Selülit hakkında bilmeniz gerekenler

Erkeklerde neden selülit olmaz, selülit hastalık mıdır, zayıf kadınlarda da selülit olur mu?

Internette sağlık alanında yayın yapan ve uzmanların görüşlerine yer verilen WorldMedLine, internet sitesinde, selülitle (hidrolipodistrofi) ilgili tüm sorularınızı cevaplıyor.

SELÜLİTTEN NASIL KORUNULUR?

-Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın.
-Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın.
-Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum ****bolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.
-Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.
-Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun.
-erinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunaya gidin.

SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?

Evet, selülit bir hastalık olup tıptaki adı Hidrolipodistrofidir.

SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?

Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.

SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?

Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.

SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?

Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı direnç gösterir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.

SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?

Selülit üç elemandan oluşur: 1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku. 2-Su molekülleri ve tuz molekülleri. 3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri. Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.

SELÜLİT AĞRILI MIDIR?

Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülitin sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılı olarak değişir.

ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?

Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.

SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?

Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar.

Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?

Kabızlık, hipotiroid, doğum kontrol hapı kullanımı, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.

KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?

Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.

SELÜLİTTE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?

Rejimin, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olması gerekir. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinler ödemi önler ve iştah artırır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalıp, alkolden uzak durulması gerekir. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?

Termografi: Vücutta kan dolaşımının normal olduğu bölgelerde vücut ısısı da normal olur. Dolaşım bozukluğu olan yerlerde kanlanma azalacağı için, bu bölgeler vücudun normal ısısından daha soğuk olur. Selülitin oluşma nedenlerinden biri dolaşım bozukluğu olup termografi ile dolaşım bozukluğunun ve selülitin yeri de teşhis edilir.

Ekografi: Bir çeşit ultrason cihazı olup uygulandığı yerin, ayrıntılı olarak görünümünü sağlar. Selülite uygulanma amacı deri kalınlığının ve yağ tabakasının kalınlığının ölçümüdür.

Manyetik rezonans: Vücudun 3 boyutlu incelenmesi imkanını sunar. Bu sayede cilt kalınlığı, yağ tabakası ve oluşabilecek ikincil, üçüncül (tümör, yapısal bozukluklar) nedenlerin varlığının ya da yokluğunun tespitini sağlar.

SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?

Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

LİPOLİZ NEDİR?

Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayı olarak tanımlanır.

KİŞİ SELÜLİTLİ Mİ DOĞAR?

Hayır, kişi selülitli doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit olur. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülitte kalıtım önemli rol oynar. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.

HAMİLELİK SELÜLİTE UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?

Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülitin belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğe neden olur. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.

MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?

Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim olur. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşer ve kilo alırlar.

SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?

Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite karşı en etkili spor tempolu yürüş ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.

SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?

Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç olmaz. Yöntem her zaman aynı olup esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.

ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?

Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.

SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?

Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.

ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?

Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selüliti de olur. Ama selülitin cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluk olduğunu bilmek gerekir. Bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür.

SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ?

Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, ****bolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir.

GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ?

Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar değişir. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülitten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele alınmalıdır.

Etiketler: , , ,

Yüz naklinden sonra ne kendine benzersin ne diğerine”

Yüz naklinden sonra ne kendine benzersin ne diğerine

Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikrocerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir”

Son günlerde TV’de, sokakta sürekli botokslu kaşlara, düzeltilmiş burunlara, dolgun dudaklara, memelere maruz kalıyoruz. Kimi güzel, hakikaten doğal görünüyor. Kimi ise “Bak bana, bende estetik var” diye bangır bangır bağırıyor. Ama gerçek şu ki estetik operasyon büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Şimdi bir de yüz nakli operasyonu var gündemde. Aynaya bakıp başka birinin yüzünü görmek… Yakında insanlar estetik cerrahların kliniğinden başka birinin yüzüyle mi çıkacaklar?
Hastaları arasında İspanya kraliyet ailesi üyelerinden İsveç Kraliçesi’ne kadar birçok önemli isim olan plastik cerrah Serdar Eren “Hayal bunlar” diyor. Almanya’da çalışan, ayda bir gün Türkiye’deki hastalarıyla sadece görüşme yapmak için İstanbul’a gelen Eren’le yüz naklini konuştuk: “Ben bir doktor olarak kimseyi böyle değiştirmek istemem. Hastanın değişmek istemesinin anlamı ‘Ben başka insan olmak istiyorum’ demektir -ki bunun dış görünümle bir ilgisi yok. Bizim işimiz normal olmayan görünümü normale çevirirken, yüzün ve vücudun ahengini bozmamaktır.”

Birçok kişinin estetik cerrahlara ellerinde ünlü birinin fotoğrafı ile başvurdukları, o ünlü kişinin burnunu ya da dudaklarını istedikleri doğru mu gerçekten?
Evet, böyle çok kişi var. Ünlü insanların resimleriyle gelirler. David Beckham saç modelini değiştirdiğinde, bunun için ameliyata bile gerek yok, birçok kişi kuaföre gidip o saç modelinin aynısını yaptırıyor. Böyle bir şey…

Ama o burun her yüzde güzel durmaz ki…
Zaten önemli olan o. Nicole Kidman’ın burnunu çok istiyorlar Avrupa’da. Benim Türklerle tecrübelerim az. Bir-iki sene… Ama sonuçta görüyorum ki her ülkede bu mantalite aynı. “Onun burnunu istiyorum” diyorlar. Bana desin ki, onun yüzünü istiyorum komple. Derim ki “Okey”. Ameliyat yapamayız ama konuşuruz.

“Yabancı yüz değil, deri nakli”
Siz “Ameliyat yapamayız” dediniz ama son günlerde ABD’de yüz nakli gündemde.
Çalışmalar yapılıyor. Herhalde ameliyat da yapılır. Yüz nakli teknik olarak hiç de o kadar problemli bir iş değil. Mikro cerrahi tekniği ile tecrübesi olan her ekip tarafından yapılabilir. Ki ben seneler evvel başlamıştım. Almanya’da bir ayak baş parmağını el başparmağına transfer ettim, 25 sene evvel. Biz bu doku naklini hep yapıyoruz ama insanın kendi organını kendisine naklediyoruz. Teknik aynı. Şimdi yapılacak iş deri nakli, yüz nakli değil. Yabancı bir yüz değil, yabancı bir deri…

Madem bu bir deri nakli, neden hastanın vücudundan deri alıp yüze nakletmiyorlar da bir kadavranın yüz derisini naklediyorlar?
Diğer deri ince olduğu için. Burada yapılacak işlem şöyle. Hastanın yüzündeki deri yüzülecek tamamen ve başka bir insandan, derinin altındaki tabakayı da koruyarak kalın bir deri ve deri alt dokusu alınacak. Besleyen damarlarla birlikte…

Ama nakil yapılan hastanın bir şekilde burnu, gözü var… O zaman nakledilen yüzün aynısı olmayacak, yine kendi yüzü mü olacak?
Ne o olacak ne de öteki. Kemik yapınız değişmediği için sizin yüzünüzün kemik yapısı olacak. Onun yüzüne sahip olamazsınız. Ama kendi yüzünüzü de koruyamazsınız çünkü kalın bir doku nakledilecek yüzünüze. Daha önemlisi bağışıklık sistemi problemleri. O yüzün tutmadığını düşünün. Her şeye, bulunduğunuz ilk noktanın bile gerisinden başlamanız gerek. Yüz nakli denince filmler akla geliyor. Nicolas Cage ile John Travolta’nın filmi “Yüz Yüze”… Bunlar hayaldir.

Yüz kötü durumdaysa, bu riske değebilir.
Bu işi yaptıracak insanın, ben nasılsa böyle yaşayamıyorum demesi lazım. Bunun için ideal hasta ölmek isteyen bir hastadır. Ama çok çok enteresandır, ben yanık konusunda tecrübeliyim, çok nadirdir yanıklardan dolayı intihar etmiş hasta. Dersiniz ki böyle nasıl yaşanır. Ama enteresandır, mücadele ederler.

“En iyi popo Brezilya’da yapılır”
“Extreme Makeover” programını izliyor musunuz? Orada çok değiştiriyorlar insanları. Diş, burun, göz, göğüs…
Zaten en büyük değişikliği burnu değiştirerek yaparsınız. İstedikten sonra her insanı değiştirebilirsiniz. O program biraz Amerikanvari. Hiçbir imkanı olmayan bir insanı prenses gibi yapıyorsunuz. Sonra o güzelliğiyle yine köyüne, eski yaşamına dönüyor. Psikolojik, sosyal problemleri başlıyor.

“Extreme Makeover”da burunlar genellikle başarılı oluyor ama dişler yapay duruyor. Dişte Türkiye daha iyi sanki. Burun estetiğinde bir de Macaristan’ın çok iyi olduğu söyleniyor. Var mıdır böyle ülkeye göre özel alanlar…
Böyle bir şey yok. Doktoruna bağlıdır. Ama nerede iyi popo yapılıyor derseniz, Brezilya’da derim. Çünkü orada çok yapılıyor. Onlarda popo yaptırma merakı var. Orada çok yapıldığı için daha iyi yapıyorlardır. Aslında ülkeye değil, doktora bağlı.

“Medya bizi kuaför haline getiriyor”
Şimdi bir de estetik turizmi başladı.
O hiç etik değil. Biz gelen hastayı iyice dinledikten, ince eleyip sık dokuduktan sonra, onunla bir takım olduktan sonra ameliyat yapıyoruz. Şimdi bu iş 10 günlük turlarda yapılıyor. Bunlar çok kötü gelişmeler. Hastanın yaptırmaması, doktorun yapmaması lazım. Biz doktoruz ama bazen medya tarafından kuaför haline getiriliyoruz.

Bazı estetikli kadınlar çok komik görünüyorlar. Kadın 60 yaşında ama göğüsleri 20′lerinde, tuhaf oluyor.
Siz önce memeyi çok problemli görürsünüz. Önce memeyi yaptırırsınız. Ama karın da sarkmıştır. Bu defa karın çok kötü görünür. Eğer memeyi yaptırınca paranız biterse ve karnı yaptıramazsanız yine mutsuz olursunuz. Hasta güzel memesi olmasına rağmen yine mutsuzdur, çünkü yarımdır. Ben böyle hastalara bunu anlatırım. Memeniz çok güzel olacak ama paranız gerisine yetmeyecekse yaptırmayın derim. Çünkü memelerin çok güzel olması yetmez, aksine aradaki fark daha göze batar. Güzellik uyumdur. Uyum önemli. Güzellik belli ölçüler değildir ki. Sizin verdiğiniz ışıktır, enerjidir.

Serdar Eren:
“Bir kadın geldi, burnunun eski Mısır’daki kadın figürleri gibi olmasını istiyordu. Kadın alından başlayan bir burun kökü istiyordu. ‘Kemik ekleyin burnuma, uzatın’ dedi. Yapılır, yapılmayacak şey değil ama niye? Agresif bir kadındı da… ‘Yapmak zorundasınız’ dedi. Yapmak zorunda değilim. Ama sonra başka bir doktor yaptı bu ameliyatı. Kadın televizyona çıktı, ben de orada gördüm.”

“Botoks yüzünden Meg Ryan işsiz kaldı”

Bir de botoks şaşkınları var. Kaşları kalkmış, her şeye hayret ederek bakıyorlar…
İnsanın duygularını ifade etmesi, yaşayan bir yüz olması lazım. Bunun için botoksu yapan insanın estetik vizyonu olması, bu bilim dalı içinde tecrübesi, aynı zamanda cerrahi tecrübesi olmalı. Birtakım negatif kırıklıkları kaldırır, bazılarını korursunuz. Mesela Meg Ryan çok beğendiğim bir oyuncu, çok güzel bir kadındı. Botokstan sonra rol teklifi bile alamadı. Çünkü kadının beğendiğimiz o kaşları, o alnının kırışması ortadan kalktı.

(Teybi kapatıp benim botoks yaptırmam gerekir mi, ne zaman yaptırmalıyım diye konuşuyoruz.) Hep böyle mi oluyor? Yeni tanıştığınız insanlar, arkadaşlarınız falan size hep bu tür şeyler mi soruyorlar?
Evet, genellikle. Dünyanın her yerinde böyle. Kim olduğumu öğrendikleri zaman herkes merak ettiği şeyleri soruyor. Estetik yaptırmayı düşünen de, düşünmeyen de, herkes bir şeyler soruyor, bilgi alıyor. Alıştım.

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Saglam Bina Nasil Secilir

Sağlam Bina Seçmenin Püf Noktaları

İlk bakışta görünmeyen ama uzun vadede alıcının rahatına, sağlığına ve hatta hayatına mal olabilecek detaylar genel görüntüden çok daha fazla önem taşıyor. Bir binanın doğru yalıtımla donatılmış olması, dayanıklılığı ve güvenilirliğini belirleyen etkenlerin başında geliyor. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘binalarda ısı yalıtımı yönetmeliği’ne göre Türkiye’de inşa edilen binalarda ısı yalıtımı konusunda uyulması zorunlu standartlar bulunuyor. Ancak bu standartların uygulanırlığı konusunda yeterli denetim mevcut değil.

Isı yalıtımı dışında konutun sağlıklı ve sağlam olması için zorunlu başka şartlar da bulunuyor. Bir evde hem gizli hem de gözle görünür hatalar olabilir. Gizli hatalar duvarların, tavan ve zeminin ardında kalacağı için profesyonel bir göz gerektirir. Ancak çıplak gözle görülebilecek hataları tespit etmek için sorulması gereken sorular ve takip edilecek ipuçları şöyle sıralanabilir:

Yapı: Gözle görünür çatlaklar var mı? Binanın orijinal halinden ayırt edilebilen değişiklikler yapılmış mı?

Çatı: Yeni mi, eski mi yoksa yaşını tahmin etmek zor mu? Genel durumu nasıl? Çatının sızıntı yapması bakteri ve küf oluşumuna sebep olur. Çatıda ısı ve su yalıtımı yapılmış mı? Yağmur suyu tahliye boruları sağlıklı mı?

Sızıntı işaretleri: Tüm tavanların ve pencere kenarlarının gözden geçirilmesi gerekir. Tavanda ve duvarlarda su izleri, rutubet kokusu ipucu verir. Aynı binada yaşan kişilerin duvarlarında terleme veya küflenme var mı? Binanın dışa bakan duvarlarında ısı yalıtımı var mı?

Bodrum: Nem var mı? Yeterli yalıtım yapılmış mı? Binanın bodrumunda perde duvar, kiriş ya da kolonlarda nemden kaynaklanan siyah lekeler ya da pamukçuklar su yalıtım problemini gösterir. Su yalıtımı iyi yapılmış binaların bakım masrafları da az olur. Betonun ve demirlerin taşıma özelliğini korumasına yardımcı olduğundan depreme karşı önlem sağlar.

Enerji Tüketimi: Isı yalıtımı, binalarda kışın ısınmak yazın ise serinlemek için tüketeceğiniz enerjiden tasarruf edilmesini sağlar. Yeni bir konut söz konusuyken yalıtım yapılıp yapılmadığı satıcıya danışılabilir. Bina eskiyse en iyi gösterge binaya ya da daireye ait bir yakıt faturasıdır. Faturanın yüksekliği yalıtım yapılmadığını gösterir.

Elektrik tesisatı: Görünürde çalışmayan ya da sorunlu elektrik aksamı bulunuyor mu?

Su tesisatı: Olağan dışı sesler duyuluyor mu? Görünürde damlayan musluk ya da sızdıran bir boru var mı?

Dış cephe: Evin kısa süre içinde tamirat ya da boyaya ihtiyacı olacak gibi görünüyor mu?

Pencereler: Pencerelerde kullanılan cam tek cam mı çift cam mı? Pencerelerde tek cam yerine çift cam kullanılması ısı kayıplarını yarı yarıya azaltır. Çift cam ünitesinde yalıtımı sağlayan, iki cam plaka arasındaki hava boşluğudur. Geniş ara boşluklu (12 veya 16 mm) çift cam ünitelerinin kullanımı ve iki cam arasındaki boşluğa hava yerine argon gazının doldurulması, çift cam ünitesinin ısı yalıtım özelliğini iyileştirir. Camlarda ısı veya güneş kontrol kaplamaları bulunuyor mu? Çıtalarda yetkili üreticinin markası var mı? Pencerelerde hava ve su sızıntısı var mı? Conta ve menteşeler sağlam mı?

Isıtma ve Soğutma Tesisatı: Radyatörlerin üzeri kapalı mı? Bina dışından veya ısıtılmayan tesisat boşluklarından geçen ısıtma tesisatı boruları yalıtımlı mı? Tesisat yalıtımı enerji kayıp veya kazançları dışında, hattı oluşturan boruların yoğuşma (terleme) sebebiyle korozyona uğramasını ve ileride daha büyük bir soruna yol açmasını önler.

Yangın Güvenliği: Binada kullanılan malzemeler yanıcı mı? Yangın merdiveni var mı? Yangın merdiveni yanında pencere var mı? Bina genelinde ‘Yangından Korunma Yönetmeliği’ne uyulmuş mu?

Gürültü Seviyesi: Pencereler kapalıyken çevre gürültüsü içeri giriyor mu? Alt, üst ve yan dairelerden konuşma ve ayak sesleri duyuluyor mu? Makine dairesinden gürültü geliyor mu? Binanın ses yalıtımı var mı?

Çevre/arazi: Kanalizasyonun durumu nasıl, binadan yeterince uzak mı?

Deprem tehlikesi: Ev almaya karar vermeden önce yapının projesinin olup olmadığını, zemin etüdünün yapılıp yapılmadığını, deprem yönetmeliğinin dikkate alınıp alınmadığını araştırmak gerekir. Projeleri kimin hazırladığı ve projelerin denetlenip denetlenmediği, binanın kullanım izni ve ruhsatının bulunup bulunmadığı, yapıda nasıl bir beton kullanıldığını, malzemenin standartlara uygun olup olmadığını, yapının projeye uygun inşa edilip edilmediğini ve temellerde su yalıtımı yapılıp yapılmadığını mutlaka kontrol ettirmek gerekir.

Etiketler: , , , , , , , ,

Bitkisel Saç ürünleri

Doğada rahatlıkla bulacağınız bitkiler sadece cilt bakımında kullanılmıyor. Kozalaktan havuca, papatyadan kırmızı bibere kadar birçok bitkisel ürün saçlarınızın sağlıklı olmasını sağlıyor.

Saçlarınız matlaştı, keper sorununuz var ve kaşınıyor mu? İşte bitkilerle doğal çözümler…

1. Şerbetçiotu kozalağı, devetabanı karışımı: Kepekleri temizler, kan dolaşımını hızlandırır, saç dökülmesini durdurur.
2 kaşık devetabanı yaprakları, 2 kaşık meşe kabuğu, 2 kaşık şerbetçi otu kozalağı, 1 kaşık nane
Bitkilerin üzerine 2 litre kaynar su ekleyin, üzerini kapatıp 2 saat demlendirin. Saçlarınızı bu karışımla yıkayın ve kendi halinde kurumaya bırakın.2. Isırgan otu kökü ve Latin çiçeği meyveleri karışımı: Kan dolaşımını hızlandırır ve kepek oluşumunu önler.
Eşit miktarda ısırgan kökü ve latin çiçeği meyvelerini karıştırın, 0.5 litre alkol ekleyin, 1 ay bekletin. 5 günde bir şişeyi çalkalayarak karıştırın. Haftada 2 defa uygulayın.

3. Isırgan otu: Saç derisi kaşıntısına karşı…
250 ml elma sirkesini kaynama derecesine kadar ısıtın ve içine bir avuç dolusu ince kıyılmış ısırgan otu yaprağı ekleyin. Soğuyana kadar demlendikten sonra süzün. Kafa derisine masaj yaparak durulayın.

4. Devetabanı, papatya ve sarı kantaron:
2 kaşık Devetabanı yaprakları, 1 kaşık Sarı kantaron, 2 kaşık Papatya
Bitkileri karıştın, 1 litre sıcak su ekleyin, demlendirin, soğumaya bırakın. Bir pamuk yardımıyla saç derisine uygulayın. Saçlarınızı yıkamadan kurumaya bırakın, bu karışımı haftada en fazla 2-3 kez kullanabilirsiniz.

ISIRGANDAN MASKE

5. Atkuyruğu ve ısırgan otu kökü karışımı:
1 kaşık Tarla at kuyruğu, 1 kaşık Isırgan kökü
Bitkilerin üzerine 5 kaşık alkol ekleyin, kapatın, karanlık bir yerde 1 hafta muhafaza edin. Sonra süzgeçten geçirin. Saçlarınızı yıkamadan önce pamuk yardımıyla maske olarak uygulayın.Vesile

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Bebek Bezi Alırken…

BEBEKBEZ%C4%B0 Bebek Bezi Alırken... Bebek bezi, anne olacağımızı duyduğumuz en fazla gözümüzün korkutulduğu konudur; ‘Şimdi nasıl bir masraf bekliyor seni, hele o bezler yok mu?’. Bunu duymayan yok gibidir. Aslında sanıldığı kadar ürkütücü boytlarda değildir bu masraf ama,tabii azımsanacak bir harcama da değildir. Bundan kaçış da yoktur. Hal böyle olunca bezler konusunda bilgilenmek de fayda var.

Bezler bebeğinizin ayına ve kilosuna göre farklı ihtiyaçlara cevap verecek şekilde farklı boylarda yapılmıştır.
1 numaralı bez- Yeni doğan:
2 ile 5 kg arası kullanıma
Bu bezler yeni doğan bebeğinizin sindirim sistemi tam olarak gelişmediğinden ve sadece sıvı ile beslendiklerinden çok sulu olan kakalarını da rahatlıkla emecek ve altının kuru kalmasını sağlayaacak şekilde tasarlanmıştır. Henüz çok hassas olan ciltlerini korumak için genellikle kremlidirler.
2 numaralı bez-Mini,Yeni Bebek:
3 ile 6 kg arası kullanıma uygundur.
Bu bezler artık biraz daha hareketli olan bebeğinizin poposunun, hem çişi hem kakayı iyice emerek uzun süre kuru kalmasını sağlamak amacına uygun tasarlanmıştır. Bebeğinizin kilo durumuna göre deneyerek bu boya geçebilirsiniz.
3 numaralı bez- Midi:
4 ile 9 kg arası kullanıma uygundur.
Yavaş yavaş olduğu yerde dönmeye de başlayan bebeğiniz artık daha da hareketlidir. Bu göz önnde bulunurularak sızmalara karşı daha emniyetlidir.
4 numaralı bez-Maxi:
7 ile 18 kg arası kullanıma uygundur.
4 numaralı bez-Maxi Plus:
9 ile 20 kg arası kullanıma uygundur.
Bu numaranın kullanım süresi çok daha uzundur. bebeğinizin aşağı yukarı 4. ya da 5. ayında geçmeye başlayacağınız bu numaralar bezi bıarakacağınız döneme kadar kullanılabilecek boydadır. Artık gece uykuları daha da uzun olan bebeğinizin gece hiç kalkmadan kuru kalmasını sağlayacak şekilde tasarlanmış ve 12 saat kuruluk sağlamak amaçlanmıştır. Bebeğinizin yürümeye başladığı da unutulmamış.
5 numaralı bez- Junior:
12 ile 25 kg arası kullanıma uygundur.
Artık iyiden iyiye hareketlenip ayaklanan bebeklere, aslında artık bebek dememek gerek, çocuklara göre tasarlanmış bu bez son numaradır. Yani artık çocuğunuz tuvalet eğitimi almaya başlamalıdır. Bu konuyla ilgili yazılara daha sonra yer vereceğim.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Yağmurlu Bir Gündü, Tıpkı Bugün Gibi

Bugün yağmurla alakalı birsürü şarkı sözü geldi aklıma. Ne kadar da çok varmış yağmurla ilgili şarkılar…Ama ben birinciliği süperim starım Ajda Pekkan’a verdim ve başladım onun şarkısını söylemeye…
Yağmurlu bir gündü,tıpkı bugün gibi.
Kaybetmiştim seni taştı gözyaşım, karıştı yağmura.
Bensizdin yıllarca sen neyi aradın,
Sevgiyi buldun mu yabancı kollarda mutlu oldun mu…
Sonra da birden Bertuğ Cemil’in şarkısı takıldı dilime…
Yağmur, yağmur, yağmur, yağmur
Geri verecek buharlaşan sevgimizi
Yağmur, yağmur, yağmur, yağmur
Sessizce silecek kibirimizi…. diye bütün gün yağmur şarkıları söylicem galiba. Havanın açmaya hiç niyeti yok. Havayla beraber bende kararıyorum, sıkılıyorum, bunalıyorum. Bu aralar ne oluyor bilmiyorum ama canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Üstümde bir ağırlık varmış gibi hissediyorum. Hani hepimize olur ya zaman zaman hayattan zevk almama, alamama… Sanırım bende bu aralar o psikoloji içerisindeyim. Herneyse çok çene yaptım galiba…Kusura bakmayın ama günün kombinleri de havanın karanlığına ve benim karamsarlığıma göre seçildi…ya%C4%9Fmur Yağmurlu Bir Gündü, Tıpkı Bugün Gibi

ya%C4%9F%C4%9Fmur Yağmurlu Bir Gündü, Tıpkı Bugün Gibi

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , ,

Ay güzelliği takvimi

imperiaflex 0 0 0 Ay güzelliği takvimi
Güzel, fit, sağlıklı olmanın yolu nedir diye sorsak kişisel bakıma önem vermek, beslenmeye dikkat etmek gibi bilinen şeyleri söyleyeceksiniz ama Doğulu bilgelerin de dediği gibi her şeyin bir zamanı var! Ay, bütün bu yapmanız gerekenlerin doğru zamanını size söylüyor!

Med-cezire neden olan, aşıkların ışığında romantik anlar geçirmeyi hayal ettiği ay enteresan bir şekilde kadınların üzerinde de gizemli bir çekim gücüne sahip. Aklınıza filmlerdeki, insanları kurt adama çeviren dolunay geceleri gelmesin sakın! Ay, -erkekleri bilemeyiz ama-kadınları güzelleştiriyor. Antik çağlarda bile, kadınlar, yüz bakımından saçlarını yıkayacakları zamana kadar güzellikle ilgili pek çok kararlarını ayın hareketine göre ayarlıyorlarmış. İlginç değil mi? Tamam çiftçilerin ayın belli durumlarında ekim yapmaları ve belli durumlarında ürün almalarını anladık ama kadın ve ay ilişkisi insana inanılır gibi gelmiyor. Bugünün rasyonal dünyasında ayın bunca etkisini unuttuk gitti. Ama hiç kendinize sordunuz mu, neden tüylerden kurtulmak bazen acısız oluyor da bazen dayanılmaz oluyor? Neden en iyi kuaföre gittiğiniz halde bir türlü yeni saç kesiminize alışamıyorsunuz? Belki de bu yazıyı okuduktan sonra küçük ama önemli sırları keşfetmiş olacaksınız.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,