yanağınıza inen derin bir çukur varsa bu çukur mutlaka doldurulmalı. Standart alt göz kapağı ameliyatları bu sorunu çözmez, hatta daha derinleştirebilir. Bu çukur gözaltı torbalarını oluşturan yağların aşağı doğru yayılması ve yanakların yukarı kaldırılması ile giderilmeli. Bu şekilde elmacık kemiklerinden alt göz kapaklarına doğru uzanan kesintisiz dümdüz bir yüzey oluşmalı. Bu genç ve diri gözükmek için olmazsa olmaz bir kural.

2. Yanaklarınızda ciddi bir sarkıklık varsa bu mutlaka düzeltilmeli. Bunun için endoskopik tekniklerden yararlanmak ve yanakları kaldırmak ya da alt göz kapağı ameliyatı sırasında orta yüzü yukarıya almak mümkün.

3. Üst göz kapağı için alın mutlaka değerlendirilmeli. Eğer alnınız ve kaşlarınız gözlerinizin üzerine yığılmışsa önce bunlar düzeltilmeli, şaka germe (temporal lifting) ile kaşlar doğru konuma alınmalı. Daha sonra üst göz kapağında hala sarkma varsa bu tedavi edilmeli. Kaz ayakları da şakak bölgesindeki sarkmadan ortaya çıkar ve şakak germe ile büyük ölçüde ortadan kalkar.

Her iki göz kapağında da bu yukarıda saydığım sorunlar giderildikten sonra sadece kas ve deri fazlalıklarını almak yeterli olacaktır.

SIK SORULAN SORULAR:

• Neden göz kapağı ameliyatı ile başka ameliyatları beraber yapmak gerekiyor Çünkü yaşlanmaya hep bir bütün olarak yaklaşmak gerekiyor. Göz kapakları genellikle başka bölgelerin problemlerini de üzerlerinde taşıyorlar. Eğer bu problemleri ayrı ayrı görüp düzeltmezsek tek başına göz kapakları sadece yüze hafif bir aydınlık verecektir. Örneğin alın ve kaşlar aşağıya sarkmış ise sadece üst göz kapaklarını düzeltmek hemen hemen hiçbir fark yaratmaz.

• Göz torbalarını dolduran yağlar yaşlanmayla mı artıyor? Bu yağlar aslında artmıyor. Sorun önlerindeki bariyer dokuların zayıflamasında.

• İdeal göz şekli yuvarlak mı çekik mi? Bence günümüzde hafif çekik, badem gözler çok daha çekici. 1950’lerde büyük gözlü olmak modaymış. Aynı şekilde kaşların düz olması tercih edilmeli. Eski moda kaşlar kavisli idi.

İPUÇLARI:

• Gözaltlarında yanaklara uzanan çukurluk doldurulabilirse bu ameliyat çok daha başarılı olacaktır. Torbalarının alınması

• Göz torbalarının alınması çok sık yapılır ama nadiren gereklidir. İlk altı ay çok memnun kalırsınız ama daha sonra gözlerinizde çökme başlar ve bu sizi yaşlı gösterir. Doktorunuza ameliyattan önce mutlaka bunu danışın.

• Alt göz kapağı derisinin fazla alınması göz kapağının aşağı çekilmesine neden olabilir ve bu ciddi bir komplikasyondur.

• Göz torbalarının sebebi torbaları dolduran yağların fazla olması değil önlerindeki bariyerin zayıflamasıdır. Tedavisi de bu bariyerin düzeltilmesi olmalı.

AMELİYATTAN SONRA SİZİ NELER BEKLER?

Bu küçük sayılacak bir ameliyat olmasına rağmen göz kapakları çok kolay şişer. Bu yüzden bir hafta kadar insan içine çıkmayacak şekilde kendinizi organize edin. Bu ağrılı bir ameliyat değil. Hastanede yatmanıza gerek yok. Gözleriniz de ameliyattan sonra açık olacak. Sadece göz kapaklarında ince bantlar olacak.

KOMPLİKASYONLAR: :

Enfeksiyon göz kapaklarında çok nadirdir. Ancak akanam korkulan bir komplikasyon olabilir. Göz derisi altına bir miktar kanama olması normaldir. Bu gözde morluk şeklinde gözükür ve hemen hemen bütün göz kapağı ameliyatlarında karşılaşılır. Ancak göz torbalarının alındığı durumlarda bu yağları besleyen damarlarda oluşacak bir kanama göz arkasında görme sinirine bası yapabilir ve görme kusurlarına ve körlüğe dahi yol açabilir. Bu çok nadir bir komplikasyon da olsa literatürde böyle durumlar bildirilmiştir.

En korkulan ve nispeten sık görülen komplikasyon ise alt göz kapağında aşağı doğru çekilme olmasıdır. Bu olasılık ikinci kez ameliyat olan hastalarda artar. Sorun genellikle göz derisinin gereğinden fazla alınmasıdır ve tedavisi de eksik derilerin yerine konmasıdır. Bunun için üst göz kapağından deri almak gerekebilir.

Bu ameliyat sırasında gözün saydam tabakasına zarar verilme ihtimali de var. Bu insana olmayacak bir şey gibi gelse de ameliyatın sivri ve keskin aletler ile göze çok yakın yapıldığını ve az da olsa bir riskin her zaman olabileceğini düşünmekte fayda var.

AMELİYATIN KARNESİ:

Anestezi şekli: Lokal ya da genel anestezi.

Ameliyat nerede yapılmalı: Bir hastane ameliyathanesinde.

Ameliyat süresi: 1–3 saat.

Hastanede yatış süresi: Aynı gün taburcu olunabilir.

Ameliyat sonrası ağrı – sıkıntı: Bir kaç gün hafif bir sızlama olabilir. Genellikle ağızdan alınan basit ağrı kesiciler yeterli olur.

Şişme, morarma: 3–7 gün arasında, orta, bazen ileri derecede.

Pansuman: Dikişler alınana kadar pansuman yapılmıyor. Dikişler ile her şey alınıyor.

Dikişler: Beşinci gün

Ne zaman işe dönülebilir: 3–7 gün.

Spor: 2 hafta sonra uzun yürüyüşler, 3 hafta sonra koşuya başlanabilir. Ağır sporlara 4. haftadan sonra başlanabilir.

Son şekil: Genellikle ilk ay hafif bir ödem devam eder. Son şekil ise üçüncü ayda ortaya çıkar.

Etiketler: , , ,

MAKULA DEJENERASYONU VE GECE KÖRLÜĞÜNE KARŞI ISPANAĞIN FAYDALARI

Ispanağı, hepimiz içerdiği demirden dolayı iyi bir kan yapıcı olarak biliriz. Gerçi son zamanlarda bu konuda biraz tahtı sallamış olsada, yinde tüketilmesinde fayda olan bir besin. Ispanak, demir konusunda inaçlarımızı sarsmış olsa da yepyeni faydalarıyla, yine kendini sevdirmeye devam ediyor. Yapılan bir araştırma sonucu, Ispanak, yaşlılık nedeniyle meydana gelen körlüğü engelliyormuş. Çünkü,
ıspanağın içermiş olduğu bileşenler adele ve kas sistemini kuvvetlendirmeye yardımcı oluyor. Ayrıca ıspanak, yaşlılıkta gözde leke şeklinde ortaya çıkan, makula dejenerasyonunu da önlemeye yardımcı bir bitki.
*Bir yıl boyunca haftada 4 ile 7 kez ıspanak yiyenlerin, bu hastalığı önleyebildikleri kaydedildi.
*Ispanağın, gözlerin karşı ışıkta ve parlak ışıkta daha iyi görmesini sağladığı, gece görüşünü kuvvetlendirdiği kaydediliyor.
* Ispanağın,Makula dejenerasyonu nedeniyle kör olmuş insanların ıspanak sayesinde yeniden görme umudu olduğu iddia ediliyor.
* Ispanağın içinde bulunan Karotenoid adlı maddenin gözleri koruduğu açıklandı.
* Diğer yandan , içeriğinde demir, vitaminler ve enzimler bulunan ıspanağın vücudun dayanıklılığını artırdığı, kansızlığı ve gelişme bozukluğunu giderdiği, soğuk algınlığına karşı koruduğu belirtiliyor.
* Kalp ve gelişme bozukluğunu giderdiği ifade edilen ıspanak, kalp adalelerini kuvvetlendiriyor. Ruhi çöküntünün sıkıntılarını giderdiği kaydedilen ıspanak ayrıca, kan miktarını artırdığı gibi ağız, boğaz ve göğüs hastalıklarında faydalı. Kanser ve veremden koruduğu da bildirilen ıspanak , hamilelere de iyi geliyor.
* Gebelikye yenen ıspanak, doğacak bebeğin güçlü olmasını sağlıyor.
* Ayrıca ıspanak, yara, yanık ve dolama gibi hastalıklarda faydalıdır.
* Dişlerin çürümesini önleyen , ıspanak, şişmanlık ve şeker hastalığına karşı da etkilidir.

Etiketler: , , , , , , ,

Horlama hastalığı tedavisi nedenleri ve çözümleri

horlama Horlama hastalığı tedavisi  nedenleri ve çözümleri

HORLAMA HASTALIĞI

Normal erişkin insanların en az %45′i zaman zaman horlamaktadır. %25′i sürekli olarak horlamaktadır. Horlama problemi en sık şişman erkeklerde görülür ve yaşla birlikte her geçen gün artar.A.B.D. de 300 den fazla firma horlamaya karşı cihaz geliştirmiştir. Bazı modeller pijama arkasına tenis topu yapıştırmak gibi eski bir modelin modifikasyonlarıdır (Sırt üstü yatarken horlama daha çok artar.). Çene ve boyun askıları, boyunluklar ve ağız içine yerleştirilen cihazlar hiçbir yarar sağlamamıştır. Horlama sesi ile çalışıp hastayı uyandıran elektronik cihazlar bulunmuştur. Bütün bunlar hastanın horlamadan uyuma alıştırmaları olarak düşünülmüştür. Ancak maalesef horlama kişinin kontrolünde olmayan bir problem olup tüm bu cihazlar hastayı sadece uyutmamaya yöneliktir.HORLAMANIN NEDENİ NEDİR?Ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçiminde ki sese horlama denir. Dilin arkası ve yumuşak damak ve küçük dilin olduğu kısmın genizle birleştiği bölge kendiliğinden daralabilen bir bölgedir. Bunlar birbirleri üstüne geldiğinde solunumla birlikte titreşmekte ve horlama ortaya çıkmaktadır. Horlayan biri aşağıdaki problemlerden en az birine sahiptir.

  1. Dil ve boğaz kasları gerginliği azalmıştır. Gevşek kaslar sırt üstü yatınca dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz. Bu olay alkol yada ilaç alarak gevşemiş birinin uykusunda kas kontrolünün kaybolması ile ortaya çıkar. Bazı insanlarda uykunun derin fazında gevşemeye bağlı olarak yine horlama görülebilmektedir.
  2. Boğazdaki dokuların aşırı büyük olması. Büyük bademcik ve geniz eti çocuklarda en sık rastlanan horlama nedenidir. Şişman insanlarda kalın boyun dokusu sebep olarak gösterilir. Kist ve tümörlerde nadir olarak bu yolla horlama yapabilmektedir.
  3. Yumuşak damak ve küçük dilin aşırı sarkık ve uzun olması boğaza doğru hava yolunu daraltır. Hava yoluna sarktığı için bir valv gibi horlamaya neden olur.
  4. Burun tıkanıklığı olan kişi havayı almak için genizde aşırı vakum yaratır. Bu vakum boğazda kollabe olabilen dokuları hava yoluna doğru çeker. Böylelikle burun açık iken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum neden bazı insanların sadece allerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda horladığını izah etmektedir. Burun deformasyonları bu tip burun tıkanıklığı nedenleri olarak bilinir. Deviasyon burun orta bölmesinin yan taraflara taşması olarak tanımlanır. Burun içi deformasyonları içinde en sık rastlanılanıdır.

HORLAMA CİDDİ BİR SORUN MUDUR..?

Sosyal olarak evet! Bu aile yaşamında ciddi bir şekilde tehdit eder. Horlayan kişi alay konusu olur. Ailenin diğer bireyleri için uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. Tıbbi olara evet! Kişinin kendine verdiği zarar daha büyüktür. Dinlenilmeden geçirilen geceler vardır. Aşırı horlayan kişilerde yüksek tansiyon horlamayan kişilere göre daha sık görülür. Horlamanın en ağır formu “tıkayıcı tipte horlama hastalığıdır.” “Uyku apnesi” diye bilinen bu hastalıkta şiddetli horlama nefessiz kalınan bir dönemle kesilmektedir. Bu sırada solunum tam durmuştur. 10 saniyenin üzerindeki nefessiz kalma nöbetlerinin bir saat içinde 7 den fazla görülmesi yaşamı ciddi şekilde tehdit eder. Bu durumda doktorunuzun size bir uyku merkezinde inceleme yapılmasını önerecektir. Apneli (nefesin kesilmesi) hastalarda saatte 30-300 defa tıkanmalara rastlanılmaktadır. Böylelikle uykuda kan oksijen düzeyi aşırı oranda düşer. Oksijenin düştüğü bu dönemde kalp kanı daha çok pompalamak zorundadır. Bir süre sonra kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon ve kalp büyümesi yerleşir. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçebilmektedirler. Derin faz gerçek dinlenme için tek yoldur. Dinlenmeden geçirilen gecenin gündüzü uykulu, yorgun ve verimsiz geçecektir. Araba kullanırken yada iş başında uyuklamalar görülecektir.

HORLAMA TEDAVİ EDİLEBİLİRMİ..?

Horlamanın bir çok tipi tedavi edilebilir. Erişkin horlayan kişiler için aşağıda sıralana önerilere uyulmalıdır.

  1. İyi bir adele tonusu kazanmak için sportif bir yaşam biçimi seçilmeli.
  2. Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen allerji ilaçlarını uykudan önce almamalı.
  3. Uykudan 4 saat önce alkol almaktan sakınmalı.
  4. Uykudan 3 saat önce ağır yemekten sakınmalı.
  5. Aşırı yorgunluktan sakınmalı.
  6. Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Eski bir öneri olarak pijama sırtına tenis topu dikmek hala faydalı bir metot dur. Böylelikle sırt üstü uyumaya engel olunur.
  7. Yatağınızın baş tarafı daha yukarıda olacak şekilde tüm yatağınız yaklaşık olarak 10 cm bir tarafa doğru çeviriniz. Bu amaçla yatağınız bir tarafı altına bir tuğla yerleştirmek amacınıza uygun olacaktır.
  8. Evde horlamayan kişilerin sizden önce uykuya geçmeleri için onlara süre tanıyın.

Her pozisyonda horlayan kişiler “ağır horlayan” olarak isimlendirilir. Bu kişilerin yukarıdaki önerilerden daha fazla yardıma ihtiyaçları vardır.Horlama kişi ve ailesi için zararlı hale geldiğinde uzman doktorunuz ile görüşmeniz uygun olacaktır. Bu özellikle uyku sırasında nefes alamama problemi olduğunda (Yüksek sesli horlama nefessiz kalma dönemi ile kesilmektedir.) Doktorunuza baş vurmanız daha da önem kazanmaktadır. Horlama hastasının burun, ağız, boğaz ve boynunun detaylı muayenesi yapılmalıdır. Horlamanın boyutu ve horlayan kişinin sağlığını belirlemek açısından uyku laboratuarı çalışmaları değerlidir.Tedavi şüphesiz tanıya dayanır. Bu allerji veya enfeksiyon tedavisi gibi basit yada bademcik geniz eti veya burun bozukluklarının cerrahi gerektirir biçimdedir. Horlama – Nefessiz kalma hareketli dokuların sabitleştirilmesi ve hava yolunun daha genişletilmesini sağlayan horlama ameliyatlarından başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Buna uvulopalatofarengoplasti ameliyatı (UPPP) adı verilmektedir. Hasta için bademcik ameliyatından çok farklı his vermez. Laser’ın kullanıldığı Laser-assisted uvulopalatoplasti (LAUP) lokal anestezi ile yapılabilen bir başka ameliyattır. Cerrahinin çok riskli veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda boğaza basınçlı hava veren maske takarak (CPAP) uyuyabilir. Kronik olarak horlayan her çocuk KBB uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilmelidir. Bademcik ve geniz eti ameliyatının gerekli olduğu durumlarda cerrahi müdahale çocuk sağlığına ve gelişimine çok önemli yararlar sağlayacaktır.Unutmayın: Horlama nefes almanın tehlikeli biçimde kesilmesidir. Horlama komik değildir, umutsuz hiç değildir.

 Horlama hastalığı tedavisi  nedenleri ve çözümleri

Etiketler: , , , , ,

Kırışıklık Nasıl Oluşuyor

Kırışıklık Nasıl Oluşuyor
Kırışıklar Nasıl Oluşur?

Gülme, kızma, şaşırma, gözleri kısma gibi hareketler sonucu yüzümüzdeki mimik kasları hareket eder ve bunun sonucunda üzerindeki ciltte de kırışıklıklar oluşurbilir. Sürekli bu hareketlerin tekrarlanmasına bağlı olarak ciltte oluşan kırışıklıklar kalıcı hale gelebilir. Kişinin mimiklerini kullanma alışkanlığı, güneşe altında kalma süresi, cilt ve kas yapısı, yaşına ve cinsiyetine göre bu kırışıklıklar da değişik derecelerde oluşabilir.

Etiketler: , , ,

Heykel Gibi Vücudunuz Olsun!

Günümüzde estetik cerrahinin sunduğu imkânlarla bir insanı baştan aşağı yenilemek mümkün. Artık “burnum çirkin”, “göğsüm küçük” veya “basenlerim çok geniş” diye üzülmenize gerek yok. Estetik ve plastik cerrahi bunları en iyi şekilde hallediyor. Amerika’da yayınlanmış araştırmaları nedeniyle üç kez TÜBİTAK ödülü alan Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu yaza hazırlık olarak yapılabilecek operasyonları şöyle sıraladı:

Endoskopik alın germe: Saçlı deri içinde yapılan 2 cm kesiden endoskop yardımıyla TV ekranından görüntülenerek yüz, alın kas ve derisi yukarı doğru çekilir. Bu operasyona “izsiz yüz germe” denir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Bir hafta içinde hasta normal hayatına dönebilir.

S- lifting: Lokal anestezi + sedasyon ile uygulanabilen bir buçuk iki saatlik bir yüz germe operasyonudur. Kulak önü ve şakak bölgesine yapılan S şeklinde küçük bir kesiyle tüm boyun ve yüz dokularının toparlandığı ve gerildiği bir operasyon şeklidir. Hasta aynı gün evine gidebilir. Bir hafta sonra işine dönebilir. Bu şekilde çok küçük bir müdahale ile boyun ve yüzde on beş yaşlık bir gençleşme sağlanabilir.

Kaş asma: Lokal anestezi altında yarım saatte uygulanabilen bir işlemdir. Kaş uçları içten konan bir dikişle yukarı ve dışa doğru asılır. Bu asmayı fazla abartmamak gerekir. Abartıldığı takdirde Uzakdoğulu ifadesi verir. Gerektiği gibi uygulanırsa genç ve dinç görüntü sağlanır. Ertesi gün sosyal yaşantıya dönülebilir. Herhangi bir iz söz konusu değildir.

Göz kapaklarının gerilmesi ve torbacıkların giderilmesi: Klinikte lokal anestezi ile 1 saatte yapılan bir operasyondur. Ödeme mani olmak için göz 1 saat kapalı tutulur. Hasta hemen evine dönebilir. Herhangi bir sargı ya da pansuman söz konusu değildir. Üst göz kapağında gizli bir dikiş ve alt göz kapağında kirpik dibinde kendiliğinden kaybolan dikişler vardır. Hasta iki gün sonra banyo yapabilmektedir. 4 gün sonra üst göz kapağındaki dikiş alınır. Bu süre zarfında hasta güneş gözlüğü takarak günlük hayatına devam edebilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Diyette suyun onemi

Bütün diyetlerde suyun vazgeçilmez olmasının nedenini düşündünüz mü ?

Su tüm diyetlerin vazgeçilmezi… Ama bunun nedeninin bir mililitre suyun 1 kalorinin yakılmasına neden olduğunu bilen pek de yok. Diyetisyen Fatmagül Yılmaz, “Günde 2 bin 500 kalori alınıyorsa bunun yakılması için mutlaka 2.5 litre su içilmesi gerekli” diyor.

Bu yıl erken bastıran sıcaklar giderek artıyor. Bahar aylarında başlayan kilo verme telaşı da devam ediyor. Bahçelievler Medicana Hastanesi’nden Diyetisyen Fatmagül Yılmaz, yaz ve bahar aylarının diyet ayları olarak algılandığını söyleyerek, şok diyetlerden uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor.

Bu tür diyetlerin, günlük ihtiyaçlarımızı karşılamada yetersiz olduğunu, yağ kaybı yerine kas ve su atımına neden olduğunu anlatıyor. Şok diyetlerin birçok hastalığa da yol açabileceğine dikkat çeken Yılmaz, “Bu tür diyetler, kansızlık, vitamin mineral eksikliklerine bağlı ağızda yaralar, ciltte kuruma, saçlarda aşırı dökülme, tırnakta şekil bozuklukları, mide problemleri ve bazen ani şok ölümlerini beraberinde getirebilir.

Kas kaybının olması metabolizmanın düşmesine yol açtığından verilen kilolar korunamayıp daha fazlasıyla geri alınır. Bu da kilo vermek isteyen kişide başarısızlık duygusu yaratır. Yo-yo sendromu denilen defalarca kilo alıp verme sonucu metabolizma hırpalanır, belli bir süre sonra kilo verilemez hale geliriz ve psikolojik sorunlar da başlar” diyor.

Uygulanan diyetlerin kişiye özel olması gerektiğini söyleyen Fatmagül Yılmaz önemini şu cümleleriyle vurguluyor: “Gazete ve dergilerde yayımlanan popüler diyetler, arkadaşınızın diyeti, elden ele dolaşan diyetler size uygun değildir. Ancak metabolizmanıza uygun, günlük aktivitenizi de dikkate alarak hazırlanan bir diyet yapılmalı. Belli bir bölgeyi eritecek diyet diye bir şey yoktur. Karın yağlarınızdan kurtulmak için bir diyet gibi…

Kilo verirken yağ fazlalığınız en çok neredeyse daha çok oradan kilo verirsiniz, ama her bölgeden kaybedersiniz. Vücudunuzu şekillendirmek ancak sporla mümkündür. O da bir yere kadardır, çünkü kemik yapınızı kimse değiştiremez. Kas kaybının olmaması için diyetle beraber mutlaka en azından tempolu yürüyüşü hayatınıza katmanız gerekir.

Sadece diyetle yüksek kaloride bile yüzde 25 yağsız vücut kitlemizden kaybederiz. Bu oran, düşük kalorilerde ve eksik tüketimlerle yüzde 50′lere çıkar. Karın bölgesinde biriken yağlar daha çok erkeklerde kalp hastalığı riskini artırır.”

Beyin 20 dakika sonra yediğini algılar

İyi bir diyetin püf noktalarından birinin de diyet programı sürecinde iyi çiğneme alışkanlığı kazanılması olduğunu belirten Fatmagül Yılmaz şunları anlatıyor: “Beynimiz ilk lokmayı ağzımıza aldıktan bir 20 dakika sonra “Doydun, artık yeme ” diye sinyal gönderir. Lokmayı ağzımıza aldıktan sonra iyice dağılana kadar çiğnemeliyiz. Yani sindirim midede değil ağızda başlamalı. Bu şekilde mideye binen yükü de azaltmış oluruz ve doyduğumuzu anladığımız için eskiye göre daha az yemeye başlarız.

İkinci olarak kazanmamız gereken alışkanlık su içimidir. Çünkü vücudumuza aldığımızın besinlerin yakılabilmesi için aldığımız kalori kadar suya da ihtiyacımız vardır. 2 bin 500 kalori alıyorsak, 2.5 litre su mutlaka içmemiz lazım ki aldığımız kalori yakılabilsin.

Üçüncü basamak daha hareketli bir yaşam modeline geçmektir. Kilo alma ya da kilolu olma sebeplerinden biri de hareketlilik düzeyimizdir. Yapabiliyorsak sporu hayatımıza katmalıyız. Bu, en azından tempolu yürüyüş olabilir. En önemlisi her gün değil haftada bir tartılmaya özen göstermek gerekir. Çünkü günlük farklılıklar moralinizi bozabilir. Bu da diyetinizde kaçamaklar yapmanıza yol açar. Sağlıklı olan, haftada bir, sabah aç karnına, tuvalete çıktıktan sonra, giysisiz tartılmaktır.”

Zayıflamanın püf noktaları

-Pirinç pilavı yerine bulgur tüketin.

-Su tutucu özelliği fazla olan elma, ayva, muz ve şeftali kabızlığı artırır.

-Armut, kuru ya da taze kayısı, kuru ya da taze incir, erik, kavun, portakal mevsiminde bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar.

-Bağırsaklarımızı çalıştırması için bitkisel çaylar veya ilaç tercih edilmemelidir.

-Kabızlık sorunu yaşıyorsanız sabah aç karnına cezvede ılıtılmış bir bardak su veya ıhlamuru 1 tatlı kaşığı bal ile alıp sonrasında 15-30 dakika egzersiz yapın.

-Gün içinde genelde ılıtılmış su için.

-Kepek içeriği yüksek besinler aldıktan sonra su içimini artırmak daha uzun süre tok kalmanızı sağlar.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,