KADINLARDA CİNSEL YAŞAM

KADIN CİNSEL YAŞAMI
CİNSEL YAŞAM ve KALBİNİZ
KALP KRİZİ YADA AMELİYATINDAN SONRA CİNSEL YAŞAM
PSİKOLOJİK FAKTÖRLER CİNSEL YAŞAMI NASIL ETKİLER?
YAŞ CİNSEL YAŞAMI ETKİLER Mİ?
CİNSEL İLİŞKİYE HAZIRLANMAK
ÇİFT OLARAK ÇABA GÖSTERMEK
CİNSEL İLİŞKİYE YENİDEN BAŞLAMANIN KURALLARI
CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA BELİRTİLER ORTAYA ÇIKARSA NE YAPMALI
ESKİSİ GİBİ DEĞİLSE
CİNSEL DANIŞMANLIĞA NE ZAMAN BAŞVURULMALI?
KALP HASTALARINDA VİAGRA KULLANIMI
YANLIŞ İNANÇLAR
CİNSEL TERİMLER SÖZLÜĞÜ


Cinsel Yaşam (Kadın)
Sizde ya da tanıdığınız birinde kardiyovasküler hastalık var mı? Kalp krizi ya da kalp ameliyatı geçirdiniz mi? Diğerleri gibi siz de cinsel etkinliğinize yeniden başlayıp başlayamayacağınız konusunda kaygı duyuyor olabilirsiniz. Bu broşür bazı sorularınızın yanıtlanmasına yardımcı olabilir.
Bu broşür:
Bazı yanlış inançları ortadan kaldıracak;
Cinselliğe yeniden başlama konusunda ipuçları verecek; ve
Hemşireniz ya da doktorunuzla tartışabileceğiniz konuları saptamanıza yardımcı olacaktır.


CİNSEL YAŞAM VE KALBİNİZ
İnsanların çoğu için “cinsel etkinlik” cinsel birleşme anlamına gelir. Ama cinsel ilişkide ilginizi çok çeşitli yollarla ifade edebilirsiniz. Yalnızca eşinize yakın olmak isteyebilirsiniz ya da eşinize dokunmak ve sarılmak isteyebilirsiniz. Cinsel ilişki sırasında birçok normal fiziksel değişiklik ortaya çıkar. Örneğin:
Uyarıldığınızda soluk alıp verme hızınız yavaş yavaş artar, teniniz kızarır, kalp hızınız ve kan basıncınız hafifçe artar.
Daha çok heyecanlandığınızda cinsel gerilim ortaya çıkar. Hem kalp hızı hem de kan basıncı daha da artar.
Orgazm sırasında bu gerilim açığa çıkar. Kalp hızı, dakikada 115 vurumluk ortalama bir tepeyle, dakikada 90 ile 145 vuruma çıkar. Kan basıncı 30-50 mmHg artar. Orgazmdan sonra kalp hızınız, kan basıncınız ve soluk alıp verme hızınız istirahat esnasında düzeylerine geri döner. Tüm bu yanıtlar cinsel ilşiki sırasında normaldir, bunları fark bile etmeyebilirsiniz. Kalp krizi ya da kalp ameliyatı geçirmiş kişiler de diğerleri gibi yanır verirler.


KALP KRİZİNDEN YA DA KALP AMELİYATINDAN SONRA CİNSEL YAŞAM
Büyük bir olasılıkla kendinizi hazır hisseder hissetmez cinsel ilişkiye yeniden başlayabilirsiniz. Ama önce dokytorunuza danışın. Bir kalp hastasının cinsel ilişkiye yönelik ilgisini;
Yaş
Ilişkinin uzunluğu ve
Daha önceki ilişki dürtüsü ve hazzı
gibi faktörler etkileyebilir. Genellikle erkekler de kadınlar da kalp krizinden ya da kalp ameliyatından birkaç hafta sonra cinsel ilişkiye yeniden başlayabilirler. Kalp kriziyle karşılaştırıldığında kalp ameliyatından sonra daha çok kişi cinsel ilişkiye yeniden başlamaktadır. Hastaların çoğu eskisi gibi sık cinsel ilişkiye girmektedirler.Ama bazıları daha az aktifdir. Bu anksiyeteye, depresyona ya da isteksizliğe bağlı olmabilir. Tıbbi tedavi ve danışmanlık bu konuda yardımcı olabilir. Bir kalp krizi geçirdikten sonra kalp atımınızın, soluk alıp vermenizin, kas gerilmesinin daha fazla farkında olabilirsiniz. Bu normal, endişelenmeyin. Orgazmı amaçlamadan eşinize dokunabilir, onu kucaklayabilir ve okşayabilirsiniz. Siz ve eşiniz perfomans talebi olmadan sevildiğinizi ve güvencede olduğunuzu hissedebilirsiniz. Bu etkinlikler için çok fazla enerjiye gereksinimiz yoktur ve hastaneden çıkar çıkmaz bu etkinliklere başlayabilirsiniz. Yavaş yavaş cinsel yaşamınıza tamamen dönebilirsiniz. Kendinize daha çok güvendikçe, kendinizi kendinizle ve eşinizle daha rahat hissedeceksiniz. Birleşme diğer cinsel etkinliklerden biraz daha fazla enerji gerektirir. Çoğu kişi kalp krizinden 4 hafta kadar sonra cinsel ilişkiye yeniden başlayabilir. Kalp ameliyatından sonra bu süre genellikle iki ya da üç haftadır. Cinsel ilişki için hazır olduğunuzdan emin değilseniz, doktor fiziksel kapasitenizi ölçmek için bir egzersiz testi verebilir. Kalp hızınız ve kan basıncınız size ve doktorunuza hazır olup olmadığınız konusunda yardımcı olabilir. Cinsel ilişki sırasında semptomlar görülürse, doktorunuzun kalbinizi incelemesi gerekebilir.


PSİKOLOJİK FAKTÖRLER CİNSEL İLİŞKİYİ NASIL ETKİLER ?
Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgiyi ve kapasiteyi azaltabilir. İyileştikten sonra,
Depressif, üzgün ve ürkek olabilirsiniz;
Özellikle gündüzleri uyumada güçlük çekebilir ya da çok uyuyabilirsiniz;
Normalden daha çok ya da az yiyebilirsiniz;
Kilo alabilirsiniz ya da verebilirsiniz;
Sürekli olarak ve özellikle yemeklerden sonra kendinizi yorgun hissedebilirsiniz.
Bu duygular yaygındır. Ama çoğu zaman kalp krizinden ya da kalp ameliyatından sonraki üç ay içerisinde kaybolurlar. Depresyonunuz sürerse cinsel ilişkiyle ilgili sorunlar artabilir. Bu istek kaybı, sık sık cinsel ilişkinin bir kalp sorununa yol açacağına ilişkin yersiz bir korkuyla birleşir. Bu nedenle çiftler aylarca, hatta yıllarca cinsel ilişkiye son verebilirler. Durumun böyle olması gerekmez. Danışmanlık konusunda doktorunuzla konuşun. Kalp krizi ya da kalp ameliyatından sonra üç ile altı aydan daha uzun bir süreyle depressif olan kişiler depresyonları daha erken ortadan kalkanlardan çok daha aza cinsel ilişkide bulunurlar ve çok daha az zevk alırlar.


YAŞ CİNSEL İLİŞKİYİ ETKİLER Mİ ?
Yaşlandıkça daha seyrek olarak cinsel ilişkiye girme eğilimi gösterirsiniz. Ama ilginiz sağlıklı olduğunuz sürece devam edebilir. Yaşalnma bir erkeğin ereksiyon olma yeteneğini etkileyebilir. Ereksiyonun oluşması eskisinden daha uzun süre alabildiği ve daha fazla uyaranı gerektirebildiği için, erkekler sık sık cinsel yetenekleri konusunda endişe duyarlar. Bir kadın yaşlandıkça daha az çekici olmaktan korkabilir. Yaşlı bir kadının vaginası daha az ve yavaş ıskanır. Yaşlanmayla ilgili endişeleriniz kalp hastalığıyla birleştiğinde cinsel isteğiniz ve performansınızı etkileyebilir.


İLAÇLAR CİNSEL İLİŞKİYİ ETKİLER Mİ ?
Kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkileyebilir. Bu ilaçlar arasında aşağıdakiler yer almaktadır:
Hipertansiyon ilaçları;
İdrar söktürücü ilaçlar;
Trankilizanlar;
Antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalpatışı için kullanılan bazı ilaçlar.
Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebilir. Erkeklerin cinsel sorunları arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu sürdürememe (empotans) yer alabilir. Bazı erkeklerde erken boşalma ya da boşalamama görülebilir. Kadınlarda vaginal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite) ya da orgazm olamayabilirler. Ama bu değişiklikler başka bir nedene bağlı olabilir. Bu nedenle ilaçlarınızı bırakmayın. Doktorunuzla konuşurken utanmamaya ya da çekinmemeye gayret edin. Çoğu kez ilaç tipi ya da dozundaki bir değişiklik sorunu çözebilir.


CİNSEL İLİŞKİYE HAZIRLANMAK
Siz ve eşiniz cinsel ilişkiye çeşitli şekillerde hazırlanabilirsiniz:
Sağlıklı bir günlük diyet, egzersiz, dinlenme ve ilaç rutini edinin.
Egzersiz kendinizi daha iyi ve daha güvenli hissetmeniz için mükemmel bir yoldur. Aerobik egzersizler arasında yürüme, koşma, yüzme, bisiklet ya da dans yer alabilir. Bu etkinlikler cinsel ilişki sırasında kalp hızının artması, nefessiz kalma ya da göğüs ağrısı olasılığını azaltabilir. Önce doktorunuzla konuşun.
Sigara içiyorsanız bırakmanız gerekir.
Kendinize karşı sabırlı olun. Duygularınızı anlamaya çalışın. Siz ya da eşiniz bir kalp krizi ya da kalp ameliyatından sonra kendinizi hassas hissedebilirsiniz. Duygularınız kolayca göz yaşlarından kahkahalara ya da mutluluktan öfkeye dönüşebilir. Bu ani duygudurum dalgalanmaları genellikle geçicidir. Bu nedenle birbirinize karşı sabırlı olmaya çalışın.
Cinsel beklentilerinizi birbirinize göre düzenleyin. Kalp probleminizden önce iyi bir cinsel yaşamınız olabilir. Cinsel ilişkiye yeniden başlamaktan korkuyor olabilirsiniz, ama bunun birbirinizden keyif almanızı engellemesine izin vermeyin.
Herşeyin normale döndüğünü göstermek için cinsel ilişkiye yeniden başlamakta acele etmeyin. Siz ve eşiniz hazır olmadan cinsel ilişkiye başlarsanız, korkularınız yok olmayabilir. Hatta daha fazla sorun ortaya çıkabilir. İlk başta çok fazla şey beklemeyin. Çoğu kişi kalp krizinden ya da ameliyatından sonra cinsel yaşamını yeniden düzenlemek zorunda kalır.
Cinsel ilişkiye yavaş yavaş yeniden başlar ve olaylarıu kendi akışına bırakırsanız hiçbir risk yoktur. Cinselliğe yeniden başlamak çoğu kez eşleri birbirlerine yaklaştırır. Şefkatin ve romantizmin yeniden canlanmasını sağlar. Kalp krizi ya da ameliyatından sonra cinsel ilişki stresi azaltabilir. Özgüveninizi arttırabilir.


ÇİFT OLARAK ÇABA GÖSTERMEK
Genellikle kalp hastalığının sorunları yalnızca kalp hastaları değildir; çünkü eşleride anksiyetik ya da depressif olabilirler. Eşinizin duyguları gibi sizin duyguşlarınızda evliliğinize gerginlik katabilir. Ikinizde birbirinizin duygularını kabul etmeli, saygı duymalı ve anlamaya çalışmalısınız. Bir hastanın eşi sık sık aşırı koruyucu olduğu ve yeterince yardım edemediği için tedirginlik duyar. Çoğu durumda eşler aşırı koruyucu olurlar. Taleblerde bulunmaktan ve eşlerini rahatsız etmekten hoşlanmazlar. Ya da eşlerinin normal etkinliklerini sürdürmelerine bile izin vermezler. Eşlerin kalp hastalığı nedeniyle suçluluk duyabilirler; bunun kendi hatalarından kaynaklandığını düşünerek kendilerine eziyet ederler. Diğer aile üyeleride fazlasıyla endişeli olabilirler. Siz ve aileniz depressif ve anksiyetik iseniz ciddi çatışmalar ortaya çıkabilir. Bir kalp krizi ve kalp ameliyatı sizin ve eşinizin her zamanki rollerinizi değiştirebilir. Örneğin eşiniz evin geçimini sağlayan kişi olmak zorunda kalabilir ya da daha önce sizin üstlendiğiniz ya da paylaştığınız ev işlerini tamamen üstlenmekten hoşlanmayabilir. Her iki durumda da eşiniz hastalıkla baş etmeniz ve uyum sağlamanızda önemli bir rol oynayacaktır. Eşler sık sık cinsel ilişkinin içerdiği riskler ve cinsel ilişki sırasında ortaya çıkan kariyak semptomlar nedeniyle kaygı duyabilirler. Hastanın cinsel problemleri ve ilişkideki diğer sorunlar nedeniyle kaygılanabilirler. Eşiniz öfke ve düş kırıklığı hissedebilir. Bir çiftin her zaman cinsel sorunları olabilir. Bir kalp krizi ya da ameliyatından sonra bu sorunlar ağırlaşabilir. Yaygın olarak duylan yakınmalar şunlardır:
Eşin cinsel ilişki için yanlış zaman seçmesi;
Gevşeyememe;
Ilgisizlik; ve
Ön sevişmenin yetersizliği.
Kural olarak, bir çift cinsel ilişki konusunda hastalıktan önce ne kadar sık yakınıyorsa hastalıktan sonra o kadar seyrek cinsel ilişkiye girmektedir. Sorunlar üzerine konuşun. Cinsel gereksinimlerini ve kaygılarını tartışan çiftler sorunlarıyla daha iyi baş eder gibi görünmektedirler. Iyi iletişim erken ve daha iyi cinsel ilişkiye yol açabilir. Çiftler ayrıca kaygılarını ve korkularını doktorla da konuşmalıdırlar. Bu tek başına ve birlikte yapılabilir.


CİNSEL İLİŞKİYE YENİDEN BAŞLAMANIN KURALLARI
Bu kurallar sizin ve eşinizin tam bir cinsel etkinliğe yeniden başlamanıza yardımcı olabilir:
Her ikinizinde dinlenmiş ve stressiz olduğunuz bir zamanı seçin. Cinsel ilişki için en iyi zaman dinlendirici bir gece uykusundan sonra sabah erken ya da kısa bir gündüz uykusu sonrasıdır.
Iyi bir yemekten sonra cinsel ilişkiye girmeden önce 1-3 saat beklemek en iyisidir. Böylece gıdaların sindirilmesine izin verilir. Diğer fiziksel aktiviteler gibi gıdaların sindirilmesi daha fazla kan gerektirir. Gıdaları sindirmek için çok kan kullandığınızda kalbiniz kan gerektiren diğer etkinlikler için daha fazla çalışmak zorunda kalır.
Rahatsız edilmeyeceğiniz, tanıdığınız, huzurlu bir yer seçin.
Cinsel ilişkiden önce reçete edilmiş ilaçlarınızı alın.
Bir kalp krizinden ya da ameliyatından sonra, insanların %75’i ön sevişme biçimlerini ya da cinsel pozisyonlarını değiştirmezler. Bazıları için kalp hastasının altta olması daha iyidir ama kalp ameliyatından hemen sonra insizyon nedeniyle rahatsızlık hissedebilirsiniz. Bu durumda eşinizle yüz yüze gelecek şekilde ya da eşiniz önünüzde ya da arkanızda olmak üzere yan yatın. Bu pozisyonlar göğüs duvarına daha az baskı yapar ve nefes almanızı kolaylaştırır. Nefes alıp vermekte güçlük çekiyorsanız eşinizle yüz yüze bir sandalyeye oturabilirsiniz. Ayaklarınızı yere koyabileceğiniz kadar alçak, geniş tabanlı sandalye kullanmak en iyisidir. Hemşireniz ya da doktorunuz cinsel tercihlerinizi ve alternatiflerinizi tartışmanıza yardımcı olabilir. Mastürbasyon bazı kişilerin kendine güvenmelerini yeniden kazanmalarına ve birleşmeye geçişin kolaylaşmasına yardımcı olabilir. Daha az kardiyak yanıta yol açar ve vücudun metabolik enerjisini daha az kullanır. Çiftler kardiyak semptomlardan korktukları için ya da cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedebilirler ama yinede sarılarak ve okşayarak iyi bir ilişki kurabilirler.


CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA BELİRTİLER ORTAYA ÇIKARSA NE YAPMALI ?
Cinsel ilişki sırasında kalbiniz daha hızlı ve daha güçlü atar, teniniz kızarabilir ve nemlenebilir. Bu değişiklikler normaldir. Kalpteki gerilimin semptomu değildir. Kalbin, yükünü kaldıramadığını gösteren angina semptomları şunlardır:
Çenede, boyunda, kolda, göğüste ya da midede bir basınç, ağrı ya da rahatsızlık hissi;
Belirgin nefes alma güçlüğü; ve
Çok hızlı ya da düzensiz kalp atışları.
Cinsel ilişki sırasında bu semptomlardan herhangi biri ortaya çıkarsa, eşinize durumu bildirin, etkinliğinizi azaltın, dinlenin ve doktorunuzun reçetesine göre ilaç alın. Semptomlar yok olunca cinsel etkinliğe yeniden başlayabilirsiniz. Semptomlar ilaçlarla gerilemez tya da cinsel ilişkiye yeniden başladıktan sonra tekrarlarsa tıbbi yardım isteyin. Aşağıdaki durumları doktorunuza bildirin:
Cinsel ilişkiden sonra uymakta ya da dinlenmekte güçlük çekiyorsanız;
Angina yeri, sayısı ya da şiddetinde bir değişiklik farkederseniz; ya da
Çok yorgunsanız.
Günlük rutininizde ya da ilaçlarda küçük bir değişiklik yapmanız gerekebilir.


ESKİSİ GİBİ DEĞİLSE
Kalp hastalığı olmayan çiftlerinde cinsel sorunları olabilir. Bu sorunlara katkıda bulunan faktörler şunlardır:
Çok fazla alkol;
Bazı ilaçlar ve kontrol altında olmayan tıbbi sorunlar;
Yorgunluk ve iyileşme stresi.
Cinsel rollerde değişiklikler olduğunda insanlar kendilerine güvenlerini yitirebilirler. Aşağıdakiler eklendiğinde cinsel sorunlar daha da ağrılaşabilir:
Korku;
Evlilik çatışmaları;
Önceki cinsel sorunlar;
Ailevi, hukuki ya da mali sorunlar; veya
Depresyon ya da diğer stresler.
Duygularınız, sorunlar ve olası nedenleri potansiyel çözümler hakkında konuşun. Bu sorunlarla ilgilenmezseniz, daha karmaşık fiziksel, duygusal ve sosyal sorunlar ortaya çıkabilir.


CİNSEL DANIŞMANLIĞA NE ZAMAN BAŞVURMALI ?
Cinsel ilişkiye ilişkin sorunlar önemli bir kaygı durumuna geldiğinde siz ve eşiniz doktorunuza danışabilirsiniz. Sorularınızı tek başına ya da çift olarak sorabilirsiniz. Bazı çiftler cinsel istek ve kaygılarını, birbirleriyle ya da bir danışmanla tartışmaktan hoşlanmazlar. Ama böyle bir tartışmadan siz ve eşiniz yarar sağlayabilirsiniz.


KALP HASTALARINDA VİAGRA KULLANIMI
Erkeklerde, uygun seksüel uyarıya karşın peniste ereksiyonun (setleşmenin) olmaması özellikle ilerleyen yaşla birlikte sıkça rastlanan bir durumdur. Ereksiyon bozukluğunun tedavisinde viagra ile olumlu sonuçlar alınmaktadır. Ereksiyon sorununun viagra ile ortadan kalkıp kalkmayacağı yönündeki soru işaretleri ve olası olumlu sonuç sırasındaki ani, aşırı heyecan kalp açısından olumsuz etkiler oluşturabilir. Tüm bunlar dikkate alınarak kalp hastalığı olanlarda ve olmayanlarda Viagra’nın kalp üzerine etkileri araştırılmıştır.
Kalp hastalığı olmayanlarda Viagra’nın kalp-damar sistemi üzerine önemli bir olumsuz etkisi gösterilmemiştir.Viagra kan basıncında hafif düşüşe (sistolik kan basıncında 8 mmHg, diyastolik kan basıncında 5 mmHg kadar) neden olursa da bu değişiklik genellikle iyi tolere edilir. Viagra kullanımının kalp hastalığı olmayanlarda kalp krizi riskinde artışa neden olduğu gösterilmemiştir.
Kalp hastalarında ise durum daha farklıdır:
Koroner kalp hastalarında ereksiyon sorununa rastlanma oranı yüksektir. Bunun bir çok nedeni vardır: cinsel istekte azalma, cinsel ilişkiden kaçınma, depresyon ve kullanılan ilaçlar gibi. Koroner arter hastalarında da viagra tedavisi ile olumlu sonuçların alınmasına karşın tedaviye başlamadan önce dikkatli bir değerlendirme gerekir. Hastalar iki grupta ele aınmaktadır:
1-Tedaviyle kalp hastalığı ile ilgili yakınmaları kontrol altına alınanlarda:
Hastaların egzersiz testine alınmaları ve test sonucuna göre cinsel ilişki sırasındaki riskin belirlenmesi gerekebilir. Yine bu hastalar tedavide sıkça kullanılan nitrat grubu ilaçları alıyorlarsa bu ilaçların kesinlikle viagra ile birlikte alınmamaları, en az 24 saat öncesinde kesilmeleri gerekir. Aksi taktirde ciddi kan basıncı düşüşü önemli sorunlar yaratabilir. Bir kalp uzmanı tarafından değerlendirilme koşuluyla bu gruptaki hastalarda viagra kullanılabilir.
2-Yakınmaları tedaviyle kontrol altına alınamamış olanlarda ya da yakın zamanda kalp krizi geçirenlerde Viagra kullanımından kaçınılmalıdır.


YANLIŞ İNANÇLAR
Cinsel ilişki ve kalp hastalığı hakkında endişeye neden olan ve iyileşmeyi yavaşlatan birçok yanlış inanç vardır. Aşağıda yaygın bazı yanlış inançlar ve gerçekler ele alınmaktadır:
Yanlış İnanç : Erkekler ve kadınlarda yaşından itibaren empotans ortaya çıkar. Kalp hastalığı her zaman empotansa ve cinsel isteksizliğe yol açar.
Doğru : Yaşlı erkekler daha yavaş ereksiyon olabilir, ama çoğunlukla cinsel ilişkiyi sürdürebilir ve ejakülasyonu gençlerden daha iyi kontrol edebilirler. Kadınlar menapozdan sonra da cinsel ilişkiden zevk alabilirler. Hatta bazı durumlarda daha fazla zevk alabilirler. Bunun nedeni kısmen kadının hamile kalma endişesinden kurtulmasıdır.
Yanlış İnanç : Kalp krizinden sonra cinsel ilişki çoğunlukla ani ölüme neden olur.
Doğru : Bu durum nadiren görülür. Olduğunda da genellikle evlilik dışı cinsel ilişkide görülür. Evlilik dışı cinsel ilişki büyük bir olasılıkla evlilikteki cinsel ilişkiden daha streslidir. Yeni bir partnerle performans endişesi daha fazla duyulabilir. Bazen fazla gıda ve alkol alınır. Evlilik dışı cinsel ilişki genellikle yeni bir mekanda olur.
Yanlış İnanç : Alkol cinsel ilişki için mükemmel bir uyarandır.
Doğru : Az miktarda alınan alkol gerilimin, korkuların ve suçluluk duygusunun azalmasına yardımcı olabilir. Bu da performansınızı ve duygularınızı olumsuz etkileyebilir. Öte yandan alkol güçlü bir deprsandır. Performansınızı daha çok olumsuz yönden etkiler. Alkolün uzun dönem etkileri ciddidir. Empotans gelieşn alkolikler içkiyi bıraktıktan sonra bile iyileşmeyebilirler.
Yanlış İnanç : Erkeklik hormonu erkeklerdeki cinsel dürtüyü arttırabilir.
Doğru : Erkeklik hormonu düzeyleri düşen erkeler daha fazla cinsel dürtüye ve cinsel yeteneğe sahip olabilirler. Bu, testosteron denilen bir ilaç alındıktan sonra görülür. Ama bu ilaç hormonun kanda normal düzeylere ulaşmasını sağlamaz.
Yanlış İnanç : Menapozdan sonra ya da kadınlık hormonları (östrogen) az olan kadınlarda östrogenler cinsel dürtüyü arttırır.
Doğru : Şimdiye kadar hiçbir çalışmada östrogenlerin kadınların cinsel dürtülerini arttırdığı bildirilmemiştir. Ama bu hormonlar ve kremler vaginayı kayganlaştırarak penisin girmesini kolaylaştırabilir. Böylece cinsel birleşme kadınar için daha kolay olabilir.
Yanlış İnanç : Kalp hastasının cinsel ilişki sırasında altta olması en iyidir.
Doğru : Çalışmalar üstte ya da altta olmanın hiçbir avantajı olmadığını göstermektedir.
Yanlış İnanç : Cinsel ilişki ile karşılaştırıldığında mastürbasyon sırasında kalp hızı yanıtı çok daha düşüktür.
Doğru : Mastürbasyon sırasında kalp hızı yanıtı daha düşüktür ama çok daha düşük değildir.
Yanlış İnanç : Bir kalp krizinden sonra cinsel dürtü ve fonksiyondaki azalma kalbin cinsel ilişkinin fiziksel taleplerine yanıt vermemesinden kaynaklanır.
Doğru : Birkaç vaka dışında kalp krizinin dışında, cinsel dürtü ve fonksiyon üzerindeki etkisi fiziksel değil, psikolojik olduğu görülmüştür. Cinsel ilişkinin fiziksel yükü azdır. Tempolu bir hızla 2 kat merdiven çıkmaktan farksızdır.
Yanlış İnanç : Cinsel ilişki sırasında angina ortaya çıkarsa, bir daha cinsel ilişkiden uzak durmak gerekir.
Doğru : Cinsel ilişki sırasında göğüs ağrıları nadiren kalp hastasının cinsel ilişkiden vazgeçmesini gerektirecek kadar şiddetlidir. Doktor cinsel ilişkiden 15-20 dakika önce Nitrogliserin (eşdeğer bir tablet) almasını önerebilir. Bu kalbin çalışmasına yardım edecek ve kalp ağrısını durduracaktır. Doktorunuz ayrıca fiziksel sorunları saptamanıza yardımcı olmak amacıyla bir egzersiz testi verebilir. Göğüs ağrılarını durdurmak üzere düzenli olarak ilaç almanızı isteyebilir. Ayrıca daha fazla egzersiz yapmanızı söyleyebilir.
SONUÇ : Siz ve eşiniz cinsel ilişki konusunda kendinizi daha iyi hissettiğiniz zaman, yaşamınızın diğer alanlarında da durum düzelebilir. Kalp hastalığı yaşamınızı hoşlanmadığınız bir biçimde değiştirebilir. Ancak aynı zamanda neyin daha önemli olduğunu düşünmemenize de olanak sağlayabilir. Bundan yaralanın!.. Aileniz ve arkadaşlarınızla ilişkileriniz daha iyi olabilir.


CİNSEL TERİMLER SÖZLÜĞÜ
Cinsellik : Bir erkeğin ya da kadının kişiliğinin cinsel duyguların ve davranışların tümünü içeren bir yönü.
Disfonksiyon, cinsel : Yetersiz cinsel yanıt ve orgazm olamama.
Ejakülasyon : Meninin boşalması.
Empotans : Erkeğin penisin sertleşmediği için cinsel ilişki kuramaması.
Ereksiyon : Cinsel uyarılmanın ya da hayallerin sonucu olarak penisin sertleşmesi ve büyümesi.
Frigidite : Kadının orgazm olamaması; anormal cinsel istek eksikliği.
Mastürbasyon : Cinsel birleşme dışındaki yollarla genital organları genellikle orgazma ulaştıracak biçimde uyarma edimi.
Orgazm : Cinsel etkinlikte cinsel uyarılmanın zirvesi ya da doruğu.
Önsevişme : Cinsel birleşmede eşlerin birbirlerini öperek, dokunarak ve okşayarak uyardıkları ilk evre.
Uyarılma : cinsel olarak heyecanlanma.
Vagina : Kadında jakabodan uterus servixine uzanan geçit.
Vaginal ıslanma : Cinsel uyarı sonrası sekresyonlar yoluyla doğal olarak ya da kayganlaştırıcı kremler ya da yağlar kullanılarak vaginanın yüzeyinde ortaya çıkan berrak sıvı.

Etiketler: , , , , , , ,

Ucuz Botox Estetiğine Dikkat!!!

Ucuz Botox Estetiğine Dikkat!!!

Çin malı Botox:
Her ürünün sahtesi de bir süre sonra piyasaya çıkıyor.

Botox bir marka. İçeriği “Botulinium toxin A” denilen ve bakteriden elde edilen bir madde. Son zamanlarda bu ilacın Çin malı olarak ve bavul ticareti ile getirildiğini, botox uygulaması yapan birçok doktorun bu kişilerce ziyaret edildiğini duyuyorum.

İçeriği, üretim şekli belli olmayan, yasal izin ve denetimden uzak bu sahte botox’lardan uzak durmanızı tavsiye ederim.
Bu konuda doktorunuz ile mutlaka görüşün.

Sıvı silikon:
Sıvı silikonun bir enjektör ile deriye verilmesi uzun zamandır birçok ülkede yasak. Buna rağmen ben neredeyse her ay bir yeni vaka görüyorum. Verilen bu silikonlar zamanla deri altında reaksiyona sebep oluyor, sertleşiyor ve cilde yapışıyor. Ele gelen sert topaklar, bazen de ciltte akıntılı yaralar oluşuyor.

En son FDA amerikada sıvı silikon ile bir onay verdi. Ancak bu sadece göz içerisine uygulanmak üzere verildi ve Amerika’da bile bu karar tersinden yorumlanarak sanki sıvı silikon enjeksiyonu serbest bırakılmış gibi bir hava yaratılmaya çalışılıyor.
Sonradan tedavisi imkânsız olan bir hata yapmamanızı öneririm.

Kokteyller:
Eğer birisi size bir “kokteyl” yapacak ise bu kokteylin içeriğini sormak sizin hakkınız. Birçok hastam kendisine sıvı silikon yapıldığını ancak sorunlar ortaya çıktıktan sonra anlayabiliyor ve bu hastaların birçoğu da kendisine bir vitamin ya da kollajen kokteyli yapıldığını ifade ediyor.

Tıpta meslek sırrı, özel formüller, kapalı kapılar arkasında hazırlanan mucize “kokteyller” olamaz. Bilmediğiniz hiç bir şeyi kendinize enjekte

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Giyim malzemelerinin bakımı

Kullandığınız her giysinin bakımı için dikkat etmeniz gereken farklı noktalar olacaktır. Çoğunlukla giysilerinizi otomatik çamaşır makinalarında yıkayabilirsiniz; fakat dikkat etmeniz gereken normal deterjan kullanmamak olmalıdır. Bunun yerine daha yumuşak temizlik maddesi olan yün şampuanı ya da tercihen bu tür giysilerinizi rahatlıkla yıkamanız için üretilmiş özel şampuanları tercih etmelisiniz. Genel olarak doğa sporlarında kullandığınız giysiler sentetik bazlı giysiler olduklarından 30 derece suda ve makinanızın hassas/yünlü çamaşır ayarında yıkamalısınız. En doğru bakımı uygulamak için ise, giysilerinizi yıkamadan önce mutlaka yıkama talimatlarını okumanız ve üretici firmanın önerdiği şekilde yıkamanız.

şimdi farklı giysiler için nelere dikkat etmeniz gerektiğine değinelim:

İç Giysiler
Bu tür giysiler tamamen sentetik bazlıdırlar ve sıcak su yerine 30 derece suda veya üreticinin önerdiği ılıklıkta su ile yıkanmalıdır. Sentetik kumaşların erime sıcaklıkları düşük olduğundan iç giysilerinizi asla ütülemeyiniz. Otomotik makinalarda yıkayabileceğiniz bu giysiler için yumuşak temizlik malzemeleri -sabun tozu, yün şampuanı- kullanmayı tercih edin ve normal yumuşatıcı kullanın. Bu tip giysileri tercihen oda sıcaklığında asarak kurutabilirsiniz.

Ara Katman Giysiler-Polarlar
Polar türü giysiler de yine sentetik yapıdadırlar bu yüzden deterjan kullanılmamalıdır. Sıcak su kullanmamaya, 30 derece suda ve makinanızın hassas/yünlü çamaşır ayarında yıkamaya dikkat etmelisiniz. Polarlarınızı asla ütülemeyiniz. Sıcak ütü polarınızın yanmasına neden olacaktır. Genel olarak da polarınızı gerek şehir içinde gerek doğada yanıcı maddelerden uzak tutmalısınız. Sigara külü gibi gündelik yaşamda çok dikkat etmediğimiz maddeler de polar türü kumaşları kolay bir şekilde yakabilir. Malzemenize en doğru bakımı uygulamak için en sağlıklısı, kullanma talimatını okuyarak bakımı hakkında detaylı bilgi sahibi olmanızdır.

Gore-Tex membranlı / Nefes Alabilen Giyim Malzemeleri
İster iki katlı ister üç katlı yapıda olsunlar, Gore-Tex membranlı ya da nefes alabilen türü kumaşlardan üretilen malzemeler de otomatik makinalarda rahatlıkla yıkanabilirler. Fakat kullanılan ısıya (30 derece) ve özellikle normal deterjan ve yumuşatıcı kullanmamaya özen gösterilmelidir. Uzun süre ve sık kullandığınız ceketinizin kirlendiğini ve zamanla performansının düştüğünü hissedersiniz. Yıkayarak, ceketinizin performansını düşüren kirden kurtulabilirsiniz. Gore-Tex membranlı ürünlerinizi yıkamanız için üreticiler özellikle bu amaca yönelik, ceketinizin dış kumaşının su kayganlığını artıran özel şampuanlar tavsiye etmektedirler. Bu şampuanlarla belli zamanlarda ceketlerinizi diğer malzemelerden ayrı olarak yıkamalısınız. Bunun yanında malzemelerinizi, toz sabun gibi yumuşak temizleyiciler ile de hassas çamaşır ayarında yıkayabilirsiniz.
Diğer giysilerin aksine Gore-Tex membranlı malzemelerinizi yıkadıktan sonra su kaydırıcılığını geri kazandırmak için buharlı bir ütünün kısık ayarında ütüleyebilirsiniz. Giysileriniz için en doğru bakımı kullanma kılavuzunu okuyup üreticilerin tavsiyelerini uygulayarak
yapabilirsiniz.

Dolgu Malzemeli Mont ve Yelekler (Kaz Tüyü Ceketler)
Bu tür malzemelerinizin bakımı için en doğru bilgiyi üretici etiketinden edinebilirsiniz. Genel olarak, dolgu malzemesinin cinsine göre farklı şekillerde malzemenizi yıkayabilirsiniz. Çamaşır makinasında yıkanabilirliğini yıkama talimatından kontrol etmelisiniz. Kaz tüyü ve sentetik dolgu malzemeli mont ve yelekler, genellikle çamaşır makinasında hassas çamaşır ayarında yıkanabilirler. Malzemeniz çamaşır makinasında yıkanamıyor ise ya da elde yıkamayı tercih ediyorsanız banyo küvetinde bol su ile yıkayabilirsiniz.Yıkarken normal deterjan ve yumuşatıcı kullanmamalısınız. Onlar yerine özel kaz tüyü malzemeler için
kullanılan kaz tüyü şampuanları ile temizlemelisiniz. Küvette yıkanılan malzemeleriniz için 3-4 kez bol su ile şampuanın aktığından emin olana kadar durulamalısınız. Yıkandığı zaman tüy malzemeler oldukça ağırlaşacağından taşırken dikkatli olmalısınız. Yıkadıktan sonra havadar bir yere malzemenizi serip aralıklarla çevirerek doğal bir şekilde kurutmalısınız. Bu tür
malzemelerinizi de asla ütülemeyiniz ve bakımı için kullanma / bakım talimatları ve üreticinin önerilerine uyunuz.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

akneler

AKNELER

Güneşin kurutucu etkisi ve iyotlu deniz suyu yazın akneyi aklımızdan çıkarır. Ama sonbahar ve kış, aknenin çoğaldığı dönemlerdir. Pek çok şey aknenin türüne bağlı olsa da, ultraviyole ışınlarının etkisi cildi kurutup, yağ üretimini düzenliyor. Bu yüzden sonbahar ve kış aylarında da solaryuma girerek aynı etkiyi yaratabiliriz. Gençlerde görülen akne, ergenliğin ilk dönemlerinde, vücutta gelişim ve değişimler başladığı sırada ortaya çıkıyor. Bu durum, bir dizi hormonal dengesizliğe bağlı. Doğal olarak bu gibi hormon dengesizlikleri yetişkinlerde de görülebiliyor. Örneğin, adet döneminde ortaya çıkan sivilceler bu tür bir dengesizlik sonucudur. Diğer bazı durumlarda ise, akne oluşumu, kortizon ya da B12 vitamini içeren ilaçlar, ya da dışarıdan uygulanan vazelin preparatları ve bitkisel yağların uzun süreli kullanımına bağlı.

TEMİZLİK NASIL OLMALI?
Cilt temizliği, sabahları derinin salgılarını harekete geçirmek; akşamları ise, gözeneklerde birikmiş kir zerreciklerinden kurtulmak için mutlaka yapılmalı. Cildinizin haftada 2-3 kez, tüm yağ kalıntılarını alacak bir maskeye de ihtiyacı vardır. Aynı zamanda cildi derinlemesine nemlendiren bir maske seçmeye özen gösterin.
10 DAKİKALIK BİR BUHAR BANYOSU

Haftada 1 kez, buhar banyosu hazırlayın. Gözeneklerin genişlemesini sağlayacağından, siyah noktalardan kurtulmanız kolaylaşacaktır. Başınızın üzerine bir havlu örterek, yarıya kadar kaynar su doldurduğunuz bir tencerenin üzerine eğilin. 10 dakika sonra, yüzünüzü kurulayın ve siyah noktaları sıkın. Bu işlemi yaparken, ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Parmak uçlarınıza sargı bezi sarıp noktaları sıkabilirsiniz. Ama sıkmakta zorlanırsanız fazla üstelemeyin. Cildiniz tamamen kuruduğunda tekrar buhara tutun. İşlem sona erdiğinde yüzünüzü bir tonikle dezenfekte edin.

HERKES İÇİN GEÇERLİ ÖNERİLER

Gençler arasında özellikle yaygın olan bu problemin çözümünde, cilt tipleri farklı olduğundan, kızların ve erkeklerin uygulaması gereken kürler de farklı. Ancak yine de, her iki cinsin de uyması gereken bazı kurallar var.

1. Doğru ve hijyenik temizlik: Cildi fazla hırpalamadan düzenli olarak yıkayın. Cildi fazla kurutmamak için pH değeri derinin doğal pH’ına yakın (5.5 civarında) bir temizleyici kullanılmalı. Daha da derinlemesine bir temizlik isteniyorsa, her 3-4 günde bir, gözeneklerde biriken yağ ve tozu alan kil maskesi uygulanabilir.

2. Beslenmeye dikkat: Çikolata ve şarküteri ürünleri sivilce yapar görüşü, çok yaygın fakat çürütülmüş bir iddia. Son araştırmalar, beslenmenin akne üzerinde doğrudan etkisi olmadığını gösterse de, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Meyve ve sebze açısından zengin, sağlıklı beslenme cildin en önemli dostu.

3. İyi dinlenin: En iyi güzellik kürü uyku. Stresten uzak bir ortamda dinlenebilmek çok önemli. Özellikle gecede en az 7-8 saat uyumak şart. Uykunun hormonal aktiviteyi düzenlediği herkesçe biliniyor.

4. Ellerinizi yüzünüzden çekin: Cilde zarar vermeksizin yok edilebilecek siyah noktalardan farklı olarak, kançıbanları asla sıkılmamalı. Aksi halde, iltihaplı enfeksiyon, ardında bir yara ve iz bırakarak yayılabilir.

5. Uzmana görünün: Kış gelip de akneler belirmeden önce mutlaka dermatologunuzla görüşün. Çünkü, yaz aylarında kuruyup hassaslaşan cildiniz, tatil öncesinde uyguladığınız akne tedavisini tekrarlamanızdan zarar görebilir.

6. Bitki çayları da işe yarıyor: Her gün organizmayı temizleme özelliği taşıyan bir bitki çayı içmek cildinize faydalı olacaktır. Özellikle ıhlamur ve rezene içeren çayların çok yararını görürsünüz.

KIZLAR İÇİN BAKIM

Pudra ve allıktan uzak durun: Cildi çabuk sivilcelenenler makyaj yapmaktan vazgeçmeli. Tabii biraz rimel ve bir parça ruja değil sözümüz. Herşeyden önce, hijyenik nedenlerle allık ve pudra kullanmaktan vazgeçmeli. Zaten aşırı salgılanan yağ ile dolmuş gözenekler, makyaj malzemeleri kullanılınca iyice tıkanıyor. Bunun yanında, estetik bir neden de var: Makyaj, kusurları gizlemek yerine çoğu kez daha da belirginleştiriyor. Az yağlı bir fondöten seçin. Makyajsız yapamayanlar hafif bir fondöten kullanabilir. Ancak, yağlı ciltler için özel olarak geliştirilmiş, siyah nokta oluşumuna neden olmayan (gözeneklerde birikecek madde içermeyen) bir malzeme seçilmeli.

Akne ve aşırı kıllanma: Akne yanında aşırı kıllanmadan da şikayet eden genç kızlar, antiandrojen hormonlar içeren doğum kontrol haplarından faydalanabilir. Ancak bu hapların 16 yaşın altındakilerce alınması sakıncalı olacaktır.

ERKEKLER İÇİN BAKIM

Hijyene daha fazla özen: Ergenlik çağındaki erkekler, katıldıkları sportif faaliyetlerin yoğunluğu yüzünden, yaşıtları olan kızlardan daha fazla terlerler. Bu bakımdan, hijyene özel bir önem vermeleri şarttır. Terlemenin ardından yüzün mutlaka yıkanması ve akneye karşı dezenfektan uygulanması gerekli.

Erkeklere özel kozmetikler: Bazı ilaç firmaları, akne tedavisi ilaçlarında, kızlar ve erkekler için ayrı formüller uyguluyor. Genç kızlara uygun olan ilaçlar daha hafif. Erkeklerin kendileri için hazırlanmış formülleri kullanmaları daha iyi sonuç veriyor.

Sık sık tıraş olun: Sakal uzamaya başladığında, kıllar, akne iltihabının artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden sık sık tıraş olmak gerekli.

Tıraş sonrası bakım: Kullandığınız after shave parfüm içermemeli. Akneli cilt, after shavelerin içerdiği alkole karşı oldukça duyarlı. Akne kremlerinde az miktarda bulunan alkol, cildin pul pul dökülmesine ve kurumaya neden olabilir. En iyisi alkolsüz tonikleri tercih etmek.

Akne artık sorun değil.
Aknelerin ilginç bir öyküsü var. Genellikle ergenlik çağındaki erkek ve kızların yüzleri sivilcelerle doluyor. Özellikle de delikanlı adayları tam karşı cinse ilgi duymaya başladıkları dönemde yüzlerinde beliren sivilceler yüzünden sıkıntı çekiyorlar. Ergenlik çağı sivilcelerine o dönemde vücuttaki hormon dengelerinin değişmesi neden oluyor. Akneler, yetişkinlerin de de en büyük sorunlarından biri. Yüzde, boyunda, omuzlarda ve sırtta çıkan sivilcelerden kurtulmak elbette mümkün. Aknelerin oluşmasında yağlı cilt ve bakteriler etkili. Bu nedenle, aknelerden yakınan bir kişinin öncelikle hayvansal yağlardan uzak durması gerek. Bu arada bağışıklık sistemini güçlendiren yiyeceklere ağırlık vermeli. Yağ ve şeker miktarı fazla olan hazır yiyecekler, akneleri çok iyi besler. Derinin doğal koruyucu yağı olarak bilinen sebumun üretimini azaltır. Çikolata, dondurma, sosis ve dondurulmuş hazır et yemekleri aknelerden yakınan kişiler için zararlı. Buna karşılık bol bol yeşil sebze ve narenciye türü meyveler yenmeli. E vitamini alabilmek için de sıvı yağlar kullanılmalı.

Hormon dengesi

Aknelerin hormon dengesizliğinin bir sonucu olduğunu belirtmiştik. Vücuttaki hormon dengesini düzene sokmak için her gün lahana yenmeli. Bu sebze ayrıca bakterileri öldüren sülfür içerdiği için de aknelere karşı güçlü bir savunma silahı sayılıyor. Mango, kiwi ve ananas gibi tropikal bölge meyveleri de çok yararlı. Tuz katılmamış sebze suları, çiğ meyve ve sebzeler ve salatalarla beslenilmeli. Akne ciddi bir sorun olursa mutlaka bir deri uzmanına baş vurulmalı. Ancak gerekli önlemler alınırsa, aknelerden doktor tedavisine gerek kalmadan kurtulmak mümkün.

Tedavi mümkün

Cilt uzmanları, aknelerin her zaman tedavi edilebileceği kanısındalar. Aknelere karşı kullanılan antibiyotikler yararlı oluyor. Ancak rasgele bir antibiyotik kullanmak yanlış. Cilt uzmanının önereceği antibiyotikler etkili olur. Ayrıca cilt uzmanları, hormon ve A vitamini alınmasını önerebilirler. Yiyeceklerin aknelerin kesin nedeni oldukları iddia edilemez. Ama çikolata yedikten sonra yüzde sivilceler çıkarsa, yiyeceklerin de akne nedenleri arasında sayılması gerektiği söylenebilir.

Sizi aynalara küstüren o minik sivilcelere savaş açın. Pahalı kozmetik ürünleriyle değil basit önlemlerle bu sorundan kurtulun. Doğru önlemleri alırsanız, o sivilcelerden eser kalmayacak.

Savaşa başlayın

Aknelere karşı savaş açıldığı zaman şunlara dikkat edilmeli:

Her gün 500 mcg A vitamini alınmalı. Kızlarda Adet öncesinde ortaya çıkan aknelere karşı da adet kanamaları başlamadan 10 gün önce, her gün düzenli olarak 50 mg B6 vitamini alınması doğru olur. Bu arada cildi çay ağacı yağıyla temizlemeli ayrıca bir kase yoğurda bir çay kaşığı deniz tuzu ilave ederek bu karışım cilde sürülmeli. Banyodan ya da duştan sonra vücut sırt fırçası ya da keseyle temizlenmeli. Güneşin zararlarından söz ediliyor ama aknelere karşı güneş banyosunun son derece yararlı olduğunu belirtelim. Güneşteki mor ötesi ışınların akneleri yok ettiği biliniyor.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

LSD Lida ile Kullanıldığında Ne Gibi Etkileri Olur?

LSD, serotonin reseptörlerini harekete geçirerek etkilerini oluşturur. Seratonin, pek çok önemli işlevde rol oynadığından LSD kullanımının birçok etkisi olabilir. Bunlardan bazıları uykusuzluk, titreme, nabız ve kan basıncı artışıdır. LSD kullanan kişiler; aşırı korku, dehşet duygusu dahil birçok heyecanı aynı anda hissedebilirler. Bu da lida zayıflık hapı kullananlar için hoş bir durum oluşturmaz. Tüm duyumları birbirine karışıyor ve yer değiştiriyor gibi görünebilirler. Öyle ki renkleri işittikleri ve sesleri gördükleri duygusunu yaşayabilirler. Halüsinojenler, çevrenizdeki şeyleri görme biçiminizi değiştirebilir. Bu deneyim, az çok optik yanılsamaya benzer. LSD kullanıcıları bu deneyimlerini “trip” olarak adlandırırlar.

LSD’nin çok küçük bir zerresi bile bu etkileri, tetikleyebilir. LSD’nin olağandışı, alışılmamış “flashback” denilen beklenmedik anlarda madde kullanmadan da etkilerinin ortaya çıkması şeklinde geri dönüşlerin yaşandığı bir yankılaması vardır. Birçok kullanıcı, madde kullanmayı bıraktıktan günler ya da aylar sonra bu flashbackleri yaşarlar. lida ilacı ‘nın böyle etkileri kesinlikle yoktur.

LSD Kullanımının Riskleri Nelerdir?

Yüksek dozlarda ve sık LSD alım, kullanıcıların “bad trip” diye tanımladıkları halüsinasyonların çok ileri düzeye vardığı, sanrıların geliştiği ve tam bir psikotik tablonun gözüktüğü duruma neden olur. Bu esnada kullanıcı korkutucu ve dehşet verici duygular yaşar. Davranış, düşünce ve duygularda kontrolü kaybetme endişesi olur. Delirme ve ölüm korkusu hissederler. Bu tabloya hissizlik, kaslarda güçsüzlük ve titreme eşlik eder. Motor becerileri ve koordinasyon bozulmuştur. Bazen nöbet ve bulantı da yaşayabilirler. Bu esnada intihar girişimleri sıklıkla olabilir. Ayrıca davranışlarda kontrol kalktığı için şiddet, kaza sonucu yaralanma ve ölümler, yaralama ve cinayetler olabilmektedir. Ancak yüksek dozdan dolayı ölüm rapor edilmemiştir.

Uzun süreli etkilerinden bir diğeri de kullanım sonucu beyin fonksiyonlarının kalıcı bir şekilde etkilenmesi olasılığıdır. Bu durum uzun süreli ruhsal rahatsızlıkların oluşmasına neden olabilir. Kullanıcılarda özellikle yaşanan halüsinasyonların etkisi ile gelişen psikoz görülebilir. Kısacası uyuşturucu kullanımından kaçınmanızı ve lida ile beraber hiç bir uyuşturucu madde kullanmamanızı öneriyoruz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

İçtiklerimizde şişmanlatıyor…

ABD’de yapılan bir araştırma, insanları yedikleri kadar, içtiklerinin de şişmanlattığını ortaya çıkardı.

resim100163 İçtiklerimizde şişmanlatıyor...Dr. Barry Popkin, “içeceklerin, katı yiyeceklerin aksine insanı tok tutmadığını, dolayısıyla insanların bunları daha fazla tüketme eğiliminde olduklarını” söyledi.

Kuzey Carolina üniversitesi tıp fakültesi tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, Amerikalılar, 1977 yılına oranla, içtikleri kolalı içeceklerdeki tatlandırıcılar nedeniyle günde 83 fazla kalori alıyorlar. Uzmanlar, günde fazladan 10 kalori alanların yılda yaklaşık yarım kilo şişmanlayacağını belirtiyor. Buna göre, günde fazladan 83 kalori alanların her yıl 3.6 kilo alacakları bildirildi.

Yetkililer, “kalori veren tatlandırıcılar” adını verdikleri maddeler arasında şeker, yüksek früktozlu mısır şurubu, maltoz ve dekstroz gibi ürünlerin bulunduğunu belirtiyorlar.

Araştırma hakkında açıklamada bulunan doktor Barry Popkin, “Ne kadar fazla kolalı içecek içersek o kadar fazla şişmanlarız” diye konuştu. Dr. Popkin, “içeceklerin, katı yiyeceklerin aksine insanı tok tutmadığını, dolayısıyla insanların bunları daha fazla tüketme eğiliminde olduklarını” da sözlerine ekledi.

New York Üniversitesi Tıp Merkezi beslenme uzmanı Samantha Heller de, “kolalı içecek tüketenlerin kilo aldıklarını ancak tartıya çıktıklarında ya da pantolonlarının içine sığmadıkları zaman fark ettiklerini” kaydetti.

En çok gençler tüketiyor

Bu arada, kolalı içecekleri en fazla 10-30 yaş grubundaki gençlerin tükettikleri belirlendi. Uzmanlar, “bu yaş grubundakilerin, kemik yoğunluğunu artıracak süt ve benzeri besleyici gıdalara ihtiyaçları bulunduğunu, en az ihtiyaçları olan şeyin ise şeker olduğunu” vurguladılar.

Kolalı içeceklerden sonra en fazla şeker içeren maddeler arasında tatlılar ve jöleler bulunuyor.

İçeceklerle ilgili araştırmanın sonuçları “Obezite Araştırmaları Dergisi”nde yayınlandı.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Matkap ucları ve delme yontemleri

Dübel takmak için önce delik açmak gerekir. Dolayısıyla bir de matkaba ihtiyacınız var. Delik açmada kullanılacak tekniğe göre, darbeli matkap ile elektropnömatik şahmerdanlı matkap arasından seçim yapabilirsiniz.

Ayrıca kenar mesafesini ya da eksenel mesafeyi de koruyun.

Delme Yöntemleri:
1) Normal delme:

Bu yöntemle deliği açmak için matkabı darbeliden normal konuma getirin. Özellikle tuğla duvarlar gibi delikli ve boşluklu duvarlarda veya alçıpan ve staf gibi giydirme sistemlerinde bu yöntemi kullanmak gerekir.

2) Darbeli delme:

Matkabı yüksek devir hızına ve küçük darbelerle çalışma konumuna getiriniz. Özellikle dolu tuğla, dolu sert tuğla ve dolu kireç-kum tuğla duvarlar gibi masif duvarlarda bu yöntem kullanılır.
3) Şahmerdanlı delme:

Duvar elektropnömatik bir matkapla, düşük devir hızında az sayıda fakat çok kuvvetli darbelerle delinir. Beton, doğal taş, granit ve benzeri çok dayanıklı yapı malzemelerini bu yöntemle delmek uygundur.

Diğer delme yöntemleri ise elmaslı delme ve özel delmedir.

Yük taşıma kapasitesi:

Seçtiğiniz dübellerin (resimde: TFS) yük taşıma kapasitesinden tam olarak faydalanmak için, deliğin çapı, yerleştirme derinliği ile vidanın çapının uygun olmasına dikkat edin.

Asgari derinlik:

Çerçeve dübelleri (örn. VLF) için: Asgari derinlik h1 = yerleştirme derinliği hef + azami montaj parça kalınlığı tfix + 10 mm ilave.

Ayrıca:
Deliği duvara dik açıyla açın ve delerken yönü değiştirmeyin. Açtığınız deliği mutlaka tozdan arındırın!

Normal delme yöntemi için: Normal konumda darbeli matkap ve beton matkap ucu

Darbeli delme yöntemi için: Darbeli konumda darbeli matkap ve beton matkap ucu

Şahmerdanlı delme yöntemi için: Elektropnömatik şahmerdanlı matkap, uygun matkap ucu

Etiketler: , , , , , , , , ,