Ramazan Ayında Ceviz, fındık ve badem!

ceviz Ramazan Ayında Ceviz, fındık ve badem!
Ramazan ayında insanların gıda alışkanlıklarında ufakta olsa değişiklik olabiliyor. Doğal bir süreç olan bu durum insanların sağlıklı besinleri dikkatli seçmelerini sağlıyor.

Özellikle Ramazan aylarında dengeli beslenmek diğer zamanlardan daha risklidir. Özellikle oruç günleri dikkatli olunmalıdır.

ekolayda çıkan habere göre ;

Ramazan ayıyla beraber beslenme şekli ve saatleri de değişiyor. Bu ayda yapılan beslenme hataları ciddi rahatsızlıklara yol açıyor.

Ramazan’da, diğer zamanlarda olduğu gibi sağlıklı, yeterli, dengeli ve çeşitli beslenmeye özen göstermek, bu dönemde alınacak kiloların önlenmesine ve bu dönemi sağlıklı geçirmeye yardımcı olur. Özellikle de sahurda altı-yedi adet kadar fındık veya yine altı-yedi adet kadar kavrulmamış tuzsuz badem veya iki-üç adet ceviz tüketmenin tokluğu uzattığı açıklandı.

Ramazan ayındaki beslenme şeklinin her zamankinden büyük farklılık göstermemesi gerektiğini söyleyen Acıbadem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanları;

“Karbonhidratlı yiyeceklerin bol tüketimi ile tokluk hissinin uzatılabileceği düşünülüyor. Ramazan’da yağlı yiyeceklerin ve hamur işlerinin tüketimi artarken, sebze meyve tüketimi ise acıkmanın olacağı korkusuyla azaltılıyor. Oysa; günlük alınması gereken enerji, protein, vitamin ve mineral oranlarını yeterli ve dengeli sağlamak bu ay için de geçerli” dedi.

Etiketler: , , , , ,

Saç dökülmesi

Saç dökülmesi
Saç dökülmesi yaygın ve sık görülen bir sağlık sorunudur. Yaşamınızın herhangi bir döneminde bu sorunu siz de yaşayabilirsiniz.

Araştırmalar, saç dökülmesinin kadınlarda da görüldüğünü, 20 yaşın üzerindeki her kadının, yaşamının herhangi bir döneminde saç dökülmesi nedeniyle tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Son yıllarda tıbbi küf olarak tanımlanan özel bir küfün ise özellikle kadınlarda sık görülen hormonal olmayan saç dökülmelerinde son derece etkin bir tedavi aracı olduğunu gösteren güvenilir çalışmalar var.

Saçın esas maddesi keratin’dir. Saçlarınızı beslemek, sağlıklı ve parlak saçlara sahip olmak istiyorsanız bir kuralı hiç unutmamalısınız: Saç sadece kökünden beslenir. Saçlarınızı daha iyi beslemek için işe, doğru ve dengeli bir beslenme planı yaparak başlamalısınız. Dışarıdan yapacağınız çabalardan sonuç alamazsınız. Saç bakımı ürünleri saçın yıpranmış görüntüsünde kısa süreli değişmeler dışında pek yarar sağlamazlar. Bu ürünlerle saçlarınızı daha temiz ve bakımlı tutabilir, dış etkilerin oluşturduğu yıpranmanın sonuçlarını bir süre gizleyebilirsiniz. Saç bakım ürünleri ile saçınıza sadece bir dış bakım sağlayabilirsiniz. Bir kez daha hatırlatalım: Saçınız için gerekli olan besin unsurları saça sadece kan yolu ile ulaşabilirler. Saçınız için gerekli besin unsurlarını ağız yolu ile doğal besinler veya besin destekleri ile alabilirsiniz.

Saç dökülmelerinin hormonal, metabolik, mikrobik pek çok sebepleri var. Sorunun kaynağını araştırın. Demir, çinko veya başka bir besin unsurunun yetersiz alımı ile ilişkili olup olmadığını öğrenin. Yanlış planlanmış dengesiz ve çok düşük kalorili diyetlerin de saçınızı dökebileceğini unutmayın.

Sorunu, saçlarınızın ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral ve proteinlerin ona yalnızca kan dolaşımı ile ulaşabileceğini unutmadan çözmeyi deneyin.

Saç dökülmeniz beslenmenize ilişkin sorunlardan kaynaklanıyorsa, kalsiyum, çinko, selenyum gibi minerallerin, p-aminobenzoik asit, keratin, sistin ve tiamin gibi besin unsurlarını ihtiva eden bazı hazır ürünlerin veya besinlerin ağız yoluyla alımı halinde yardımcı olabileceklerinden şüphe etmeyin!

Bir hatırlatma

Son yıllarda tıbbi küf olarak tanımlanan özel bir küfün özellikle kadınlarda sık görülen hormonal olmayan saç dökülmelerinde son derece etkin bir tedavi aracı olduğunu gösteren güvenilir çalışmalar var. Bu küf, ilk kez 1970’li yıllarda Almanya’da kullanıma verildi. Tıbbi küfün tiamin, keratin ve sistin ile birlikte kullanımının daha etkili olduğunu ise 1990 sonrasında yapılan yeni ve güvenilir çalışmalar gösterdi.

Saç dökülmesini durdurmak, saç hasarını önlemek istiyorsanız çözümün dıştan değil içten geldiğini unutmayın. Önce doğru ve dengeli bir beslenme planı yapın, stresten, üzüntüden, uykusuzluktan uzak bir yaşam planı yapın. Gerektiğinde bir uzman danışmanlığı alarak yukarıda belirtilen besin unsurlarını bir arada içeren yeni ve etkili ürünlerden yararlanın.

Saç kaybını artıran etkenler

Tükenmişlik durumu, stres

Ateş, enfeksiyonlar

Tiroid bozukluğu gibi bazı hormonel ve metabolik hastalıklar (Tiroid bezi tembelliği)

Kansızlık

Mevsimsel dökülmeler

Hamilelik ve emzirme dönemleri

Beslenme bozuklukları, bilinçsiz ve ağır sık tekrarlanan diyet rejimleri, alkol bağımlılığı

Kanser tedavileri gibi ilaçların kullanımı

Zehirlenmeler

Radyasyon

Gerçekler ve rakamalar

Saç sayısı: Her insanda 100.000 – 150.000

Saç yoğunluğu: 200/cm²

Çapı: 0.1 mm

Her bir saç telinin aylık uzama miktarı: 1 cm

Bir günde toplam saç uzaması: 20-30 m

Günde kaybedilen toplam saç sayısı: 50-100

Etiketler: , , , , , ,

Diyette suyun onemi

Bütün diyetlerde suyun vazgeçilmez olmasının nedenini düşündünüz mü ?

Su tüm diyetlerin vazgeçilmezi… Ama bunun nedeninin bir mililitre suyun 1 kalorinin yakılmasına neden olduğunu bilen pek de yok. Diyetisyen Fatmagül Yılmaz, “Günde 2 bin 500 kalori alınıyorsa bunun yakılması için mutlaka 2.5 litre su içilmesi gerekli” diyor.

Bu yıl erken bastıran sıcaklar giderek artıyor. Bahar aylarında başlayan kilo verme telaşı da devam ediyor. Bahçelievler Medicana Hastanesi’nden Diyetisyen Fatmagül Yılmaz, yaz ve bahar aylarının diyet ayları olarak algılandığını söyleyerek, şok diyetlerden uzak durulması gerektiğinin altını çiziyor.

Bu tür diyetlerin, günlük ihtiyaçlarımızı karşılamada yetersiz olduğunu, yağ kaybı yerine kas ve su atımına neden olduğunu anlatıyor. Şok diyetlerin birçok hastalığa da yol açabileceğine dikkat çeken Yılmaz, “Bu tür diyetler, kansızlık, vitamin mineral eksikliklerine bağlı ağızda yaralar, ciltte kuruma, saçlarda aşırı dökülme, tırnakta şekil bozuklukları, mide problemleri ve bazen ani şok ölümlerini beraberinde getirebilir.

Kas kaybının olması metabolizmanın düşmesine yol açtığından verilen kilolar korunamayıp daha fazlasıyla geri alınır. Bu da kilo vermek isteyen kişide başarısızlık duygusu yaratır. Yo-yo sendromu denilen defalarca kilo alıp verme sonucu metabolizma hırpalanır, belli bir süre sonra kilo verilemez hale geliriz ve psikolojik sorunlar da başlar” diyor.

Uygulanan diyetlerin kişiye özel olması gerektiğini söyleyen Fatmagül Yılmaz önemini şu cümleleriyle vurguluyor: “Gazete ve dergilerde yayımlanan popüler diyetler, arkadaşınızın diyeti, elden ele dolaşan diyetler size uygun değildir. Ancak metabolizmanıza uygun, günlük aktivitenizi de dikkate alarak hazırlanan bir diyet yapılmalı. Belli bir bölgeyi eritecek diyet diye bir şey yoktur. Karın yağlarınızdan kurtulmak için bir diyet gibi…

Kilo verirken yağ fazlalığınız en çok neredeyse daha çok oradan kilo verirsiniz, ama her bölgeden kaybedersiniz. Vücudunuzu şekillendirmek ancak sporla mümkündür. O da bir yere kadardır, çünkü kemik yapınızı kimse değiştiremez. Kas kaybının olmaması için diyetle beraber mutlaka en azından tempolu yürüyüşü hayatınıza katmanız gerekir.

Sadece diyetle yüksek kaloride bile yüzde 25 yağsız vücut kitlemizden kaybederiz. Bu oran, düşük kalorilerde ve eksik tüketimlerle yüzde 50′lere çıkar. Karın bölgesinde biriken yağlar daha çok erkeklerde kalp hastalığı riskini artırır.”

Beyin 20 dakika sonra yediğini algılar

İyi bir diyetin püf noktalarından birinin de diyet programı sürecinde iyi çiğneme alışkanlığı kazanılması olduğunu belirten Fatmagül Yılmaz şunları anlatıyor: “Beynimiz ilk lokmayı ağzımıza aldıktan bir 20 dakika sonra “Doydun, artık yeme ” diye sinyal gönderir. Lokmayı ağzımıza aldıktan sonra iyice dağılana kadar çiğnemeliyiz. Yani sindirim midede değil ağızda başlamalı. Bu şekilde mideye binen yükü de azaltmış oluruz ve doyduğumuzu anladığımız için eskiye göre daha az yemeye başlarız.

İkinci olarak kazanmamız gereken alışkanlık su içimidir. Çünkü vücudumuza aldığımızın besinlerin yakılabilmesi için aldığımız kalori kadar suya da ihtiyacımız vardır. 2 bin 500 kalori alıyorsak, 2.5 litre su mutlaka içmemiz lazım ki aldığımız kalori yakılabilsin.

Üçüncü basamak daha hareketli bir yaşam modeline geçmektir. Kilo alma ya da kilolu olma sebeplerinden biri de hareketlilik düzeyimizdir. Yapabiliyorsak sporu hayatımıza katmalıyız. Bu, en azından tempolu yürüyüş olabilir. En önemlisi her gün değil haftada bir tartılmaya özen göstermek gerekir. Çünkü günlük farklılıklar moralinizi bozabilir. Bu da diyetinizde kaçamaklar yapmanıza yol açar. Sağlıklı olan, haftada bir, sabah aç karnına, tuvalete çıktıktan sonra, giysisiz tartılmaktır.”

Zayıflamanın püf noktaları

-Pirinç pilavı yerine bulgur tüketin.

-Su tutucu özelliği fazla olan elma, ayva, muz ve şeftali kabızlığı artırır.

-Armut, kuru ya da taze kayısı, kuru ya da taze incir, erik, kavun, portakal mevsiminde bağırsakların daha iyi çalışmasını sağlar.

-Bağırsaklarımızı çalıştırması için bitkisel çaylar veya ilaç tercih edilmemelidir.

-Kabızlık sorunu yaşıyorsanız sabah aç karnına cezvede ılıtılmış bir bardak su veya ıhlamuru 1 tatlı kaşığı bal ile alıp sonrasında 15-30 dakika egzersiz yapın.

-Gün içinde genelde ılıtılmış su için.

-Kepek içeriği yüksek besinler aldıktan sonra su içimini artırmak daha uzun süre tok kalmanızı sağlar.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Sürdüğünüz krem değil ne yediğiniz önemli!

Sürdüğünüz krem değil ne yediğiniz önemli!

Yediğiniz besinler, cildinize sürdüğünüz kremlerden daha etkilidir. Sütteki biotin ile parlak bir cilde sahip olabilir, C vitamini ile kırışıklıklara savaş açabilirsiniz…

Sağlıklı bir cilt, sağlıklı bedenin yansımasıdır. Vücut vitamin, mineral ve önemli elementleri cilt altında depolar, iç organlar ihtiyaçlarını buradan karşılar. Hava kirliliği, mevsimsel ve hormonal değişiklikler, aşırı stres, yaşam tarzı (bilgisayarlı ortamlar, televizyon, elektrikli aletler) gibi faktörler nedeniyle vücut belli bir stres ortamına girer.
Vücut bu stresi minimum zararla telafi etmek için ana rezervi olan ciltten tüm ihtiyacını karşılar. Buna bağlı olarak rezerv azalır ve cilt savunmasız kalır. Yaş ilerledikçe bu kayıplar cildi kurutmaya başlar. Sağlıklı ve güzel bir cilt için yedikleriniz, sürdüklerinizden daha büyük önem taşır.

Akneler nasıl giderilir?
Dengeli beslenme cilt hücrelerini güçlü ve nemli tutar. Omega 3 ve Omega 6, elzem yağlar cilt hücrelerini saran zarı güçlendirir. Cildin daha genç görünmesini sağlar, kırışıklıkları önler. Cilt üzerindeki yaraların enfeksiyon kapmasını engeller, çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Elzem yağların eksikliği, cildin kurumasına ve çabuk yaşlanmasına neden olur.
Ayrıca, Omega yağlarının ideal dengesiyle gelen düzenli kan dolaşımı sayesinde cilde daha fazla oksijen taşınır.
Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengesi, akne, siyah nokta gibi cilt sorunlarının giderilmesinde de etkilidir. Bu gibi cilt problemleri, A, D ve E vitaminleri eksikliğinin yanı sıra elzem Omega yağlarının eksikliğinden de kaynaklanır.

Sıkı bir cildin sırrı
Cilt sağlığı, kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su çok önemli rol oynar.
Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitamininin oluşturduğu düşünülmektedir. Sıklıkla yediğimiz taze sebze ve meyveler C vitamini için çok iyi birer kaynaktır.
Süt, yumurta, domates, greyfurt, badem, marul ve karnabaharda bulunan biotin de sağlıklı, parlak bir cilt ve saçlar için gereklidir.
Koenzim Q 10, enerji üretiminde ve antioksidant olarak görev almaktadır. Antioksidant özelliğiyle yaşlanmanın etkilerini azaltıcı rol üstlenir. Koenzim Q 10′un cilt ve saç sağlığı üzerinde de olumlu etkileri vardır.
Yağsız ve az yağlı kırmızı et, mayalı, kepekli ekmekler ve tahıl ürünlerini belli porsiyonlarda tüketerek alabileceğiniz lipoik asit ise, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlayarak daha dinç, canlı ve genç görünmenizi sağlar.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,