Bikini bölgesi epilasyon

Bikini bölgesi
Son 30 yıldaki gelişen mayo trendi bikini ile sonuçlandı. Oldukça fazlaca kadın tarafından kullanılan bikini bu giysiden taşan kılların tamamen yok edilmesi ihtiyacını doğurdu.

Bu alanın hassasiyetinden dolayı yine lazer epilasyon uygulaması ön plana çıktı. Kişisel hijyen açısından da problem yaratabilen genital ve bikini bölgesi tüyleri istenmeyen tüyler haline geldi. Bu duruma yaşam tarzı değişiklikleri büyük katkı ve ivme kazandırdı.

Diğer kalıcı olmayan yöntemlerin tam anlamı ile problemi çözmemesi bu arayış içinde lazer epilasyonu ön plana çıkardı.

Lazer epilasyon bu bölgede de çok başarılı sonuçlar sağlayan bir yöntem olarak ön plana çıkmaktadır.

Etiketler: , , , , , ,

Trendler

Bütün sitelerdeki yorumlara bakıyorum da bu yazın modası; bazıları için tarzına uygun, bu yaz benim yazım dedirtebilecek kadar beğenilmiş, bazıları ise ben klasikten vazgeçmem bunlarda nedir böyle diyecek kadar sevilmemiş. Siz bu yazın trendlerini nasıl buluyorsunuz?
Öncelikle mini şortlar bu yaz karşımıza çok çıkacak.
kot+%C5%9Fort Trendler

kot+%C5%9Fort+ +Kopya TrendlerGüzel olmasına güzel ama bunları Türkiye’de giymek biraz cesaret ister. Ben şahsen ancak tatilde giyebilirim. Günlük hayatta da giymek isterseniz daha makul boyları tercih edebilirsiniz.
gladiator sandals spring  Trendler

Bu yaz gladyatör sandaletler de gözde olacak.
ünlülerin ayağında görmeyeye alıştığımız gladyatör sandaletler şimdi her yerde. Gladyatör sandaletleri elbise, şort ve eteklerle kullanabileceğiniz gibi sezonun diğer bir trendi olan boyfriend jeanlerle kombinleyerek salaş ve şık bir görüntü yakalayabilirsiniz.untitled Trendler

gladiator sandals spring + +Kopya Trendler

zara+gladyat%C3%B6r TrendlerZara’nın gladyatör sandaleti de bir çok kişi tarafından beğenildi. Hem gladyatör hemde püskül modasını biraraya getiren Zara, bu sandaletiyle bana kızılderilileri anımsattı.boyfriend Trendler

Bir diğer trend ise boyfriend jeans. Ünlülerle başlayan bu moda herkesi etkisi altına almış durumda. Bende boyfriend jeans arayışı içerisindeyim ama çok zor pantalon beğendiğim için daha bulamadım icon smile Trendler kot Trendler
Şimdilik bu kadar devamı gelecek icon smile Trendler

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Evde Punk Shui

dek0412 Evde Punk ShuiKanepeyi testereyle doğrayın, televizyonu patlatın, kapılara resimler çizin, duvarlara delik açın, tabloları söküp yerine kırık sandalyeler asın. Feng Shui’ye meydan okuyan yeni dekorasyon trendi Punk Shui eve düzen yerine kaos getirmeyi, hayatı olduğu gibi kucaklamayı öneriyor.

Mükemmel uyumlu mobilyalar, huzur verici renkler, düzenli ve aydınlık iç mekanlar sizi hasta ediyorsa; evinizin en güzel nasıl dekore edileceğini söyleyen televizyon programları, dergiler ve ağza sakız olmuş felsefelerden artık gına geldiyse; içinizden gelen tek şey ortalığı dağıtıp, eşyaları kırıp dökmekse o zaman bu trend tam size göre: Punk Shui.

Radikal bir ev dekorasyon tarzı Punk Shui. Bu yeni dekorasyon trendinin isim babası olan 25 yaşındaki New York’lu tasarımcı/sanatçı Josh Amatore Hughes ise yayımladığı kitabının kapağında bu tarzını şöyle adlandırıyor: ‘Punk Shui: Anaşistler İçin Ev Dizaynı. Adından da anlaşılacağı üzere Punk Shui, evlere huzur, düzen, sadelik, pozitif enerji gibi kavramlar getirmeye odaklanan ünlü dekorasyon anlayışı Feng Shui’nin bir antitezi.

Çünkü Punk Shui ‘negatif ya da pozitif fark etmez, bütün enerjileri eve doldurun’ diyor ve önerilerini sıralıyor: ‘Elinize bir testere alın ve mobilyalarınızı doğrayın, televizyonu patlatın, bir kalem alıp kapılara resim çizin, duvarlara delik açın, kırık aynalar, parçalanmış bir gitar, ayağı eksik bir sandalye gibi akla hayale gelmeyecek şeyleri tablo niyetine duvara asın, banyo perdesi ya da duşakabininizi söküp özgürce yıkanın, mobilyalara boya sıçratın, giysileri etrafa saçın, boş şişeleri ve izmaritleri ortalıkta bırakın. Kural yok, içinizden ne geliyorsa onu yapın.’ Kısacası Punk Shui huzursuzluğu, vahşiliği, kaosu kucaklıyor.

Böyle bir girişimin sonucunda ortaya çıkan manzaranın korkunç olacağını, evinizin bir harabe ya da bir çöp evden farkı kalmayacağını düşünüyorsanız hemen söyleyelim: Punk Shui sadece ortalığı darmadağın etmekten ibaret değil. Josh Amatore Hughes’un ‘Punk Shui: Anarşistler İçin Ev Dizaynı’ kitabına bakılırsa işin içinde derin bir de felsefe var.

Vahşiliği ve kaosu kucaklayın, özgürleşin
‘Punk Shui’nin asıl amacı sizi daha yaratıcı kılacak bir ortam yaratmaktır’ diyor Hughes. Günümüzde herkesin moda olup fazlasıyla yaygınlaşan akımların kuralları içine hapsolmasına ya da ünlü markaların kölesi olmasına tepki gösteren Hughes, herkesin bu sebeple birbirinin aynı hayatlar yaşamaya başladığını, sıkıcılaştığını, kalıplaştığını söylüyor.

Bu sıradanlıktan kurtulmak içinse tüketime odaklı fabrikasyon tasarımların hayatımızı şekillendirmesine karşı çıkmamız gerektiğini vurguluyor: ‘Yaşadığınız ortamı tepetaklak eder ve alışık olmadığınız bir hale getirirseniz bu kaos sizi daha yaratıcı yapar. Çünkü kaos her zaman insanı iyi ya da kötü anlamda bir değişime sürükler. Bu açıdan Punk Shui kişinin özgürleşmesi, farklılık yaratması, kendinden bir şeyleri ortaya koyması ve daha da önemlisi özgüven kazanması anlamına geliyor.’

Hughes’un bakış açısı size bir parça yakın geldiyse atmanız gereken ilk adım şu: ‘İlk olarak evinizde şimdiye kadar uyguladığınız düzeni gözden geçirin. Sürekli tekrarlanan şeyleri bulun ve öncelikle onlara el atın, parçalayın, kırın, dağıtın, bunu yaparken özgürlüğü hissedin ve eğlenin. Ancak bu şekilde yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlayabilirsiniz. Sonra isterseniz bu parçaları birleştirerek kendinize özgü bir heykel yapıp salonun bir köşesine koyabilirsiniz.’

Josh Amatore Hughes, New York’ta Çin Mahallesi’ndeki evini tam manasıyla Punk Shui tarzıyla döşemiş ve ardından evine gelen pek çok kişiden iş teklifi almış. Bu yepyeni dekorasyon akımı kulaktan kulağa yayılıp New York çapında büyüyünce de genç tasarımcı Punk Shui Design adlı bir şirket kurmuş. ‘O son derece düzenli, huzurlu evlerde yaşamak aslında yapay bir hayat tarzından başka bir şey değil. Çünkü sokağa adımınızı atar atmaz yine kaosun içine dalış yapıyorsunuz.

O zaman neden hayatı olduğu gibi kabul etmiyor, kaosa evimizde de kucak açmıyoruz’ diyen Hughes ekliyor: ‘Pek çok müşterimin hayatına kaosu davet etmesine, bize öğretilen ve dayatılan kuralları yıkmasına ve orijinal fikirlerini hayata geçirebilmesine yardımcı oldum. Bu özgürlüğün daha da geniş kitlelere yayılması için çalışıyorum.’

Hughes yeni kitabı sayesinde bu seslenişini daha geniş kitlelere duyurmayı başaracak gibi de görünüyor. Fabrikasyon evler ve fabrikasyon hayatlardan sıkılan ve tüm bunlara karşı çıkmaya cesareti olan asi ruhlar yarın, öbür gün birer testere kapıp evdeki her şeyi kesip biçmeye başlarsa sakın şaşırmayın.

Punk shui feng shui’ye karşı
Çılgın tasarımcı Josh Amatore Hughes’un yarattığı dekorasyon trendi Punk Shui ismini Feng Shui’den ilham alıyor. Son yılların en popüler dekorasyon trendi olan ve kökleri eski bir Çin felsefesine dayanan Feng Shui evdeki her şeyin birbiriyle ve doğayla uyum içinde olmasını ve sadeliği savunuyor.

Negatif enerjiyi ortadan kaldırıp huzur, sağlık, aşk, mutluluk, para gibi konuları hayatımıza dahil edebilmek için gereken pozitif enerjiyi yaşadığımız mekanda oluşturmayı vaat ediyor. Ancak Punk Shui bunların tam tersini öneriyor.

‘Pozitif ya da negatif fark etmez, her türlü enerjiyi evinize almalı, kaosu kucaklamalısınız. Böylece hayatın kendisini de kucaklamış olursunuz’ diyen Punk Shui’nin Feng Shui’den farkını anlamanız için işte size birkaç örnek.

Yatak odanıza kırık bir ayna asarsanız bu Punk Shui’dir. Feng Shui’de ise yatak odasında hiç ayna bulunmaması gerekir çünkü yatak odası rahatlamak için ayrılmış bir mekandır, aktif enerji yaratan şeyler burada bulunmamalıdır. Punk Shui’de evinizin çeşitli köşelerinde kaktüs yetiştirebilirsiniz. Çünkü dikenler kaosu besler.

Feng Shui ise bambu, lavanta, palmiye bitkileri yetiştirmeyi önerir çünkü bu bitkiler evinizin havasını temizleyip pozitif yaşam enerjisini harekete geçirir. Punk Shui’ye göre mutfak istediğiniz kadar dağınık olabilir, hatta masayı tersine çevirip koyabilirsiniz.

Ne de olsa çoğunlukla mutfağa girmiyorsunuz. Feng Shui’de ise mutfak özenle yerleştirilmeli, ocak bütün mutfağı kontrol edebileceğiniz bir noktada durmalı ve gelen konuklara sıcak bir karşılama hissi vermelidir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Yeni diyet trendi: Doyana kadar ye

Amerika’dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. ‘Volumetrik Diyet’te amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

Diyet yaparken sürekli midenizin zil çalmasından şikayetçiyseniz, imdadınıza Amerika’dan gelen yeni bir diyet trendi yetişiyor: Volumetrik Diyet! ”Hacim Diyeti” olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ”doyana kadar ye” prensibine dayanıyor. Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ”volumetri”den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında.

Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ”evet” deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor. Pennsylvania’da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ”doyana” kadar yemek yiyor. Bu durumda ”ne” yediğinin pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç ”doydum” hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak ”Volumetrik Diyeti” geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor: ”Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü ‘açlık’ hissinin bastırılması gerekiyor!”

Bir günlük örnek mönü

SABAH

Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.

ARA

Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak hem de daha doyurucu olacak.

ÖĞLE

Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetonun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!

Bu yazıda neler var?

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Starların güzellik sırları

İtalyanlar’ın geliştirdiği son cilt gençleştirme trendi Thermo-C ile genç kalıyor. Dünyaca ünlü Ornella Muti, Asia Argento, Monica Bellucci, Madonna, Julia Roberts, Nicole Kidman ve Cher gibi isimler, İtalyanlar’ın geliştirdiği son cilt gençleştirme trendi Thermo-C ile genç kalıyor.

Kısa süre önce Azerbeycanlı Dr. Aynur Hamidova tarafından Türkiye’de de uygulanmaya başlayan Thermo-C ile cilt yenileme yöntemi, cildin en az beş yaş daha genç olmasını sağlıyor.

Cerrahi müdahale gerekmeden uygulanan bu yöntem, başta İtalya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde, Amerika ve Rusya’da da uygulanan en gelişmiş beden ve cilt şekillendirme yöntemlerinden birisi. Tamamlayıcı Tıp ve Medical Estetik Hekimi olarak çalışmalarını sürdüren Dr. Hamidova, yenilikleri yakından takip etmesi ve yurtdışında aldığı farklı eğitimler sayesinde sadece yüz değil, dekolte ve boyun üzerinde yaptığı lifting uygulamalarının yanı sıra; uyguladığı kombine yöntemler ile cildin kalitesini artırarak, bedenin şekillenmesini ve sıkılaşmasını sağlıyor!

Yüz, boyun ve dekolte bölgesinde gençleştirme, bölgesel incelme, selülit tedavisi, kol altı sarkmaları, sırtta oluşan sütyen izleri, bedenin farklı yerlerinde oluşan gevşeklik ve sarkmaların toparlanmasında dokuların sıkılaştırılmasında uygulanan yöntem, yüz bölgesinde yüz ovalini toparlarken düşük kaşların kaldırılmasını sağlıyor. Yüz uygulamaları 6 ile 8 seans arası, yaklaşık 30 dakika sürüyor. İlk dört seans haftada bir uygulanması gereken yöntem, 15 gün aralıklarla devam ediyor!

HER SEANS 60 DAKİKA

Thermo-C ile gerçekleştirilen vücut uygulamaları, ortalama 12-15 seans arası sürüyor. Uygulamanın ilk 8 seansı haftada iki kez, sonrası haftada bir kez olmak üzere devam ediyor. Her bir seans 60 dakika sürüyor. Dört ayrı teknolojik uygulamanın (vakum, radyofrekans, LED, kriyoterapi) tek cihazda yer alması hem zamandan hem de ekonomik açıdan kazanmanıza neden oluyor.

THERMO-C NEDİR?

Thermo-C’nin uygulama başlığında bipolar radyofrekans, vakumterapi, kriyoterapi (soğutma) ve yoğun Led ışınları kullanılır. Bu ışınlar doğru uygulandığı takdirde insana hiçbir şekilde zarar vermiyor. Bipolar radyofrekans, kolojen liflerini destekliyor, vücutta sıkılaşma, toparlama, çatlakların görünümünde azalma sağlıyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Perfiore ile perde modası

per0015 Perfiore ile perde modasıPerfiore 2006 koleksiyonunda maximalizm ve Art Deco akımları ön planda. İtalyan tasarım ekibi tarafından hazırlanan Perfiore koleksiyonunda neoclassic ve gleaming curtains temaları yer alıyor. Asalet, görkem ve ihtişam tüm ürünlerde etkisini gösteriyor. Ender bulunan malzemeler, altın, gümüş ,bakır varaklar ve elişi yükselişte.

Modada feminen çizgilerle kendini gösteren ultra lüks, evde klasik damask desenler, efektli zeminler üzerine simli baskılar ile ön planda. Dantel görüntüleri ve etkileri romantizmi evlerimize taşıyor.

2006 yılının renklerinde ecru ve kahve tonları yılın en popüler renkleri olacak, sofistike ve lüks renkler de tahtını koruyacak. Altın,gümüş, sedefler canlı parlak koyu renklerle kullanılıyor.Orange, mavi , yeşil ve sarı tonları daha açık renklerle bazen zıt renklerle bir arada.

Perde modellerinde klasik tarza dönüş trendi görülüyor.Drapeli , kombinli fonlukların iki yanda yer aldığı , zengin pilelerden oluşan gösterişli modeller tercih ediliyor. Tül ve fonlar uzun kesimlerle dökümlü olarak yer alıyor. Taftalar, kırışmayan dökümlü kumaşlar ve ponponlar, taş ve püsküllerle zenginleştirilmiş aksesuarlarla tamamlanıyor.

Perde bakımında ise önem verilmesi gereken kumaşın 30 derecede, yün programında , sıkmadan colormatik deterjanlarla yıkanmasıdır. Deterjanlar kumaşın apre denilen koruyucu tabakasına zarar vermekte , kir ve lekelere karşı korumasız hale getirmektedir. O nedenle uygun seçim önemlidir. Ütüleme için dikey buhar veren ütüler tercih edilmeli, ütü kumaşa değdirilmeden buharla kırışıklıklar açılmalıdır. Kumaş üzerinde yer alan yıkama ve kuru temizleme talimatlarına uyulması ürünün ömrünü arttırır.

Etiketler: , , , , , , ,

Volumetrik Diyet

İmdadınıza yetişen yeni bir diyet trendi: Volumetrik Diyet!

Diyet yaparken sürekli midenizin zil çalmasından şikâyetçiyseniz, imdadınıza Amerika’dan gelen yeni bir diyet trendi yetişiyor: Volumetrik Diyet! “Hacim Diyeti” olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, “doyana kadar ye” prensibine dayanıyor.

Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan “volumetri”den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor.

Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz?!

Bu soruya “evet” deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor. Pennsylvania’da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, “doyana” kadar yemek yiyor. Bu durumda ne yediğinin pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç “doydum” hissini yaşamak!

Bu araştırmadan yola çıkarak “Volumetrik Diyeti” geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor: “Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü ‘açlık’ hissinin bastırılması gerekiyor!”

Peki, Volumetrik Diyet’in sırrı ne? Bu diyet prensibinin en tepesinde bol su içeren gıdalar var. Su bilindiği gibi, hacim tutuyor ve dolayısıyla tokluk hissini yaratıyor. Taze meyve – sebze, çorbalar, sulu yemekler karnı hızla doyuruyor ama yüksek kaloriler içermiyor.

İkinci sırada İse lifli gıdalar var. Lifli gıdalar, su içeren gıdalarla birleştiğinde şişiyor ve mideyi dolduruyor. Üstelik hazmı da kolaylaştırıyor.

Su, su, su… Diyet yaparken en fazla tüketmeniz gereken şey, kesinlikle su! Bunu artık hepimiz biliyoruz. Çünkü su, mideyi doldurarak açlık duygusunu bastırıyor. Üstelik O kalori! Ancak yeni araştırmalar, suyun başka marifetleri de olduğunu ortaya koydu:

- Yapılan bir araştırmada, aç karnına yarım litre su içen deneklerin gün içinde yüzde 30 daha fazla kalori yaktığı ortaya çıkmış.

- Volumetrik Diyet Uzmanı Martin Kunz ise yaptığı hesaplamada şu sonuca varmış: Her gün 2 litre su içen birisi, bir yıl içinde 2,4 kilo verebilir!

Tüm bu rakamlar, oda sıcaklığında içme suyu için geçerli. Soda ve soğuk su, aynı sonucu vermiyor. Bu nedenle kilo vermeyi kafasına koyan birisi, öncelikle suyla arasındaki mesafeyi kaldırmalı ve her sabah aç karnına oda sıcaklığında büyük bir bardak su içmeli. Günlük tüketilen suyun da en az iki litre olması gerekiyor.

Diyet sırasında yenilecek besinlerin de bol su içermesine dikkat ediliyor. Barbara Rolls’un Pennsylvania Üniversitesi ile birlikte yaptığı bir çalışmada deneklerin bir kısmına, tavuk ve pirinci çorba şeklinde, bir diğer kısmına İse katı yemek şeklinde vermişler. Çorba İçen deneklerin diğerlerine göre yüzde 26 daha az kalori aldıkları ortaya çıkmış.

Çünkü çorbanın hacim değeri daha yüksek, daha çabuk doyuruyor, bu nedenle daha az kalori alıyorsunuz. Uzmanlar, bol köpürtülmüş milkshake’le de aynı sonuca ulaşmışlar.

Volumetrik Diyet’in 10 kuralı

1- Açlığınızı hissedin: Açlık sinyallerini dikkatli bir şekilde takip edin. Gerçekten acıktığınızda yemek yiyin. Şeker düşüklüğü sorununuz yoksa günde üç ana öğün yemek yeterlidir.

2- Yeteri Kadar su için: Suyu, hayatınızın merkezine koyun. Her sabah kahvaltıdan önce mutlaka bir büyük bardak su içmeyi ihmal etmeyin.

3- Yemeğe vakit harcayın: Asla acele acele yemek yemeyin! Yediğiniz her lokmanın tadına varın. Yavaş yemeği öğrenin.

4- Sadece en iyiyi yiyin: Seçeceğiniz malzemenin kalitesine dikkat edin. Alışverişe zaman ayırın ve aldığınız her ürünün etiketini okumayı alışkanlık haline getirin. Katkısız, doğal ürünler seçmeye özen gösterin. Son kullanma tarihlerine ve saklanma koşullarına dikkat edin.

5- Kalori tuzaklarından uzak durun: Rafine şeker içeren, yağlı, fazla tuzlu besinlerden olduğu kadar kaçının. Doymuş yağları hayatınızdan çıkarın, alkolü azaltın.

6- Volumetrik besinleri stoklavın: Evinizde her daim volumetrik gıdalardan bulundurun. Acıktığınız anda, eliniz bunlara gitsin.

7- Güne kaliteli bir kahvaltıyla başlayın: İlk öğününüzde karnınız tıka basa doyana kadar yiyin! Sağlam bir kahvaltıyı meyveyle tamamlayın.

8- Öğle yemeğinde kral gibi yiyin: Kahvaltı kadar öğle yemeği de önemli. Öğle yemeğinde arzu ettiğiniz şeyleri yiyin.

9- Şeker bombalarını es geçin: Tatlı yemek serbest. Ama dikkat! Ağır kremalı pastalar yerine, hafif bir sütlü tatlı ya da meyveli bir pastayı tercih edin.

10- Tok karnına yatağa girmeyin: Akşam karbonhidrat yönünden fakir bir beslenmeyi tercih etmelisiniz. En son yemeğiniz ise yatağa gitmeden üç saat önce almalısınız. Böylece gece boyunca metabolizmanız normal bir şekilde çalışarak, kalori yakacaktır.

Bir günlük örnek mönü

Sabah:
Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.

Ara:
Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak hem de daha doyurucu olacak.

Öğle:
Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kuru baklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçalan atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa balık ya da tavuk filetonun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!

Ara:
Açlığınızı meyve – sebzeyle bastırın. Şeritler halinde kesilmiş havuç, turp, kereviz, dolmalık biber hacim açısından zenginler. Elma, armut, kivi, üzüm, turunçgiller de aralarda yemek için ideal. Artık süpermarketlerde birçok sebzeyi yıkanmış ve doğranmış şekilde bulabilirsiniz. Bunlar, ofise götürmek İçin çok uygun.

Akşam:
Öğlen zengin yediyseniz, akşam daha hafif yemeniz gerekir. Güzel bir çorba, yanında bir dilim kepekli ekmek, bol yeşil salatayla doymamak mümkün değil!

Diyete sadık kalmak için bunları yapın

- Diyetin en büyük düşmanı, stres! Stresli olduğunuzda ne yediğinize, nasıl yediğinize ve niçin yediğinize önem vermezsiniz. Bu sorumsuzluk ise yağ olarak geri döner. Bu nedenle, diyet yaparken stresle de mücadele etmeniz gerekir. Düzenli hareket etmek, stresi yenmekte birebir. İlla ki bir spor salonuna gidip, deli gibi spor yapmanız gerekmiyor. Haftada iki kere temiz havada yürüyüş bile fark yaratır.

- Boş zamanlarınızda kaliteli zaman geçirmek için arkadaşlarınızla buluşun, bir gösteriye, sinemaya, tiyatroya gidin.

- Öncelikli olarak beş kilo değil, iki kilo vermeyi hedefleyin. İlk kiloları verdiğinizde, kendinizi ödüllendirin. Çok istediğiniz bir kıyafeti satın alın ya da hafta sonu bir yerlere gidin.

- Başarısızlıklara kafayı takmayın. Olaylara olan bakış açınızı değiştirin. Kendinize öfkelenip, abur cubura saldırmayın.

- Vücudunuzu sevmeyi öğrenin. Bol köpüklü küvette kendinizi şımartın, imkânınız varsa masaja, vücut bakımına, manikür ve pediküre gidin. Hiç değilse, haftada bir kese yaptıktan sonra cildinizi kremleyin

Etiketler: , , , , , , , , , ,