Kolesterol düşürücü diyet selahattin Donmez

kolestrol Kolesterol düşürücü diyet selahattin DonmezKandaki LDL (kötü) kolesterol düzeyinde düşüşü sağlayan yaşam boyu iyileştirici değişiklik aslında aşağıdaki önemli stratejileri içine alan bir tedavi biçimidir. Eğer bu stratejilerin hepsini beraber kontrol altına alırsanız sağlıklı bir kalbe sahip olursunuz.
Yaşam boyu iyileştirici diyet: Bu diyetin anlamı öğünlerinizde daha az doymuş yağ ve diyet kolesterolü tüketmek demektir. Bu diyeti planlarken günde 200 mg’ın altında kolesterol, toplam enerjinin de % 7’nin altında doymuş yağ içermesine dikkat etmek gerekir. Diyeti uygularken en önemli iki nokta ya sağlığınıza uygun kiloda bulunmalı ya da kilo almaktan korunmalısınız. Birinci aşamada düşük doymuş yağlı ve kolesterollü diyet altında kan LDL (kötü) kolesterol düzeyiniz düşmemiş ise, diyetin çözünür diyet lifi miktarı arttırılır. Çeşitli endüstriyel besinler bitkisel stanolleri ve sterolleri içerebilmektedir. Örneğin kolesterol düşürücü margarin veya salata sosları vb… Bunların beslenmeye eklenmesi LDL (kötü) kolesterolün daha kuvvetli bir şekilde düşürücü etki sağlayabilmektedir.
Vücut ağırlığı denetimi: Eğer bel/kalça oranınız artmış, kilo fazlalığınız varsa, biyokimyasal değerlendirmenizde düşük HDL (iyi) kolesterol ve trigliserit düzeyinizde düşük ise kilo vermeniz LDL (kötü) kolesterolünüzün düşmesine yardımcı olmaktadır.
Fiziksel aktivite: Her gün en az 30 dakika fiziksel aktivite yapmak gerekmektedir. Yapacağınız fiziksel aktivitenin türü ne olursa olsun; HDL (iyi) kolesterol düzeyinde artma, LDL (kötü) kolesterol düzeyinde azalmasına yardımcı olmaktadır.
Diyet örneği

Kahvaltı:
1-2 dilim az yağlı peynir
1 tatlı kaşığı marmelat veya reçel veya fındık ezmesi
3-4 adet yeşil zeytin
1 dilim çavdar, kepekli veya tahıllı ekmek
½ adet portakal
domates dilimleri

Öğle:
1 küçük tabak sebze yemeği
3 yemek kaşığı bulgur pilavı
1 kase az yağlı yoğurt
1-2 dilim çavdar, kepekli veya tahıllı ekmek
salata (1-2 tatlı kaşığı yağ)

İkindi:
1 adet meyve

Akşam:
2 köfte kadar et (tavuk, balık, kırmızı et, hindi)
1 küçük tabak sebze yemeği
½ kase yoğurt
1-2 dilim çavdar, kepekli veya tahıllı ekmek
salata (1-2 tatlı kaşığı yağ)
Günde 2 adet taze ceviz yiyin
Haftada en az iki kere 1 levrek kadar balık tüketin
Yemeklere ve salatalara zeytinyağı veya soya yağı kullanın
Haftada 3-4 kere kuru baklagilleri beslenmenize ekleyin
Bulgur kolesterolün düşmesinde size yardımcı olabilecek en faydalı tahıldır
Meyve olarak tercihiniz turunçgiller (portakal, limon suyu, greyfurt vb…) olsun
Diğer meyveleri kabuklu
Değişik renkte mevsime uygun sebzeleri tercih edin
Makarna, pirinç ve ekmeği kepekli veya esmer
Her gün 60 dakika yürüyüş veya egzersiz
Süt, peynir ve yoğurt tüketirken az yağlı olanlarını satın alın
Çiğ sebzeleri serbest yiyerek kolesterolünüzü daha kolay düşürürsünüz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Günlük Ayak Bakımı3

Günlük Ayak Bakımı
- Ayaklarınızı her gün kontrol edin. Dikkatli bir inceleme ile ayağınızda meydana gelebilecek değişiklikleri erken dönemde görebilirsiniz.
- Ayağınızın taban ve üst kısmına bakın. Eğer alt kısımları rahat göremiyorsanız bir ayna kullanın ya da aile bireylerinden yardım isteyin.
- Ayak cildinizin renginde değişiklik olup olmadığını kontrol edin. Ayak cildiniz hasarsız ve yumuşak olmasına özen gösterin.
- Ayağınızı yara, çatlak, kabarcık, nasır yönünden kontrol edin. Ayağınızda nasır olursa kesici aletlerle müdahalede bulunmayın. Nasırlar ileriki dönemlerde risk oluşturacağı için tedavi edilmelidir. Kabarcık oluştuğunda hemen hekiminize başvurun.
- Ayağınızdaki kan dolaşımını güçlendirmek için kan şekeri düzeyinin normal sınırlarda kalmasına özen gösterin.
- Sigara içmeyin.
- Ayaklarınıza sıcak su torbaları, ısıtıcı petler veya diğer ısı kaynakları uygulamayın. Ciddi yanıklarla karşı karşıya kalabilirsiniz.
- Düzenli egzersiz programınız olmalıdır. Yapacağınız egzersizin yaraların oluşmamasına ve kaslarınızın güçlenmesine yardım edeceğini hatırlayarak egzersizlerinizi ihmal etmeyin.
Başa dön

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , ,

YAZ MEYVELERİNİN FAYDALARI

Yaz mevsimiyle birlikte meyve bolluğu başlar. Her çeşit ve taptaze. Bu meyveler lezzetlerinin yanısıra, sağlık açısından da tam bir hazinedir. Yazınseverek tükettiğimiz pek çok meyvenin faydalarını biliyor musunuz ?

* Meyveler, başta kanser olmak üzere, kalp hastalıkları, sindirim sistemi hastalıkları gibi, bir çok hastalığın önlenmesinde, kan şekerinin düzenlenmesinde, kabızlık gibi hastalıkların engellenmesinde, meyve ve sebzeler büyük rol oynuyor. Yeşil biber, maydanoz, çilek, erik gibi meyve ve sebzelerde bol miktarda bulunan C vitamini, aynı zamanda iyi bir antioksidandır.
Gelelim bazı yaz meyvelerinin faydalarına;
Üzüm: Vücudu zararlı madde etkilerine karşı koruyan, fitokimyasallardan flavonoidleri içerir. Kalp hastalıkları ve kansere karşı koruyan üzümü bol bol tüketilmeli.
Karpuz: Karpuzun içerdiği laykopen maddesinin, kansere karşı koruyucu özelliği olduğu bilinen A ve E vitaminlerinden daha etkili olduğu saptandı.
Domates: Domates özellikle laykopen yönünden zengin. Laykopenin antioksidan etkisi nedeniyle göğüs, sindirim sistemi, mesane ve deri kanseri riskini azalttığı bilinmekte.
Biber: Bol miktarda A ve C vitamini içerir.
Çilek: Bol miktarda A, B1, B2, C ve K vitamini, protein, şeker, meyve asidi, demir, fosfor, sodyum, kalsiyum ve potasyum içerir.
Şeftali: Bol miktarda A ve C vitaminlerini içerir.
Kayısı: İçindeki beta karoten adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önler. Bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki beta karoten oranı da o kadar yüksek olur.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

DİYABET ve NÖROPATİ

DİYABET ve NÖROPATİ
DİYABET ve AYAKLARINIZ
DİYABET ve CİNSEL İŞLEV BOZUKLUĞU
KARPAL TÜNEL SENDROMU
DİYABET ve SİNDİRİM SİSTEMİ BOZUKLUKLARI

Diyabet ve Nöropati
Diyabetik nöropati, diyabetin en sık rastlanan komplikasyonlarından biridir. Yaşınız ve diyabet süreniz arttıkça nöropati riskiniz de artar.
Periferik sinir sisteminin temel birimi sinir hücreleridir.Bu sinir hücrelerinin görevi organlara elektrik uyarımlarını (sinyalleri) aktarmaktır. Kan şekeri yüksek seyrettiğinde sinir hücreleri şişer. Şişen sinir hücreleri zamanla vücuttaki organlara sinyalleri taşıma görevini yerine getiremez.

Nöropati 2 değişik şekilde görülebilir. İlki şeker hastalığının ilk tanı konduğu, kan şekerinin düzensiz olduğu dönemde vücutta dolaşan ağrı, uyuşma, yanma hissi ortaya çıkabilir. Fakat bu belirtiler kan şekerleri tedavi ile düzene girdiğinde genelde geçer. Diğerinde ise sessiz başlayan ve giderek artan ağrı, batma, yanma, iğnelenme vardır, kan şekeri kontrol altına alınsa bile şikayetler giderilemez.
Motor sinirlerdeki harabiyet sonucu kol ve bacaklarda güçsüzlük ortaya çıkar. Yürüme ve koşmada ağırlaşma, kas krampları ve hareketlerde yavaşlama görülür. Duyu sinirlerindeki harabiyet sonucu iğne batması, uyuşukluk, acıma-yanma, ağrı gibi sorunlar gelişebilir ve bu sorunlar geceleri daha da ağır seyreder. Ayrıca eller ve ayaklar tamamen çıplak olduğu halde, çorap veya eldiven giyilmiş gibi hissedilebilir. Carpal Tunnel sendromu oldukça sık görülür.Kabızlık, ishal, cinsel işlev bozuklukları, ciltte incelme de olabilir.


Diyabet ve ayaklarınız
Diyabette ayak yaraları çok ciddi bir sorundur. Diyabetliler ayak yaraları sonucu ayak parmaklarını veya ayaklarını kaybedebilirler.Ayak yaralarının en önemli nedeni diyabetik nöropatidir. Diyabetik nöropati sonucu ayaklarda his kusurları başlar. Önceleri ayaklarda yanma, batma, üşüme, karıncalanma, ağrı olur ve bu yakınmalar zamanla yerini his kaybına bırakır. His kaybı gelişen bir ayak ağrıyı ve sıcağı hissetmediği için kolayca yaralanabilir ve bu yaralar kısa sürede mikrop kaparak ciddi ayak sorunlarına neden olur. Ayak ve bacaklardaki kaslarda zayıflama olur, eklemler sertleşir. Ayakların uzun kemiklerinin parmaklarla birleşen uçları belirginleşir. Oluşan bu şekil bozuklukları nasır oluşumunu arttırır. Nasır sert bir dokudur ve altındaki sağlam ayak dokusuna bası yaparak yaralar oluşturur. Nasırın altında oluşan yaralar farkedilemediği için iltihaplanması çok kolay olur.


Diyabet ve cinsel işlev bozukluğu
Cinsel işlev bozukluğu şeker hastalarında her iki cinste de görülebilmektedir. Kadınlarda orgazm bozukluğu, vajende kuruluk, erkeklerde ise penisin sertleşme kusuru (impotans) görülür. Erkek şeker hastalarının yaklaşık yarısında bu sorun vardır. Doğru tanı konduktan sonra tedaviye başlanmalıdır. Çünkü sertleşme sorununun %20’si psikolojik kökenlidir ve kişinin bu yönde tedavi edilmesi gerekir. Eğer sorun psikolojik kökenli değilse uygun tedavi yöntemi ile tedavi edilebilir.


Karpal tünel sendromu
Karpal tünel sendromu sinir sıkışmaları içinde en sık görülenidir. Sendromun ana nedeni , normalde oldukça dar olan el bileği kanalının içindeki dokuların şişmesi veya kirişlerin iltihaplanması sonucu daha da daralması ve içinden geçen sinirlerin sıkışmasıdır. Bu hastalıkta en önemli yakınma nedeni elin ilk üç parmağında uyuşukluk, yanma, karıncalanma hissidir. Yakınmalar zaman zaman sadece el ile sınırlı kalmaz, yukarıya doğru hatta dirseğe kadar yayılabilir. Değişik tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Atel kullanımı en kolay ve ucuz yöntemdir. Özellikle gece yatarken elin atellenmesi, hareketlerin kısıtlanması ile yakınmalara iyi gelir. Fakat bu yöntem daha çok yakınmaları yeni başlayan kişiler için yarar sağlar. Yakınmalar kısa süre önce başlamış hastalar için diğer bir tedavi yöntemi lokal kortizon yöntemidir. Karpal tüneli çepeçevre saran dokuyu cerrahi işlem ile serbestleştirmek kesin çözümdür. Atel kullanımına ve lokal enjeksiyona yanıt alınamadığı durumlarda, ileri sinir harabiyeti gözlendiğinde ve elde kas erimesi olduğunda cerrahi girişim en uygun tedavidir.


Diyabet ve sindirim sistemi bozuklukları
Diyabet insan vücudundaki tüm organları olduğu gibi sindirim sistemini de etkileyebilir. Sindirim sistemindeki sorunları sebebi tabii ki diyabete bağlı nöropatidir. En sık görülen sindirim sistemi bozuklukları: Diyare, kabızlık, dışkı kaçırma, reflü özofajittir. Diyabetli bireylerde kabızlık sıklığı diğer insanlara göre daha fazladır. Tedavisinde en önemli unsur lifli gıdaların tüketilmesi, hareketli bir yaşam tarzı seçilmesidir. Diyabetlilerde görülen ishaller ise uzun sürelidir. Bu tür uzun süreli ishallerde mutlaka doktora gidilmelidir.
Diğer diyabet komplikasyonlarında olduğu gibi diyabetik nöropatinin de ortaya çıkmasındaki en önemli etmen kan şekeri kontrolünün kötü olmasıdır. Bu nedenle kan şekerinin kontrol altına alınması (normal sınırlarda seyretmesi) komplikasyonlardan korunmak için gereklidir.
HbA1c’nin %7’nin altında tutulması ve düzenli olarak (3 ayda bir) kontrol edilmesi, fazla kilolar varsa bu kilolardan kurtulmak, yılda bir kez kan yağlarının kontrol edilmesi ve hareketli bir yaşam tarzı seçilmesi de nöropatiden korunmada genel ilkelerdendir.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

GEBELİK SORUNLARI

Gebelik, bir kadın için hayatının en güzel ve en özel dönemidir. 9 aylık gebelik süresi sonunda, bebeğini kucağına alan kadının mutluluğu görülmeye değer. Ama, her kadın gebelik süresi keyifli geçiremeyebilir. Gebelikte yaşanabiı sıkıntılardan bahsetmek istiyoruz, bu yazımızda.
Gebelikte bir çok sorunla karşı karşıya kalınabilir. Bunlardan bazıları ;

DIŞ GEBELİK : Döllenen yumurtanın rahim dışında bir yere yerleşmesi sonucu meydana gelen bir durumdur. Her yüz gebeden birinde görülebilir. Çok önemli olna bu durum müdehale edilmez ise ölümle bile sonuçlanabilir. Cerrahi müdehale gerektiren bir durumdur.
DÜŞÜK TEHLİKESİ (ABORTUS) : Oluşan gebeliklerin hepsi doğum ile sonuçlanmaz. Doğum ile sonuçlanan gbelik oranı yaklaşık olarak % 25tir. Bir çok nedene bağlı olarak gebeliğin ilk dönemlerinde düşük olabilir. En önmeli belirtisi az miktarda leke tarzında kanama, karın ve kasıklarda ağrıdır. Bu durumda hemen bir hekime baş vurarak gerekli muayene ve tetkikler yaptırılmalıdır. Ve hekimin gerek görmesi halinde gebelik sonlandırılmalıdır.
GEBELİKTE HİPER TANSİYON: Gebelikten önce hiper tansiyon problemi olmayan bazı gebe kadınlar, özellikle gebeliğin son üç ayında yüksek tansiyon problemi yaşayabilirler. Bu durum dikkatle takip edilmeli ve kan basıncı kontrol atına alınmalıdır.
DÜŞÜK TANSİYON VE BAYILMA : Gebelikte kan basıncı normal olarak düşük seyreder. Bu sebeplerle gebe de baş dönmesi ve halsizlik hatta bayılmalar meydana gelebilir.
AŞIRI BULANTI (EMEZİS) VE KUSMA : Gebeliğin özellikle ilk 4 ayında bir çok kadın aynı sorunla karşılaşır. Nadir de olsa gebeliğin tamamı boyunca bu şikayetleri devam eden kadınlar da vardır tabiki. Gebeliğin ilk haftalarından itibaren düzenli bir hekim kontrolüne girmek ve hekimizin tavsiyesi ile bu tür şikayetleri azaltıcı ilaçlar kullanmak biraz olsun rahatlamanızı sağlayacaktır.
SIK İDRARA ÇIKMA: Gebeliğin ilk 3 ayında ve son 3 ayında çok sık idara çıkme gereksinimi duyulur. Bunun bunun nedenivücuttaki su hacminin artması ve vücutta bulunan toksinlerin daha hızlı atılması için böbreklerin fazla çalışmasıdır.Büyüyen Uterus’un mesaneyi geriye doğru itmesi, idarar yolu enfeksiyonları nedeniyle mesane duvarının hassas bir hale gelmesi de diğer sebepler olarak sıralanabilir. Ama 4. aydan itibaren uterus karının yukarı kısmına doğru çıktığından mesane üzerindeki baskı azalır ve sık idrara çıkma hissi azalır.
İDARA YOLU ENFEKSİYONLARI : Kısaca mesanenin iltihaplanması ve daha ileri boyutlarda diğer üriner sistemlerin iltihaplanması anlamına gelir. Gebelikte idrar yolu enfeksiyonu meydana gelmesinin en önemli sonucu erken doğuma sebep olabilmesidir. Eğer sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve ağrı gibi şikayetleriniz varsa hekiminize giderek gereken tedaviyi en kısa zamanda almanız gerekir.
KAN UYUŞMAZLIĞI : Gebelikte kan uyuşamazlığı annenin kan grubunun Rh(-) negatif, babanın kan grubununRh (+) olması durumunda meydana gelir. Doğan bebeğin kan grubu Rh (+) olması gebelik veya doğum sırasında bebek kanının anne kanına karışması ve bu durumda yabancı bir kan grubu ile karşılaşan annenin bağışıklık sisteminin devreye girip yabancı kana karşı antikor üretmesi gerekir. Daha önceden yanlış kan nakli veya düşük gibi durumlarla vücut tarafından antikor oluşmadığı takdirde genellikle ilk gebeliklerde bebekte problem olmaz. Çünkü uyarılma olup antikor oluşuncaya kadar gebelik sonlanır. Çoğunlukla da uyarılma doğumda bebekten anneye kan geçişi ile olur. Doğumdan sonra bu uyarılma önlenemezse daha sonraki gebeliklerde vücut bu yabancı kanı görünce hatırlar ve hemen savunma silahını devreye sokarak bebek kan hücrelerini tahrip etmeye başlar.
GEBELİKTE DİYABET : En belirgin özellikleri idrar tahlilinde ketona rastlanması, çok su içme,sık idrara çıkma , bulantı, bulanık görmedir. Gebeliğin belirli haftalarında yapılan şeker yükleme testi (Oral Glukoz Tölerans Testi) ile bu durum belirlenebilir.
UNUTKANLIK : Hormonal dengelerin değişmesiyle bazı gebe kadınlarda görülen bu sorun bebeğin doğumundan sonra hormon düzeyinin tekrar normale dönmesi ile düzelir.
İDRAR KAÇIRMA : Gebelik nedeniyle böbreklerden süzülen kan miktarının fazla olması sık idrar hissi uyandırır. Rahimin büyümesiyle birlikte mesanede bir baskı oluşur ve geriye doğru gider. Yrıca sfinkterde görevini iyi yapamaz duruma gelebilir. Bu sebeple gebelikte sık karşılaşılan bir durum olarak idrar kaçırma sorunu yaşanabilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,