1 Milyon Canlı Para’da ikizler 150 bin lira kazandı

Show Tv’nin başarılı yarışması Canlı Para‘da nefesler tutulmaya başlandı. Yarışmanın dördüncü gününde ilk ödül verildi ve ikiz kardeşler 8. soruya ulaşarak 150 bin lira kazandı. 1 milyon canlı para ‘da ikinci para ödülü de aynı bölümde 75 bin lira ile başka bir çifte verildi. Haftaiçi her gün Show Tv‘de yayınlanan Canlı Para bazı günler 20:00′de, bazı günler 23:00′te başlıyor. Engin Altan Düzyatan’ın sunumuyla Bir milyon canlı para‘da siz de yarışmacı olabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken başvuru formunu doldurmak. İlla İstanbul’da olmanız da gerekmiyor. Birazcık kültür yeterli!

1 milyon canlı para başvuru formu arıyorsanız http://www.1milyoncanlipara.com sitesini öneriyoruz. Buradaki formdaki tüm bilgileri eksiksiz doldurup gönderin ancak birden fazla gönderirseniz sistem başvurunuzu otomatikman reddedecektir, ona dikkat edin. Canlı Para’yı izlemeye devam edin ve 1 dakika içinde 1 milyon lira kazanma şansını elde edin!

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Binalarda vinil siding

dis0030 Binalarda vinil sidingYıllarca sıcak, kuru ve güzel bir yuva için. Kompen Vinyl Siding enerji tasarrufu sağlayan ve az bakım isteyen bir yalıtım malzemesidir. Yapılara bakım yaparken yüzeylerde kullanılan geleneksel sıva işlemlerinden kurtarır. Son derece dayanıklıdır ve estetik bir görünüme sahiptir. Kompen Vinyl Siding, diğer yalıtımsız yüzeylerle karşılaştırıldığında enerji tasarrufunu %40’lara çıkarır. Kompen Vinyl Siding, yapının özelliğine bakılmadan polistiren köpükle veya mineral yün ile uygulanabilir. Sıcak ve kuru yüzeyler için garanti verir. Kompen Vinyl Siding panelleri yapı yüzeylerinde havalandırmayı sağlar.

Kompen Vinyl Siding’in avantajları
# Vinyl Siding altı iç detaylarda kullanılan, buhar dengeleyici sayesinde duvarınızda nem oluşmaz.
# Rüzgara, şiddetli fırtınalara, darbelere dayanıklıdır.
# Vinyl Siding profilleri üzerinde bulunan tahliye delikleri ve köşe birleşim boşlukları sayesinde duvarınız nefes alır.
# Boya ve bakım gerektirmez.
# Uygulama sırasında çevreye hiçbir atık verilmez ve çevre kirliliği oluşturmaz.
# Uzun ömürlüdür. Kesinlikle renk değiştirmez.
# Saçak altı profilleri sayesinde doğal havalandırma sağlayarak, evinizin havasını sürekli yeniler.
# Yangına dayanıklılığı ‘B1’ sınıfı ile belgelenmiş bir üründür.
# Formülündeki inorganik ve halojen (Cl) yapı sayesinde kendi kendini söndürme özeliğine sahiptir.
# Değişik renk ve doku seçeneklerine sahiptir.
# Gürültüyü ve ısı kaybını önler.
# Estetik yapısı sayesinde binanıza değer kazandırır.
# Her türlü detayı çözen uygun profillere sahiptir.
# Her türlü bina ve duvara (çok katlı veya tek katlı) uygulanabilir.
# Kolay taşınır, hafiftir uygulama sırasında fazla ekipman gerektirmez.

Kompen Vinyl Siding profillerinin özellikleri
Hafif Yapı: Saçak altı profilleri hafifliği sayesinde değişik çatı sistemlerinde uygulanabilir.

Dayanıklılık: Uzun ömürlüdür. Zehirli ve yanıcı değildir, değişen hava koşullarına karşı dirençlidir. Biyolojik, kimyasal, darbe ve mekanik etkilere karşı dayanıklıdır. Isı değişimlerinde aşınmaz ve kırılmaz.

Hızlı ve kolay montaj: Hızlı ve güç uygulamadan monte edilir.

Kolay Bakım: Kir ve lekeler sadece sabunlu su ile temizlenebilir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

DERİ GENÇLEŞTİRİCİ TEDAVİLER

DERİ GENÇLEŞTİRİCİ TEDAVİLER
(Skin rejuvenation)

Düzgün ve pürüzsüz bir cilde sahip olmak fiziksel çekiciliğin ön şartıdır. Fakat, yaşlanmayla birlikte bu sağlıklı görünümün korunması güçleşir.

Yüz derisi dış etkenlere, en önemlisi güneş ışınlarının yaşlandırıcı etkisine en çok maruz kalan bölgedir. Ayrıca, sivilceler, çeşitli allerjiler veya yaralanmalar sonucunda da yüz derisinde değişiklikler meydana gelebilir.

Yüzdeki minimal bozukluklarla başedebilmek için çok çeşitli cerrahi-dışı yöntemler vardır. Kaba ve kuru yüz derisi için glikolik asit (meyve asitleri) içeren maddeler kullanılabilir. İnce kırışıklıkların azaltılması ve güneş lekelerinin giderilmesi amacıyla A-vitamini içeren kremler kullanılabilir. Bu tedaviler tek başına veya yüz germe, dermabrazyon veya kimyasal soyma gibi işlemlerle birlikte uygulanabilir.

Dışarıdan uygulanan kremler sizin daha iyi hissetmenizi ve daha pürüzsüz bir deriye sahip olmanızı sağlayabilir. Fakat bu kremlerin akne skarlarını (sivilcelere bağlı gelişen izler), yaşlanmaya bağlı kırışıklıkları gidermesi veya yaşlanmayı önlemesi beklenmemelidir.

Glikolik asit veya Retin-A (a vitamini içeren preparatlar) uygulamaları için anesteziye gereksinim yoktur.

Retin-A bileşikleri, daha çok ince kırışıklıkları veya güneş ışınlarına bağlı lekeleri olanlarda veya güneş ışınlarının yaşlandırıcı etkisini engellemek amacıyla kullanılır. Ayrıca, kimyasal soyma işlemi yapılacak hastalarda kimyasal maddenin deriye nüfuz etmesini kolaylaştırmak amacıyla işlemden önce uygulanabilir. Bu uygulama derinin koruyucu tabakasını incelttiğinden birlikte mutlaka güneşten koruyucu losyonlar kullanılmalıdır.

Deriyi daha pürüzsüz hale getirmek amacıyla glikolik asit (meyve asitleri) tedavileri de uygulanabilir. Glikolik asit tedavilerine gereken hallerde, deri rengini açan kimyasallar da eklenebilir. Tedaviden sonra deride hafif bir kızarıklık, yanma, batma, kaşınma gibi hisler olması normaldir. Deri asidin etkilerine alıştıkça bu problemler de zamanla ortadan kalkar. Glikolik asit tedavileri deriyi güneş ışınlarına daha duyarlı hale getirdiğinden uygulama süresince güneşten koruyucu krem ve losyonlar kullanılmalıdır.

Etiketler: , , , , , ,

Lida ve Dondurma

“Fındık da fındık” diyenler ile “ille de fıstık” yiyenlere bir sözümüz var. Hani kuruyemişten söz edilirken, fındık, fıstık hep bir biri ardına söylenir sanırız bunun manası var.

Bu durumu lida hapı açısından incelediğinizde bu iki kuruyemişin birbiri ardınca anılmalarının sadece ses benzeşmelerinden ibaret olmayıp birbirlerini içerik olarak ne kadar iyi tamamladığını görüyoruz. Çünkü fındık ve fıstık sanki birbirini tamamlayan iki ayrı ama tek olması gereken bir besin gibidir.

Fıstık B, ve B6 vitaminine sahipken, fındıkta yüksek A vitamini var. Fıstıkta yüksek protein ve az yağ mevcutken fındık tam bunun tersi. Fındıkta daha yüksek E vitamini varken, fıstık çinko açısından zengindir. Kalsiyum fındıkta fazlayken, potasyum fıstıkta daha fazla gibi saydıkça gidiyor.

Görüldüğü gibi fındık ve fıstık birbirini çok güzel tamamlayan iki besin. En doğrusu ne yalnız fıstık, ne yalnız fındık; biraz fındık biraz fıstık.

Yaz aylarının en gözde tatlısı dondurma olsa gerek. Gerçekten de dondurma yalnızca tatlı ihtiyacını karşılamıyor, aynı zamanda da İnsanı yazın kavurucu sıcağından bir nebze olsun kurtarıp serinletiyor.

Gerçi artık yaz kış fark etmiyor, dondurma sanayi öyle gelişti ki, marketlerde bile özel raflarında 12 ay satışa sunuluyor. Özellikle zayıflama diyeti uygulayanların dondurma yemesi biraz düşündürücü.

Oysa insan zayıflama diyeti uyguluyor diye de cehennem azabına girmesinin bir anlamı yok. Elbette ki lida kullanıcıları da dondurma yiyebilirler. Ancak, burada yenecek dondurmanın miktarı ve yeme aralığı çok önemlidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mayanın yararları nelerdir. yaş maya nedir.

yuvamaya Mayanın yararları nelerdir. yaş maya nedir.Maya, mantarlar grubunda yer alan tek hücreli canlılardır. Çıplak gözle görülmeyecek kadar küçük, yuvarlak ve renksiz hücrelerden oluşan maya, sıcakla temas edince çoğalır. Bira mayası olarak da bilinen bu madde, başta ekmek olmak üzere çeşitli unlu mamullerin, bira ve şarap gibi içkilerin üretiminde kullanılıyor. Piyasada toz (kuru) ya da kalıp (yaş) halde satılıyor.

Ekmek yapımı sırasında hamur maya ile kabartılıyor. Maya undaki nişastayı etkiliyor ve bir tür şeker olan glikoza dönüştürüyor. Sonra da glikozu alkol ve karbondioksite ayrıştırıyor.

Oluşan karbondioksit gazı mayalanan hamur içinde baloncuklar halinde dağılarak hamurun kabarmasını sağlıyor. Pişirme işlemi sonunda hamura katılan suyun büyük bir bölümü, karbondioksit ve alkol uçuyor. Böylece ekmek gözenekli, kabarık ve yumuşak bir kıvam alıyor.

Daha sağlıklı ve her dem enerjik olmak ister misiniz? Maya bu konuda size yardım edebilir. Çünkü o etkili bir stres atıcı. Karaciğeri temizliyor ve anne karnındaki ceninin gelişimini sağlıyor.

Ayrıca bağışıklığı güçlendirerek hastalıkları önlüyor. Özellikle sporcular, hamileler, gelişmekte olan çocuklar ve nekahat devresinde olan hastalar bu değerli besini bol bol tüketmeliler.

Maya, doğadaki en zengin aminoasit özleri, magnezyum, potasyum, krom, selenyum ve fosfor gibi mineralleri, B grubu vitaminleri içerdiği için özellikle spor yapanlara son derece yararlı. Bilim adamlarına göre maya, sağlığımız için çok yararlı bir besin. Organizmanın kimyevi aktivitelerini uyararak en iyi şekilde çalışmasını sağlıyor. Hücrelerin büyüme ve üremesine yardımcı oluyor.

Yağ ve karbonhidrattan yoksun olduğu için hazmı kolaylaştırıyor. Bu nedenle sporcular mayalı yiyeceklerin ağırlıklı olduğu bir beslenme alışkanlığı edinmeli. Yağsız ve mayalı hamur işleri ve ekmeğe ölçülü miktarda yer veren bir beslenme programı uygulamalı, mayayı kahvaltıda süte ilave ederek ya da diğer öğünlerde salata veya mezelere ekleyerek yemeli.

Anne adayları için maya

Hamilelik döneminde vücudun gereksinimleri artıyor. Maya tüm bu ihtiyaçları karşılayacak kadar zengin nitelikler içeriyor. Mayadaki zengin B9 vitamini (folik asit) hamilelerde çok sık rastlanan anemiyi önleyip yeni hücrelerin (plasenta gibi) üretimini uyarıyor. Cenindeki sinirsel hücrelerin gelişmesini sağlıyor. Yetişkin bir insanın günlük folik asit gereksinimi 3 mg iken hamilelik döneminde bu miktar 7.5 miligrama çıkıyor. Bu nedenle hamile kadınlar mayalı yiyecekleri, bu dönemde beslenme programlarına almalı.

Diyabet hastaları için maya

Maya, sodyum ve şeker açısından yoksun olduğu için özellikle diyabet ve ‘ipoglisemi’den (kan şekeri oranının düşmesi) yakınanlar için ideal. İçeriğindeki krom, kandaki yağ ve şeker düzeyini azaltan insülinin hareketini güçlendiriyor. Çinko minerali ise glisemi (kandaki yüksek şeker oranı) düzeyini düşürüyor.

Stres için maya

Maya, yoğun strese ilaç gibi geliyor. Zengin B vitaminleri sayesinde sinir sistemini dengeliyor. Sinir hücrelerinin yaşamını uzatıyor ve sinirlerin çevresindeki lifleri güçlendiriyor. Sinirsel uyarıların düzenli bir şekilde işlemesini sağlıyor.

Örneğin kalp atışları, göz kırpma, nefes alma, kanı iterek kan dolaşımını hızlandıran damarların işlevi gibi. Ayrıca konsantrasyonu, fiziksel ve ruhsal randımanı artırıp yorgunluk ve asabiyeti önlüyor. Yoğun stres altında iken artan mide asidini önleyerek, sindirim sisteminin işlevine de yardımcı oluyor.

Diyet için maya

Sağlıklı bir diyette yer alan besinlerin vücudun tüm gereksinimlerine yanıt vermesi gerekiyor. Maya bu gereksinimlerin büyük bir bölümünü karşılayabilecek nitelikte. Zayıflama diyetleri bazen bağırsak bakterilerine zararlı olabiliyor. Maya bu durumda dengeleme görevini üstleniyor ve bağırsaklardaki yararlı bakterileri güçlendiriyor.

Güzellik için maya

Güzelliğin sırrı mayada saklı. Onunla saçlarınıza masaj yapın, sütte eriterek yüzünüze ve ellerinize sürün. Güzelliğiniz için ihtiyacınız olan tüm gereksinimleri karşılayacak kadar zengin olan mayayı mutfağınızdan eksik etmeyin.

Vücut ve Yüz için maya

Yüzünüzü nemlendirmek ve dış etkenlere karşı korumak için mayadan yararlanabilirsiniz. Yüksek dozda protein içeren maya, cilt dokularının yeniden yapılanmasını sağlıyor. Cildin daha güzel ve pürüzsüz görünümüne yardımcı oluyor. Protein, ayrıca cildin oksijen almasını sağlayıp beslenmesine katkıda bulunuyor.

Mayanın içeriğindeki yüksek potasyum miktarı, dokularda biriken toksinleri dışarı atarak cildin artık maddelerden arınmasını sağlıyor. Böylece cilt adeta yenileniyor. Maya, cildin mat ve pürüzlü görünümüne yol açan mide sorunlarını gideriyor. Bağışıklık sistemini güçlendirerek cilt alerjilerini önlüyor. İçeriğindeki B2 ve B6 vitaminleri sayesinde cildin yağ dengesini ayarlayarak akne ve sivilceye karşı etkili oluyor. Maya, deyim yerindeyse cildi hem içerden hem de dışardan besliyor.

Saçlar için maya

Maya özellikle stresli dönemlerde saçların dökülmesini önleyip sağlıklı uzamasını sağlıyor. İçeriğindeki B5 vitamini, saç sağlığı için çok önemli olan keratin oluşumunu uyarıyor. Keratin, saçların dökülmesini önleyip daha hacimli ve gür görünmesini sağlıyor. 4 çorba kaşığı toz mayayı 1 bardak ılık suda eritin. Saç diplerine früksiyon yaparak yedirin. Birkaç dakika bekledikten sonra bol suyla durulayın.

Eller için maya

Maya ellerin de dostu. Akşamları yatmadan önce 1 kahve fincanı ılık süte 1 tatlı kaşığı yaş maya ilave edip eriyinceye kadar karıştırın. Hazırladığınız bu doğal el kremini ellerinize masaj yaparak yedirin. 10 dakika bekleyip ılık suyla yıkayın. Ellerinizin yumuşacık olduğunu fark edeceksiniz. Özellikle soğuk havada çatlayan ellere iyi geliyor.

Cilt için maya

Mayanın cilde yararları antik çağlardan beri biliniyor. Antik Mısır?da kadınlar güzelleşmek için mayayı ciltlerine sürerlermiş. Ayrıca mayanın mikrop öldürücü özelliklerini keşfedip yara merhemi gibi kullanırlarmış. Yaraları dezenfekte etmek ve çabuk iyileşmesini sağlamak için yaranın üzerine maya sürerlermiş,.

Mayadaki vitamin ve mineraller cildin her türlü gereksinimi sağlayacak kadar zengin. Maya özellikle akne ve sivilceli ciltlere çok yararlı. Karaciğeri toksinlerden arındırıp, temizliyor ve ciltteki aşırı yağlanmayı önlüyor.

Yüksek dozda protein içeren maya, cilt dokularının yeniden yapılanmasını sağlıyor. Cildin daha güzel ve pürüzsüz görünümüne yardımcı oluyor. Protein, ayrıca cildin oksijen almasını sağlayıp beslenmesine katkıda bulunuyor.

Mayanın içeriğindeki yüksek potasyum miktarı, dokularda biriken toksinleri dışarı atarak cildin artık maddelerden arınmasını sağlıyor. Böylece cilt adeta yenileniyor. Maya, cildin mat ve pürüzlü görünümüne yol açan mide sorunlarını gideriyor.

Bağışıklık sistemini güçlendirerek cilt alerjilerini önlüyor. İçeriğindeki B2 ve B6 vitaminleri sayesinde cildin yağ dengesini ayarlayarak akne ve sivilceye karşı etkili oluyor. Maya, deyim yerindeyse cildi hem içerden hem de dışardan besliyor.

Etiketler: , , , , , , , ,

Solaryum Soruları

Solaryum Soruları

- Güneş ışınları ile solaryum ışınları arasındaki fark nedir?
Güneş ışığı stratosfer ile atmosferden geçerek dünyaya ulaşır. Ozon tabakası en zararlı UV ışınları filtre eder. UV-C ve bazı UV-B ışınları filtre edilirken UV-A ışınları aynı kalır. Güneş ışınının etkisi mevsimlere, yöresel sıcaklıklara, hava kirliliğine, kumsal, yağmur, kar durumlarına göre günden güne değişir. Solaryum cihazları insanlar tarafından yapıldığı için; ışınlar insan sağlığına en uygun şekilde kombine filtre edilmiştir ve ten tipine göre ayarlanabilir. Solaryum cihazları güneşin aşırı ve zararlı ışınlarına maruz kalmaksızın güneşin yararlı etkilerinden faydalanmak isteyenler için kuvvetli bir alternatiftir.

- İnsanların ten rengini belirleyen nedir?
Herkes doğduğu zaman genetik olarak ten rengine sahip olur. Afro-Canabian’ da doğan bebekler doğduklarında beyaz tenlidirler. Güneş ışığına çıkana kadar ten renkleri beyaz kalır, sonradan zencileşirler.

- Bulutlu havada yanılır mı?
Evet. Yanmak için direkt güneş ışınlarına gerek yoktur. Bulutların arasından gelen ışınlarla da yanılır. Gölgede de yansıyan ışınlar sayesinde aynı durum söz konusudur.

- Solaryumla güneş bronzluğu arasında fark var mıdır?
Kumsalda güneşlenmeyle solaryum eşit derecede bronzlaşmayı sağlar. Tek farkı solaryum cihazlarında kişiye özel bronzlaşma planları uygulanır. Ten tipine uygun makine ve kullanım süresi belirlenerek. Dolayısıyla güneşte oluşabilecek aşırı kızarma, soyulma, su toplama gibi durumlar solaryumda söz konusu değildir. Solaryum ve güneş bronzluğunun kalıcılık süreleri aynıdır. Bronzluğun kalıcılık süresini uzatmak ancak cildi iyi nemlendirmeyle olur.

- Solaryuma girmeden önce duş yapılır mı?
Solaryuma girmeden önce yapılan duş ve solaryuma özel pealing jelleri kullanımı bronzlaşma öncesi iyi birer hazırlıktırlar. Ölü deri hücreleri atılır, gözenekler açılır. Seanstan sonra duş yapmak da tavsiye edilir.

- Dövmeler için zararlı mıdır?
Alerjik reaksiyonlar oluşabileceği için dövmeli bölgelerin korunması gerekir.

- İlaç kullananlar solaryuma girebilirler mi?
Bazı ilaçlar deriyi UV ışınlarına karşı hassaslaştırırlar. Bu ilaçlar fototoksik efekte sahip olan içeriğe sahiptirler. Bu yüzden solaryuma girmeden önce ilaç kullanımı söz konusuysa ilacın prospektüsünü okumak ve şüpheli durumlarda doktora danışmak gerekmektedir. Herhangi bir etki 48 saat içinde belirir.

- Kaç yaşından itibaren solaryuma girilebilir?
Bebeklerin ve küçük çocukların tenleri UV ışınlarına karşı hassas olduğu için 16 yaşından küçüklerin solaryuma girmesi uygun değildir. Bu yaştaki çocuklarda büyüme hormonu salgılanması devam eder ve bu ışınlar hormonun salgılanmasına etki edebilir. Güneşte ise, şapka, elbise, şemsiye, yüksek koruma faktörlü kozmetik ürünleri vs. ile iyi korunmaları gerekir. Küçük yaşta alınan güneş yanıkları, ilerdeki yaşlarda ciddi problemlere yol açabilir.

- Solaryum hamilelikte zararlı mıdır?
Kadınlarda hamilelik sırasında choloesma adında pigmentleri aktif hale getiren bir hormon üretimi olur. O yüzden bazı hamile kadınlar diğer kadınlara göre güneş ışınlarına karşı değişik tepkiler verirler. Deri hassaslaşabilir. O yüzden kontrollü olarak ışınlarla temas etmek en doğrusudur. UV ışınlarının ana karnındaki bebeklere bir etkisi yoktur.

- Güneşlenmenin kalp ve dolaşım sistemi üzerindeki etkisi nedir?
Düzenli güneşlenme vücut üzerinde tıpkı düzenli yapılan beden eğitimi etkisi göstermektedir. Bunun nedeni güneşin UV-B ışınları nedeniyle vücutta meydana gelen D vitamini üretimidir. Kalp ve dolaşım sisteminde bu vitaminin alıcıları bulunmaktadır. Bunun sayesinde kalp kasları ve kan dolaşım sistemi kan ile daha iyi yıkanmakta ve vücutta oksijen yönünden ekonomi sağlanmaktadır. Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları tedavisinde doktor tavsiyesine göre dozu ayarlanmış bir güneşlenme veya güneşlenme teknolojisi ile önemli başarılar sağlanmaktadır.

- Solaryum ışınları neden osteoporoza karşı koruma sağlar?
Osteoporoz, kemik erimesidir. Kemik özü artan hormon ve kalsiyum eksikliği nedeniyle azalır. Kemikler katılaşır ve özellikle yıpranmış noktalarda olmak üzere (Örnek: omurilik, el bilekleri ya da üst kalça eklemleri) daha kolay kırılır. Doktor kontrolü altında hormon kaybı ilaçlar ile dengelenebilir. Kalsiyum eksikliğine bol kalsiyumlu yiyeceklerle karşı konulabilir. Fakat buna ek olarak kanın yeterli oranda vitamini ile beslenmesi gerekir. Çünkü ancak bunun yardımıyla insan vücudu besinlerden alınan kalsiyumu değerlendirebilir. D vitamini ilaç olarak ya da güneş ışınlarından alınabilir. UV ışınları bu sırada özellikle tercih edilmelidir. Çünkü D vitamini tabletlerinin dozajına zararlı reaksiyonlara yol açmamak için dikkat etmek gerektiği halde UV ışınlarında aşırı üretim söz konusu değildir. Yaz aylarında doğal güneş ışınlarının içerdiği UV-B ışınları solaryumdakilerden çok daha fazladır. Ancak özellikle son yıllarda çok yüksek UV-B dozajının belli riskler taşıdığı, Örneğin aşırı güneşlenmede cilt kanseri olunabileceği ortaya çıktı. Buna karşın solaryumda ışınlar kontrollüdür. Modern solaryumlar vücudun D vitamini üretebilmesine yeten, fakat diğer yandan cilt kanseri gibi riskleri ortadan kaldıracak olan %1-2 oranında kontrollü UV-B ışınları yaymaktadır.

Sonuçta dünyada solaryum yardımı ile güneşlenmeden dolayı cilt kanserinin ortaya çıktığı tek bir vaka bile görülmemiştir. Buna sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının açısı nedeniyle doğal güneşin UV-B ışınlarının, vücutta D vitamini sentezine çok düşük oranda imkan verecek kadar zayıf olması eklenmektedir. Yani solaryum hem yazın hem de kışın hayati önem yaşayan UV ışınları ile beslenmek için iyi bir olanak sağlamaktadır. Solaryum stüdyosunun seçiminde bronzlaşmayı sağlayan ampullerin mutlaka UV-B ışınları da yayıyor olması önemlidir. Bu bağlamda tüm vücutta ve %1-1 civarında bir UV-B ışını oranını sağlayan alçak basınç cihazları idealdir. İyi bir solaryum stüdyosundaki personel, cihazların kullanımı ve solaryuma girme sürelerinin doğruluğu konusunda da yardımcı olacaktır.

- Güneş ve solaryum kanserden korur.
Geçmişte, medyanın sansasyon merakı nedeniyle güneş ve solaryum hakkında, çoğunlukla yanlış ve gerçek dışı haberler çıkmıştır. Kuşkusuz doğru olan şu; aşırı dozda uygulandığında UV ışınları insan vücudunu olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle güneş ve solaryum insanları iyileştiren ancak aşırı dozda kullanıldığında zararlı yan etkileri olan bir ilaca benzetilebilir. Dünyanın hiçbir yerinde düzenli solaryum kullanımı nedeniyle ortaya çıkan bir cilt kanseri vakasına rastlanmamıştır. Değişik cilt hastalıklarının tedavisinde modern solaryumdaki UV ışınlarına oranla çok daha yüksek düzeyde UV ışınlarının uygulandığı foto-terapi kullanılmaktadır.

UV-B ışınlarına maruz bırakılan 1.000 civarında hasta on yıl boyunca gözlenmiştir. Bunların bir tanesinde bile cilt kanserine rastlanmamıştır. Tam aksine: Amerikan donanmasında gönüllü 4.000′ den fazla insan üzerinde yapılan gözlemler, güvertenin altında çalışan denizcilerin güneşte güvertenin üzerinde çalışanlara oranla maligne melanome (kara cilt kanseri) hastalığına çok daha sık yakalandığını göstermiştir. Bilimsel araştırmalar; ABD’ nin az güneş gören kuzey bölgelerindeki insanların, ABD’nin güneşli güney bölgelerinde yaşayanlara oranla bazı kanser türlerine daha sık yakalandıkları sonucunu vermiştir. Bunun sebebi, vücut tarafından üretilen ancak insanlarda güneş ve solaryum sayesinde harekete geçirilen D-3 vitaminidir. Bu vitamin sadece direnç mekanizmalarını güçlendirmekle kalmıyor aynı zamanda dahili tümörlerin büyümesini önleyici etki yapıyor ve bunların tehlikeli bir biçimde bölünmesini azaltıyor ve engelliyor. Güneşin kontrolsüz ışınlarına maruz kalmak istemeyenler, solaryum sayesinde, kontrollü şartlar altında, makul dozajlarda, zararlı sonuçlardan korkmaksızın güneşin yararlı etkilerinden yararlanma imkanı buluyorlar.

——————————————————————————–

Sağlıklı bronzluk için dikkat edilecek diğer konular.

Solaryum seanslarına başlamadan önce mutlaka cilt testi yaptırınız. Böylelikle teninizin rengine ve cildinizin hassasiyetine göre solaryuma gireceğiniz uygun süre ve seansları belirleyebilirsiniz.
Doğal bir bronzluğa ulaşmak için toplam 6 – 7 seans yeterli olmaktadır. Ancak çabuk bronzlaşmak için seanslar sık sık tekrar edilmemelidir. Bir hafta içinde 3 kereden fazla veya aynı gün içerisinde 2 kez solaryuma girmek tehlikelidir.
Solaryumda kalacağınız süre ilk seans için 8 – 10 dakika arasında olmalı daha sonraki seanslarda ise 5′ er dakika arttırılarak maksimum 20 dakikaya çıkarılmalıdır.
Solaryuma girmeden önce cildin bütün kozmetik ürünlerden tamamen arındırılmış olması gerekir. Ayrıca solaryum için üretilen özel ürünler olmadıkça, solaryum cihazında hiçbir güneş ürünü kullanılmamalıdır.
Seans esnasında gözler kapalı tutulmalı ve koruyucu gözlük takılmalıdır. Ayrıca lens kullanan kişilerin, solaryuma girmeden önce lenslerini çıkarmaları gerekmektedir.
Prospektüslerinde “UV ışınlarına karşı duyarlılık yaratabilir” uyarısı olan ilaçlardan kullananlar solaryuma girmemelidirler.
Alkol alındıktan sonra solaryuma girilmemelidir.
Epilasyon, ağda, cilt bakımı sonrasında solaryuma girilmemelidir.
Kalıcı makyaj ve lazer uygulamalarından sonra solaryuma girilmemelidir.
16 yaşından küçükler solaryuma girmemelidir.
Şüpheli durumlarda doktora danışılmalıdır.
Seans öncesi ve sonrası profesyonel solaryum kozmetik ürünleri kullanmak cildin nem dengesi, görüntü ve kalıcılık açısından faydalıdır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Ahmet Maranki Epilepsi-sara için pratik bitkisel çözümler

 Ahmet Maranki Epilepsi sara için pratik bitkisel çözümlerBeyin hücrelerinin kontrol edilemeyen, ani, aşırı ve anormal deşarjlarından dolayı ortaya çıkan, beyin yollarını tıkayan bir durumdur.

Sara balgamdan veya sevdadan meydana gelir. Balgamın neden olduğu sara hastalığında, ağızda köpüklenme olur, beniz sararır.

Sevdadan olan sara hastalığında ise, vücutta zayıflama ve beniz kararması meydana gelir.

Epilepsi-sara için pratik bitkisel formüller

•Çınar kabuğu kaynatıldıktan sonra, bal ile tatlandırılıp içilmeye devam edilir.

•Kantaron çiçeği bal ile macun yapılarak yenmeye devam edilirse, sara köpüğüne iyi gelir.

•Mavi çarkıfelek otu kaynatıldıktan sonra bal ile tatlandırılıp içmeye devam edilir.

•Nergis çiçeğinin kokusu sara hastalığına karşı iyi gelmektedir.

•Şakayık kökü veya çiçekleri kaynatıldıktan sonra bal ile tatlandırılıp içilmeye devam edilir.

•Yulaf tek başına veya kediotu ile beraber kaynatılarak içilmeye devam edildiğinde sara nöbetlerine iyi gelir.

Bu sitenin Sayın Ahmet Maranki’nin resmi sitesi değildir. Herhangi bir organik bağı yoktur.

Ahmet Maranki’nin Resmi web sitesi www.maranki.com ‘dur.

Ahmet Maranki’ye Sorularınız için info@maranki.com ‘a iletebilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,